İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasından yapılan icra takibi nedeniyle müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili ...'ın 14.04…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1113 KARAR NO : 2026/92 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/03/2022 NUMARASI : 2020/591 Esas - 2022/190 Karar DAVA:Bankalara İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan(MenfiTespit) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasından yapılan icra takibi nedeniyle müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili ...'ın 14.04.2015 tarihi itibariyle borçlu şirketin ... Ltd. Şti.’ne ait tüm hisselerini devrettiğini, ... Bankası A.Ş.'ye gerekse krediyi temlik alan davalı ...A.Ş.'ne bu kredilerle ilgili herhangi bir hukuki sorumluluğu ve borcu bulunmadığını, müvekkili tarafından temlik eden... Bankası A.Ş.'ye gönderilen Bakırköy 40. Noterliğinin 19.10.2015 tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarname ile bildirildiğini, davalının icra takibinde temerrüt faizi olarak talep ettiği belirsiz olan faiz oranına, temerrüt faizine işlemiş ve işletilen avans faiz kalemlerine itiraz ettiklerini ve kabul etmediklerini, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyası ile ilgili yapılan icra takibinde müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini, İ.İ.K. m. 72/3’e göre icra dosyasına ödenen ya da ödenecek paranın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilerek müvekkiline ait taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasını talep ettiklerini, sonuç olarak açıklanan nedenlerle; İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasında müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini, İ.İ.K. m. 72/3’e göre icra dosyasına ödenen ya da ödenecek paranın dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Huzurdaki davanın kötü niyetli olarak hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde açılmış olduğunu, alacağın tazminini geciktirmeye yönelik olduğunu, davacının alacaklıdan mal kaçırma kastıyla yapmış olduğu devirler nedeniyle aleyhinde İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/200 E. Sayılı davanın da derdest olduğunu, huzurdaki dosyanında aynı sebeple açılmış olduğunu, davacının imzaya ilişkin itirazlarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, zira temlik eden bankanın da her banka gibi şirket yetkilisi ile genel kredi sözleşmesi imzalanırken kredi lehtarlarını imza sirküleri sunma zorunluluğuna tabii tuttuğunu, sözleşme imzalanırken şirket yetkilisi olan ...'ın huzurdaki davada imzaya itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının faiz kalemlerine olan itirazının da yersiz ve mesnetsiz olduğunu, şöyle ki açılan icra takibinde belirtilen faiz oranı, temlik alınan genel kredi sözleşmesinde taraflarca sözleşme serbestisi çerçevesinde imzalanmış hükümler ile belirlenmiş olduğunu, sözleşmeye ve hukuka uygun olduğunu, bu nedenle davacının faize ilişkin itirazlarının reddinin gerektiğini, dava dışı temlik eden banka kayıtları ve defterlerinin kesin delil niteliğinde olduğunu, davacının haksız ve kötü niyetli olarak huzurdaki davayı açmış olduğu bu kayıtlar incelendiğinde ortaya çıkacağını, davacının açıkça alacaklı müvekkilini zarara uğratmak istediğini ve alacağın tahsilini geciktirmeye çalıştığını, sözleşmeye uygun olmayan hukuka aykırı bir durum bulunmadığını, davanın ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...davalının, dava dışı bankadan temlik aldığı kredi alacağını İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyası ile davacıdan talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacı takibe dayanak kredi sözleşmesi altındaki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasında bulunmuştur. Bunun tespiti için davacının incelemeye konu belge tarihinden önceye ait ıslak imzasını içerir belgeler ilgili kurumlardan celp edilerek bilirkişi incelemesi yoluna gidilmiştir. Bir sureti dosyada bulunan bilirkişi raporu ile icra takibine konu edilen kredi sözleşmesi altındaki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiştir. Davalı her ne kadar davacının bildirdiği belgeler ile imza incelemesi yapıldığı, davacının günlük hayatında kullandığı imzaların imza incelemesinde dikkate alındığı, oysaki şirket yetkilisi olarak attığı belgelerin getirilmesi yolunda bilirkişi raporuna itirazda bulunmuşsa da bu yönde bir yasal düzenleme ve zorunluluk bulunmaması dikkate alınarak davalı talebi yerinde görülmemiştir. Davacının imzası kendisine ait olmayan kredi sözleşmesi ve buna istinaden başlatılan icra takibi nedeni ile sorumlu tutulması mümkün değildir. Davacı kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuşsa da davalının alacağı temlik alan şirket olması, kredi sözleşmesinin kendisi önünde imza edilmemiş olması ve kötü niyeti ispatlanamadığından davacı istemi yerinde görülmemiştir. Her ne kadar mahkememizce kısa karar yazılırken sehven icra dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespiti şeklinde yazılmış ise de menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılabileceği, davacı talebinin de bu yönde olduğu dikkate alınarak anılan maddi hatta hükümde düzeltilmiş ve davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyasında 50.000,00 TL üzerinden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteminin ise reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının kısmi dava açmadığını, davada bir harç eksikliği varsa yerel mahkemece tamamlattırılması gerektiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın birbirinden farklı olamayacağını, bu durumun maddi hata diye açıklanamayacağını, bunun açıkça, kararın kaldırılma ve bozulma nedeni olduğunu, bu hususta yerel mahkemeye tavzih ve tashih dilekçesi verildiğini, ancak yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı gerekçeli kararında ısrar ettiğini ve ek karar ile talebin reddine karar verdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, davacının, davalıya İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; menfi tespit davasına konu İstanbul 3. İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyasına ilişkin alacağın ...Bankası Anonim Şirketi tarafından Beyoğlu 23. Noterliği'nin 26.09.2019 tarih ve ... Yevmiye numaraları sözleşmesi ile davalı şirket tarafından ... A.Ş.'ye devir ve temlik edildiğini, davacı tarafın söz konusu icra takibindeki imzaya itiraz ederek yerel mahkemedeki davayı ikame ettiğini, söz konusu davanın haksız ve hukuka aykırı olarak açıldığını, temlik eden banka ile davalının yetkili olduğu şirket arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmelerde temlik eden bankanın, her bankanın yapmış olduğu gibi sözleşme taraflarının imza sirküleri aldığını, sözleşme imzalandığı sırada şirket yetkilisi olan davacıdan da bu şekilde imzalar alındığını, yerel mahkemedeki yargılama sırasında alınan rapora ilişkin olarak, raporun elverişsizliği noktasındaki itirazlarının kabul görmediğini, mahkemenin itirazları dikkate almayarak raporu esas alarak karar verdiğini, bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, ilgili icra takibi başlatılırken 27/02/2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin sehven yazılmadığının davalı tarafça tespit edildiğini, 29/05/2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile belirtilen sözleşmenin birbirlerinin devamı niteliğinde olduğunu, 27/02/2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde imza incelemesi yapılmadığını, ilgili mahkeme kararının eksik inceleme sonucunda verildiğinin bu husustan da anlaşılmakta olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, davacının icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddesinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açık yargılamada belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça gösterilmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır (Yargıtay 11.HD 2017/4371 E 2019/4071 K 22.05.2019 T. Aynı dairenin 2019/639 E 2019/1537 K 25.02.2019 T.).Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. HMK'nın 297/c, 27/c maddelerinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.Somut olayda mahkemece dosyanın sonuçlandırıldığı 17/03/2022 tarihli kısa kararda: " davacının davasının kabulü ile; davalının İstanbul 3. İcra müdürlüğünün... E. Sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine," şeklinde karar verildiği, gerekçeli kararda ise kısa karara aykırı olarak " 1-Davacının davasının kabulü ile; davalının İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyasında 50.000,00 TL nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine" şeklinde hüküm fıkrasının kurulduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesinin açık yargılamada tefhim ettiği kısa kararla, sonradan yazdığı gerekçeli karar arasında farklılık bulunduğundan, ilk derece mahkemesin kararında delillerin değerlendirilerek gerekçeli bir karar verdiğinden söz edilemez.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, davalı tarafın istinaf sebebinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davalı tarafın istinaf talebinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, 2-Davacı ve davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendilerine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/01/2026