T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:31/12/2021 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GERE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:31/12/2021 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı ... Bankası A.Ş.'nin ... Şubesi'nde çek hesabı bulunan dava dışı çek keşidecisi ... Teks...Ltd. Şti.'in ..., ..., ..., ..., ..., ... seri numaralı 6 adet çekin keşide edilerek borcuna karşılık müvekkiline verildiğini, verilen çekin süresinde bankaya ibraz edildiğini, ancak 4 adet çekin arkasına “T.C. Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından keşideci hakkında iflasına karar verilmiş olduğundan iş bu çek ile ilgili herhangi bir işlem yapılamamıştır” yazıldığını, 2 adet çekin arkasına “T.C. Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından verilen karar ile keşideci şirkete komiser ataması yapıldığından ve çekte komiser uygunluğu bulunmadığından işlem yapılamamıştır.” şeklinde şerh düşüldüğünü, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, dolayısıyla iş bu çeklerin karşılıksız çıktığını, bu ibraz sırasında ve daha sonra bankaya 2. kez gidilerek çek sorumluluk bedellerinin ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalı bankanın keşideci şirketin konkordatoda olması ya da iflas etmiş olması nedeniyle çek sorumluluk bedellerini ödenemeyeceğini bildirildiğini, daha sonra 11/10/2019 tarihinde yazılı olarak bankaya müracaat edildiğini, ancak bankanın yine yasal sorumluluk bedelini ödemediğini, yasa gereği arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamadığını, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesinin 2. fıkrası gereğince, hesap sahibi ile muhatap banka arasında gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğunu ve bankaların karşılıksız çıkan her çek yaprağı için belirlenen miktarı ödemekle yükümlü olduğunu, yine aynı Kanun'un 7. maddesi gereğince de bankanın yasal yükümlülük bedelini ödemekte gecikmesi halinde her geçen gün için binde üç ceza ödemesi yapılacağının düzenlendiğini beyan ederek, karşılıksız çıkan çekten dolayı bankanın sorumlu olduğu miktarın ve dava sonunda hesaplanacak olan her geçen gün için binde üç gecikme cezasının faizleriyle birlikte ödenmesinie yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 25/03/2021 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla talepleri doğrultusunda işleyecek olan faiziyle birlikte 11.320,00 TL bankanın ödemekle yükümlü olduğu bedelin ve 9.067,09 TL gecikme cezasının ödenmesine davalıdantahsiline karar verilmesini talep etmiş ve tamamlama harcını yatırmıştır. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, konkordato ilan etmiş olan bir kişiye karşı daha önceden düzenlediği çeklerin, üzerinde yazılı düzenleme tarihinde karşılıksız kalması halinde bu kambiyo senetlerinden doğan bir takip yapılamayacağını ve başlamış bir takip varsa duracağını, keşideci firmaya komiser atandığını, tedbir tarihi itibariyle şirkete ait her türlü işlemlerin komiser tarafından yapılması gerektiğini, dava konusu çek bankaya ibraz edildiğinde çeki işleme almak için mevcut ve yetkili komiser onayının alınması gerektiğini, aksi takdirde bankanın karşılıksız çeke ilişkin işlemleri yapması ve çek yaprak bedelini ödemesinin mümkün olmadığını beyan ederek, haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak ikame edilen davanın öncelikle usulden reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...önemli olan ve araştırılması gereken husus ibraz tarihinde çekin karşılığının bulunup bulunmadığı hususudur. Şayet ibraz tarihinde çekin karşılığı bulunuyor ise davalı bankanın yasadan kaynaklanan zorunluluk gereği yasal yükümlülük bedelini ödemesi gerekmektedir. Mahkemece çek üzerine tedbir koyulması ibraz tarihinde karşılığı bulunmayan çeke ilişkin yasal yükümlülük bedelini ödemelidir. Yasa hükümleri, dosyada mevcut bilirkişi raporu, emsal kararlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; bankadan gelen yazı cevabına göre, davaya konu çeklerin ibraz tarihinde karşılığının bulunmadığı, buna göre davalı bankanın toplam 11.320,00 TL çek yükümlülük bedelini ve bilirkişi raporuyla hesaplanan 9.067,09 TL gecikme cezasını dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" gerekçesiyle davanın kabulü ile; 11.320,00 TL çek yükümlülük bedeli ve 9.067,09 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 20.387,09 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, başkaca bankaların ilgili çek yasal yükümlülüklerini ödemeleri tek gerekçe olarak belirtilmesine karşın, ilgili çek yasal yükümlülüklerinin ödenip ödenmemesine ilişkin herhangi bir yasal gerekçe sunulmadığını, konkordato ilan etmiş bir kişiye karşı daha önceden düzenlediği çeklerin, üzerinde yazılı düzenleme tarihinde karşılıksız kalması halinde kambiyo senedinden doğan bir takip yapılamayacağını ve başlamış takibin duracağını, keşideci ... Tekst...Ltd. Şti.'nin konkordato talebinde bulunduğunu, bu nedenle firmaya komiser atandığını, tedbir tarihi itibariyle şirkete ait her türlü işlemin komiser tarafından yapılması gerektiğini, şirket yönetimi ve temsilinin mahkeme kararı ile atanan komiserlere geçtiğini, çek üzerinde komiser onama imzası bulunmaması nedeniyle müvekkili banka tarafından herhangi bir ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, çek yaprak bedelinin ancak mahkeme kararı ile atanan komiserlerin ödenmesine onay vermesi halinde davacıya ilgili ödemenin yapılabileceğini, eksik incelemeyle karar verildiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca davalı banka çek garanti bedelini ödemekle yükümlüdür. Davalının yükümlülüğü hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış gayrinakdi kredi sözleşmesi hükmündedir. Bankaya ödeme yükümlülüğü yasa ile verilmiş olup, taraflar arasındaki sözleşmede açık bir düzenleme bulunmaması halinde, bankanın keşideciye rücu imkanı dahi bulunmamaktadır. Bankanın bir nevi garanti borcu olan bu miktar açısından komiser onayı bulunmadığından bahisle ödeme yapılmaması Çek Kanunu'nun amir hükmüne açıkça aykırıdır. Çek Kanunu uyarınca bankanın çek garanti bedelinden sorumluluğunun sona ermesi için şirket yetkilisinin çek keşide etme yetkisinin kaldırılması gerekir. Çek keşide yetkisi kaldırılmadığı sürece davalı bankanın yasadan kaynaklanan yükümlülüğü devam ettiğinden davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir (Aynı yönde içtihat için bakınız: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/164 Esas - 2021/332 Karar sayılı ilamı). Sonuç olarak, HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.392,64 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 348,16 (261,12 + 87,04) TL harcın mahsubu ile bakiye 1.044,48 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...