T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1826 KARAR NO: 2026/27 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/293 ARA KARAR TARİHİ: 08/12/2025 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1826 KARAR NO: 2026/27 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/293 ARA KARAR TARİHİ: 08/12/2025 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından işletilen otoyollardan, davalı tarafın kendisine ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı araçlarla 29/05/2024 ile 02/10/2024 tarihleri arasında ihlalli geçişler yaptığını, 15 gün içinde cezasız olarak ödemediğinden takip başlatıldığını, haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptalini, ihlalli geçişler sonucu müvekkili şirketin muaccel hale gelen alacağını teminen İİK'nın 257 vd.maddeleri uyarınca menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yetecek kısmının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf cevap dilekçesinde; Davacının talep ettiği bedellerin herhangi bir yazılı sözleşmeye ya da taraflar arasında kabul edilmiş bir protokole dayanmadığını, alacaklardan bir kısmının sistem kaynaklı sorgu hatalarına, provizyon sorgularındaki teknik eksikliklere ve araçların sisteme tanımlanmamasından kaynaklandığını, geçişlerin ihlalli olarak kabul edilmesinde esas alınan kriterler sistemden otomatik provizyon alınamaması ve bakiye yetersizliği olup müvekkili şirketin bankalarla veya Karayolları Genel Müdürlüğü ile teknik altyapı sorumluluğu bulunmadığını, HGS sisteminin düzgün çalışmamasının sonuçlarının doğrudan müvekkiline yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, Kanun uyarınca ihlalli geçişe dair ceza uygulanmadan önce bildirim yapılması, uyarı gönderilmesi ve ödeme imkanının açıkça sunulması gerekirken müvekkiline herhangi bir bildirim yapılmadığını, ihlalli geçişlerin çoğunun ilk defa ödeme emri ile öğrenildiğini, bunun dürüstlük kuralı ve kazanılmış hak ilkesiyle çeliştiğini, davayı ve alacağı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bildirim eksikliği ve bu bildirim neticesinde temerrüt gerçekleşmediğinden faizin işletilmesinin hukuka aykırı olacağını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece taşımacılık uzmanı bilirkişiden alınan raporda; ihlalli geçişe konu bir kısım araçlarda HGS etiketinin bulunmadığı, bir kısım araçlarda HGS etiketi olmasına rağmen yeterli bakiyenin olmadığı, bir kısım plakalı araçların yarı römork (dorse) cinsi araçlar olduğu, yarı römork (dorse) cinsi araç plakalarına HGS ürünü tanımlanmadığı, yarı römork (dorse) cinsi araçların farklı plaka sayılı bir çekici cinsi araç plakasına tanımlı HGS ürününe sanal bağlantı yapılması gerektiği halde davalı firma araçlarında bu sanal bağlantının yapılmadığı, 5 adet çekici ve 5 adet yarı römork aracın 1311 ihlalli geçiş yaptığı, geçiş ücreti 300.287,00 TL + ihlalli geçiş cezası (geçiş ücretinin 4 katı) 1.201.148,00 TL = 1.501.435,00 TL olarak hesaplandığı, geçiş ücreti 1.501.435,00 TL + işlemiş faiz 366.257,11 TL + işlemiş faiz KDV'si 73.251,42 TL = 1.940.043,53 TL toplam alacak hesap edildiği belirtilmiştir. Davacı vekili talep dilekçesinde; bilirkişi raporu ile davalının ihlalli geçiş yaptığının ve alacağın varlığının tespit edildiğini, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu beyan ederek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; "..her ne kadar davacı vekili bilirkişi raporu alındığını ve yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını belirterek yeniden ihtiyati haciz talep etmişse de, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçeleri sunulduğu, henüz değerlendirme aşamasında olduğu bu haliyle yaklaşık ispatın hala sağlanamadığı daha önce verilen ret gerekçesinde herhangi bir değişiklik olmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin reddine..." karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; talep konusu alacağın muacceliyet koşulunun gerçekleştiğini, ihtiyati haciz kararı verilmesini haklı gösterir sebepler ve şartların somut olayda mevcut olduğunu, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralının sağlandığını belirterek kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.İstinaf sebepleri incelendiğinde;Dava, davalı tarafından geçiş ücretleri ödenmeksizin yapılan ihlalli geçişler nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olup, istinaf incelemesine konu talep ise ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Davacı tarafından İstanbul 7. İcra Dairesi'nin ... Sayılı dosyası ile; 1.501.435,00 TL asıl alacak (geçiş ücreti + para cezası), 366.273,24 TL faiz, 73.254,73 KDV olmak üzere toplam 1.940.962,97 TL üzerinden asıl alacağın değişen oranlarda ticari faiziyle birlikte tahsili talebiyle icra takibi başlatılmıştır.Uyuşmazlık, ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1 maddesinde yer alan "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nın 258/1 maddesinde yer alan "…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur…." hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamaktadır, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 23/01/2014 tarih 2023/18723 E.2014/1804 K.)İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır ve ihtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için bazen karşı taraf dinlenmeden ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görüldüğünde mahkemece verilebilir. Yasal düzenleme gereğince ihtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır.Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez.Somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalının, davacı tarafından işletilen yollardan geçiş ücreti ödemeksizin 1311 ihlalli geçiş yaptığı, ihlalli geçişlere konu geçiş ücretinin 300.287,00 TL olduğu, geçiş ücretlerinin ödendiği hususunda davalı tarafça bir belge sunulmadığı anlaşılmakla, ihlalli geçiş tutarı olan 300.287,00 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 257/1 maddesinde yer alan koşullar ile yaklaşık ispat koşulu gerçekleştiğinden 300.287,00 TL üzerinden, %15 teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, talebin tamamen reddedilmiş olması isabetli görülmemiştir.Sair alacak kalemleri yönünden ise davalının itirazlarının değerlendirilmesi yönünde Mahkemece heyete yazılım mühendisi bilirkişi eklenerek ek rapor alınmasına karar verilmiş olup ceza bedelleri ile ceza bedeliyle birlikte hesap edilen faiz ve KDV tutarının miktarı ve davalının sorumluluğunun değerlendirilmesi gerektiğinden, dosya kapsamına sunulan delillerin bu aşamada yaklaşık ispata elverişli olmadığı anlaşılmakla İİK'nın 257.maddede öngörülen ihtiyati haciz şartları oluşmamıştır.İİK'nın 261/1.maddesinde; "Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar" hükmü yer almaktadır. Alacaklının ihtiyati haciz kararının icrasını (infazını) istemesi bir süreye tabi kılınmıştır. Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde, yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı, icra takibinde bulunduktan sonra ihtiyati haciz talep etmişse, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra takibinin derdest olduğu icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesinden (veya derdest icra takibinin bulunduğu icra dairesinden) ihtiyati haciz kararının icrasını istemezse, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s.1047 vd.).İlk derece mahkemesindeki işleyiş dikkate alındığında, ihtiyati haciz talebinin aynı gün içinde yada ertesi gün, kabul veya red yönünde sonuçlandırılarak karara çıkartıldığı ve talep eden tarafından sürecin takip edilerek kararın yine aynı gün elden tebliğ alınıp infazının talep edildiği bilinmektedir.Ancak Bölge Adliye Mahkemelerinde süreç aynı şekilde işlemediğinden İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan "...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten..." ibaresinin nasıl yorumlanacağı hususunun tartışılması gerekmiştir. Zira ilgili hüküm gerek 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun gerekse 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun'un yürürlüğünden önceki tarihli olup, değişen koşullara yönelik herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.5070 sayılı Kanun'un 5/1.maddesinde; "Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur." hükmü gereği kararlar UYAP sistemi üzerinden e-imza ile imzalanmakta ve fiziki olarak imzalanmamaktadır. Ve aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3.maddesinin h bendinde; "Zaman damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı" olarak tanımlanmıştır. Dairemizin kararında, karar tarihi olarak 14/01/2026 tarihi yazılacak ise de, bu tarih dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihtir. Yani bu tarih itibariyle henüz yazılan bir karar olmadığı için infazı da mümkün değildir.Kararın infazının talep edilebilmesi ise ancak gerekçeli kararın Dairemizin başkan ve üyeleri ile zabıt katibi tarafından UYAP sistemi üzerinden "e-imza" ile onaylanarak, davanın tarafları ve ilk derece mahkemesi tarafından görülebildiği yani karar içeriğine vakıf olunduğu tarih itibariyle mümkündür.Bu nedenle İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan "...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde..." ibaresindeki "kararın verildiği tarihin", UYAP sistemi üzerinden onaylanarak, infazının talep edilmesinin mümkün olduğu tarih olarak yorumlanması ve 10 günlük sürenin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği Dairemizce kabul edilmiştir. Zira aksinin kabulü halinde yani dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin "kararın verildiği tarih" olarak kabulü halinde ihtiyati haciz isteyen taraf, henüz yazılmayan bir karardan haberdar olamayacağı için infazını da talep edemeyecektir.Dairemizin kabul ettiği görüş yukarıda açıklandığı gibi karar numarasının alındığı tarih olmayıp kararın UYAP sistemi üzerinden verildiği tarih olmakla birlikte, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2022 tarihli 2021/3272 E. 2022/2356 K. sayılı kararı ile; "...İİK'nın 261/1. maddesi uyarınca; alacaklının ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinde kararın infazını istemeye mecbur olduğu, aksi halde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağı, ihtiyati haciz kararının günlük takip edilmesi mümkün olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararlarında, ihtiyati haczin infazının istenmesine ilişkin sürenin kararın tebliğ tarihinden itibaren başlatılması gerektiği..." yönünde verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 10/05/2023 tarihli 2022/10553 E. 2023/3259 K. sayılı ilamı ile onanmış olması da infazın istenmesi tarihi açısından UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin esas alınmaması gerektiği yönündeki Dairemiz görüşünü desteklemektedir.Açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ihlalli geçiş tutarı olan 300.287,00 TL'nin % 15'i oranında teminat karşılığında ihtiyati haciz isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. İİK'nın 261/1. maddesi gereğince kararın verildiği tarihin, Dairemizin gerekçeli kararının UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarih olarak kabulüne ve 10 gün içinde talep edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/293 E. sayılı ve 08/12/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, 2-İhtiyati haciz talep eden davacı şirketin İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN İİK'nın 257. maddesi uyarınca KISMEN KABULÜ ile 300.287,00 TL'nin % 15'i oranında hesap edilen 45.043,05 TL teminat tutarı, ihtiyati haciz talep eden tarafından nakit olarak yatırıldığında yada kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edildiğinde, 300.287,00 TL alacakla sınırlı olmak kaydıyla davalı şirkete ait taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 3-İİK'nın 261/1. maddesi gereğince, Dairemizin gerekçeli kararının UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarihten itibaren 10 gün içinde infazının talep edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağının BİLİNMESİNE, 4-Kararın tebliği ve teminat alınmasına ilişkin işlemlerin İlk Derce Mahkemesince yerine getirilmesine ve kararın ilgili icra dairesince infazının sağlanmasına, 5-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-İhtiyati haciz talep eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin, İlk Derece Mahkemesince esasa ilişkin verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/01/2026