T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/11 - 2026/110 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/11 KARAR NO : 2026/110 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2023/2 E. - 2023/352 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/11 - 2026/110 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/11 KARAR NO : 2026/110 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/10/2023 NUMARASI : 2023/2 E. - 2023/352 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/10/2023 tarih ve 2023/2 E. - 2023/352 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili müvekkili şirketin 1963 yılında kurulduğunu, müvekkilinin “...” ibareli markanın sahibi bulunduğunu, markanın 14.05.2015 tarihinde tescil edildiğini, ayrıca 2021/117985 sayılı “...” markası için 5, 10 ve 35. sınıflarda marka başvurusunun yapıldığını, müvekkilinin bu marka haklarına rağmen, davalı şirketçe “...” ibareli markanın 27 ve 35. sınıflarda tescil edilmek üzere başvurulduğunun öğrenildiğini, bu başvuruya ... nezdinde itiraz edildiğini, ancak itirazın Marka Dairesi ve ardından YİDK tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, oysa “...” markasında baskın ve ayırt edici unsurun “...” ibaresi olduğunu, bu ibarenin müvekkiline ait “...” markasıyla görsel ve işitsel açıdan iltibas yaratacak derecede benzer bulunduğunu, iki ibare arasındaki farkın ortalama tüketici nezdinde ayırt edicilik sağlamaya yeterli olmadığını, ayrıca dava konusu markanın, müvekkilinin faaliyet gösterdiği sektörle bağlantılı ve aynı ya da benzer mal ve hizmetler bakımından tescil edilmek istendiğini, “...” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuru olduğunu, bu nedenle dava konusu marka başvurusunun SMK’nın 6/6 maddesi uyarınca da reddedilmesinin gerektiğini, müvekkilinin markayı uzun yıllardır fiilen kullanan ve sektörde maruf hale getiren gerçek hak sahibi olduğunu, dolayısıyla SMK’nın 6/3 maddesi kapsamında da dava konusu başvurunun reddinin zorunlu bulunduğunu, müvekkilinin markasının ilgili sektörde tanınmış marka niteliğinde olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markasından haksız yarar sağlamaya, markanın itibarını zedelemeye ve ayırt edici karakterini sulandırmaya elverişli bulunduğunu, başvurunun müvekkilinin uzun yıllardır kullanılan ve bilinen markasından haberdar olunmasına rağmen yapılmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-14727 sayılı YİDK kararının iptalini ve “...” ibareli marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin 21.12.2005 tarihinde Kuşadası Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne tescil edildiğini, dava konusu "..." markasının, müvekkilinin halı ticaretini perakende ve çevrimiçi satış kanallarına taşıma amacıyla alındığını, davacı şirketin ilaç üretimi alanında faaliyet göstermesi nedeniyle taraflar arasında faaliyet konusu, pazar ve müşteri kitlesi bakımından herhangi bir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasının “...” ve “...” kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu, halı tasarımına ve görkemli bir doğa olayına atıf yaptığını, markanın hiçbir unsurunda ilaç sektörüne ya da davacı markasına gönderme veya benzerlik olmadığını, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı yönündeki iddiaların dayanaksız olduğunu, müvekkilinin 2005 yılından beri aynı ticaret unvanı ile faaliyette bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalıya ait “...” markası ile davacıya ait “... ...” markası arasında, her ne kadar bazı emtealar bakımından sınıf benzerliği bulunsa da, marka işaretleri yönünden görsel, işitsel ve anlamsal açıdan karıştırılma ihtimali doğuracak bir benzerlik bulunmadığı, davacının eskiye dayalı kullanımdan kaynaklanan üstün bir hakkını ispatlayamadığı, davacı markasının tanınmış marka olduğunun dosya kapsamında ortaya konulamadığı, davacının ticaret unvanı ile dava konusu marka arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalının marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığına dair yeterli delil olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, mahkeme kararının hatalı ve eksik bilirkişi raporuna dayandığını, dava konusu “... ...” markası ile müvekkiline ait “... ...” markasının iltibas düzeyinde benzer olduğunu, her iki markanın esas ve baskın unsurlarının sırasıyla “...” ve “...” ibareleri bulunduğunu, bu ibareler arasındaki tek farkın bir harften ibaret olduğunu, kelimelerin başlangıçlarının aynı olmasının benzerliği daha da artırdığını, ortalama tüketici nezdinde markaların ayırt edilemeyeceğini, “...” ibaresinin tali nitelikte olduğunu, ayırt edici gücünün bulunmadığını, ayrıca taraf markalarının 35. sınıfta yer alan aynı ve benzer hizmetler için tescil edilmek istendiğini, bu durumun tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalini kaçınılmaz hale getirdiğini, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, SMK’nın 6/3 maddesi kapsamında dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, tanınmışlık için herkesçe bilinme şartının aranmadığını, ilgili sektörde bilinir olmanın yeterli bulunduğunu, dava konusu markanın aynı ve benzer hizmetlerde tescilinin müvekkilinin markasının itibarına zarar vereceğini, ayırt edici gücünü zayıflatacağını, SMK 6/4 ve 6/5 maddelerinin uygulanmasının gerektiğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, davalının müvekkilinin markasını ve faaliyet alanını bilmesine rağmen, iltibas yaratacak şekilde başvuruda bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalıya ait “...” markası ile davacıya ait “... ...” markası arasında, her ne kadar bazı emtealar bakımından sınıf benzerliği bulunsa da, marka işaretleri yönünden görsel, işitsel ve anlamsal açıdan karıştırılma ihtimali doğuracak bir benzerlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.