T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2048 Esas KARAR NO : 2025/2074 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI : 2014/482 Esas- 2025/603 Karar TARİH: 17/07/2025 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı isti…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2048 Esas KARAR NO : 2025/2074 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI : 2014/482 Esas- 2025/603 Karar TARİH: 17/07/2025 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava dışı müşterisine ait emtiaları mülkiyeti kendisine ait olan ... plakalı araç ile birlikte Pendik/İstanbul'dan Trieste/İtalya seferi için davalıya ait ... adlı ... gemisine yüklendiğini, 06/02/2008 tarihinde davalı taşıyıcıların kusur ve ihmali neticesinde müvekkili tarafından müşterisinin mallarının ve müvekkilinin aracının tamamen zayi olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararının tazminin karşılanması için davalıya Beyoğlu 31. Noterliği aracılığı ile ihtarname tebliğ edildiğini ancak müvekkilinin zararının karşılanmadığını, müvekkilinin zararının tazmin etmek için Üsküdar 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla Üsküdar 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, davalı aleyhine %40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu zararın gemide çıkan yangın sonucu meydana geldiğini, müvekkiline ait ... isimli ... gemisinin 03/02/2008 getarihinde hareket ettiğini, 06/02/2008 tarihinde saat 30 civarında geminin varma limanına ulaşmasına üç saat kala ana güvertedeki kamyonlardan birinde başlayan yangının 10 dakika gibi bir süre içerisinde tüm gemiyi sardığını ve gemideki tüm yüklerin tamamen zayi olduğunu, dava konusu olayda yangın müvekkili donatanın ve gemi adamlarının bir kusur yada ihmalinden kaynaklanmadığı gibi yangının çıkmasında müvekkili donatanın herhangi bir şahsi kusurunun da bulunmadığını, müvekkili donatanın dava konusu zarardan sorumlu tutulabileceği bir an için ihtimal dahilisinde görülse bile bu durumda müvekkili donatanın yük zararının tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonunun uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansinou 6. maddesinin 1.paragrafına göre toplam hesap biriminin 3.907.800 olduğunu ve toplam 7.331.423,58 YTL müvekkilinin borcu olduğunu, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 2.maddesi uyarınca dava konusu yükün zararından kaynaklanan tazminat alacağı dahil gemide bulunan yüklerin yanarak zayi olmasından kaynaklanan tüm tazminat alacaklarının sınırlamaya tabi olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19.madde de parça başına sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluluğunun 100.000,00 TL olarak sınırlandırıldığını beyanla hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise alacakların Sınırlama Fonu tesis edilerek fondon tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 17/07/2025 tarih 2014/482 Esas- 2025/603 Karar sayılı kararında;......Bu açıklamalara göre; bekletici mesele yapılan mahkememizin 2024/215 (ilk esas 2008/151) Esas sayılı dosyasında; Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı ilamı gereği, ... gemisinde çıkan yangın olayında davalılardan gemi donatanının sorumlu olmadığına karar verilmiş olup, eldeki uyuşmazlık bakımından dosya kapsamı ve anılan Yargıtay ilamına göre davalının sorumluluğunun bulunmadığı kanaati ile davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bekletici mesele yapılan pilot davanın henüz kesinleşmediğini, bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte olan ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, mahkemenin o davanın sonuçlanmasını beklemek üzere yargılamayı erteleyebileceğini, o davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici sorun yapabileceğini, davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte bulunması hâlinde iki dava arasında bağlantı var sayıldığını, bu halde bekletici mesele yapılan dosya henüz kesinleşmeden huzurdaki davanın ele alınarak Yerel mahkeme kararına göre karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, bekletici mesele yapılan pilot davanın kesinleşme haline göre huzurdaki dava açısından farklı sonuçlar doğacağını, pilot davada taraf olmadıklarını, davaya müdahale imkanlarının da mümkün olmadığını, bu nedenle her ne kadar donatanın sorumluluğunun tespiti açısından huzurdaki davanın etkileneceği açık ise de pilot davadaki karar kesinleşmediğinden ne tür bir savunma ya da itiraz ileri sürüleceğinin de bu noktada belli olmadığını;Teknik bilirkişiler tarafından oyçokluğuyla SOLAS'ın ISM hükümlerinin tam olarak yerine getirilemediği, gemi adamlarının öngörülemeyen tehlikeler karşısında müdahale edebilecek vasıflara sahip olamadıkları için ...'ın ilgili hükümlerine göre geminin "yola elverişli olmadığı" kanaatine varıldığını, buna göre yangının çıkış sebebi ile zarara sebep olacak kadar büyüyerek gemiyi sarması arasında ayrıma gidilerek söndürme aşamasında yaşanan raporda belirtilen zafiyetin dikkate alınması gerektiğini, o yüzden geminin yola elverişli olmadığı yönündeki teknik sonuç üzerinden hareket edilmesinin uygun görüldüğünü, ISM şirketinin gemi adamlarının gemiye uygun acil durumlardaki müdahale şekilleri eğitimlerinin yeterliliğine bağlı olduğundan, verilen eğitimlerin ve müdahale şekillerinin yetersiz olduğunu, her koşulda yetkili ISM şirketi ile acil telefon ile irtibat kurulmasının gerektiğini, şayet olay anında irtibat kurulmuş olsaydı, durum hakkında acil çözüm bulunabileceğini, ISM sorumlusuna 7/24 belirlenen telefon ile ulaşılması gerektiğinin .. hükümleri gereği sorumluluk olduğunu, olay esnasında ISM sorumlusu ile irtibat kurulamaması nedeniyle ISM şirketinin taahhüt ettiği acil cevap hizmetini vermeyerek, yangının önlenemez hale gelmesinden sorumlu olduğunu, ...'ın ISM hükümlerinin tam olarak yerine getirilemediğini, gemi adamları öngörülemeyen tehlikeler karşısında müdahale edebilecek vasıflara sahip olamadıkları için SOLAS'ın ilgili hükümlerine göre geminin "yola elverişli olmadığı" kanaatine varıldığını, teknik bilirkişiler tarafından oyçokluğuyla varılan sonuçta özetle gemi adamlarının yeterli eğitime sahip olmadığı, yeterli talim yapmadığı ve ISM Manager olarak adlandırılan şirketin kusurlu olduğuna kanaat getirildiğini, bu hali ile ayrık raporda teknik bilirkişilerin hem yola elverişlilik olmadığını, hem de bundan davalının yetkilendirdiğini ISM şirketinin kusurlu olduğunu belirttiklerini;Hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenen ayrık raporda ise; somut olayda önemli hususun illiyet bağı olduğu, taşıyanın "eşyanın yangın sebebiyle zıyaından başlangıçtaki elverişsizlik sebebiyle kişisel kusurlu olarak sorumlu tutulabilmesi için" elverişsizlik ile yangın / zarar arasındaki illiyet bağının mevcut olması gerektiği, bu konu hakkında taşıyanın başlangıçtaki elverişsizlikte kusurlu olmasaydı gereği gibi müdahale ile yangının ne kadarının engellenebileceğinin sorulması gerektiğinin vurgulandığını, teknik sonuçlar nazara alındığında geminin başlangıçta yola elverişsiz sayılabilmesi için esas sebebin gemi adamlarının sayısı ya da yangın sırasındaki davranışlarından ziyade, uygulama eğitimleri açısından yetersizlikleri olduğunu,...'ın ISM hükümlerinin tam olarak yerine getirilemediği, gemi adamlarının öngörülemeyen tehlikeler karşısında müdahale edebilecek vasıflara sahip olmadıkları konusundaki teknik görüşünün, geminin başlangıçta elverişsiz sayılması ve elverişsizliğin taşıyana kişisel kusur olarak isnadı için yeterli olduğunu, davalının yetkilendirip görev verdiği ISM şirketinin ve gemi adamlarının kusurundan da kaynaklansa yangın ile zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının mevcut olduğunu ve davalının zarardan sorumlu olduğunu, bu noktada davalının ISM seçimi ve denetiminde basiretli bir taşıyan gibi davranmadığı, seçim ve denetimde kusuru olduğunun da açık olduğunu, kusurun kaynağının ISM veya gemi adamında olmasının davalı ile bu kişiler arasındaki iç ilişki ile ilgili olduğunu, taşıyanın yardımcılarını seçmekte göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediğini ve bu yönü ile de şahsi ve ticari kusurlu olduğunu, 6762 sayılı Kanun'un 1062. maddesinin ikinci fıkrasındaki sorumsuzluk hükmünden faydalanamayacağını; ... gemisinin ISM yöneticisi olan şirketin hukuki açıdan taşıyanın yardımcısı konumunda olduğunu, bu şirketin seçim ve denetiminden taşıyanın sorumlu olacağını, bu şirketin geminin yola elverişsizliğine neden olan kusurlu davranışının da davalı taşıyanın kişisel kusuru sayılması gerektiğini, saptanan elverişsizlik hali ile yangın sonucunda ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının bulunduğu hususlarının göz ardı edildiğini, ayrıca ana güvertedeki yangın duvarlarının bulunmadığı ve geminin teknik eksikliği olduğu, yangının bu nedenle engellenemediği iddialarının pilot davada değerlendirilmedğini;Yerel mahkeme her ne kadar bozma kararına uymuş ise de, pilot davadaki bu hukuka aykırı durumun aynı olay nedeniyle milyonlarca zarara uğrayan diğer tüm hak sahiplerini de bağlamasının adil yargılanma hakkı ihlali olduğunu, bu nedenle huzurdaki dava açısından davalı taşıyanın, yardımcısı olan İSM şirketinin seçimi ve denetimi noktasında gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediğinin, başlangıçta İSM şirketini seçiminde ve daha sonra denetiminde kusuru olup olmadığının, ana güvertede bulunması gereken yangın duvarlarının bulunup bulunmadığının, buradan varılacak sonuca göre geminin teknik olarak da elverişsizliği olup olmadığının da araştırılması gerektiğini;Davalı taşıyanın, ISM şirketinin seçiminde basiretli bir taşıyan gibi dikkat ve özeni göstermediği, yola çıkmadan önce bu şirketin görevini usulüne ve mevzuata uygun olarak yerine getirip getirmediğini denetlemediğini, ana güvertede bulunması gerekli yangın duvarlarını kaldırarak böylece gerekli donanıma ve yeterliliğe sahip olmayan gemi ve gemi adamları ile yola çıkarak meydana gelen yangını önleyemediğini, en azından zararı azaltamadığını, bunun doğrudan davalı taşıyanın kusuru olduğunu ve salt ISM görevini bir başka şirkete vermiş olmakla sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını;Yargıtay kararında yer verilen Alman mahkeme kararının gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini, zira o davanın iddia ve savunmalarının neler olduğu, hangi mevzuat hükmüne göre karar verildiğinin belirli de olmadığını, bu noktada emsal kabulünün mümkün olmadığını, Yargıtay kararında taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği sonucuna gidilmiş ise de, davalı taşıyanın ISM şirketini basiretli bir taşıyan gibi uygun ve yeterli seçmek ve denetlemekle yükümlü olduğunu, ISM şirketinin yeterliliği, uzmanlığı, yola çıkmadan önce ne yapıp yapmadığının araştırılmadığını, bununla birlikte olay sırasındaki kusurlarına yer verildiğini, huzurdaki dava açısından davalı ile ISM şirketi arasındaki sözleşmelerin, yazışmaların, raporların, seçim ve denetime dair tüm evrakın celbine karar verilmesi, gelecek yazı cevaplarından sonra davalının ISM şirketinin seçimi ve denetimi konusunda kasıt, ihmal veya kusuru olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesini talep etmelerine rağmen mahkemece bu talepleri değerlendirilmeden hüküm kurulmasının kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, gelinen aşamada Yerel mahkemenin Yargıtay kararına uymak zorunda kaldığını, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, pilot dosyadaki karardan yola çıkarak huzurdaki davada da aynı kararı vermenin adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal edeceğini;İşbu gemi yola, yüke ve denize elverişsiz olduğu gibi davalının da gerekli dikkat ve özeni göstermede de kusurlu olduğunu, esasen hızlıca sönmesi mümkün olan yangının söndürülememesinde gerek gemi dizaynındaki eksiklik, gerek alınması gereken ileri koruma tedbirlerinin alınmaması, yangını engelleme ve yangını söndürme konusunda alınması gereken basit tedbirlerin alınmamasındaki özensizlikleri nedeniyle kusurları bulunduğunu, müvekkilinin belirtilen zararlarına davalının sebebiyet verdiğinin kabulünün gerektiğini;Huzurdaki davanın açılmasına müvekkili sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, pilot dosyadaki karara atfen donatan sorumlu olmadığına göre müvekkilinin de sorumlu olmadığını, dolayısıyla icra takibi ve huzurdaki davanın konusuz kalmış olacağını, takip ve davaya müvekkili neden olmadığından müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi gerekirken davanın reddine ve müvekkilinin yargılama giderlerine mahkum edilmesine karar verildiğini beyanla kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının müşterilerine ait emtiaların kendisine ait araç içerisinde, davalı taşıyana ait gemi ile nakliyesi esnasında gemide çıkan 06/02/2008 tarihli yangın sonucu emtianın ve aracın tamamen zayi olması nedeniyle oluşan zararın davalı donatandan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; iş bu dava bakımından bekletici mesele yapılan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/211 Esas, 2021/140 Karar sayılı kararının kesinleşmesi beklenmeden karar verildiği, pilot davada alınan teknik bilirkişi raporunda geminin yola elverişli olmadığı kanaatinin bildirildiği, davalının ISM seçimi ve denetiminde basiretli bir taşıyan gibi davranmadığı, seçim ve denetimde kusurlu olması sebebi oluşan zarardan sorumlu olduğu, Mahkemece talep edilen deliller toplanarak değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiği, davacının iş bu davanın açılmasına sebebiyet vermediği, bu nedenle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkindir.Somut olayda; içerisinde müşterilerine ait emtialarla birlikte davacıya ait aracın da içerisinde bulunduğu davalı ... ve Taşımacılık A.Ş.'nin donatanı olduğu ... isimli gemi varma limanı olan İtalya - Trieste'ye doğru Adriyatik Denizi'nde seyir halinde iken 06/02/2008 tarihinde, saat 05.30 civarında geminin ana güvertesinde nedeni tespit edilemeyen TIR araçlarının birinde yangın çıktığı ve yangına yapılan müdahalelerin başarısız kalması sonucunda geminin ve gemide yer alan tüm yükün yanarak zayi olduğu ihtilaf konusu değildir. Eldeki dava; bu yangında zarar gören yük ilgilileri ve sigortacıları tarafından davalı donatana karşı İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ikame edilen davalardan biri olup, ilk derece mahkemesi tarafından bu davalar arasında Çobantur Turizm Ticaret ve Nakliyat Anonim Şirketi tarafından donatana karşı açılan davada donatanın sorumluluğu yönünden pilot yargılama yapılarak, eldeki dava ile birlikte diğer tazminat davaları bakımından bu dosya bekletici mesele yapılmıştır. Bekletici mesele yapılan ve ... Turizm Şirketi tarafından İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nde ikame edilen 2008/151 esas sayılı dava dosyasında; mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu 27/01/2011 tarihli ve 2011/20 karar sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının yaptığı temyiz başvurusunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/07/2011 tarihli 2011/6376 esas, 2011/9220 karar sayılı ilamı ile davacının rapora itirazlarının karşılanmadığı gerekçesi ile kabul edildiği, bozma sonrası dosyanın İstanbul 51. (Kapatılan) Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/411 esasına kaydolunduğu, bu dosyada bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucu 19/12/2013 tarihli ve 2013/331 karar sayılı davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin temyiz yoluna başvurdukları, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/7243 esas, 2015/4347 karar sayılı ve 27/03/2015 tarihli ilamı ile; mahkemenin bozma öncesi aldığı ve çoğunluğu gemi inşa-gemi makine mühendisi olan bilirkişilerden oluşan heyet raporu, bozma sonrası alınan ilk raporun gemi inşa, gemi makine mühendisleri ve uzak yol kaptanından oluşan çoğunluk görüşü ile bozma sonrası alınan ikinci raporun ayrık görüşünde, dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğunun bildirildiği, yine bu raporlarda ... gemisi gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildiklerinin, tatbikatlarını yaptıklarının, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip olduklarının, ancak yangının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiğinin ve bu tür olaylarda kusur değerlendirmesi yapılırken, yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılıp ve büyüdüğünün, gemi adamlarının eğitildikleri ve tatbikatını yaptıkları şekilde tamamen insani duygular ile ani gelişen bu olağanüstü duruma müdahalede yetersiz kalmalarının geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağının belirtildiği, tarafları farklı olmakla beraber dava konusu ... isimli RORO gemisinde taşınmakta iken yanan treyler(içindeki yükler) ile ilgili olarak taşımanın kara taşıması ayağı için CMR Konvansiyonu hükümleri çerçevesinde görülüp sonuçlandırılan Federal Eyalet Mahkemesi’nin 15/12/2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da, dava konusu ... gemisinde meydana gelen yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğünün kabul edildiği, buna göre mahkemece teknik uzmanlık gerektiren bu konularda, teknik bilirkişilerin görüşleri yerine, ilk rapordaki hukukçu bilirkişinin ayrık görüşü ve ikinci rapordaki hukukçu bilirkişilerin çoğunluk görüşüne itibar edilerek davalıya ait geminin, yolculuğun başında yola elverişli bulunmadığının kabul edilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile kararı davalı yararına bozduğu anlaşılmıştır. Bozma sonrası dosyanın İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 2016/94 esasına kaydedildiği, mahkemenin 27/04/2016 tarihli ve 2016/189 karar sayılı kararı ile önceki kararda direndiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/11-624 esas, 2018/1566 karar sayılı ilamı ile; geminin teknik donanımının yolculuğun başında yola ve denize elverişli olup olmadığı hususunda raporlar arasında çelişki giderilmeden karar verildiği, geminin teknik donanımının yolculuğun başında denize ve yola elverişli olup olmadığı hususundaki çelişkinin yeniden bilirkişi raporu alınması suretiyle giderilmesi ile davalı taşıyan-donatanın gemi adamlarının kusurlarından dolayı sorumlu olup olamayacağının yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile direnme kararının bozulmasına karar verildiği tespit edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bozma ilamı sonrası mahkemece bozmaya uyularak yeniden bilirkişi raporu alınmış ve yapılan yargılama sonucunda 17/03/2021 tarihli ve2019/211 esas, 2021/140 karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, bu karara karşı taraf vekillerince yapılan temyiz başvurusu sonucu Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/4620 esas, 2023/1074 karar sayılı ilamı ile; tüm dosya kapsamına göre; dava konusu geminin yapısı, teknik donanımı, yangın algılama ve söndürme donanımı bakımından ulusal ve uluslararası normlara uygun olduğu, gemi adamlarının gemide çıkabilecek yangın konusunda eğitildikleri, tatbikatlarını yaptıkları, bu konuda gerekli ve yeterli belgelere sahip oldukları, yangın olayının denizde karşılaşılabilecek en tehlikeli olay olarak kabul edilmesi gerektiği, gemi personelinin yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi sonucu yangına müdahalede yetersiz kalmasının can korkusu ve panik duygusu gibi tamamen insani sebeplerle geliştiği, bu durumun geminin yolculuğun başında yola elverişsizliği sonucunu doğurmayacağı, ayrıca aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan Landshut Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği gerekçesi ile davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da nazara alındığında, davalının bir bütün olarak meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına bozulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 03/07/2024 tarihli 2024/215 esas, 2024/294 karar sayılı karara karşı davacının yaptığı temyiz başvurusu Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/5455 esas, 2025/4965 karar sayılı ve 08/07/2025 tarihli ilamı ile reddedilerek, bekletici mesele yapılan dosyada verilen davanın reddine ilişkin hüküm onanmıştır. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine dair verilen hükmün Yargıtay incelemesinden geçerek onanmış olması karşısında, davacının mahkemece bekletici mesele yapılan dosyanın kesinleşmesinin beklenmediğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından geminin denize, yüke ve yola elverişli olmadığına, yine donatan ve gemi adamlarının kusurlarının bulunduğuna, bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmadan ve deliller toplanmadan karar verildiğine yönelik istinaf sebebi; bu uyuşmazlıklar hakkında bekletici mesele yapılan dosyada teknik bilirkişilerden oluşan birden fazla heyetten rapor alınmış olduğu ve geminin ulusal ve uluslararası normlara göre yüke, denize ve yola elverişli olduğu, gemi adamlarının yangın konusunda eğitilmiş oldukarı, gerekli tatbikatların yapılmış olduğu, yangının denizde meydana gelebilecek en tehlikeli olay kabul edilmesi gerektiği, gemi adamlarının yangının çok hızlı ve kısa bir süre içerisinde yayılması ve büyümesi karşısında, can korkusu ve panik gibi insani sebeplerle yangına müdahalede yetersiz kalmalarının, geminin başlangıçta yola elverişli olmadığını kabule yeterli olmayacağı, davalı donatanın bu nedenle yangın nedeniyle meydana gelen zararlardan bir bütün halinde sorumlu olmadığı hususlarının Yargıtay denetiminden geçen mahkeme ilamı ile tespit edilmiş olduğu ve bu ilam kesin delil mahiyetinde olup aksinin ancak aynı nitelikte bir delil ile ispat edilmesinin gerektiği anlaşıldığından yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.