T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/859 Esas KARAR NO : 2025/2231 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/495 Esas - 2022/947 Karar TARİHİ: 20/12/2022 DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/859 Esas KARAR NO : 2025/2231 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/495 Esas - 2022/947 Karar TARİHİ: 20/12/2022 DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ... Ticaret Limited Şirketi, davacı ..., dava dışı ..., ... ... HOLDİNG GMBH ile davalı ..., ..., dava dışı ..., ... arasında 26/09/2007 tarihli hisse alım satım sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği ... ... Dış Ticaret Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin hisselerinin davacılarında aralarında bulunduğu alacılara devredildiğini, davalı ...'nın 36.000 adet, diğer davalı ...'nın 3.640 adet hissenin maliki olduğunu, ... ... Dış Ticaret Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin toplam 40.000 adet hissesinin 39.996 adedinin davacı ..., 1 adedinin ... TR'ye, kalan hisselerin 1'er adet olarak dava dışı diğer alıcılara devredildiğini, 04/07/2008 tarihli genel kurul kararıyla ... ... Dış Ticaret Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin ünvanının ... ... Dış Ticaret Sanayi Ticaret Limited Şirketi olarak değiştirildiğini, müteakip ... ... Dış Ticaret Sanayi Ticaret Limited Şirketinin iltihak suretiyle ... TR ile birleştiğini, taraflar arasında düzenlenen 26/09/2007 tarihli sözleşmenin davalar başlıklı kısmanda ... ...'nın taraf olduğu davaların vs yazıldığını, bunlardan başka dava vs olmadığının beyan edildiğini, ... adılı çalışan tarafından ... Kimyaya karşı ikame edilen İstanbul 3.İş Mahkemesinin 2004/536 esas sayılı dosyanın taraflar arasında ki sözleşme tarihinden önce derdest olduğunu, davalıların bu dava sebebiyle ve teminatı olarak 100.000 EURO bedelli teminat mektubu verdiklerini ve teminat mektubunun süresinin değişik tarihlerde uzatılmasını sağladıklarını, iş kazası nedeniyle ... tarafından maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan söz konusu davada İstanbul 3.İş Mahkemesinin ... yararına 40.000 TL manevi, 316.750,57 TL maddi tazminata hükmettiğini, müteakip icra takibi yapıldığını, davacıların; 100.000 EURO luk teminat mektubunun paraya çevrilmesi ve bu bedelin icra takiplerinde yapılan ödemelerden düşülmesi nedeniyle 1.058.002,31 TL ödeme yaptığını, taraflar arasında ki sözleşme hükümleri, davalıların ... dosyası için 100.000 EURO bedelli teminat mektubu vermeleri ve kendilerine çekilen ihtarnamelere verdikleri cevaplar birlikte değerlendirildiğinde, davalıların ... davasının sorumluluğunu üstlendiklerinin ve sorumluluğu açıkça kabul ettiklerinin kabul edilmesi gerektiğini beyanla, davacıların ... davası nedeniyle ödedikleri 1.058.002,31 TL nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacılar tarafından genel hukuk kaidelerine aykırı olarak taraflar arasında 26/09/2007 tarihinde imzalanan sözleşmenin yanlış yorumlandığını, davacıların basiretli bir tacir gibi davranma ilkesine aykırı tutum ve davranış içinde olduklarını, davalıların hisse alım satım sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiklerini, davalıların ... davasına ilişkin sorumluluklarının 100.000 EURO ile sınırlı olduğunu, sözleşme hükümlerinin açık olduğunu ve davalılara başka yükümlülük yüklemediğini, davacının ödediğini iddia ettiği ... tazminatlarına ilişkin davalıların her hangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, davacıların iddia ettikleri zararlar ile davalıların sorumluluğu arasında ki illiyet bağını ispat etmeleri gerektiğini, neticede açılan davanın haksız, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla, açılmış olan davanın reddine, yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 20/12/2022 tarih ve 2022/495 Esas - 2022/947 Karar sayılı kararında;".....Dava;Elde ki dava, hisseleri davalılar tarafından davacılara devredilen şirket çalışanının iş kazası sebebiyle açtığı maddi ve manevi tazminat istemli dava sonunda hükmedilen tazminatların icra takibinde davacılardan tahsili neticesinde davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zararların 26/09/2007 tarihli taraflar arasında ki sözleşme hükümleri gereğince rücuen tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır......BAM kararı sonrası dosya 2022/495 esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de; Taraflar arasında sözleşmesel ilişki mevcut olup TBK 146 ( eski BK 125) - 149 ve taraflar arasındaki sözleşmenin 11.1 maddesi nazara alınarak davanın 10 yıllık zaman aşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmakla zaman aşımı def'inin REDDİNE karar verilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur. Anılan durum karşısında mahkememizin daha önce oluşturduğu gerekçe uyarınca taraf iddia ve savunmaları ,dosya kapsamına ibraz edilen deliller , bilirkişi rapor ,ek rapor ve tüm doya kapsamı nazara alınarak; davacı ... ... Ticaret Limited Şirketi, davacı ..., dava dışı ..., ... ... HOLDİNG GMBH ile davalı ..., ..., dava dışı ..., ... arasında 26/09/2007 tarihli hisse alım satım sözleşmesi akdedildiği, sözleşme gereği ... ... Dış Ticaret Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin hisselerinin davacılarında aralarında bulunduğu alacılara devredildiği, müteakip hisseleri devredilen şirketin Limited Şirkete dönüştürüldüğü ve bu şekilde ... TR şirketine iltihak suretiyle birleştiği, taraflar arasında ki hisse alım satımına ilişkin 26/09/2007 tarihli sözleşmenin Ek-11 in 5.maddesinde hisseleri devredilen şirkete karşı açılan davalar başlığı altında İstanbul 3.İş Mahkemesinin eski 2004/536 esas yeni 2015/33 esas sayılı dosyasının da kayıtlı olduğu, sözleşme tarihinde bahse konu davanın derdest olduğu, İstanbul 3.İş Mahkemesinin eski 2004/536 esas yeni 2015/33 esas sayılı dosyasını müteakip İstanbul 5.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında mevcut ödeme dekontlarından açıkça anlaşılacağı üzere, davacıların dekonta bağlı 1.224.428,28 TL miktarlı ve dekontta icra dosya numarası kayıtlı 23.590,12 TL ki toplam 1.248.018,40 TL ödeme yaptığı, yine İstanbul 3.İş Mahkemesinin eski 2004/536 esas yeni 2015/33 esas sayılı dosyası gereğince Rıhtım Vergi Dairesi Müdürlüğüne 24/10/2016 tarihinde 42.765,93 TL ödendiği, yine icra dosyasına verilen teminat mektubu gereğince davacıların 36.134,98 TL ödeme yaptıkları, ayrıca yukarıda yazılı davayı takip edene avukatlık ücreti olarak 64.983 TL ödeme yaptıkları, neticede davacıların toplamda dava neticesinde yapılan icra takibi ve borç nedeniyle 1.391.902,31 TL ödeme yaptıkları, taraflar arasında ki 26/09/2007 tarihli hisse alım satım sözleşmesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, sözleşmenin Ek-11 de listelenen İstanbul 3.İş Mahkemesinin 2004/536 esas sayılı dosyasında davanın kaybedilme riskine karşı davalıların 100.000 EURO bedelli teminat mektubu vermeleri, taraflar arasında ki ihtar ve cevabi ihtar içerikleri, davayı takip eden vekilinin davalılar tarafından belirlenmesi birlikte değerlendirildiğinde, davalıların sorumluluklarını 100.000 EURO ile sınırlandırmadıkları, söz konusu dava ve icra takibinden kaynaklanacak borçları üstlenme iradesinde oldukları kanaatine varılarak, dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bilirkişi rapor ve ek raporu dayanak tutulmak suretiyle, davalıların toplam borcundan; davacı tarafça nakde çevrildiği anlaşılan 100.000 EURO teminat mektubu bedeli 333.920 TL mahsup edilerek (-nakde çevrildiği tarihte ki teminat mektubu bedeli 333.920 TL dir 1.391.902,31-333.920=) bakiye 1.057.982,41 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜNE ile 1.057.982,41 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte taraflar arasındaki sözleşme gereğince müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların Hisse Alım Sözleşmesi Md.6.2.1.4'te sözleşme tarihi itibariyle İstanbul 3. İş Mahkemesinde 2004/536 Esas numarası ile görülmekte olan davanın şirket aleyhine bitme riskini kendi aralarında paylaştıklarını ve belirsiz bir ekonomik riski belirli bir hale getirdiğini, sözleşmede aksi bir düzenleme bulunmadığını, 26/09/2007 tarihli dava konusu sözleşmenin 19 maddeden oluştuğunu, toplam 27 sayfa olduğunu, tarafların tacir olduğunu, 5 milyon Euro'yu aşan bir işlem detaylarıyla düzenlenerek yapıldığını, bu itibarla davacıların ve davalıların hisse devrine ve şirkete ilişkin olarak esaslı ve önemli beklentilerini sözleşmeye aktardıklarının kabulünün gerektiğini, Somut olayda ... davasını tarafların incelemeler sırasında tespit ettiğini, incelediğini ve üzerinde bir anlaşma sağlayarak 100.000 Euro'luk teminat mektubu ile devredenlerin sorumluluğunu belirlediklerini, sözleşmede aksi yönde bir düzenleme bulunmadığını, Davacı tarafın müvekkillerin sınırsız süre ve sınırsız bedel ile sorumlu olduğu iddiasında bulunduğunu, bu yönde bir iddianın kabulünün mümkün olmadığını, mezkur sözleşmede karşılığının bulunmadığını, Tarafların ... davasını müzakere ettiğini ve davalıların toplam riskini 100.000 Euro olarak belirlediklerini, hisselerin toplam satış fiyatının da satıcıların bu 100.000 Euroluk riski dikkate alınarak belirlendiğini, dolayısıyla somut uyuşmazlığın tarafların ortaya çıkan net iradesine göre değerlendirilmesi gerektiğini, Gerek sözleşmenin 11.1. maddesi gerekse TBK'nın 222. maddesi gereğince somut olayda davalı müvekkillerin sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, çünkü müvekkillerin doğruluk hilafına bir beyanı ya da ihlal etmiş olduğu bir taahhüdü bulunmadığını, satıcının ayıba karşı sorumluluğunun en önemli şartının alcının satılanın ayıplı olmadığını bilmemesi olduğunu, TBK. M.22/1 uyarınca satıcının satım sözleşmesinin kurulduğu anda alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmadığını, ayrıca aşikar ayıbın varlığı halinde de satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun ortadan kalktığını, davalı müvekkillerin ayıbın bulunmadığı yönünde bir beyanı olmadığı gibi davacı tarafın da bu yönde bir iddiasının bulunmadığını, Davalı müvekkillerin bu davayı gizlemek için herhangi bir eylemde bulunmadıklarını, bilakis sözleşmenin hazırlanması aşamasındaki inceleme kapsamında davacılara bildirdiklerini, dolayısıyla davacıların böyle bir davanın varlığından haberdar olarak sözleşmeyi müzakere ettiklerini ve 26/09/2007 tarihinde sözleşmeyi imzaladıklarını, davacılar ile davalılar arasındaki Hisse Alım Sözleşmesinin imzalandığı tarihte mevcut olan İstanbul 3. İş Mahkemesinde 2004/536 Esas sayısı altında görülen dava, davacılar tarafından bilindiğinden TBK m.222 uyarınca davalıların söz konusu davanın aleyhe sonuçlanmasından dolayı davacıların uğradığı zarardan sorumlu tutulabilmelerinin mümkün olmadığını, Davacı yanın iddialarının zamanaşımına uğradığını, davacıların 01/01/2013 tarihinden önce davalılara yapmış olduğu bir tazminat talebi bulunmadığını, belirtilen zamanaşımı iddiasının kanundan kaynaklı değil, hisse devir sözleşmesi içeriğinden ve tarafların nispi ilişkisinden kaynaklandığını, müvekkiller tarafından ihlal edilen bir yükümlülük veya 01/01/2013 tarihinden önce davacı tarafından usulüne uygun yapılmış bir tazminat talebi bulunmadığını, müvekkillerin sorumluluğunun sözleşme tanzim esnasında kabul edilen 100.000 Euro'luk teminattan ibaret olduğunu, Davacıların söz konusu talepleri hakkında Beşiktaş 6. Noterliğinin 24/08/2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile 29/08/2016 tarihinde müvekkile tebliğ edilmekle 24/08/2016 tarihinde tazminat talebinde bulunduklarını, işbu davanın ise 28/10/2016 tarihinde ikame edildiğini, davacıların 01/01/2013 tarihinden önce yapmış olduğu bir tazminat talebi bulunmadığını, davacı tarafın tazminat talebine süre açısından itibar edilmesinin mümkün olmadığını, süresinde olmayan tazminat talebinin zamanaşımına uğramış olmasından dolayı reddinin gerektiğini, sonuç olarak müvekkillerin sorumluluğunun 01/01/2013 tarihine kadar ve 100.000 Euro bedel ile sınırlı olduğunu, bu tarihten önce davacı tarafından usulüne uygun yapılmış bir tazmin talebi bulunmadığını, Yerel mahkemenin 'davayı takip eden vekilin davalılar tarafından belirlendiği' gerekçesi ile müvekkillerin sorumlu olduğunu kabul etmesinin açık sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafın müvekkiller tarafından tavsiye edilen avukata ya da herhangi bir avukata vekalet verip vermemesinin tamamen kendi tasarrufunda olduğunu, Yerel mahkemenin 'taraflar arasındaki ihtar ve ihtara cevap içeriklerinden' bahis ile müvekkillerin sorumlu olduğunun kabulüne anlam vermenin mümkün olmadığını, zira müvekkiller tarafından keşide edilen Beşiktaş 2. Noterliğinin 23/03/2012 tarihli ihtarnamesinin SGK tarafından ikame edilen İstanbul 12. İş Mahkemesindeki dava ile alakalı olduğunu, dava konusunun dışında olduğunu, Dosyada mübrez bilirkişi raporlarının yanlı olduğunu, davalı müvekkil tarafından sözleşme gereğince verilen 100.000 Euro bedelli teminat mektubunun 333.920,00 TL olarak nakde çevrilmiş olmasından ötürü davaya konu ihtilafın (1.290.784,33 TL - 333.920,00 TL) 956.864,33 TL ile sınırlı olduğunu, zira 21/02/2019 tarihli ek bilirkişi raporunun 5 sayfasında yer alan değerlendirme başlıklı kısmın 1 ve 2 no'lu bendinde bu hususun açıkça kayıt altına alındığını, ancak işbu ayrıma raporun sonuç kısmında açık bir şekilde yer verilmediğini, Davacının kendi vekiline ödediği avukatlık ücreti ile teminat mektubu komisyon ücretinden müvekkillerin sorumlu tutulamayacağını, davacı ... Firması ile vekili Av. ... arasında sağlanan anlaşma doğrultusunda kendi aralarında belirlenen avukatlık hizmet bedelinden 3.şahıs konumundaki davalı müvekkilin bu bedelden (haberdar dahi olmadığı dikkate alındığında) sorumlu tutulmasının söz konusu olamayacağını, banka teminat mektubu komisyon ücreti açısından ise; söz konusu ödemelerin tamamen davacı tarafın kendi inisiyatifi ve ticari tutumu neticesinde tahakkuk eden bir masraf kalemi olduğunu, söz konusu bakiyeye dahil edilemeyeceğini, davacı tarafın ticari işlemleri esnasında doğan kendi ticari maliyetlerini müvekkile yüklemek istediğini, bu talebe itibar edilmesinin söz konusu olmadığını, Sonuç olarak ispat edilemeyen ve varsayıma dayalı rapora dahil edilen 64.983,00 TL avukatlık ücret ödemesi ile 36.134,98 TL teminat mektubu komisyon ödemesinden müvekkillerin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının bu yönden de kaldırılması gerektiğini, Davacıların iddia ettiği zarar kalemlerinin ve işbu zararlar ile müvekkillerin sorumlulukları arasındaki illiyet bağının ispatlanması gerektiğini, davacılar tarafından zarar kalemleri iddialarında belirtilen dosyaların ve işbu kapsamda yapıldığı belirtilen ödemelere ilişkin dekont ve tüm ödeme, paraya çevrilme belgelerinin dosyaya celbi ve yabancı dildeki belgelerin Türkçe çevirilerinin de yaptırılarak mahkemeye sunulması gerektiğini, Yerel mahkemenin davayı kabulü için gerekçe olarak gösterdiği "taraflar arasındaki ihtar ve ihtara cevap içerikleri"nin huzurdaki davaya değil, SGK tarafından ikame edilen rücuen tazminat istemli İstanbul 12. İş Mahkemesinin 2012/161 Esas sayılı davasına ilişkin olduğunu, Yerel mahkemece davaya konu olan İstanbul 3. İş Mahkemesinin 2004/536 Esas sayılı dosyasının bilirkişi marifetiyle incelenmesi ve yerindelik denetiminin davacıların 12 yıllık süreçte herhangi bir kasıt, kusur veya ihmalinin olup olmadığının ve de zarar ile müvekkillerin sorumlulukları arasında illiyet bağınını var olup olmadığının tespiti taleplerinin incelenmediğini, Huzurdaki davada dava dışı alıcılar ve dava dışı satıcıların göz ardı edildiğini, hisselerini satan şirketin diğer ortakları olan ..., ... aleyhine davanın ikame edilmemiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda müvekkillerin satın alınan şirketin %100 hissedarı olmamasından ötürü karar anında müvekkillerin hisse oranlarının dikkate alınması gerektiğini, buna karşın alıcı davacılar açısından da hisseleri satın alan diğer ortaklar Provida GMbH, JLC Chemie Handels ve ... ... Holding'in davaya dahil edilmemiş olduğunu, davacıların satın alınan şirketin %100 yeni hissedarı olmamasından ötürü karar anında davacıların hisse oranlarının dikkate alınması gerektiğini, Davacıların talep ettiği faizin de fahiş ve somut olaya aykırı nitelikte olduğunu, yerel mahkemenin eksik inceleme ve hukuki değerlendirmede hataya düşmek suretiyle davanın kabulüne ilişkin verdiği kararın hak, hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dairemizin 11/05/2022 tarih ve 2020/503 Esas - 2022/741 Karar sayılı kaldırma kararımız sonrasında mahkemece yapılan yargılama sonucu istinafa konu karar verilmiştir.Dava, İstanbul 3 İş Mahkemesinin 2015/33 esas sayılı ( eski 2004/536 esas) dosyasında hükmedilen tazminatların icra takibinde davacılardan tahsili neticesinde davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zararların taraflar arasında akdedilen 26/09/2007 tarihli hisse alım sözleşmesi uyarınca davalılardan rücuen tahsili istemiyle açılan alacak davasıdır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davacılar ... ... Ticaret Limited Şirketi, ..., dava dışı ..., ... ... HOLDİNG GMBH ile davalılar ..., ..., dava dışı ..., ... arasında 26/09/2007 tarihli hisse alım satım sözleşmesi akdedildiği, sözleşme gereği ... ... Dış Ticaret Sanayi ve Ticaret A.Ş. hisselerinin davacılarında aralarında bulunduğu alacılara devredildiği, müteakip hisseleri devredilen ... ... Dış Ticaret Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin Limited Şirkete dönüştürüldüğü ve bu şekilde ... TR şirketine iltihak suretiyle birleştiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında ki 26/09/2007 tarihli sözleşmenin TAZMİNAT VE SORUMLULUKLARIN SINIRLANDIRILMALARI başlıklı 11.1 Maddesinde;''....Satıcıların sözleşmede belirlenen yükümlülükleri 1 Ocak 2013 tarihine kadar geçerli olacaktır ve söz konusu sürelerin sona ermesinden önce ileri sürülen tazminat taleplerinden doğan tüm yükümlülükler tazminat talebine ilişkin kararın kesinleşmesine kadar geçerli olacaktır.''hükmü düzenlenmiştir.Davaya konu İstanbul 3 İş Mahkemesinin 2015/33 Esas (eski esas 2004/536 Esas) sayılı dosyasının dava tarihi 09/07/2004 olup dosyanın 28/05/2015 tarihinde karara çıktığı, verilen kararın temyiz edimesi üzerine Yargıtay 21 Hukuk Dairesinin 09/06/2016 tarih ve 2016/3227 Esas-2016/9544 Karar sayılı kararı ile düzelterek onandığı ve kararın kesinleştiği, sözleşmenin 11.1 maddesi ve sözleşmenin ek 11 hükümleri ile davalılar tarafından davacı tarafa kararın kesinleşmesinden önce gönderilen ihtarname ve davacı tarafça kararın kesinleşmesi akabinde davalı tarafa gönderdiği ihtarnameler birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu sürelerin sona ermesinden önce ileri sürülen tazminat taleplerinden doğan tüm yükümlülükler tazminat talebine ilişkin kararın kesinleşmesine kadar geçerli olacaktır hükmü gözetildiğinde, mahkemece davalıların zamanaşımı definin reddine karar verilmesi yerinde olup bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 6.2.1.4. Maddesinde;'' ...Satıcıların bu banka teminat Mektubu İstanbul 3 İş Mahkemesinde devam etmekte olan 2004/536 dosya numaralı davayı güvence altına alacaktır,'' hükmü düzenlenmiştir.Sözleşmenin 11.6. Maddesinde ise;'' ... ve ...'nın bu sözleşme kapsamındaki sorumlulukları müşterek ve müteselsildir...,'' hükmü düzenlenmiştir.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök ve ek raporlar alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı; Taraflar arasında ki 26/09/2007 tarihli hisse alım satım sözleşmesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, sözleşmenin Ek-11 de listelenen İstanbul 3.İş Mahkemesinin 2004/536 esas sayılı dosyasında davanın kaybedilme riskine karşı sözleşmenin 6.2.1.4. Maddesi uyarınca davalıların 100.000 EURO bedelli teminat mektubu vermeleri, taraflar arasında ki ihtar ve cevabi ihtar içerikleri, davayı takip eden vekilinin davalılar tarafından belirlenmesi birlikte değerlendirildiğinde, davalıların sorumluluklarını 100.000 EURO ile sınırlandırmadıkları, söz konusu dava ve icra takibinden kaynaklanacak borçları üstlenme iradesinde oldukları ve davacıların sözleşmenin 11.1 maddesi uyarınca alacaklı oldukları anlaşılmakla; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalılar vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 72.270,77 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 18.067,69 TL harcın mahsubu ile bakiye 54.203,08 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.