T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1220 KARAR NO : 2026/32 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/03/2022 NUMARASI : 2021/1121 Esas - 2022/225 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1220 KARAR NO : 2026/32 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/03/2022 NUMARASI : 2021/1121 Esas - 2022/225 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dış ticaret firması olarak iç piyasadan tedarik etmiş olduğu ürünleri yurt dışına ihraç ettiğini, bu faaliyeti kapsamında; davalıdan 18.2.2020 tarihli ... numaralı fatura ile 3.118,500,00 TL bedelle 1.650.000 adet maske satın aldığını, satın alınan ürün bedellerini de davalıya ödediğini, davalıdan almış olduğu bu ürünleri, başka firmalardan da tedarik ettiği ürünlerle birlikte İstanbul Havalimanı Gümrük Müdürlüğünün 18.2.2020 tarih ... sayılı ihracat beyannamesi ile ... Ltd. Şti ( Çin ) ihraç ettiğini, müvekkili firma mevzuat gereği, iç piyasadan tedarik ederek Yurt dışına ihraç ettiği ürünlerle ilgili olarak bağlı bulunduğu Sultanbeyli Vergi Dairesine KDV iadesi için başvuruda bulunduğunu; gösterdiği teminat mukabilinde KDV iadesini vergi dairesinden tahsil ettiğini, ancak Sultanbeyli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün, düzenlemiş olduğu 18.11.2020 tarih ve E-... sayılı tutanak ile müvekkili şirket aleyhine 231.000,00 TL fazla KDV iadesi yapıldığından bahisle reesen tarh işlemi yaptığını ve bir kat vergi ziyaı cezası düzenleneceğini bildirdiğini, yapılan araştırma ve inceleme sonucu, iadesi istenen 231.000,00 TL KDV sorununun, davalıdan satın alınan ürünlerle ilgili olarak davalının alt tedarikçi firmalarından kaynaklandığının tespit edildiğini, süreç içinde konu ile ilgili olarak Vergi Dairesi Müdürlüğünün yaptığı yazışmalar, düzenlendiği ödeme emri sonucu müvekkilinin, Vergi Dairesi Müdürlüğüne 275.000,00.-TL ödemek zorunda kaldığını, netice itibariyle müvekkili şirketin, KDV'si ile birlikte bedelini ödemek suretiyle yapmış olduğu alım nedeni ile, iadesi gerçekleşmeyen KDV'den dolayı 231.000,00.-TL zarara uğradığını, müvekkilinin uğramış olduğu bu zarardan davalının sorumlu olduğunu iddia ederek, 275.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren avans faizi ile bilikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; Davacı firmaya 18.02.2020 tarihinde %8 KDV dahil 3.118.500,00-TL'na tekabül eden 1.650.000 adet "2 katlı lastikli maske" satışı gerçekleştiğini, bu satışa istinaden vekil eden firma tarafından 18.02.2020 T tarihli E-Arşiv Faturası düzenlendiğini, satılan ürünlere karşılık olarak davacı firma tarafından ödemenin çek olarak yapıldığını, ürün alım - satımı, ürüne ait özellikler, anlaşılan fiyat ve ödeme şekli noktasında müvekkili şirket ve davacı firma arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, davacı firma tarafından satın alınan ürünler yurt dışına ithal edildikten sonra KDV iadesi ile alakalı olarak (içinde vekil eden firmadan alınan ürünlere ilişkin faturada bulunacak şekilde) ilgili vergi dairesine müracaat edildiğini ve 546.253,12-TL tutarında KDV iadesi davacı firma tarafından vergi dairesinden tahsil edildiğini, davacı firmanın dava dilekçesinde; vekil eden firmadan yaptığı ürün alımı neticesinde gerçekleşmeyen KDV iadesi açıklamasının gerçeği yansıtmadığını, yeminli mali müşavir tarafından müvekkili firmanın ürünleri satın aldığı firmanın altında yer alan diğer alt firmalar ile alakalı karşıt inceleme yapılamadığı iddiasıyla resmi kurum ve kuruluşlar tarafından tespit edilen herhangi bir usulsüzlük, sahtecilik, hukuka aykırılık ve benzeri bir hadise olmaksızın Kasım 2020 tarihinde davacı firma tarafından kendiliğinden vergi dairesine müracaat edilerek düzeltme beyannamesi verildiğini, mevcut talebini Mart 2021 tarihinde yinelediğini ve "Haksız Alınan İadenin Geri Ödenmesine İlişkin Dilekçe" verildiğinin sabit olduğunu, vergi dairesi tarafından davacı firmanın geri ödemek istediği tutarın; 15 gün içinde geri ödenmediği gerekçesiyle vergi ziyaı cezası ile tarh edildiğini, tebliğ edildiğini ve tahsil edildiğini, davacı firma tarafından KDV iadesinden kendi istek ve iradeleri ile çıkarılan fatura ve iade edilmek istenen tutarın belli olduğunu, bunun bildiriminin davacı firmanın yaptığını, vergi dairesi tarafından re'sen harekete geçilmediğini, dolayısıyla davacı firmanın dava dilekçesinde belirtiği üzere vergi dairesi tarafından yapılan "re'sen tarh" işleminin söz konusu olmadığını, bu nedenle davacı firma tarafından tahsil edilen KDV iadesinin 231.000,00-TL kısmının kendi istek ve iradesi ile vergi dairesine geri ödenmesi ve kanunda yazılı olan süreye riayet edilmemesinden kaynaklı uğranılan yaptırımdan vekil eden firmaya atfedilebilecek bir kusur veya vekil eden firma yüzünden uğranılan zarar halinin bulunmaması nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava dosyamızda ispat yükü KDV iade işleminde davalının kusurlu olduğunu ve buna bağlı olarak zarara uğradığını iddia eden davacı üzerinde olup, taraf iddiaları bu muvacehe ölçüsünde değerlendirilmiştir. Davacının iddiası doğrultusunda yapılan işlemlere dair Sultanbeyli Vergi dairesine müzekkere yazılmış ve yapılan işlemlere dair kayıtlar dosyamız arasına alınmıştır.Gelen cevaba göre davacının kendisi tarafından vergi dairesine bildirimde bulunulduğu, vergi dairesince inceleme yapıldığı, yapılan inceleme neticesinde fazladan davacıya iade edilen KDV bedelinin tekrar iadesi istendiği, davacının süresinde iade yapmaması nedeniyle ayrıca cezalı bir şekilde ödeme yaptığı anlaşılmıştır.Vergi dosyası içerisinde inceleme raporunda davalının kusurlu işlemlerine dair net bir tespit yapılmadığı gibi, davacı tarafından davalının kusurlu eylemlerine dair somut bir delil de ortaya konamamaktadır. Nitekim davacı tarafça herhangi bir zorlamaya ihtiyaç duymadan kendisi tarafından vergi dairesine bildirimde bulunulmuş olup, zaten hakkı olmayan KDV indirimini iade etmesi davacının zararı olarak nitelenemeyeceği gibi, vergi dairesinin ihtarına rağmen süresinde vergi dairesine iade yapmadığı için hakkında kesilen cezanın davalıdan iadesi de istenemez, zira herkes kendi kusurundan sorumlu olup bunun neticelerine katlanmakla yükümlüdür. Nitekim dosyamızda davalıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığında..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin ihraç kayıtlı olarak satın almış olduğu ürünlerden dolayı iç piyasadan tedarik ederek yurt dışına ihraç ettiği ürünlerle ilgili bağlı bulunduğu vergi dairesine başvuruda bulunduğunu, gösterdiği teminat karşılığında KDV iadesini tahsil ettiğini, 18.11.2020 tarihli tutanakla müvekkiline davalı tarafça yapılan satışta davalının tedarikçilerine ulaşılamadığını bu sebeple mali açıdan doğrulama yapılmadığı gerekçesiyle müvekkiline ödenen KDV'nin iadesinin talep edildiğini ve yasal prosudür takip edilmek suretiyle vergi dairesine peşin olarak aldığı KDV'yi geri iade ettiğini, müvekkilinin davalının alt tedarikçisinin bulunmaması nedeniyle davalıdan satın almış olduğu mala ilişkin KDV iadesini alamadığını ve bu nedenle zarara uğradığını, açılan dava sonucunda davanın reddine karar verildiğini, yurt içinden ihraç kayıtlı olarak mal temin eden ve bu mallara yurt dışına ihraç eden şirketlere ihraç ettiği ve yurt içinde ödediği KDV'nin iadesinin mevzuat gereği olduğunu, KDV iadesi yapılabilmesi için iade talep eden şirketlerin talep edilen KDV dönemindeki faaliyet ve kayıtlarının uygunluğu talebin yerindeliği konusunda yeminli mali müşavir raporunun gerekli olduğunu, müvekkilininde gösterdiği teminat karşılığında KDV iadesi alındıktan sonra işlem dosyasının tamamlanması ve vermiş olduğu teminatı geri almak amacıyla KDV iade prosedür işlemlerine başladığını, YMM'den rapor talep ettiği, dosyaya ibraz edilen rapordan görüleceği üzere müvekkilinin davalıdan satın aldığı emtiaya ilişkin yapılan karşıt incelemede yapılması yasal olarak zorunlu olan davalının alt tedarikçilerinden bir kısmına ulaşılamaması ve karşı inceleme yapılamaması bunun sonucunda ise karşıt inceleme yapılamadığı için davalıdan alınan emtiaya ilişkin 315.253,12 TL KDV iadesi şartlarının gerçekleşmediğinin YMM tarafından rapor edildiğini, müvekkilinin rapora göre hareket ettiğini vergi dairesinin rapora göre müvekkili şirket hakkında ceza ve ödeme tahakkuk ettirmesi üzerine peşin aldığı KDV iadesini vergi dairesine iade etmek zorunda kaldığını, KDV iadesini alamamasının nedeninin davalının müvekkiline satmış olduğu emtiayı tedarik eden davalı defter kayıtlarında yer alan ve tedarikçi olarak gözüken firmalarda sorun olmasından kaynaklandığını, davanın konusunun ihracat, ihracata bağlı KDV iadesi KDV iadesinde yaşanan sorun ve sorumlusunun kim olacağının belirlenmesi olduğunu, inceleme ve değerlendirmenin vergi ve dış ticaret mevzuatı hükümlerine göre yapılması gerektiğini, eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, yeminli mali müşavir raporunun niteliği ve vergi ile dış ticaret mevzuat hükümleri KDV iadesi şartları olacağına dair mahkeme tarafından bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin almış olduğu KDV iadesine ilişkin olarak düzeltme beyanını verme nedeninin YMM raporundaki davalıdan alınan emtiaya ait KDV'nin davalının alt tedarikçilerine ulaşılamaması ve bu rapora dayanılarak vergi dairesince müvekkili aleyhine ceza tahakkuku yapılarak iade edilen KDV'nin geri ödenmesi talebi olduğunu, müvekkilinin zorunlu olarak ve yasa gereği düzeltme beyanı verdiği bu nedenle mahkemenin gerekçesinin son derece hatalı bir gerekçe olduğunu, mahkemenin müvekkili tarafından KDV iadesine hakkı olmadığına ilişkin kanaatin nasıl oluştuğunun bilinmediğini, gerekçenin hiçbir yerinde KDV'nin iadesi talep hakkının haksızlığı konusunda bir değerlendirmenin mevcut olmadığını, KDV'yi iade almakla müvekkili şirketin zarara uğradığını, dosyada kusur ve kusurun kime ait olduğu konusunda bir değerlendirme mevcut olmamasına karşılık gerekçenin soyut ve kabul edilemez olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma konu olup ihraç edilen ürünlerle ilgili ödenen KDV bedelinin iadesi ile oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari satımın olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı tarafça vergi müdürlüğü yazısına istinaden KDV iadesinden dolayı hangi tarafın sorumlu olduğu, mahkeme gerekçesi ve yapılan incelemenin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından; davacı şirket ile davalı şirket arasında maske alım satımına ilişkin olarak ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından ihraç edilen ürünlerle ilgili oolarak şirketin bağlı bulunduğu Sultanbeyli Vergi Dairesi Müdürlüğüne 31.03.2020 tarihli 2020/02 dönemi KDV beyannamesine göre 3065 sayılı KDV Kanunun 11/1-a maddesi kapsamındaki teslimlerden kaynaklanan iade edilecek KDV'nin 546.253,12 TL olduğu ve ilgili dönemin davacı mükellefin talebine istinaden 546.253,12 TL'nin nakden iade talebinin yerine getirildiği ancak davacının 11.11.2020 tarihinde düzeltme beyannamesi vererek iade edilecek KDV'nin 315.253,12 TL olarak beyan ettiği, 2020/02 döneminde 11/1-a maddesi kapsamındaki teslimlerden kaynaklanan iade edilmesi gereken KDV'nin 231.000,00 TL fazla iade edilmiş olduğunu tespiti ile ilgili vergi dairesi tarafından 18.11.2020 tarihinde 213 sayılı VUK 30/6 maddesi gereği resen tarh yapılması ve 213 sayılı VUK'nın 341 ve 344 maddeleri uyarınca bir kat vergi ziya cezası kesilmesi gerektiğini karar verildiği buna ilişkin olarak 231.000,00 TL tutarında vergi/ceza ihbarnamesinin düzenlenmiş olduğu, düzenleme tarihinin 18.11.2020 tutanak tarihi olarak belirtildiği, 21.12.2020 tarihili yazıyla düzeltme KDV beyannamesi ile iade edilecek KDV tutarının azaltılması nedeniyle ihbarnamede ziya cezasının sehven bir kat seçilmiş olduğu belirtilerek gerekli düzeltme işleminin yapıldığı ifade edilip düzeltme fişinin eklendiği, davacı şirket adına İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Sultanbeyli Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından 10.03.2021 tarihli ödeme emrinin düzenlendiği, ödeme emrinde toplam tutarın 376.068,00 TL olarak gösterildiği, davacı şirketin 13.11.2020 tarihli vergi dairesine başvurusu ile teminat çözümü hakkındaki talebinin vergi dairesinin 07.01.2021 tarihli yazısı ile cevaplandırıldığı, söz konusu yazıda; davacı mükellef şirketin 3065 sayılı KDV Kanunun 11/1-a kapsamındaki teslimlerden kaynaklanan 2020/02 dönemi KDV iade alacakları için düzenlenmiş olunan teminat çözüm raporu hakkında gerekli açıklamaların yapılması ihtiyacı duyulduğu, belirtilen eksikliklerin KDV genel uygulama tebliği ve ilgili mevzuat hükümlerine göre 30 gün içerisinde giderilmesinin gerektiği belirtilerek tespit edilen eksikliklere sıra numarası altında yer verildiği, 2 numaralı eksiklikte rapor metninde şirket ortağı ...'in başka bir şirkette ortaklığı bulunmamaktadır denildiği ancak sistem kayıtlarının tetkikinde şirket ortağının başkaca şirketlerde ortaklık ve yöneticiliğinin olduğunun tespit edildiğinin izahı gerektiği, 6.maddede; rapor metninin 9.sayfasında yüklenilen KDV içinde yer alan tüm alış faturaları için karşıt inceleme yapıldığının belirtildiği ancak ... .... Ltd Şirketine ait tabloda tutanağın yer almadığı, durumun izahı ve ifadenin düzeltilmesi gerektiği, 8.maddede; .... AŞ'ye ait tutanakta yasal defter tasdik bilgileri kısmında tekil no'nun doldurulmadığı hususlarına yer verildiği, 13.11.2020 tarihli yeminli mali müşavirlik KDV iadesi tasdik raporu düzenleyen dava dışı yeminli mali müşavirlik tarafından 13.01.2021 tarihli yazı ile Sultanbeyli Vergi Dairesi Müdürlüğüne bildirimde bulunulduğu, söz konusu bildirimde; davacı şirket ile 10.03.2020 tarihli katma değer vergisi iadesi sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu, tasdik raporunun e-imzalı olarak internet vergi dairesi ortamında gönderildiği, yapılan incelemede, mükellefin 2020/ Şubat döneminde ihraç etmiş olduğu mallardan bir kısmını tedarik ettiği belirlenen ... Ltd Şirketi firmasına 25.05.2020 tarihinde karşıt inceleme tutanağı düzenlendiği, karşıt incelemede şirketin mükellefe sattığı malları dava dışı şirketten satın almış olduğunun belirlendiği, adı geçen şirketten uzun süren yazışmalar sonucunda karşıt inceleme tutanağının düzenlenebildiği, alt firmaların mükellef şirketlerle ilgili tutanak düzenlendiği ancak ... ... Ltd Şirketinin mal alımında bulunduğu Hocapaşa Vergi Dairesinin mükellefi ..... Ltd Şirketi ve ... Ltd Şirketi'nin mal alımında bulunduğu Kağıthane Vergi Dairesinin mükellefi .... Ltd Şirketine adreslerinde bulunamadığından karşıt inceleme tutanağının düzenlenemediği, adreste bulunamaması sebebiyle imalatçı firmanın bir alt firmasına karşıt inceleme şartının gerçekleştirilemediği, bu sebeple davacı şirket tarafından davalı şirketten tedarik edilen ve tamamı ihraç edilen 3.118.500,00 TL (KDV dahil) tutarındaki mal için yüklenilen 231.000,00 TL tutarındaki KDV'nin mükellef tarafından indirim ve iadesi talep edilen KDV tutarlarından çıkarılmak zorunda kalındığı hususlarına yer verildiği, davacı şirket tarafından davalı ile gerçekleştirilen ticari satım sonucunda ihraç edilen malları davalının tedarik ettiği alt şirketlere ulaşılamaması nedeniyle karşıt inceleme tutanağı düzenlenemediği ve teminat karşılığında alınan KDV bedelinin belirli bir kısımının i iadesi sonucunun oluşması üzerine iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, ilgili vergi dairesinin cevabi yazılarının dosya içerisine gelmesi neticesinde başkaca bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Uyuşmazlık, ihraç amaçlı olarak davalı şirketten satın alınan mallardan dolayı ihracatçı davacı şirkete ödenen KDV bedelinin kısmen iadesinde tarafların kusur ve sorumluluğunu bulunup bulunmadığı ile davacı talebinin yerinde olup olmadığına dairdir. İş bu davada, ihracata dayanan satış, 3065 sayılı KDV Kanunu, 213 sayılı VUK ile bağlı tebliğ hükümleri ile birlikte TBK'da yer alan hükümlerin birlikte değerledirilip tartışılması ve bir sonuca varılması kaçınılmazdır.3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun ikinci kısmında yer alan istisnaların birinci bölümünde ihraç istisnası düzenlenmiştir. 11.maddede ise mal ve hizmet ihracatına yer verilmiştir. Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin konusunu, 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun1 ilgili maddeleri ile 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunun 2 geçici 16 ncı ve 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun3 120 nci maddelerinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiler çerçevesinde bu ve diğer Kanunlarda yapılan düzenlemeler ile 3065 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin açıklamalar oluşturmaktadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunun mükerrer 227. maddesinde; "Vergi Beyannamelerinin İmzalanması ve Yeminli Mali Müşavir Tasdik Raporları: Maliye Bakanlığı:1. Vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibariyle ayrı ayrı uygulatmaya,2. Vergi kanunlarında yer alan muafiyet, istisna, yeniden değerleme, zarar mahsubu ve benzeri hükümlerden yararlanılmasını Maliye Bakanlığınca belirlenen şartlara uygun olarak yeminli mali müşavirlerce düzenlenmiş tasdik raporu ibraz edilmesi şartına bağlamaya,3. (Ek: 23/7/2010-6009/10 md.) Vergi kanunları kapsamındaki yeminli mali müşavirlik tasdik işlemlerini elektronik ortamda gerçekleştirmeye ve tasdike konu işlemleri mükellef grupları, faaliyet ve tasdik konuları itibarıyla ayrı ayrı belirlemeye ve uygulatmaya,Bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.Yukarıdaki fıkra hükümlerine göre beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensupları, imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar.2 numaralı bent hükmüne göre yararlanılması yeminli mali müşavirlerce düzenlenmiş tasdik raporu ibrazı şartına bağlanan konularda, tasdik raporunun zamanında ibrazı şarttır. (Ek cümle:14/10/2021-7338/22 md.) Şu kadar ki, tasdik raporunun zamanında ibraz edilmemesi halinde, mükellefe tebliğ edilmek şartı ile 60 günlük bir mühlet verilir. Tasdik raporunun bu süre içinde de ibraz edilmemesi halinde mükellefler tasdike konu haktan yararlanamazlar. Ancak, Maliye Bakanlığı tasdik raporlarının ibraz süresini iki aya kadar uzatmaya yetkilidir.[58](Ek: 25/5/1995-4108/5 md.) 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi olan Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile bunlara ait müesseseler hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz." düzenlemesi mevcuttur. Belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında değerlendirime yapılarak, davacı şirketin KDV iadesi tasdik raporu ibraz zorunluluğu olup olmadığı hususları üzerinde durularak ve gerekirse konusunda uzman bilirkişiden veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak, uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının esası incelenmeksizin kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.01.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.