T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2024/49 (ESASTAN RET) KARAR NO : 2026/553 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/646 E - 2023/639 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KAR…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2024/49 (ESASTAN RET) KARAR NO : 2026/553 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/646 E - 2023/639 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 24/04/2026 YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında iki (2) adet itfaiye aracı ile iki (2) adet itfaiye su tankeri alımı konusunda 07/07/2017 tarihli satış sözleşmeleri imzalandığını, sözleşmeler gereğince davalı şirketin iki (2) adet itfaiye aracı ile iki (2) adet itfaiye su tankerini üretme ve davacı şirkete ihraç kayıtlı olarak fatura etme taahhüdü, müvekkil şirketin ise ihraç kayıtlı olarak aldığı araçları zamanında ihraç etme ve ihracat sonrası ihracat beyannamesi ile birlikte ihracat faturalarını davalı şirkete verme taahhüdü altına girdiğini, ayrıca davacı şirketin ihracatı gerçekleştirmemesi ve evrakı zamanında davalı şirkete teslim etmemesi durumunda ortaya çıkacak zararlardan sorumlu olacağı hususunun taraflar arasında kararlaştırıldığını, bu kapsamda davalı şirketin kayıplarını müvekkil şirkete rücu etme hakkına sahip bulunduğunu, bahsi geçen sözleşmeler doğrultusunda davacı şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, ödemeleri zamanında gerçekleştirdiğini, satım sözleşmeleri uyarınca davalı şirketin iki (2) farklı tarihte müvekkil şirkete ihraç kayıtlı fatura düzenlediğini, davacı şirketin de faturaların düzenlenmesinden kısa bir süre sonra araçları ihraç ettiğini ve ihracat beyannameleri ile ihracat faturalarını davalı şirkete teslim ettiğini, akabinde davalı şirketin ilgili dönemlere ilişkin raporlar hazırlattığını ve ihraç kayıtlı faturalarından kaynaklanan KDV alacağı toplamı 475.769,00 TL'nin iadesi için bağlı bulunduğu Eskişehir Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne talepte bulunduğunu, ancak davalı şirketin 2019 yılının Mart ayında yapmış olduğu özelge talebi ve 2019 yılının Nisan ayında yaptığı KDV iade istemlerinin ilgili Vergi Dairesince reddedildiğini, bunun üzerine davalı şirketin söz konusu alacağın tahsili amacıyla müvekkil şirket aleyhine Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2692 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davacı şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını ve icra takibinin haksız olduğunu belirterek, faturalar nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ve davalı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 07/07/2017 tarihli satış sözleşmeleri kapsamında müvekkil şirketin ihraç kayıtlı fatura düzenlediğini, devamla da bağlı bulunduğu Vergi Dairesinden iade talebinde bulunduğunu, ancak iade talebinin, "müvekkil şirketin sözleşmeye konu araçların imalatçısı olmaması sebebiyle Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11/1-c maddesi" kapsamında reddedildiğini, söz konusu iade isteminin kabul edilmemesi üzerine davacı şirket ile anlaşıldığını, faturalar ile ilgili ek beyanname verildiğini ve işlemin KDV'li hale getirildiğini, dolayısıyla ihracatçı konumunda olan davacı şirketin KDV iadesi alması konusunda mutabakata varıldığını, ne var ki davacı şirketin basiretli tacir gibi davranmadığını, sorumlu olduğu KDV ödemesini yapmadığını ve müvekkil şirketi zarara uğrattığını savunarak, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında iki (2) adet itfaiye aracı ile iki (2) adet itfaiye su tankeri alımı konusunda 07/07/2017 tarihli satış sözleşmeleri imzalandığı ve davacı şirket tarafından, yurt dışına ihraç edilmek üzere iki (2) adet itfaiye aracının davalı imalatçıdan satın alındığı, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11/1-c maddesi kapsamında dört (4) adet faturanın ihraç kayıtlı olarak düzenlediği, akdedilen satış sözleşmesin 3. maddesi ile davalı satıcının ihraç kayıtlı faturalar nedeniyle doğacak tüm zararlarının karşılanması hususunun hüküm altına alındığı, davacı alıcının süresinde ihraç işlemini yaptığı, davalı satıcının dört (4) adet ihraç kayıtlı satış faturalarından kaynaklanan 475.769,52 TL (100.800,00 Euro) tutarındaki KDV'nin, ilgili dönem KDV beyannamelerinde iade alınmak üzere, "iade edilebilir KDV" olarak beyan edildiği, ancak davalı şirket tarafından iadesi talep edilen KDV'lerin Eskişehir Vergi Dairesi Müdürlüğünce, imal edilen itfaiye araçlarına ait kamyonların piyasadan tedarik edildiğinden ve davalı şirket tarafından imal edilmediğinden bahisle 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11/1-c maddesi kapsamında değerlendirilmesinin ve iadesinin mümkün olmadığı belirtilerek KDV iadesi işleminin gerçekleştirilmediği, bu kapsamda davalı şirketin uğradığı zararın tahsili istemi ile icra takibi başlattığı, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile sözleşmenin 3. maddesi uyarınca davalı şirketin düzenlenen faturalardan dolayı uğradığı zararı isteyebileceği, dolayısıyla söz konusu zararın tahsili amacıyla başlattığı takipte bir usulsüzlük bulunmadığı, diğer yandan eldeki dosyada icra takibinin durdurulmadığı ve kötüniyet tazminatı şartlarının şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Katma Değer Vergisi Kanunu ve Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davacı şirketin sözleşmeye uygun olarak tüm ödemeleri zamanında ifa ettiğini, kısa süre sonra ihracat işlemlerini tamamladığını, davacı şirketin kusurunun bulunmadığını, davalı şirketin başvurusunun reddi gerekçesinin satışa konu malların imalatçısı konumunda bulunmamasından kaynaklandığını, davalı şirketin basiretli tacir gibi davranmadığını, ihraç kaydıyla teslimlerde tescil - terkin uygulamasının ihtiyari olduğunu, bu nitelikteki malların imalatçıları tarafından ihracatçılara KDV tahsil edilerek teslimi imkanı sağlandığını, sözleşmenin 3. maddesinin, müvekkil şirketin ihracatı gerçekleştirmemesi ve evrakı zamanında vermemesi durumunda davalı şirkete karşı doğacak sorumluluğuna ilişkin olduğunu, ancak davacı şirketin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut olayda kötüniyet koşullarının oluştuğunu savunarak, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, oluşturulan ihraç kayıtlı faturalar uyarınca "iade edilebilir KDV" olarak beyan edilen ve iadesi talep edilen KDV'lerin, Eskişehir Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11/1-c maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle reddi üzerine ek beyanname ile KDV'li hale getirilen faturular nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporu içeriğine, diğer yandan eldeki davada kötüniyet tazminatı verilmesine yönelik şartların oluşmadığının anlaşılmasına, göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 24/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."