TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/01/2020 NUMARASI : 2016/716 Esas 2020/49 Karar DAVA : Şirketin Feshi DAVA TARİHİ : 23/05/2017 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025 Taraflar arasındaki şirketin feshi istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/837 Esas 2025/1281 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/837 KARAR NO : 2025/1281 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/01/2020 NUMARASI : 2016/716 Esas 2020/49 Karar DAVA : Şirketin Feshi DAVA TARİHİ : 23/05/2017 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025 Taraflar arasındaki şirketin feshi istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükme karşı birleşen davada davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve ilk yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirket ortakları arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle genel kurulun hiç toplanamadığını, yönetim kurulunun görev süresi sona ermesine rağmen yenisi seçilemediği gibi, yeni denetçinin de seçilemediğini, müvekkilinin yönetim kurulunun diğer başkan ve başkan yardımcısına genel kurul toplantısı yapılmak üzere yönetim kurulu kararı almak için yazılı öneride bulunduğunu, müvekkilinin bu önerisinin başkan yardımcısı ... tarafından kabul edilerek karar metninin imzalandığını, yönetim kurulu başkanı olan ... tarafından ise yazılı öneriye cevap verilmediğini, TTK'nun 390/4 maddesi uyarınca onay imzalarının bulunduğu kağıdın yönetim kurulu karar defterine yapıştırılmasının kararın geçerlilik şartı olduğunu, yönetim kurulu karar defteri gönderilen ihtarnameye rağmen müvekkiline teslim edilmediğinden geçerli bir yönetim kurulu kararı alma imkanı olmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu dinlenerek şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için bir süre belirlenmesi, bu süre içinde düzeltilmemesi halinde şirketin feshine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek TTK'nun 530/1 maddesi uyarınca davalı şirketin yönetim kurulunun dinlenerek, şirketin durumuna uygun hale getirmesi için bir süre belirlenmesine, TTK'nun 530/2. maddesi uyarınca davalı şirkete kayyum atanmasına, bu süre içinde durumun düzeltilmemesi halinde ise şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, yaşanan süreçte davalı şirketin ortaklarından ...'nin davalı şirketin feshi talebi ile dava açtığını, uzun yıllardır davalı şirket yönetim kurulunun şirket ana sözleşmesine ve kanuna uygun toplanamadığını, davalı şirketin ortaklar arasında süregelen anlaşmazlıklar sebebiyle TTK'nun 530/1 maddesi uyarınca feshini isteme hakkının doğduğunu belirterek davalı şirketin yönetim kurulunan dinlenerek şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için bir süre beklenilmesine, bu süre içerisinde durumun düzeltilmemesi halinde davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalıya dava dilekçeleri usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, davalı asıl ve birleşen davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, şirkete yönetici kayyumu olarak atanan ...'na şirket genel kurulunu toplaması için süre verildiği ve kayyum tarafından genel kurulun toplandığı, genel kurulda yönetim kurulunun seçildiği, TTK'nun 530. maddesi gereğince şirketin kanuna uygun hale getirildiği, dava konusunun kalmadığı, ara karar ile atanan yönetici kayyumunun görevinin sona erdirilmesi gerektiği, birleşen davada davacılar ... ve ... tarafından kendi hisseleri adına açtıkları davanın da konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan asıl ve birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin doğalgaz santrali projeleri geliştirmek ve uygulamak amacıyla kurulmasına rağmen şirket ortaklarından ...'nin enerji işlerinden vazgeçerek gayri menkul işlerine yöneldiğini bildirmesi üzerine müvekkillerinin babasıyla anlaşmazlığa düştüklerini, davalı şirket ortaklarından %87 paya sahip ... ve ...'nun davalı şirkete ilişkin olarak her türlü işlemi yapma imkanı mevcutken dürüstlük kuralına aykırı olarak şirketin feshini dava ettiğini, şirketin şu an faal olmadığını, şirketin usulen işlemez hale geldiğini, yönetim kurulu üyelerinin şirketle ilgilenmediğini, yönetim kurulu üyelerinin şirketi fesih ve tasfiye edebilecek durumda olmalarına rağmen tasfiye yerine davayla kanunu dolanmaya çalıştıklarını, yargılama aşamasında davalı şirkete yönetim kayyımı atandığını, şirket olağan üstü genel kurul toplantısının yapıldığını, yönetim kurulunun seçildiğini, müvekkilleri tarafından toplantıda pay sahiplerinin haklarının kısıtlanması ve ihlal edilmesi kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduğundan ve çağrı ile gündem usullerine aykırı olarak yapılan toplantının geçersiz olduğu gerekçesiyle muhalefet şerhi düşüldüğünü, alınan kararların iptali talebiyle dava açtıklarını, açılan davanın bu davayı etkilemeyeceği yönündeki mahkeme gerekçesinin çelişkili olduğunu, ortaklar arasında ciddi uyuşmazlıklar bulunduğunu, gayri faal olan şirketin tasfiye edilmesi gerektiğini, genel kurul evraklarıyla şirket defter ve belgelerinin yeni seçilen yönetim kuruluna teslim edilmediğini belirterek birleşen davaya ilişkin ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl ve birleşen dava; anonim şirketin kanuna uygun hale getirilmesi, mümkün olmadığı taktirde TTK'nun 530. maddesi uyarınca organsızlık nedeniyle anonim şirketin feshi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davalı şirketin 26/02/2016 tarihli yönetim kurulu kararı, 16/11/2015 tarihli genel kurul kararı ile 16/09/2019 tarihli genel kurul toplantı tutanağı, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanları dosya içerisinde yer almaktadır. Birleşen davacılar vekilinin istinaf itirazı birleşen davada verilen karara yönelik olup, Dairemizce istinaf incelemesi birleşen dava hakkında verilen karar yönünden yapılmıştır. Birleşen davada davacı yan davalı şirketin ortağı olduklarını, ortaklar arasında anlaşmazlık bulunduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun yıllardır yasaya uygun olarak toplanamadığını, şirketin yönetim kuruluna ilişkin organ boşluğu bulunduğunu, şirketin kanuna uygun hale getirilmesi, aksi durumda ise yönetim kurulu organ boşluğu nedeniyle şirketin feshi gerektiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile konusuz kalan birleşen davada esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Taraflar arasındaki ihtilaf davalı şirkette organ boşluğu bulunup bulunmadığı, TTK'nun 530. maddesi uyarınca davalı anonim şirketin feshi koşullarının oluşup oluşmadığı hususundan kaynaklanmaktadır. Birleşen davada davacılar vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden davalı şirketin 16/11/2015 tarihli genel kurul kararıyla yönetim kurulu başkanlığına ..., yönetim kurulu başkan yardımcılığına ...'nin 3 yıllığına seçildiği, yönetim kurulunun 3 yıllık görev süresi sona ermesine rağmen birleşen dava tarihine kadar davalı şirketin genel kurul toplantılarının yapılmadığı, yeni yönetim kurulunun seçilmediği anlaşılmıştır. Yargılama aşamasında mahkemece davalı şirkete atanan kayyumun çağrısı ile, birleşen dava tarihinden sonra, 16/09/2019 tarihinde genel kurul toplantısı yapılmıştır. Anılan genel kurul toplantısında gündemin 3. Maddesi ile ..., ..., müteveffa ... terekesi tasfiye memuru Av. ...'ın yönetim kurulu üyeliklerinin 3 yıl süreyle ve oy çokluğuyla seçilmesine karar verilmiştir. Birleşen dosya davacıları anılan yönetim kurulu seçim kararına olumsuz oy vererek karara karşı muhalefet şerhini tutanağa geçirmiştir. Birleşen dosya davacıları tarafından anılan genel kurul kararının iptali talebiyle 07/10/2019 tarihinde Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/520 Esas sayılı dava açılmıştır. İşbu birleşen dava tarihinden sonra mahkemece atanan kayyumun çağrısı üzerine davalı şirketin genel kurul toplantısı yapılarak yeni yönetim kurulunun seçildiği, TTK'nun 530/1 maddesi uyarınca davalı şirketin kanuna uygun hale getirildiği, bu haliyle birleşen davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Birleşen dosya davacıları tarafından davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 16/09/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararın iptali talebiyle dava açılmış olması davanın konusuz kalması sonucunu değiştirmeyecektir. Hal böyle olunca, mahkemece dava tarihinden sonra mahkemece atanan kayyumun çağrısı üzerine davalı şirketin genel kurul toplantısı yapılarak yeni yönetim kurulunun seçildiği, TTK'nun 530/1 maddesi uyarınca davalı şirketin kanuna uygun hale getirildiği, birleşen davanın konusuz kaldığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin birleşen davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Birleşen davada davacılardan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,00 TL harcın birleşen davada davacılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Birleşen davada davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/11/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -