7. Hukuk Dairesi 2021/4271 E. , 2022/3654 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21/09/2011 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/04/2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K…
**7. Hukuk Dairesi 2021/4271 E. , 2022/3654 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21/09/2011 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/04/2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili ile davalının kardeş olduğunu, eşit hisseye sahip oldukları 2777 ve 2701 parsel sayılı taşınmazlara ayçiçeği ekildiğini, hasat zamanı geldiğinde davalının hakkı olmadığı halde tüm ürünü kooperatife satarak teslim ettiğini, yapılan şikayet üzerine Cumhuriyet Savcılığı tarafından davalı aleyhine soruşturma başlatıldığını belirterek, dava konusu taşınmazlardan rızası dışında hasat edilen ve hissesine düşen 9,150 kg ayçiçeğinin davalıdan alınmasına, aynen iadenin mümkün olmaması halinde ise 8.061,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazların müvekkil tarafından ekilerek tüm yetiştirme ve hasat giderlerinin karşılandığını, davacının bu işlemlere hiç bir katkısı olmadığını, davacının hissesine karşılık 2011 yılı buğday hasadında bir traktör römorku buğdayı davalı adına fırına verdiğini, bir traktör römorku ayçiçeğinin ise hasat sırasında davacı tarafından alındığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. HMK’nun 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat edilemez. HMK'nun 200. maddesi uyarınca akdi ilişkinin varlığı yazılı delille kanıtlanmalıdır. HMK'nun 203. maddesinde; "senetle ispat zorunluluğunun istisnalarına" yer verilmiş, maddenin birinci fıkrasının a bendi uyarınca; altsoy, üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki hukuki işlemlerin miktar ve değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebileceği belirtilmiştir ancak tarafların HMK'nun 203. maddesinde açıklanan yakınlık ilişkisi bulunsa bile akdi ilişki senede bağlandıysa buna karşı ileri sürülen iddia ve savunmaların senetle ispatı gerektiğinden, bu hususta tanık beyanına başvurulamayacaktır. HMK'nun 238. maddesinde ise ispatın konusunun, tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterileceği, herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmayacağına yer verilmiştir.