(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/11594 E. , 2013/14086 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Mala zarar verme, Görevi yaptırmamak için direnme, Kasten yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli …
**(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/11594 E. , 2013/14086 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Mala zarar verme, Görevi yaptırmamak için direnme, Kasten yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. 5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir ... için değil, görevine giren bir ... için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, olayın gelişimi sırasında sanığın,cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nın “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukukî anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Somut olayda; sanığın, daha önce bıçakla yaraladığı ... isimli şahsın, tedavisi için İskenderun Devlet Hastanesi'ne götürüldüğünü öğrenmesi üzerine, elinde bıçak olduğu halde adı geçen hastaneye gelip, içeri girmek istediği, müşteki görevli polis memurlarının sanığın hastaneye girmesine engel olmak istedikleri, bunun üzerine sanığın müştekilere "yaraladığım şahsı öldürmeye geldim, onu elimden kimse alamaz, bu bıçağı size vermem, almak isteyeni öldürürüm" şeklinde tehditte bulunduğu ve elindeki bıçağı üzerine gelmekte olan müşteki polis memurlarına doğru gelişi güzel salladığı, bu esnada "sakın gelmeyin, bıçağı almak isteyeni öldürürüm" sözlerini sarfedip, olay mahalline gelen kardeşi olan diğer sanık ...'ı yanına çağırıp, elindeki bıçağı diğer sanık ...'a verdiği ve ona "buradan hemen kaç, bıçağı da polislere kesinlikle verme" dediği, sanık ...'ın elindeki bıçağı diğer sanığa vermesi üzerine, müşteki polis memurlarının sanığı yakaladıkları ve zorla ekip otosuna bindirdikleri, ancak sanığın araçtan inerek kaçmaya çalıştığı bunun üzerine müşteki polis memuru ...'ün sanığın kaçmasına engel olmak istediği, bu esnada sanığın müşteki polis memuru ...'ün üniformasına zarar vererek "sizin hepinizi öldüreceğim, siz kim oluyorsunuz, yarın dışarıya çıktığımda hepinize göstereceğim" sözlerini sarfettiği, sanığın tekrar ekip otosuna bindirildiği, bu sırada tekmeyle ekip otosunun kızaklı yan kapısını eğip, eliyle döşeme kılıfını söktüğü, ayrıca ekip otusunun içerisinde bulunan evrak dolabına tekme atarak, dolaba zarar verdiği, olaylar esnasında sanık ...'ın, müşteki polis memuru ...'ın ayağına basmak suretiyle, ayak parmağı kemiğinde hayati fonksiyonlarını hafif derecede etkiler nitelikte kırık oluşmasına sebebiyet verdiği ve onu basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede yaraladığı, anlaşılmakla mala zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme ve kasten yaralama suçlarının işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir, Sanık hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” suçundan kurulan hükümde, tek fiille birden fazla kamu görevlisine karşı gerçekleşen eylemde, teselsül koşulları bulunduğu halde TCK'nın 43. maddesinin uygulanmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve O Yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 25.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.