7. Hukuk Dairesi 2012/416 E. , 2012/5576 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 164 ada 2 ve 151 ada 4 parsel sayılı sırasıyla 1431,39 m2 ve 1517,72 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tesp…
**7. Hukuk Dairesi 2012/416 E. , 2012/5576 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 164 ada 2 ve 151 ada 4 parsel sayılı sırasıyla 1431,39 m2 ve 1517,72 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve satın almaya dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığından bahisle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi, ispat yükü kendi üzerinde olan tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul ve yeterli uzunlukta kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde kabul edilebilir yasal bir mazeret olmaksızın keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılmamış olması gerekir. Somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacı tarafa verilen kesin önel gerekli koşulları içermemektedir. Şöyle ki ; mahkemece davacıya duruşma tutanağında belirtilen toplam keşif miktarının duruşma tarihinden itibaren 20 günlük kesin süre içinde (11.08.2011 tarihine kadar) yatırması yönünde ara kararı verilmiş, aynı zamanda keşif tarihi olarak 15.08.2011 günü belirlenmiştir. Böylesi bir durumda davacıya verilen sürenin son günü olan 11.08.2011 tarihi ile keşif için belirlenen 15.08.2011 tarihleri arasındaki 4 günlük süre tanık ve bilirkişilere çıkartılacak tebligat için yeterli değildir. Hal böyle olunca kesin önelin yöntemine uygun olduğundan söz edilemez. Her ne kadar mahkemece yerel ve tespit bilirkişilerin hazır edilmesi için kolluğa yazı yazılmasına karar verilmiş ise de adlarına usul hükümlerinin öngördüğü şekilde ihtaratta bulunulmayan tanık ve bilirkişilerin zorla getirilmesine yasal olanak olmadığından mahkemenin bu ara kararının yasal olarak uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı hususu da gözetildiğinde mahkemenin takdir ettiği gündeki keşfin baştan sonuçsuz kalma ihtimali de yüksektir. Belirtilen bu hususlara göre oluşturulan ara kararının kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davacı tek bir dilekçe ile, aynı tapu kaydına dayanarak dava açtığına göre uyuşmazlığın hep birlikte çözümlenmesi gerekirken, dava dosyaları tefrik edilerek her bir dosyada davacıya ayrı ayrı keşif ücreti yüklenmesi dahi usul hükümlerine ve dava ekonomisine uygun düşmemiştir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 06.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.