10. Ceza Dairesi 2022/12092 E. , 2023/8983 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılması talebinin "reddi" KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sivas 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.09.2021 tarihli ve 2021/1907 Deği…
**10. Ceza Dairesi 2022/12092 E. , 2023/8983 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılması talebinin "reddi" KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sivas 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.09.2021 tarihli ve 2021/1907 Değişik iş sayılı kararı ile, şüpheli hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılması talebinin "reddine" kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.07.2022 tarihli ve 2021/25842 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100169 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100169 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, Zara ilçesinde bonzai maddesi satıldığı yönünde alınan duyumlar nedeniyle yapılan istihbari çalışmalar sonucunda şüphelinin içerisinde bulunduğu aracın durdurularak yapılan aramada şüphelinin üzerinden toplamda 10-20 gram uyuşturucu madde ele geçirilmesi üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Zara Cumhuriyet Başsavcılığınca ele geçirilen uyuşturucu maddenin kullanma sınırı içerisinde kaldığı, uyuşturucu madde ticareti yapıldığına ilişkin herhangi bir delil de elde edilemediği gerekçesiyle verilen 27.03.2019 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın itiraz edilmeksizin kesinleşmesini müteakip, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan yapılan soruşturma sırasında suç yeri itibarıyla dosyanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ilişkin Zara Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2019 tarihli ve 2019/170 soruşturma, 2019/23 sayılı yetkisizlik kararını takiben, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2019 tarihli ve 2019/43885 soruşturma, 2019/16612 esas, 2019/12655 sayılı iddianamesiyle açılan kamu davası sonunda, sanığın atılı kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan mahkumiyetine dair verilen İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 2019/301 esas, 2019/741 sayılı kararının, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2020 tarihli ve 2019/3317 Esas, 2020/3180 Karar sayılı kararıyla, suça konu uyuşturucu madde miktarı, ele geçiriliş şekli, sanık hakkında yapılan ihbar nazara alındığında sanığın eyleminin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu oluşturma ihtimali bulunduğu, bu nedenle Zara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 27.03.2019 tarihli ve 2019/170 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın hukuka aykırı ve hatalı olduğu, Mahkemece suç vasfının değişme ihtimalinin fark edilmesine karşın, 29.11.2018 tarihli eylem yönünden ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar bulunması nedeni ile görevsizlik kararı verilemediği ve bu eylemin ikinci bir ihlal eylemi olarak kabul edilmesinin de hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulduğu nazara alındığında, uyuşturucu madde kullanmak suçundan yapılan yargılama sonunda ortaya çıkan bu durumun yeni delil olduğu gözetilerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca talebin kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Emniyet görevlilerince, İlyas isimli İstanbul'dan gelen bir şahsın Zara ilçesinde uyuşturucu madde sattığı, beyaz renkli Fiat Egea marka araç kullandığı bilgisinin alınmasından sonra, 29.11.2018 günü 34 ... ... plakalı, beyaz renkli Fiat Egea marka aracın seyir halinde görülerek durdurulduğu, kaba üst yoklamasında sanık ...'in üzerinde 4 paket halinde toplam daralı 28,70 gram uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, B. Zara Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2019 tarihli ve 2019/170 soruşturma sayılı kararı ile; ele geçen madde miktarının kullanma sınırları içerisinde kalması ve uyuşturucu madde ticareti yapıldığına ilişkin dosyada delil bulunmaması nedeniyle "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan, "ek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına" karar verildiği, aynı tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ise, Zara Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2019 tarihli ve 2019/170 soruşturma, 2019/23 Karar sayılı yetkisizlik kararı ile, dosyanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, C. Sanığın 24.05.2014 tarihli aynı nev'iden eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.09.2014 tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın verilmesinden sonra, erteleme süresi içerisinde 31.10.2018 tarihinde İstanbul ilinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine erteleme kararının kaldırılarak 24.03.2019 tarihinde İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, davanın 2019/301 Esas ile derdest olduğu, D. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2019 tarihli ve 2019/43885 Soruşturma, 2019/16612 Esas, 2019/12655 sayılı iddianamesi ile, 29.11.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırılması istemiyle İzmir 34.Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açıldığı, İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2019 tarihli ve 2019/372 Esas, 2019/445 Karar sayılı birleştirme kararı ile davanın 2019/301 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği, E. İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 2019/301 Esas, 2019/741 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca teşdiden 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, sanığın kararı istinaf ettiği, F. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 07.12.2020 tarihli ve 2019/3317 Esas, 2020/3180 Karar sayılı kararı ile; basit yargılama usulü yönünden değerlendirilmesi zorunluluğu ve kabule göre de, suç tarihi olan 24.05.2014 tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen cezanın 1 yıldan 2 yıla kadar hapis olduğu gözetilmeden 3 yıl hapis cezasına hükmedilmesi ve 29.11.2018 tarihinde sanıkta ele geçen madde miktarı, sanığın uyuşturucu madde sattığı yönündeki ihbar, kan örneğinde uyuşturucu maddeye rastlanmaması dikkate alındığında eylemin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturma ihtimali bulunduğu, ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın hukuka aykırı ve hatalı olduğu, Mahkemece suç vasfının değişme ihtimalinin fark edilmesine karşın, 29.11.2018 tarihli eylem yönünden ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar bulunması nedeni ile görevsizlik kararı verilemediği ve bu eylemin ikinci bir ihlal eylemi olarak kabul edilmesinin de hukuka aykırı olduğu, gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, G. Bozmadan sonra, İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesince, 29.11.2018 tarihli eylem yönünden açılan davanın tefriki ile, 18.01.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/47 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın Sivas Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, H. Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesince ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasının talep edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazıldığı, I. Ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılması talebi üzerine, Sivas 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.09.2021 tarihli ve 2021/1907 değişik iş sayılı kararı ile, olaya ilişkin yeni delil bulunmadığından "talebin reddine" karar verildiği, Anlaşılmıştır. İ. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinde düzenlenmiştir. Madde; "Madde 172 – (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2) (Değişik: 02/01/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 01/02/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." şeklindedir. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza muhakemesinin temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Cumhuriyet savcısının görevi maddi gerçeği ortaya çıkartmak ve adil bir yargılama yapılması için gerekli araştırmayı yaparak şüphelinin lehine veya aleyhine olan bütün delilleri toplamaktır. Kamu davasını açma tekelini elinde bulunduran Cumhuriyet savcısı soruşturma evresinin sonunda toplanan delillere göre suçun işlendiği hususunda yeterli şüpheye ulaştığı takdirde iddianame düzenleyecek ve kamu davasını açacaktır. Buna karşın soruşturma işlemleri tamamlandıktan sonra, kamu davasının açılması için suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma imkânını ortadan kaldıran şüphelinin ölümü, af, zamanaşımı, şikayet süresinin geçmesi, ön ödemenin yerine getirilmesi ve uzlaşmanın sağlanmış olması gibi durumlarda kovuşturmaya yer olmadığına karar verecektir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar adli-idari nitelikte bir işlem olup başka bir anlatımla karma nitelikte bir karardır. Bu nedenle beraat kararında olduğu gibi, kişi hakkında verildiği fiile ilişkin olarak kesin hüküm sonuçlarını doğurmayacaktır. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesin hüküm sonuçlarını doğurmaması, soruşturma makamının bu karardan her zaman keyfi biçimde dönebileceği ve kamu davası açabileceği anlamına da gelmemektedir. Kanuni düzenleme ve madde gerekçesinden de açıkça anlaşıldığı üzere, fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra aynı fiile ilişkin olarak yeniden soruşturma yapılabilmesi kanun koyucu tarafından "yeni delilin meydana çıkması" ile 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 10 uncu maddesiyle yeni delilin elde edilmesinin yanı sıra bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilme şartlarına bağlanmış ve bu hususlar ceza muhakemesi şartı olarak belirlenmiştir. Uygulamada yapılan soruşturma sonucunda "ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" olarak ifade edilen kararlar verilmektedir. "Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar", soruşturma kapsamında bir kısım fiillerin kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte olmaması, bir kısım fiillerin ise kamu davasının açılmasını ya da yetkisizlik gibi başka kararlar verilmesini gerektirmesi halinde, kamu davası açılmasını gerektirmeyen fiillerden dolayı verilen kararlardır. Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın hukuki niteliği ve sonuçları itibarıyla, verildiği fiile ilişkin olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan bir farkı bulunmamaktadır. Konunun bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için “fiil” ve “aynı fiil” kavramları üzerinde durulması gerekmektedir. Fiil kavramı; ceza muhakemesinde ve maddi ceza hukukunda kullanılan ortak bir kavram olmakla birlikte içerik olarak birbirinden farklılık arz etmektedir. Ceza muhakemesi anlamında fiil, uyuşmazlık konusu olay olup, muhakemenin konusunu oluşturan olayın bütününü ifade etmektedir. Maddi ceza hukukunda ise fiil, belirli bir amaca yönelen, kişinin isteğine göre ve iradesine bağlı, dış dünyada etki doğuran icrai yahut ihmali bir insan davranışıdır. Ceza muhakemesindeki fiil, maddi ceza hukuku anlamında tek bir fiilden oluşabileceği gibi birden fazla fiilden de oluşabilir. Bu itibarla ceza muhakemesindeki fiil kavramı, maddi ceza hukukundaki fiil kavramından daha geniş bir içeriğe sahiptir. Bununla birlikte, maddi ceza hukuku anlamındaki tek fiilin, ceza muhakemesinde birden fazla fiili oluşturması da mümkün değildir. Ceza muhakemesinde Cumhuriyet savcısı, yapmış olduğu soruşturma sonucunda kaleme aldığı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya iddianame ile uyuşmazlığın konusunu ve sınırlarını ortaya koymaktadır. Ceza muhakemesine konu edilen fiilin aynı olup olmadığının tespitinde de iddianame veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtilen olaylar bütününün esas alınması gerekmektedir. Buna göre iddianame ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan fiilin işlendiği yer, fiilin süresi, zamanı, kullanılan araçlar, kullanılma biçimleri belirtilmek suretiyle bireyselleştirilerek tanımlanan olaylar göz önünde bulundurularak fiilin aynı olup olmadığı belirlenecektir. Fiilin aynı olup olmadığının belirlenmesinde Cumhuriyet savcısınca yapılan hukuki nitelendirmenin bir önemi bulunmamaktadır. Bu bilgiler ışığında inceleme konusu olay değerlendirildiğinde; Emniyet görevlilerince, Zara ilçesinde uyuşturucu madde sattığı yönünde alınan duyumlar nedeniyle yapılan istihbari çalışmalar sonucunda şüphelinin içerisinde bulunduğu aracın durdurularak yapılan aramada şüphelinin üzerinden toplamda daralı 28,70 gram ( kriminal rapora göre net 23,1 gram) sentetik kannabinoid cinsinden uyuşturucu madde ele geçirilmesi üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Zara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma evrakının tefrik edilerek, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yürütülen soruşturmanın ayrı bir soruşturma sırasına kaydedildiği, Zara Cumhuriyet Başsavcılığınca, ele geçirilen uyuşturucu madde miktarının kullanma sınırı içerisinde kaldığı, uyuşturucu madde ticareti yapıldığına ilişkin herhangi bir delil de elde edilemediği gerekçesiyle 27.03.2019 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleşmesini takiben, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturmada, Zara Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2019 tarihli ve 2019/170 soruşturma, 2019/23 sayılı yetkisizlik kararı ile dosyanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2019 tarihli ve 2019/43885 Soruşturma, 2019/16612 Esas, 2019/12655 sayılı iddianamesiyle açılan kamu davası sonunda, İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2019 tarihli ve 2019/301 Esas, 2019/741 Karar sayılı kararı ile sanığın atılı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2020 tarihli ve 2019/3317 Esas, 2020/3180 Karar sayılı kararı ile, "suça konu uyuşturucu madde miktarı, ele geçiriliş şekli, sanık hakkında yapılan ihbar nazara alındığında sanığın eyleminin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu oluşturma ihtimali bulunduğu, bu nedenle Zara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 27.03.2019 tarihli ve 2019/170 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın hukuka aykırı ve hatalı olduğu, Mahkemece suç vasfının değişme ihtimalinin fark edilmesine karşın, 29.11.2018 tarihli eylem yönünden ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar bulunması nedeni ile görevsizlik kararı verilemediği ve bu eylemin ikinci bir ihlal eylemi olarak kabul edilmesinin de hukuka aykırı olduğu" gerekçesiyle bozulduğu, Bozmadan sonra, İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesince, 29.11.2018 tarihli eylem yönünden açılan davanın tefriki ile, 18.01.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/47 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın Sivas Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılması yönündeki talebi üzerine, Sivas 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.09.2021 tarihli ve 2021/1907 değişik iş sayılı kararı ile, olaya ilişkin yeni delil bulunmadığından "talebin reddine" karar verildiği, Anlaşılmaktadır. Zara Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanık hakkında "ele geçirilen uyuşturucu madde miktarının kullanma sınırı içerisinde kaldığı, uyuşturucu madde ticareti yapıldığına ilişkin herhangi bir delil elde edilemediği" gerekçesiyle "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği hâlde, sanığın aynı fiili nedeniyle "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan iddianame düzenlenmek üzere 27.03.2019 tarihli yetkisizlik kararı ile dosyanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca da 16.04.2019 tarihli iddianame ile, "sanıkta 29.11.2018 tarihinde ele geçirilen uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğu" iddiasıyla kamu davası açıldığı, yargılama sonucunda eylemin "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçunu oluşturabileceği, bu suçtan delillerin takdir ve değerlendirme yetkisinin ağır ceza mahkemesine ait olduğundan bahisle "görevsizlik" kararı verildiği olayda; sanığın kan tahlilinde uyuşturucu maddeye rastlanmadığının teknik yöntemlerle tespit edildiği de dikkate alındığında, hem ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda hem de iddianamede sanığın fiili, kriminal rapora göre net 23,1 gram uyuşturucu maddeyi bulundurmaktan ibaret olduğu gibi İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dosyanın Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, ceza muhakemesine konu edilen fiilin aynı olup olmadığının tespitinde de iddianame veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtilen olayların bir bütün olarak esas alınması gerektiği, ceza muhakemesindeki fiil, maddi ceza hukuku anlamında tek bir fiilden ibaret olabileceği gibi birden fazla fiilden de oluşabileceği, bu itibarla ceza muhakemesindeki fiil kavramının, maddi ceza hukukundaki fiil kavramından daha geniş bir içeriğe sahip olduğu ve fiilin aynı olup olmadığının belirlenmesinde Cumhuriyet savcısınca yapılan hukuki nitelendirmenin bir öneminin bulunmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda; sanık hakkında düzenlenen iddianame ve sonrasında verilen görevsizlik kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararda anlatılan fiillerin ceza muhakemesi anlamında tek bir fiil niteliğinde olduğu, dolayısıyla aynı fiil hakkında aynı zamanda hem kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, hem de iddianame düzenlendiği, bu hâliyle sanık hakkında Zara Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı fiilden dolayı hukuki nitelendirme yapılarak verilmiş olan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararının hukuki değerden yoksun olduğunun, sanık hakkında düzenlenen iddianame ve sonrasında verilen görevsizlik kararının ise usul ve yasaya uygun olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması talebi üzerine, Sivas 1. Sulh Ceza Hakimliğince "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerekirken, 06.09.2021 tarihli ve 2021/1907 değişik iş sayılı kararı ile, olaya ilişkin yeni delil bulunmadığından "talebin reddine" karar verilmesinin de hukuki değerden yoksun olduğu anlaşıldığından;, Zara Cumhuriyet Başsavcılığının "ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı" nın ve Sivas 1. Sulh Ceza Hakimliğinin "talebin reddine" dair kararının hukuki değerden yoksun olması nedeniyle, hukuki değer atfedilmeyen karar hakkında kanun yararına bozma istemi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan kanun yararına bozma istemi konusunda oy birliğiyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2023 tarihinde karar verildi.