11. Hukuk Dairesi 2012/1516 E. , 2013/18006 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.12.2010 tarih ve 2003/103-2010/374 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.10.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı Yapı ve Kredi Bankası vekili Av. İbrahim Avanoğlu dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunl
**11. Hukuk Dairesi 2012/1516 E. , 2013/18006 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.12.2010 tarih ve 2003/103-2010/374 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.10.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı Yapı ve Kredi Bankası vekili Av. İbrahim Avanoğlu dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 11.000 ABD Doları tutarındaki parasını menkul değerlerde değerlendirilmesi için komşuluk ilişkisi bulunan davalı ...'in çalıştığı davalı bankanın ... Şubesi'ne aktarılması için paranın önce davalı ... hesabına davalı bankanın Kastamonu Şubesi'ne yatırıldığını, buradan da davalı ... tarafından bankanın ... Şubesine aktarılarak müvekkili adına hesap açılmasının kararlaştırıldığını, bu amaçla müvekkiline ait nüfus cüzdanı fotokopilerinin davalı ...'e teslim edildiğini, müvekkilinin parasının davalı bankanın ... Şubesinde açılmış bir hesapta olduğunu bildiğini, davalı tarafından müvekkiline 23.01.2001 tarihinde dolar hesabının 11.267 ABD Dolarına çıktığını belirten bir belgenin verildiğini, ancak anılan şubede yolsuzluk yapıldığını duyan müvekkilinin parasının akıbetini araştırdığında bankada dolar hesabının bulunmadığını öğrendiğini, müvekkiline ait parayı menkul değerlerde çalıştırarak daha fazla getiri sağlamak amacıyla çalıştığı banka şubesine aktaran davalı ...'in hesap açmamasına rağmen bankada hesap açmış gibi davrandığını, davalı çalışanının eylem ve işlemlerinden onu istihdam eden davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 11.267 ABD Dolarının dava tarihindeki karşılığının dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı banka vekili, davacının parasını müvekkili bankaya kendi adına değil de doğrudan diğer davalı ... adına yatırmış olması nedeniyle müvekkili bankadan talep edebileceği hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı ...'e elden verilen para ile ilgili davacı adına bankada hesap açıldığına ilişkin herhangi bir hesap cüzdanı ve dekont bulunmadığından davacı ile davalı banka arasında mudi-banka ilişkisinin kurulmadığı, paranın davacı tarafından davalı ...'e tamamen kendi aralarındaki güven ilişkisine dayalı olarak verildiği, bu durumda davalı bankanın BK'nın 100. maddesi uyarınca sorumluluğu bulunmadığı gibi nezdinde çalışanın yürüttüğü hizmetle ilgisi olmaksızın şahsi eylemleri ile sebebiyet verdiği zararlar sebebi ile BK'nın 55. maddesi gereğince de herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, davalı ...'in ise davacıyı kandırmak suretiyle onun güveninden yararlanarak davacıya ait parayı zimmetine geçirdiği gerekçesiyle davanın, davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 11.000 ABD Dolarının dava tarihi olan 17.02.2003'teki TL karşılığı olan 18.093,30 TL'nin bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ndan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı banka hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacının kendi adına davalı banka nezdinde hesap açması için davalı banka çalışanı olan ...'na elden verdiği paranın anılan çalışan tarafından mal edinilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Dosyada mevcut ceza mahkemesi kararları incelendiğinde, davalı ...'in 15.03.1999 tarihinden itibaren diğer davalı bankanın ... Şubesinin ticari müşteri temsilciliği görevine getirildiği, bu tarihten itibaren suç işlemeye başladığı, bankada ya da dışarıda müşterilerden elden para aldığı, müşterilerin doğrudan kendi hesaplarına para göndermelerini sağladığı, para yatırmak için bankaya başvuran müşterilerine sahte hesap cüzdanı vermek suretiyle paranın kayıt dışı kalmasını sağladığı ve başka yöntemlerle pek çok kişiyi bankayı vasıta kılarak dolandırmaktan hakkında mahkumiyet kararı verildiği, davacının da ceza davasına müdahil olduğu, davalı ...'in davacıya yönelik eyleminin güveni kötüye kullanmak suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılması yönünden ceza mahkemesi kararının bozulduğu, sonrasında da zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle ceza davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere davalı banka çalışanı sadece davacıyı değil, davacı dışında bir çok kişiyi de bankadaki görev ve sıfatını kullanmak suretiyle zarara uğratmıştır. Davalı ... tarafından yazılan not kağıdında davacıya ait paranın ulaştığı tutarın yazılı olması, Elif'in evinde yapılan aramalarda davacının nüfus cüzdanı fotokopisinin bulunması hususları da nazara alındığında davacının amacı parasının davalı banka çalışanı olan Elif tarafından değerlendirilmesine yöneliktir. Davacı parasını davalı ...'e davalı bankanın çalışanı olması nedeniyle teslim etmiştir. Bankalar bir güven kurumu olmaları nedeniyle yaptıkları işlemlerde gerekli dikkat ve özeni göstermeleri gerekli olduğundan bunun bir sonucu olarak bu işlemleri yerine getiren banka çalışanlarının seçiminde, görevlendirilmesinde ve denetiminde de gerekli dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. Bu itibarla, somut olayda davacının davalı bankanın çalışanı olması nedeniyle duyduğu güven ile parasını banka çalışanı diğer davalı ...'e teslim ettiğinin tüm dosya kapsamından anlaşılmasına rağmen yazılı gerekçe ile davalı banka hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.