T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 12/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 07/11/2024 NUMARASI : ... Esas 2........arar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1- ........ …
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 12/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 07/11/2024 NUMARASI : ... Esas 2........arar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 2- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : 3- ........ VEKİLİ : Av..... DAVALILAR : 4- ........ 5- ........ 6- ........ DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 12/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 12/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 19.07.2014 tarihinde müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ........ sevk ve idaresindeki ........ plakalı araç Zafer Sanayi ........ Sk. Üzerinde seyir halinde iken sağdan ara sokaktan çıkmakta olan davalı ........’ın sürücülüğünü yaptığı ........ plakalı araç, ........ plakalı araca sağ arka kısmından çarpmasıyla dava konusu kazanın meydana geldiğini, Konya ....Asliye Ceza Mahkemesinin ... E sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını ve sonuçlandığını, müvekkilinin kaza nedeniyle tüm vücut daimi fonksiyon kaybı olduğu, kalıcı maluliyeti olduğunu, sakatlığı nedeniyle müvekkilinin bakıcı hizmeti aldığını, faturalandıramadığı, S.G.K. tarafından ödenmeyen zorunlu tedavi giderleri olduğunu, kazaya karışan ........ plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ........ A.Ş. tarafından tanzim edildiğini, kazaya karışan ........ plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ........ sigorta A.Ş. tarafından tanzim edildiğini, müvekkilinin maluliyeti nedeniyle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E-... K sayılı dosyası ile davalılar aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, 1.000 TL taleplerini 09,09,2016 tarihinde 213.980 TL artırım yaptıklarını ve harcı 214.980 TL ye tamamladıklarını, davanın 2018 yılına kadar sonuçlanmaması nedeniyle yeniden aktüerya bilirkişi raporu alındığını, 17.04.2018 tarihli dilekçeleri ile taleplerini 253.597,43 TL’ye artırım yaptıklarını, ilk taleplerinin ıslah dilekçesi olarak kabul edildiğinden ikinci ıslahın kabul edilmediğini, 2018 yılına göre tespit edilen 38.765,57 TL’den başvuru yaptıklarını, ancak 2021 yılı asgari ücretler dahil belli olduğundan yeniden hesaplama yapılmasının zorunlu olduğunu, davalılar ........ ve ........ sigortaya başvuru yapıldığını, herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuğa başvuru yapıldığını anlaşma sağlanamadığını, Bu nedenlerle; fazlaya ilişkin taleplerinin saklı kalması kaydıyla; müvekkili için 38.617,43 TL maddi tazminatın, olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, taleplerinin belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ........ sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ölümlü veya yaralamalı trafik kazaları nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarının Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerektiğinden davanın görev yönünden reddinin gerektiğini, dava konusu olayın 19.07.2014 tarihinde gerçekleştiğinden davacının isteklerinin tamamının zamanaşımına uğradığını, davanın usulden reddinin gerektiğini, Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı dosyası kapsamında maddi-manevi tazminat davası açıldığı, davanın halen derdest olduğundan işbu davanın dava şartı yoluğundan reddinin gerektiğini, davanın ek dava niteliğinde olmadığından derdestlik sebebiyle reddinin gerektiğini, davacının ikinci kez ıslah talebinde bulunamayacağından ve bu durum tarafları lehine kazanılmış hak oluşturduğundan davacının haksız davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının emniyet kemerinin takılı olmamasının davacı açısından müterafik kusur teşkil ettiğini, hatır taşıması yönünden değerlendirme yapılması gerektiğini, davacının 2021 yılı asgari ücretine göre yeniden hesap yapılması istemi hak edilmemiş haksız talep olduğunu, davacının hak kazandığı tazminat miktarının.....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K, sayılı ilamıyla hüküm altına alındığından belirsiz alacak davası açma da hukuki yarar yokluğu bulunduğunu, bu nedenlerle; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Silopi ilçesinde ikamet etmesi nedeniyle yetkili mahkemenin Silopi Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, dava süresinde açılmadığından zamanaşımı defiinde ve hak düşürücü itirazında bulunduklarını, davacının talep miktarını açıkça belirtmesine rağmen belirsiz alacak davası olarak davayı açtığını, davanın belirsiz alacak davası olmaması nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... E. sayılı dosyasının halen derdest olması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin kazada herhangi bir kusurunun olmadığını, müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, rücuen tazminat davasının yasal koşullarının oluşmadığını, bu nedenlerle; davanın esasına girilmeden usulden reddini, müvekkilinin kusuru bulunmadığından davanın esastan reddini, yargılama gideri vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Mersin ilinde ikamet etmesi nedeniyle yetkili mahkemenin Mersin Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, davanın arabuluculuğa başvuru yapılmadan açıldığını, zamanaşımı definde ve hak düşürücü itirazında bulunduklarını, davanın süresinde açılmadığını, davanın belirsiz alacak davası olmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, daha önce dava açıldığından ikinci defa dava açılmasının mümkün olmadığını, adına kayıtlı araç sürücüsü ........’ın yaşanan kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dolayısıyla tarafına da herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, bu nedenlerle; davanın esasına girilmeksizin, davanın kesin hüküm, arabuluculuk, davanın niteliği zamanaşımı ve hak düşürücü süre gibi dava şartı yokluğundan usulden reddini, kendisinin ve araç sürücüsü ........’ın oluşan kazada herhangi bir kusuru olmadığından davanın esastan reddini, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yerleşim yerinin "........, ... Mah. ... Cad. ........ İş Merkezi No:..... Kadıköy/İstanbul" olması nedeniyle davanın İstanbul Anadolu Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davanın belirsiz alacak nevinde ikame edilmesinin usul hukuku kurallarına aykırı olduğunu, huzurdaki davada başvuran tarafından sürekli iş görmezlik/vs... tazminatına ilişkin uyuşmazlık/dava tutarı miktarının belirsiz alacak davası şeklinde açılmayacağını beyanla, ıslah yoluyla arttırmasına muvafakat etmediklerini, davacıya ........ tarafından ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, ........ A.Ş. Tarafından 303.925 TL ve 37.319 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsü tarafından 27.000 TL ve 7.000 TL olmak üzere ödemeler yapıldığını, müvekkiline eksik başvuru yapıldığından temerrüt oluşmadığını, yine 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği"nin 14. Maddesine göre, "30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" mülga edildiğini, davacının mülga yönetmeliğe göre rapor aldığını ve bu raporla dava açtığını, maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre hazırlanmış ve aynı yönetmeliğin 7. Maddesine göre Yönetmelikte belirtilen raporları düzenlemeye yetkili sağlık kuruluşlarından alınmış raporların sunulmasının zorunlu olunduğunu, kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalandığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin hiçbir geçici iş göremezlik, geçici bakıcı giderleri talebinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, SGK tarafından davacıya ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, davacının sürücü belgesi olmayan kişinin aracında yolculuk ettiğinden müterafik kusurunun bulunduğunu, trafik kazası sonucu hak edilen destek tazminatı ticari bir işten kaynaklı olmadığından yasal faiz uygulanması gerektiğini, bu nedenlerle; Davanın usulden reddini, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddini, yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, davacının dava açılmadan önce usulüne uygun müvekkili şirkete başvuru yapıp yapmadığını ispat etmesi gerektiğini, davacının aynı konuya ilişkin açtığı Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında yargılama devam ettiğinden derdestlik sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafça ilk açılan dava belirsiz alacak davası olup ilk açılan dava kesinleştiğinde bu dava açısından kesin hüküm teşkil edecek ve belirsiz alacak davasından sonra ek dava açılamayacağından davanın reddinin gerektiğini, usuli kazanılmış haklarının gözetilerek davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. - ... K. Sayılı dosyası ile açılan davada hükmedilen tazminat ve ferileri Konya .... İcra Müdürlüğü dosyasına 303.925,99 TL olarak müvekkili şirket tarafından 17.08.2018 tarihinde ödendiğini, ... numaralı poliçede belirlenen teminat limiti 268.000,00 TL olduğunu, teminat limiti tükendiğinden müvekkili şirketin davacı tarafın taleplerinden herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, ZMMS Sigortası genel şartları uyarınca, Geçici/Sürekli iş gücü kaybı ve bakıcı giderleri gibi zararlar, iş bu dolaylı zararlardan olup, teminat dışındaki zararlardan olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususunun değerlendirilerek davacı açısından müterafik kusur teşkil ettiğini, hatır taşıması yönünden de değerlendirme yapılması gerektiğini, davacıda meydana geldiği iddia edilen maluliyetin, kaza olayı arasındaki illiyetinin ispat edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle; davanın usulden reddini, her halde esastan reddini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........'ya dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından düzenlettirilen 10/04/2018 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda sürekli iş göremezlik tazminatının 231.916,04 TL olarak tespit edildiği, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/07/2018 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile 193.150,47 TL Daimi iş görememezlik tazminat talebinin kabulüne karar verildiği anlaşılmakla; davacının Sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K. Sayılı ilamında hükmedilen tazminata ek olarak ve taleple bağlı kalınarak 38.617,43 TL tazminatın davalılar ........ ve ........'ten kaza tarihi olan 19/07/2014, davalı sigorta şirketinden ( sigorta limitleri dahilinde) 28/11/2014 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Her ne kadar bir kısım davalılar vekilleri müterafik kusur ve hatır taşımacılığı itirazında bulunmuş ise de; kaza neticesinde düzenlenen kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususunun belirsiz olarak işaretlendiği görülmekle, davacının müterafik kusurunun bulunduğuna ve hatır taşımacılığı olduğuna dair dosya kapsamında muteber herhangi bir delil sunulmadığından, ayrıca kök davada bu hususa ilişkin herhangi bir hüküm kurulmaksızın kesinleşme işlemi yapıldığından soyut davalı savunmalarına itibar edilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; DAVANIN KABULÜ ile; Davacının Sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K. Sayılı ilamında hükmedilen tazminata ek olarak ve taleple bağlı kalınarak 38.617,43 TL tazminatın davalılar ........ ve ........'ten kaza tarihi olan 19/07/2014, davalı sigorta şirketinden ( sigorta limitleri dahilinde) 28/11/2014 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin 12/02/2025 tarihli ek kararı ile; "Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davacılar vekilinin talep dilekçesinin içeriğinin mahkememiz hükmünde zuhulen unutulan davalılar ........, ........ ve ........ A.Ş.'ne ilişkin olduğu anlaşıldığından HMK 305/A maddesi gereğince davacı vekilinin talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde ek karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili her ne kadar tavzih talebinde ........ A.Ş. Yönünden de karar verilmesini talep etmiş ise de, mahkememiz 07/11/2024 tarihli ilk hükmünde bu davalı yönünden karar verildiğinden yeniden değerlendirme yapılmamıştır. Davacı vekilinin talebinin kabulü ile; mahkememizin 07/11/2024 tarihli GEREKÇELİ KARARINA EK OLARAK; TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA; Davacının Sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K. Sayılı ilamında hükmedilen tazminata ek olarak ve taleple bağlı kalınarak 38.617,43 TL tazminatın davalılar ........ ve ........'tan kaza tarihi olan 19/07/2014, davalı ........ A.Ş.'nden ( sigorta limitleri dahilinde) 25/03/2021 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE," fıkrasının eklenmesi ile hükmün tamamlanmasına" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ........ A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının dava konusu kaza sebebiyle yaralandığı ve malul kaldığı iddiasına istinaden müvekkilinden talep ettiği bedensel zarar tazminatı hususunda müvekkiline usulüne uygun bir başvurusu bulunmadığını, kusur raporuna karşı yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, itirazları doğrultusunda çelişkiyi giderir yeni bir rapor alınması gerektiğini, müvekkili şirkete sigortalı olan aracın kusursuz olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, maluliyet raporunun ilgili yönetmeliğe uygun olarak ATK'dan alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavinin kurum sorumluluğunda olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişi raporundaki tazminat hesaplamasına esas alınacak yaşam tablosunun TRH 2010 tablosu olması ve teknik faiz uygulanması gerektiğini, hükme esas alınan hesaplama raporunda teknik faiz kullanılmadığını, yapılan hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, olayda emniyet kemeri takmayan davacı açısından müterafik kusur ve hatır taşıması söz konusu olup bu durumların mahkemece değerlendirilmediğini, davacıya SGK tarafından 68.819,36 TL tutarında ilk peşin değerli gelir bağlanmış olup bu ödeme ile ilgili olarak SGK tarafından müvekkili şirkete rücu davası açıldığını, dava Konya ....İş Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında görülmekte olup bu ödemenin hesaplanan tazminattan indirilmesi gerekirken bunun yapılamamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, ek dava açılamayacağını, bakiye tazminat talep edildiğini, ancak usul hukuku kuralları gereği bakiye kalan kısmın bir daha talep edilemeyeceğini, huzurdaki başvurunun "belirsiz alacak" "nevinde ikame edilmesinin usul hukuku kurallarına aykırı olduğunu, davacıya ........ tarafından ödeme yapıldığını, davacının alacağı karşılandığından müvekkili şirketin ayrıca sorumluluğu bulunmadığını, dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderleri talebinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, sigortalı araç sürücüsüne karşı tarafça temin edilen mütalaa raporunda her ne kadar kusur ithaf edilmiş ise de kusursuz olduğunu, sigortalı araç sürücüsü kazanın oluşumunu engellemek adına kendince gerekli tüm önlemleri aldığını, tüm bu nedenlerle talepleri doğrultusunda yeniden yargılama yapılarak inceleme yapılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu davanın zamanaşımına uğradığını, maluliyete ve tazminat hesaplamasına ilişkin bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, müvekkilinin oluşan kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, hesaplanan tazminat tutarının fahiş derecede yüksek olup teorik ve pratik uygulamalara uygun olmadığını, tazminat hesaplamasının davacının ispatlanamayan gelirine göre hesaplanmış olmasının doğru olmayıp hükme esas teşkil edilemeyeceğini, yapılan hesaplamaların somut hiçbir delille desteklenmediğini, hatır yolcusu indirimi ve müterafik kusur indirimi yapılmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazası nedeniyle maluliyete dayalı sürekli iş göremezlik tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece verilen kabul kararı, davalılar ........ A.Ş., ........ A.Ş. Ve ........ tarafından istinaf edilmiştir. 1-Davalı ........ A.Ş.'nin usulüne uygun başvuru yapılmadığı itirazında; 2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir. Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır". HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş, 2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup; 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı araç nedeniyle meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacılnın, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine belgeler ile birlikte 12/03/2021 tarihli başvuru dilekçesi ile başvurdukları, sigorta şirketinin cevabi yazısı ile eksik olduğundan bahisle bunların gönderilmesinden sonra tazminat talebini değerlendireceğini bildirilerek yasal süre içerisinde talebin karşılanmayarak sonuçsuz bırakıldığı bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalı sigortanın istediği belgeler Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde belirtilen belgelerden ise de KTK'nın 96. maddesi ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2. maddesinde geçen bu belgeler sigorta şirketinin ödeme tarihine(temerrüde) ilişkin olup dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer tüm belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı,davalı sigortanın cevabi ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davalı sigortanın davacıya verdiği cevabın talebi karşılamadığı dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı,bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği de açıktır. İstinaf itirazları yerinde değildir. 2-Davalı ........ A.Ş.'nin Kusura itirazında; Konya .... ASTM'nin ... E. Sayılı dosyasında alınan kusur raporunda, meydana gelen kazada davacı yolcu konumunda olup alınan bilirkişi ........ ın raporu ile, davalı ........ şirketinin sigortalısı dava dışı sürücü ........ nın % 70, diğer araç sürücüsü davalı ........ ise % 30 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Müteselsil sorumluluk, (zincirleme sorumluluk, birlikte sorumluluk) sorumluluk hukukunda önemli bir yeri bulunmaktadır. Müteselsil sorumluluk, aynı zararın oluşmasında rolü olan ancak zararın hangi kısmından sorumlu olduğu tespit edilemeyen birden fazla kimsenin, niteliği itibariyle bölünmeye elverişli başka bir deyişle çoğunlukla para ediminden oluşan tazminat ediminin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklı zarar görenin de dilediği sorumludan edimin tamamını veya bir kısmını talep yetkisine sahip olduğu, sorumlulardan biri ödeme yaptığı oranda diğerlerinin de sorumluluktan kurtulduğu bir birlikte sorumluluk türüdür. Sorumlulukta müteselsillik ilkesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk gerek zarardan sorumlu olanların zarar görene karşı sorumluluğunda gerekse zarardan sorumluların birbirlerine rücu ilişkisinde bazı ilkeler getirmiştir. İşte bu ilkeleri bir bütün olarak müteselsil sorumluluk ilkesi olarak kavramlaştırılmıştır. Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan doğabilir. Müteselsil sorumluluk zarar görene karşı zarardan sorumlu olanların sorumluluğunun kapsamı ve niteliği yönünden kendine has ilkeler getirmiştir. Normal şartlarda bir zarar birden fazla kişinin fiili ve sorumluluğu ile doğuyorsa o kişilerin sorumluluğu kendi fiillerine yada kusurlarına isabet eden zarar miktarından sorumlu olmalarıdır. Ancak haksız fiilden zarar görenin zararını en kısa, en kolay yoldan tazminini sağlamak amacı ile müteselsillik ile kendine has sorumluluk ilkeleri benimsenmiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, araçta yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2016/7214 E, 2019/2775K-2016/7805 E,2019/3209 K ) Somut olayda, davacı yolcu olup, yolcu olup kusursuzdur. Anlatılan sebeplerle, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceğinden, itiraz yerinde değildir. 3-Davalı Koru Sigorta A.Ş.nin geçici iş göremezliğin, bakıcı giderinin ve tedavi giderlerinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde; 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. (Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Yine, Güvence Hesabı için de uygulanan Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2020 TARİHLİ RESMİ GAZETDE YAYINLANA 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 E 2019/40 K SAYILI KARARINA GÖRE 6704 SAYILI KANUNU 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA" İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN "VE GENEL ŞARTLARDA" İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR. Bu halde davalı sigorta vekilinin geçici işgörmezlik, bakıcı giderinin, tedavi giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerine değildir. 4-Sair istinaf istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; Her dava, kural olarak iki kısımdan; tespit ve eda kısımlarından oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması halinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır. Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın redle sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir. Eş söyleyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkum edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması halinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur. Kısacası ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hale gelmiştir. Zira, kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtayca doğrudan doğruya (resen) göz önünde tutulmalıdır. Kısmi dava sürerken ek davanın açılmış olması halinde davalı ilk itirazda bulunarak birleştirme istememişse kısmi dava ile ek dava birleştirilemez. Ancak, ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Çünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir. Açıklanan hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.1980 gün ve 1980/9-73 E. 1980/186 K., 02.06.1982 gün ve 1981/11-1130 Esas 1982/549 Karar ve 09.11.1988 gün ve 1988/15-572 Esas 1988/898 K. Sayılı; 2013/7-1728 E. 2015/1036 K. Sayılı kararlarında da açıkça vurgulanmıştır. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesinde "(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga fıkra: 01/04/2015-6644 S.K./4. md) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, davacılar vekilinin HMK'nın 109. maddesine göre kısmi dava açtığı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmasa dahi, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olmadıkça ek dava olarak geri kalan kısmını da isteyebilecektir. (Aynı yönde Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2019/4268 esas 2020/4300 karar sayılı ilamı) Somut olaya gelince, davacı tarafından daha önce açılan Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyada yargılama yapıldığı, yargılama sonucunda davacı için 10/04/2018 tarihli bilirkişi ek raporu ile davacının sürekli iş göremezlik maddi zararının 231.916,04-TL belirlendiği, ancak 1. ıslah dilekçesi nazara alınarak 193.150,47 TL'ye hükmedildiği, kararın istinafı üzerine Ankara BAM 26. HD'nin ... E.-... K.sayılı kararıyla esastan red kararı ve temyiz üzerine Yargıtay 4.HD'nin ... E.-... K.sayılı Onama kararı ile İDM kararın kesinleştirildiği, dolayısıyla davacının cismani zarar tazminatını belirleyen mahkemece tespit gerekçesi ve dayanak 10/04/2018 tarihli bilirkişi ek raporu ile davacının sürekli iş göremezlik, maddi zararının 231.916,04-TL olduğu da kesinleşmiş olup, işbu dosya için mahkemenin anılan asıl dosyasının kesin delil niteliğinde olduğu, bu haliyle davacının sürekli iş göremezlik maddi zararının 231.916,04-TL olması nedeniyle asıl davada hükmedilen 193.150,47TL'nin mahsubu ile ancak 38.765,57-TL istenebilecek olup, taleple bağlı kalınarak 38.617,43 TL'ye hükmedilmesinde bir yanlışlık bulunmamakta olup, bunun dışında ve davalı ........'ın, davalı ........ A.Ş. maluliyet, aktüer hesabı ve sair istinaf sebepleri yönlerinden itirazlarında belirtilen hususlar önceki tarafları, müddeabihi aynı olan, kesin delil niteliği taşıyan mahkeme kararı ile kesinleşmiş olduğundan yeniden incelenmesi de mümkün olamayacağından bu hususlara yönelik itirazlarının reddi gerekmiştir. Bu itibarla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davalı ........ vekilinin, davalı ........ A.Ş. vekilinin ve davalı ........ A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ........ vekilinin, davalı ........ A.Ş. vekilinin ve davalı ........ A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.637,95 TL harçtan peşin alınan 659,48 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.978,47 TL harç giderinin davalı ........'dan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Alınması gereken 2.637,95 TL harçtan peşin alınan 660,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.977,95 TL harç giderinin davalı ........'nden tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davalı ........ tarafından yatırılan 6.000,00 TL harçtan alınması gereken 2.637,95 TL harcın mahsubu ile fazla 3.362,05 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan masrafların kendileri üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 12/12/2025 ..... Başkan ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Üye ... e-imzalı ..... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.