11. Hukuk Dairesi 2013/9175 E. , 2013/12823 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2011 tarih ve 2011/9-2011/156 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve ... dışındaki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği…
**11. Hukuk Dairesi 2013/9175 E. , 2013/12823 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.12.2011 tarih ve 2011/9-2011/156 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve ... dışındaki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin sonradan özelleştirme kapsamına alınan davalı şirketin hissedarı olduklarını,hamiline yazılı hisse senetleri bulunmakla birlikte zamamında hisse senetlerini ibraz ederek isim ve adreslerini şirket kayıtlarına tescil ettirdiklerini, ortaklık statülerinin davalı şirket tarafından da bilindiğini, buna rağmen davalı şirketin sermaye artırımına ilişkin genel kurul toplantılarının müvekkillerine usulüce bildirilmediğini, toplantıların Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiş olmasının davacılara tebligat yapıldığı anlamına gelmediğini, müvekkilleri anılan genel kurul toplantılarına ve sermaye artırımına iştirak edemediklerinden başlangıçta %22 düzeyinde olan sermaye paylarının yıllar içerisinde giderek azalıp, çok küçük seviyelere indiğini, şirketin sermaye yapısının davacılar aleyhine değiştirildiğini, toplantı çağrıları usulüne uygun olarak yapılmadığından anılan genel kurul toplantılarının ve bu toplantılarda alınan kararların yoklukla malul olduğunu, öte yandan şirkete ait bir kısım taşınmazların kamu kurum ve kuruluşlarına bedelsiz devri sonucu müvekkillerinin ortaklıktan doğan mülkiyet haklarının da ihlal edildiğini, şirkete ve ...'na yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, başta bedelli sermaye artırımına ilişkin olanları olmak üzere davalı şirketin 1971, 1973, 1976, 1979, 1984, 1987, 1988, 1989, 1990, 1995, 1996, 1999, 2000 ve 2002 yıllarında yapılan genel kurul toplantılarının geçersizliğinin tespitine, ortaklarla şirket arasında doğmuş bulunan muarazanın men'i ile davacıların hisselerinin önceki duruma ihyasına, oluşacak yeni duruma göre davacıların ortaklık haklarının belirlenmesine, davacıların bilgisi ve onayı dışında kamu kurumlarına bedelsiz olarak devredilen taşınmazlar nedeniyle davacıların belirlenecek gerçek sermaye payları üzerinden hisselerine düşecek tutarların, tasfiye sonunda davacılara ödenmek üzere tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, hamiline yazılı hisse senedi sahiplerine tebligat yapılması için hisse senetlerinin şirkete tevdi edilmesi gerektiğini, davacıların bu yükümlülüğü yerine getirmediğini, çağrıdaki usulsüzlüğün müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğunu, genel kurul toplantılarından uzun süre sonra dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil ... vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurul toplantı çağrısı usullerinden bazılarının eksik bırakılmasının ve hatta hiç çağrı yapılmamış olmasının tek başına yokluk veya butlan sebebi olmayıp, sadece iptal davası açma hakkı verdiği, iptal davası açılması için hak düşürücü sürelerin geçtiği, öte yandan davanın konusunu 1971 ile 2002 yılları arasında yapılmış 16 adet genel kurul toplantısı oluşturup, davacıların dava tarihine kadar geçen 32 yıllık süre içerisinde sermaye artırımlarından haberdar olmadıklarını ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar ... ve ... dışındaki davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK uyarınca eda davası açılması gereken hallerde tespit davası açılamayacak olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılar ... ve ... dışındaki davacılardan alınmasına, 19.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.