İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/02/2026 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin unvanını 1998 yılından bu yana tescilli ticaret unvanı olarak kullandığını, bu ibarenin aynı zamanda 2013 yılından bu yana marka siciline tescilli olduğunu, davalının unvanının müvekkili şirket adına tescil edilen ticaret unvanında yer alan ek kıs…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1350 KARAR NO: 2026/360 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/02/2023 NUMARASI: 2022/67 Esas - 2023/95 Karar DAVA: Haksız Rekabetin Tespit, Meni ve Unvanın Terkini DAVA TARİHİ : 18/12/2018 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/02/2026 Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin unvanını 1998 yılından bu yana tescilli ticaret unvanı olarak kullandığını, bu ibarenin aynı zamanda 2013 yılından bu yana marka siciline tescilli olduğunu, davalının unvanının müvekkili şirket adına tescil edilen ticaret unvanında yer alan ek kısımlarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olması nedeniyle iltibas meydana geldiğini, ... Otomotiv tarafından düzenlenen 22/02/2018 düzenleme tarihli faturanın davalıya gönderilmesi gerekirken işbu benzerlik nedeniyle müvekkili şirkete gönderildiğini, benzerliğin bu şekilde öğrenildiğini, davalının müvekkili ile aynı alanda ticari faaliyet yaptığını belirterek haksız rekabet nedeniyle müvekkilinin tescilli ticaret unvanına vaki tecavüzün tespiti ve meni ile davalının unvanında iltibasa yol açan '...' ibaresinin sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin unvanının tescilli olduğunu ve ... ve.... kelimelerinin ayrı yazıldığını, müvekkili şirketin ticaret unvanı ile davacı şirketin ticaret unvanının iltibas yaratacak ve haksız rekabete teşkil edecek şekilde benzer olmadığını, kaldı ki müvekkilinin ticaret siciline tescilinin üzerinden uzun süre geçtiğini ve huzurdaki davanın makul sürede açılmadığından sessiz kalma nedeniyle hak kaybı oluştuğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: İstanbul 19. ATM'nin 2018/70 E. 2019/403 K. Sayılı ve İstanbul ..... FSHM'nin 2020/202 E. 2020/416 K. sayılı davalarında karşılıklı olarak verilen görevsizlik kararı üzerine İstanbul BAM 37. HD'nin 2021/372-1867 sayılı kararıyla görevli mahkeme olarak İstanbul 19. ATM tespit edilmiştir.Mahkemece; her iki şirketin ticaret unvanında ayırt edici unsur olarak "......." ve “....” ibarelerine yer verildiği, unvanda yer alan “...” ibaresinin davacının “...” ibaresi ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu, benzer isimlerle aynı alanda hizmet veriyor olmalarının müşteri çevresi yönünden karışıklığa sebebiyet vereceği ve bu anlamda haksız rekabet teşkil ettiği, buna karşılık ticaret sicil kaydına göre davacı şirketin kuruluş tarihinin 1998 yılı olduğu, .... ibareli markanın 11.09.2013 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin kuruluş tarihinin ise 2005 yılı olup, marka tescil tarihinin 12.04.2011 olduğu, davanın 2018 yılında açıldığı, davalının kötüniyetli olduğuna dair dosyada bir delil olmadığı ve davalı şirketin kuruluşundan 13 yıl sonra unvanın terkini talebinde bulunulmasının TMK'nın 2. maddesi anlamında iyiniyetli olarak kabul edilemeyeceği, bu durumun davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğramasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ... marka ismini kullanmak suretiyle davacıya yönelik haksız rekabette bulunduğunun tespitine, haksız rekabetin menine, davalının ticaret unvanındaki ... ibaresinin terkini talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; terkin talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; müvekkilinin unvanının tescilli olması nedeniyle haksız rekabet söz konusu olmadığını, mahkemece haksız rekabete ilişkin hükmün yerinde olmadığını, kaldı ki davanın sicile tescilden çok uzun süre sonra açıldığını, davacının dava açma hakkının bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, ticaret unvanı aleyhine tecavüzün tespiti, unvanın kullanılmasının yasaklanması, ticaret sicilinden silinmesi ve haksız rekabetin tespiti ile meni istemlerine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nun 52. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, ticaret ünvanının ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibinin bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret ünvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını isteyebileceği, yine TTK'nun 45. maddesinde de bir ticaret ünvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir ünvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılacağı hükme bağlanmıştır. Bu türden açılan davalarda, terkini talep edilen, davalıya ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir. Buna karşın üzerinde önemle durulan bir başka husus ise bir başka tacire ait ticaret unvanının terkinini talep eden davacının davasını belirli ve makul bir süre içinde açıp açmadığı, bir başka anlatımla sessiz kalma ve göz yumma ile hak kaybına uğrayıp uğramadığıdır (Yargıtay 11. HD'nin 03/04/2013 tarih, 2013/974-6703 sayılı kararı).Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ise, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesine dayanmaktadır. Anılan madde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü haizdir. Buna göre, anılan madde ile hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki temel ilkeye yer verilmiş olup, öncelikle hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi ticaret unvanları yönünden açılacak davalarda da söz konusudur. Gerçekten aynı veya benzer bir ticari ad ve işaretin başka bir kişi tarafından ticaret unvanında kullanılması hâlinde önceki hak sahibinin dava açarak bu unvanın terkinini veya değiştirilmesini talep etmesi mümkündür. Ancak bu hakkın kullanılması imkânının önceki hak sahibine sınırlandırılmaksızın tanınması bazı hâllerde haksız sonuçlar doğurabilmektedir. Zira iyi niyetli olarak ticaret unvanını tescil ettirmiş ve kullanmaya başlamış olan tacirin, para ve emek sarf ederek bu unvan altında yatırımlar yapması, ancak önceki hak sahibinin bu durumdan haberdar olmasına rağmen uzun süre sessiz kaldıktan sonra dava açması “dava hakkının kötüye kullanılması” olarak nitelendirilmelidir. Keza sonraki ticaret unvanının bilinmesi veya devam eden tecavüze karşı uzun süre sessiz kalındıktan sonra dava açılması, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilecektir. Davacı taraf davalının ticaret ünvanının terkinini talep etmiş ise de; dosyada bulunan ticaret sicil kaydına göre davacı şirketin kuruluş tarihinin 1998 yılı olduğu, .......... ibareli marka tescil başvurusunun ise 12.07.2012 tarihinde yapıldığı ve 11.09.2013 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin ise 2005 yılında kurulduğu ve ... ibareli marka tescil başvurusunun 11.01.2010 tarihinde yapıldığı ve 12.04.2011 tarihinde tescil edildiği sabittir. Davalının ticaret unvanı tescille birlikte aleniyet kazanmıştır. İş bu davanın ise 2018 yılında açıldığı, davalının kötüniyetli olduğuna dair dosyada bir delil olmadığı ve davalı şirketin kuruluşundan 13 yıl sonra unvanın terkini talebinde bulunulduğu anlaşılmakla aradan geçen süre nazara alındığında davacının bu aşamada terkin talebinde bulunma hakkını kaybettiği sonucuna varılmaktadır. Dolayısıyla terkin isteminin reddi yerindedir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Buna karşılık tarafların ticaret unvanları arasında sunulan bilgi ve belgeler uyarınca iltibas olduğu benzer isimlerle aynı alanda hizmet veriyor olmalarının müşteri çevresi yönünden karışıklığa sebebiyet vereceği ve bu anlamda haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilmiş ise de davalının ticaret ünvanı 2005 yılında tescil edilmiş olup, kullanımı tescile dayalı yasal bir kullanım olduğu ve bu kullanımın haksız rekabet oluşturmayacağı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/02/2015 tarih 2015/1365-2583 sayılı kararı) gözetilerek haksız rekabete yönelik istemin reddi gerekirken kabulü doğru olmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; haksız rekabetin varlığının kabulü doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/... Esas - 2023/.. Karar sayılı ./02/2023 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;"Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 696,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yatırılan 36-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/02/2026