T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/867 - 2025/2457 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/867 KARAR NO : 2025/2457 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2017 NUMARASI : 2017/43 E. - 2017/417 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri v…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/867 - 2025/2457 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/867 KARAR NO : 2025/2457 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2017 NUMARASI : 2017/43 E. - 2017/417 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2017 tarih ve 2017/43 E. - 2017/417 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli 2012/41551, 2014/11733, 2013/62710, 2010/03947, 2011/26167, 2011/26165,2006/46521, 2008/36177, 2009/52838 numaralı ve "...", "..." ve "... ŞEKİL" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı ... Bankası A.Ş'nin tescil ettirmek istediği "..." markasının müvekkilinin markaları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, ancak müvekkili tarafından dava konusu marka başvurusuna karşı TÜRKPATENT nezdinde gerçekleştirilen itirazın YİDK tarafından 2016-M-567 sayılı kararla hukuka aykırı olarak reddedildiğini, markaların birbirileriyle benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimaline yol açabileceğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, haksız rekabete sebep olacağını, dava konusu ibare üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek, YİDK'nin 21/01/2016 tarih, 2016-M-567 sayılı kararının iptaline, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davalı başvurusu ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinden de söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "..." ibaresinin ticaret alanında yaygın olarak kullanıldığını, "..." unsurunu içeren çok sayıda tescilli markanın bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, bilirkişi incelemesine dair ara karar verildiği, davanın konusunun teknik olduğu ve kesin mehil içinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, bu nedenle davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesi ihtisas mahkemesi olduğundan uyuşmazlık konusunda teknik bilgiyi haiz olduğunu, bilirkişi ücretinin yatırılmamasının davanın reddi için yeterli bulunmadığını, bilirkişi incelemesinin zorunlu olmadığını, sunulan delillerin değerlendirilmesi suretiyle esasa ilişkin karar verilebileceğini, mahkemece dosyadaki delillerin değerlendirilmediğini, taraf markalarının benzer, kapsamlarındaki emtiaların da aynı/aynı türde bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin ".../..." ibareli seri markaları ile karıştırılma tehlikesine yol açacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, 04/07/2017 tarihli ilk celsede verilen 4 no.lu ara kararla, davacı vekiline 1500 TL ek gider avansını yatırmak için iki hafta kesin süre verilmiş, aksi halde bundan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Ancak "bundan" sözcüğüyle kastedilenin ne olduğu anlaşılamamaktadır. Yine aynı tarihli 5 no.lu ara kararla bilirkişiler için takdir edilen toplam 1500 TL ücretin davacı tarafından yatırılacak avanstan karşılanmasına karar verilmiş, bu maddede davacı vekiline herhangi bir ihtarda bulunulmamıştır. Davacı vekili tarafından gelecek celseye kadar avans yatırılmamış, 05/10/2017 tarihli ikinci celsede avansın yatırılması için yeniden süre istenmişse de, mahkemece avansın süresinde yatırılmadığı, bu nedenle davacının davasını ispatlayamadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 94.maddesinde;" (1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar." hükmü, HMK'nın 120/2.maddesinde; "Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.(3) (Ek:22/7/2020-7251/9 md.) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır. " hükmü ve HMK'nın 324.maddesinde " (1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. " hükmü düzenlenmiştir. Buna göre, HMK'nın 94/2. maddesi uyarınca hâkimin tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklaması ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar etmesi ve oluşacak sonuca göre karar vermesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece davacı tarafa eksik avansı yatırması için süre verilmişse de, kesin süreye konu olan işlemin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklanmaması ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının açıkça tutanağa geçirilerek ihtar edilmemesi nedeniyle mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamıştır. Öte yandan hâkimin tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklaması ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar etmesi ihtimalinde dahi davacı vekilinin belirtilen işlemi yapmaması nedeniyle doğrudan davanın ispat edilemediğinin kabul edilmesi doğru değildir. Zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece, kesin süreye konu olan işlemin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklanması ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının açıkça tutanağa geçirilerek ihtar edilmesi, sonucuna göre, iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğinden, Dairemizce, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 05/10/2017 gün ve 2017/43 E. - 2017/417 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/12/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.