6. Ceza Dairesi 2022/13377 E. , 2024/11531 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2231 E., 2022/2081 K. SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte, silahla ve örgütün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak ve suç örgütüne yarar sağlamak amacıyla iştirak halinde yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi
**6. Ceza Dairesi 2022/13377 E. , 2024/11531 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2231 E., 2022/2081 K. SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte, silahla ve örgütün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak ve suç örgütüne yarar sağlamak amacıyla iştirak halinde yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı ... ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit bir kimseyi malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Cebir veya tehdidin bu amaçla ve bu şekilde yapılması, yağma suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır. Öğreti ve yargısal kararlarda benimsendiği üzere; malın taşınabilir olması, mal sahibinin rızasının bulunmaması, malın alınması ve faydalanma kastının varlığı gibi hususlar yönünden hırsızlık suçuna benzeyen yağma suçu, failin malı almak veya zilyedinin malın alınmasına ... göstermesini sağlamak bakımından cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi nedeniyle hırsızlık suçundan ayrılmaktadır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak amacıyla bir malı ... veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır. Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan itibaren yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır. Ancak bazı durumlarda fail, aslında hırsızlık amacıyla harekete geçmesine karşın daha sonraki bir aşamada cebir veya tehdit kullanmaktadır. Bu durumda eylemin hangi suçu oluşturacağı hususunda tereddüt yaşanmaktadır. Yağma suçu bir kişinin malını cebir veya tehdit kullanarak almak suretiyle oluştuğundan, unsurları itibarıyla hem zilyetliğe hem de kişinin hürriyetine yönelik bir suçtur. Ancak burada kişi hürriyetine yönelen saldırı, mal aleyhine işlenen suçun gerçekleştirilmesi bakımından bir araç niteliğinde bulunduğundan, bu suç sonuç itibariyle "mal aleyhine" işlenen bir suçtur. Hırsızlık suçu da yağma gibi mala karşı işlenen suçlardandır. Ancak hırsızlık suçunda taşınır mal, sahibinin rızası ve hatta çoğu zaman haberi olmaksızın bulunduğu yerden alındığı halde, yağma suçunda fail mağdura karşı cebir veya tehdit kullanarak malı bulunduğu yerden almaktadır. Bu nedenle hırsızlık suçunda korunan hukuki yarar, zilyetlik hakları iken, yağmada zilyetlik haklarının yanında, aynı zamanda kişi özgürlüğü de korunmaktadır. Hırsızlık amacıyla malın alınmasından ve mağdurun bu eşya üzerindeki hâkimiyetinin sona ermesinden sonra gerçekleşen cebir veya tehdit, hırsızlık suçunun yanında kasten yaralama veya tehdit suçunu da oluşturacaktır. Yağma suçu, hırsızlığın zor kullanılmak suretiyle gerçekleştirilme halidir. Cebir veya tehdit, ''yaşam ..., vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı ...'' şeklindeki hukuki değerlere yönelik olmalıdır. Yağma icrai kuvvetle işlenebilen bir suç tipidir. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişinin malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamasına elverişli olması gerekir. Hırsızlık ve yağma suçları ile ilgili olarak düzenlenen yasa normları ışığında somut olaya gelince; Şikâyetçinin narenciye paketleme fabrikasında çıkan olaya ilişkin beyanlarının alındığı 04.04.2012 tarihli kollukta beyanında; "...'i yaklaşık olarak 6 aydır emlakçı olduğundan dolayı tanırım...işyerimi satmak istediğimde 3 ay kadar önce kendisine elimde çekim var bana para lazım nasıl ederiz diyerek paraya ihtiyacımın olduğunu söyledim, ...'in tanıdığı ... 'ın bana aylık %10 ile çeklerimi kıracağını söyledi. ..%10 faizden hesaplayarak payını alarak bana geri kalan paramı verdi, bende parayı alarak ihtiyaçlarımı gördüm. 45 günlük çeki zamanı gelince ödeyemedim. Çek karşılıksız çıkmış...... ben bu çeki alırım fakat yarısını alırım dedi. Bana çeki verdi bende imzamı sildim tekrar çeki ...'e verdim. Ben bu paranı ondan alırım yarı yarıya bölüşürüz dedi. Bende mağdur olduğumdan çeki iki defa ödemiş olduğumdan tamam alabilirsen olur dedim çeki ...'a geri verdim. Ben bu çekin parası yerine ...'e 70 ton greyfurt meyve verdim. Bu meyveler yaklaşık olarak 40.000 TL değerindeydi fakat ben bana bir laf söz ve baskı gelmesin diye 18.000 TL karşılığında ...'e verdim. Hatta bu 70 ton greyfurt meyveyi ... alırken benim işyeri sahibime tefeciler gelmişler malları alıyorlar kirayı vermeden malları götürecekler diyerek bir dedikodu duymuş. Benim kirayı vermeden kaçacağımı düşündüğünden dolayı bu kargaşa yaşanmış. Bende durumu işyeri sahibime izah ettim. Kargaşa bitti bir yanlış anlama idi... Benim unutmuş olduğum söylediğim gibi depoda 90 ton meyve vardı. 70 ton meyveyi alırlarken kalan 20 ton meyvenin de vermemi istediler. Ben bunu kabul etmedim meyvenin parasını ...'i arayarak bana öderseniz size veririm yoksa ben malımı vermiyorum dediğimde malları almaya gelen ismini tam hatırlamadığım fakat ... olarak bildiğim şahıs biz malın hepsini alacağız bize hepsini alın dedi. Bende ben malımın parasını almadan vermem dedim. Sabah tekrar ... ve işçiler geldiler benden geri kalan 20 ton malı istediler, bende ...'i arayarak sordum çünkü ben şahısları tanımıyordum. ... bana tamam sana çek verelim dedi ve kendisi bana 6000 TL lik senet verdi, ... isimli şahısta ...'e 6000 TL lik senet verdi. Bu şekilde anlaştık 2 gün içinde ödeyeceklerdi fakat halen gelip parayı vermediler seneti de ben avukatıma bıraktım senet avukattadır. Ben zaten zararına malımı vermiştim. Bu fazla malı da almak istediler bende orda karşılığında 6000 TLlik senet almıştım..." dediği, sanığın da bu narenciyeyi ...'ye sattığı, ...'nin de ilave olarak 20 ton daha almak istediği, ... ile müştekinin tartıştıkları, ...'ın da hallederiz diyerek yeni bir senet vererek anlaştığı, ...'nin tekrar fabrikaya gelerek narenciyenin yüklenmesi sırasında fabrikayı kiraya veren dosya dışı mağdur ...'ün kira alacağı olduğu için malın fabrikadan çıkartılmaması yönünde kavga çıktığı bu durumun müşteki iddiasını destekleyen tanık beyanları ile örtüştüğü, sanığın olay yerine dahi gelmediği, sanığın narenciyeyi sattığı üçüncü kişilerin olay yerine geldiğinde fabrikanın mülk sahibi ile bu kişilerin tartıştığı, dolayısıyla sanığın müştekinin rızası dahilinde ona ait 70 ton narenciyeyi 3. kişilere sattığı ve gelen kişilerin bunu yükleyip gittiği, geri kalan 20 ton için de ayrıca para verildiği olay nedeniyle yapılan yargılama sonucunda Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17/03/2017 tarihli 2014/108 Esas, 2017/110 Karar sayılı kararı ile "...Mersin'de ticaret ile uğraşan ... lakabı ile tanınan ... isimli şahsın örgüt üyesi olan ... 'dan tefecilik yolu ile faiz ile para aldığı, parayı ... ilk olarak ... a verdiği, ... 'ın da parayı ... Çeliğe verdiği, ...'in de mağdura parayı faizi ile verdiği, ...'ın olay tarihinde Mersin ili Bekirde yolunda narenciye işi yaptığı sırada fabrikayı .. ve M. ... isimli şahıslardan kiraladığı ancak kirayı geciktirmesi nedeniyle olay günü ...'ün fabrikaya geldiği ve ...'in narenciyelerinin fabrikadan çıkmasını engelleyerek kira bedelini talep ettiği, bu arada da ... isimli suç örgütünün ...'a vermiş olduğu parayı faizi ile ödemesi için sıkıştırdıkları, olay günü ...'ın fabrikasına giderek burada bulunan malzemeleri tefecilik borcu karşılığında kamyonlara yüklemeye başladıkları, suç örgütü üyelerinden ...'in fabrikaya giderken malları yüklemek amacıyla sanıklar ..., ..., ... , ... ve ... isimli şahısları olay yerine götürdüğü, kira alacaklarını isteyen fabrika sahibi ...'ün ise malların yüklenmesine karşı çıktığı, bunun üzerine örgüt üyeleri tarafından silahla tehdit edilerek cebir ve şiddet kullanmak suretiyle dövüldüğü ve örgüt üyeleri tarafından malların yağmalanarak ... Derin isimli şahsa satılarak faize verdikleri paraları tahsil ettikleri; iletişim ve fiziki takip kararları, iletişimin tesbiti ve teknik/fiziki takip tutanakları, arama el koyma kararları ve arama el koyma tutanakları, ekspertiz raporları, olay yeri inceleme tutanakları, mağdur anlatımı ve tüm dosya kapsamından; sanıklar ... , ... , ..., ... ve ...'in müşteki ...'e karşı nitelikli yağma suçundan TCK 149/1-a-c-d-f-g-h maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına, sanıklardan ... ve ...'in tefecilik suçundan TCK 241/1 maddeleri gereğince cezalandırılmalarına, ayrıca her ne kadar sanıklar ... , ..., ... , ..., ... ve ... haklarında müşteki ...'e karşı nitelikli yağma suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmış ise de; alınan malların mülkiyetinin mağdur ...'e değil de ...'e ait olduğu, ...'in alınan mallar üzerinde herhangi bir ziliyeti olmadığı anlaşıldığından suçun yasal unsurları oluşmadığından ayrı ayrı beraatine" şeklindeki gerekçeyle sanık ...'in suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme eylemi sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220/1-3. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'in iddianamede anlatılan 13. olay nedeniyle müşteki ... 'a karşı yağma suçunu işlediği iddiası ile cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeterli somut delil elde edilemediğinden üzerine atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sanık ...'in iddianamede anlatılan 14. olay nedeniyle müşteki ... a karşı tefecilik suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan 241/1, 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi sonucu Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 26.01.2018 gün ve 2017/2495-132 sayılı kararı ile sanık ... açısından; iddianamede anlatılan (olay 13) nedeniyle müşteki ... Yamalak'a karşı yağma suçundan kamu davası açılmış olup bu konuda hüküm kurulmadığı mahkemece zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılabileceği anlaşılmakla, sanık ...'in örgüt kurma ve yönetme, (olay 3) nedeniyle müşteki ... 'e karşı nitelikli yağma, (olay 3) nedeniyle müşteki ...'e karşı tefecilik (beraat), (olay 14) nedeniyle ... ve ...'e karşı nitelikli yağma (2 kez) suçlarından hakkında yerel mahkemece verilen mahkumiyet ve beraat kararlarında eleştirilen husus dışında usule ve esasa ilişkin her hangi bir hukuka ayrılığı bulunmadığı, delillerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, yeterli gerekçeyi taşıdığı anlaşılmakla sanık müdafii ve hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, tefecilik suçu açısından verilen mahkumiyet ve beraat kararlarının 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a.g maddesi uyarınca kesin, yağma suçundan verilen mahkumiyet kararı hakkında kararın temyizi kabil olmak üzere karar verildiği, Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesince 27.04.2021 tarihli 2020/375 Esas, 2021/210 karar sayılı kararı ile "Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/328 soruşturma, 2013/85 esas ve 2013/74 numaralı iddianamesi ile; iddianamede anlatılan 13. olay nedeniyle; sanık ... ile ..., ..., ... , ... ve ... haklarında müşteki ...'a yönelik yağma suçunu işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı; mahkememizin 17/03/2017 tarih, 2014/108 esas ve 2017/110 karar sayılı kararı ile; ..., ..., ... , ... ve ... haklarında müşteki ...'a yönelik yağma suçunu işledikleri sabit görülerek mahkumiyet kararı verildiği; verilen kararın yapılan istinaf incelemesinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 2017/2495 esas ve 2018/132 karar sayılı ilâmı ile; sanık ... hakkında iddianamede anlatılan olay 13 nedeniyle müşteki ... 'a karşı yağma suçundan kamu davası açılmış olmasına rağmen mahkemece hüküm kurulmadığı anlaşıldığından zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılabileceğinin belirtildiği anlaşılmakla yapılan yargılamada; Mersin'de ticaret ile uğraşan ... lakabı ile tanınan ... isimli şahsın örgüt üyesi olan ... 'dan tefecilik yolu ile faiz ile para aldığı, parayı ... 'ın ilk olarak ... 'a verdiği, ... 'ın da parayı sanık ...'e verdiği, sanık ...'in de mağdur ...'a parayı faizi ile verdiği, ...'ın olay tarihinde Mersin ili Bekirde yolunda narenciye işi yaptığı sırada fabrikayı ... ve ... isimli şahıslardan kiraladığı ancak kirayı geciktirmesi nedeniyle olay günü ...'ün fabrikaya geldiği ve ...'in narenciyelerinin fabrikadan çıkmasını engelleyerek kira bedelini talep ettiği, bu arada da ... isimli suç örgütünün ...'a vermiş olduğu parayı faizi ile ödemesi için sıkıştırdıkları, olay günü ...'ın fabrikasına giderek burada bulunan malzemeleri tefecilik borcu karşılığında kamyonlara yüklemeye başladıkları, suç örgütü üyelerinden sanık ...'in fabrikaya giderken malları yüklemek amacıyla ..., ..., ... , ... ve ... isimli şahısları olay yerine götürdüğü, kira alacaklarını isteyen fabrika sahibi ...'ün ise malların yüklenmesine karşı çıktığı, bunun üzerine örgüt üyeleri tarafından silahla tehdit edilerek cebir ve şiddet kullanmak suretiyle dövüldüğü ve örgüt üyeleri tarafından malların yağmalanarak ... Derin isimli şahsa satılarak faize verdikleri paraları tahsil ettikleri; iletişim ve fiziki takip kararları, iletişimin tesbiti ve teknik/fiziki takip tutanakları, arama el koyma kararları ve arama el koyma tutanakları, ekspertiz raporları, olay yeri inceleme tutanakları, mağdur anlatımı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; sanık ...'in mahkememizce daha önce haklarında mahkumiyet kararı verilen diğer şahıslarla birlikte mağdur ...'a yönelik yağma suçunu işlediği sabit görülmüştür. Yasa dışı oluşan gruplar kendilerine özgü kurallar içerisinde devlet sisteminin ihlaline yönelik amaçla hareket ederek, terör örgütü yada çıkar örgütü şeklinde insalara zarar vererek onları korkutabilmektedir. Bu örgütler tehdit, baskı, cebir kullanarak yıldırma, korkutma veya sindirme faaliyetlerinde bulunmaktadırlar. Örgütlerin işledikleri suç, tehlike suçu olarak kabul edildiğinden, mağdur üzerinde korkutucu olmaları nitelikli hal olarak kabul edilmiş olup, örgüt mensubu olmadığı halde mensup gibi davranan kişiler içinde bu nitelikli halin varlığı öğretide kabul edilmiştir. Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp, bir suç örgütünde organik ve hiyerarşik ilişki hakimdir. Bu ilişki dolayısıyla örgüt mensupları üzerinde hakimiyet teşkil eden bir güç kaynağı niteliğini kazanmalıdır. Örgütün varlığı için suç işleme amacıyla etrafındaki fiili birleşme ve niteliği itibariyle devamlılık aranmalıdır. Üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan suçları işlemeye elverişli olmalıdır. Bir suç örgütünün varlığında hiyerarşik ve komplike yapılanma içinde bulunan örgütten ayrılamama ve örgütün istediği şekilde hareket etme ve yaşama zorunluluğu tespit edilmelidir. Tam bir işbirliği ve eylem paylaşımı anlayışı çerçevesinde en az üç kişi tarafından kurulan ve bünyesinde hiyerarşik ilişki taşıyan süreklilik ve devamlılık gösterecek şekilde yapılanan baskı, yıldırma, sindirme ve zorlama yöntemlerini kullanarak korkutucu topluluk olarak tanımlanabilir. Bir suç örgütünün varlığı için hiyerarşik yapılanmanın amaç suçları işlemede devamlılığını gösteren somut deliller örneğin emir-komuta zincirini ortaya koyan temel yapılanma buna ilişkin şüpheli sanık ve tanık beyanları ve/veya telefon, ortam dinleme kanıtları ile teknik araçlarla tespit edilen verilere ve net bulgulara ulaşılmalıdır. Yalnız yasal düzenlemeleri tekrar ve yorumu ile suç örgütü varlığı kabul edilemez. Birkaç kişinin telefon konuşmalarında lakap, üstü kapalı ve/veya yüz yüze konuşma ve buluşma konuşmaları tek başına hiyerarşik yapıyı ortaya koymaz, çünkü suç örgütü basit bir yapılanma değildir. Ayrıca işlenen suç ve/veya suçların örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda ve/veya örgüt yönetici veya örgüt üyesi tarafından şahsi nedenle olsa bile suç örgütünün gücünden ve imkanlarından yararlanarak mı işlendiği belirlenmelidir. Suç örgütü ile iştirak halinde suç işleme durumları zaman zaman birbirine karıştırılmaktadır. Oysa kişilerin bir suç işlemek için bir araya gelmelerinde iştirak iradesinden bahsedilir. İştirak ilişkisinde suç ortakları nazarında suçun, konu veya mağduru bakımından somutlaşması gerekir. Suç örgütünde ise işlenmesi amaçlanan suçların konu veya mağduru itibariyle somutlaştırılması zorunlu değildir. Suç örgütü kurmak, yönetmek ile örgüte üye olmak veya alt grup suçları yönünden suç örgütünün işlemeyi amaçladığı suç ve suçların en azından hareketi ile ilgili ciddi bulgu, emare ve delillerin mevcut olması yeterlidir. Suç örgütü kavramının klişe, basmakalıp ve soyut cümlelerle belirlenip, her eylemde uygulanması da isabetli olmaz. Suç örgütü mensubunun ceza sorumluğunun belirlenmesinde elbette TCK.nın 220. maddesinde gösterilen sınırlar ve unsurlar üzerinden hareket edilmelidir ama suçlar bakımından anılan yasanın 37 ile 41. maddelerinde kurduğu sistemi tabiki gündeme gelecektir. Örgüt yöneticisi bizzat, azmettiren olarak katılmadığında örgüt mensuplarının örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan örgüt yöneticileri ve örgüt mensupları üzerinde kurduğu hakimiyet, kontrol, talimat, hiyerarşi ve emir-komutanın bir sonucu olarak uygulanır. Bu hükümle farazi bir azmettirme düşünülmüştür. TCK.nın 220/5. maddesinin gerekçesi bu sorumluluğu açıklamaktadır. Elbette bu durumda örgüt yöneticisinin somut olayda örgüt üyesi ve işlenecek amaç suç üzerinde hakimiyet, kontrol, bilgi ve yönlendirme güç ve yetkisinin olması halinde uygulama alanı bulacaktır. Bu alanı daraltma değildir. En azından müdahale edip suçun işlenmesinin önüne geçebilecek bilgi ve etkisinin olmasının veya yönlendirebilme konusuna yeterli hakimiyeti bulunması ya da örgütün üzerinde genel bir etki gücünün ya da bölgesel de olsa (onay makamı) konumunun olması aranmalıdır. Bu da kanunun gerekçesinde açıkça vurgulanmıştır. (Suç örgütü) hiyerarşisi, devamlılığı, disiplini olan ve devlet içinde devlet olmayı hedefleyen toplumu etkileyen düzeni geniş çapta bozan suç işleyen kendine göre kurumsallaşmış karmaşık bir yapılanma ağını kapsar. ÇETE kavramı ise nispeten küçük, gevşek hiyerarşik yapılanma ve disiplini olan bir veya birkaç suç işlemeye niyetlenen ancak bu konuda profesyonel taktik ve yöntemler izlemeyen, aracılık yapan daha ziyade sokak yapılanması niteliği taşıyan devlet içinde devlet olmaya hareket etmeyen mahalli suçlar işleyen yapılanmalar için kullanılabilir.Çete bağımsız bir suç tipi değildir. Örgüt suçlarında bir unsur fikir alış verişinde bulunup paylaştıkları, plan ve program yapıp eylem hazırlığı yaptıkları zeminin de bu özelliği ile yerleri olmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 3.4.2007 gün, 2006/253, 2007/80 sayılı kararında bu husus vurgulanmaktadır. Bu bilgiler ışığında somut olaya gelindiğinde; Şikâyetçi ...'ın ticareti yaparken maddi durumunun bozulması üzerine, yargılamaya konu suç örgütü ile irtibat kurarak sanık ... aracılığıyla ... 'dan faizle para almaya başladığı, tefecilik parasının ... 'dan alındığı, suç örgütü lideri ... tarafından örgüt yöneticisi ve tahsilatçısı olan sanık ... vasıtası ile ...’a verildiği, ... lakaplı ...'ın çeşitli zamanlarda asıl parayı ödemesine rağmen bir süre sonra tefecilik yoluyla aldığı paraların faizini geri ödeyemez ... geldiği, aynı zamanda ticareti yapmak için kiralamış olduğu fabrikanın da kira bedelini ödeyemediği, mağdurun elinde bulunan malları yani narenciyeleri satıp borcunu ödemeyi planladığı, ancak fabrika mülk sahibinin kira borcunu istediği, ayrıca suç örgütünün de faizle verdiği parayı talep ederek mağduru ödeme konusunda sıkıştırıp tehdit ettiği, suç örgütünün ...'ın işlettiği fabrikasında narenciyelerin olduğunu öğrenmesi üzerine faizle verdiği parayı tahsil için mağdurun iş yerindeki malları rızası dışında alarak sözde borcun kapanması yoluna gittiği, bu düşünce ile olay günü ...’ın işlettiği fabrikaya giderek narenciyeleri ve gördükleri malzemeleri kamyonlara yüklemek isterken iş yerinin mülk sahibi ...'le ile karşılaştıkları, iş yeri mülk sahibinin de ...'dan kira alacağı olduğunu bu nedenle malların fabrikadan çıkışına izin vermeyeceğini söylediği, çıkar amaçlı suç örgütü üyeleriyle ... arasında ilk olarak sözlü tartışma yaşandığı, uzun bir süre devam eden gerginlikte sanık ...'in telefonla evini arayarak "Yatağın altındaki internet kablosu" diyerek silah istediği, tartışmanın büyüyerek sürmesi üzerine sanık ... ve yanında bulunanlarca silah çekildiği, cebir ve şiddet kullanılarak tehdit edilen fabrika sahibi ...'ün suç örgütü üyelerince dövüldüğü, uygulanan şiddet sonrası fabrikada bulanan ve mülkiyeti mağdur ...'a ait 4 kamyon malın zorla alınarak yağmalandığı, olayla ilgili olarak mağdur ve mülk sahibi ...'ün örgütsel baskı, tehditten çekinerek bu soruşturma dışında olayı herhangi bir adli merciye intikal ettirmedikleri anlaşılmıştır. Konu ile ilgili olarak Mersin Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’nün Sesli Kayıt Sisteminde, 30.12.2011 günü saat 12:08:04 sıralarında Mersin ili Dikilitaşköyü ... Narenciye Fabrikasında meydana gelen olaya ilişkin ... tarafından 155 polis imdat telefonuna ihbar yapıldığı belirlenmiş ve kayıtlarda "Abiciğim biz bunlara burayı 4 ortaka kiraya verdik. Kiramızı vermediler geldik….(anlaşılmıyor) Kalabalık geldiler 4-5 kişi üzerimize hücum etti. Bana küfür ediyorlar. Silah gösteriyorlar, bir tanesi ben emekli polisim diyor bana silah gösteriyor, bir tane daha var o da silah gösteriyor." şeklinde ihbar yapıldığı belirlenmiştir.Konu ile ilgili olarak Mersin Emniyet Müdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü’nün Sesli Kayıt Sisteminde, 30.12.2011 günü saat 12:08:04 sıralarında Mersin ili Dikilitaşköyü ... Fabrikasında meydana gelen olaya ilişkin ... tarafından 155 polis imdat telefonuna ihbar yapıldığı belirlenmiş ve kayıtlarda "Abiciğim biz bunlara burayı 4 ortaka kiraya verdik. Kiramızı vermediler geldik….(anlaşılmıyor) Kalabalık geldiler 4-5 kişi üzerimize hücum etti. Bana küfür ediyorlar. Silah gösteriyorlar, bir tanesi ben emekli polisim diyor bana silah gösteriyor, bir tane daha var o da silah gösteriyor." şeklinde ihbar yapıldığı belirlenmiştir. ...'ın soruşturma sırasında alınan beyanında; "sanık ... ile yapmış oldukları telefon görüşmelerinin doğru olduğunu bu görüşmelerin ... ve sanık ... faizle borç alması ve senet kırdırma olaylarına ilişkin olduğunu, kendisinin sanık ... ve ... 'la tefecilik ilişkisi nedeniyle 7.000 TL faiz ve 70 ton meyve verdiğini, ayrıca parası ödeneceği söylenerek alınan 20 ton meyvenin parasının da ödenmediğini, bu insanlardan çekinmesi ve bu kişilere ulaşanların kurtulamaması sebebiyle şikayetçi olmadığını, bu kişilerle muhatap olmak ve sürtüşme istemediğini" beyan etmiştir. Sanık ve aynı eylem nedeniyle mahkememizce daha önce mahkumiyet kararı verilen diğer şahıslar arasında yapılan ve usulüne uygun mahkeme kararı ile tesbit edilen iletişim tesbit tutanaklarında sanık ve ilgili şahısların olay yerinde olup narenciyenin yağmalanmasına katıldıkları gibi örgütsel hiyerarşı içinde liderlerine bilgi aktardıkları tesbit edilmiştir. Bu itibarla suç örgütü yöneticilerinden sanık ...'in örgütün faaliyetleri arasında yer alan tefecilik olayında aracılık yaptığı, söz konusu olaya da aktif katıldığı ve bizzat silahlı tehdit, cebir ve şiddet kullanılarak dövülme, narenciyelerin yağmalanması talimatını verdiği anlaşılmakla; sanığın mağdur ...'a yönelik olayda etkin rol alarak mağdura karşı örgüt faaliyeti kapsamında nitelikli yağma suçunu işlediği sabit görülmüştür. Olayda sanığa yüklenen suç yanında örgütün, cebir tehdit gücünü, eylemsel sürekliliğini, tefecilik ve yağma başta olmak üzere gelir elde etme yöntemlerini, yapılanmanın silahlı bir örgüt olduğu, ... 'ın liderliğinde, ... ve sanık ...'in örgüt içindeki konumlarını, örgüt üyeleri arasındaki, hiyerarşi, eylemli iş bölümü ve dayanışmayı, ..., ... ve ... 'ın örgüt üyeliği suçunun delili ile eylemlerini örgütün korkutucu gücünden yararlanarak gerçekleştirdikleri, zira mağdura ait 4 kamyon narenciyeye zorla el konulması, silah çekilerek tehdit edilmesi, darp edilmesine maruz kalan mağdurun sinerek yukarıda açıklandığı şekilde baskı, zorlama, sindirme öğelerinin hepsini taşıması nedeniyle sanığın eylemini örgütün korkutucu gücünden yararlanarak gerçekleştirdiğinin sabit olduğu kanaatine varılmıştır. Belirtilen nedenler ile; Sanık ...'in müşteki ...'a yönelik silahla, birden fazla kişi ile birlikte, iş yerinde, var sayılan suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanmak ve suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla yağma suçunu işlediği sabit görülmüş ve takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 149/1-a,c,d,f,g maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilerek sanık hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. sanık ...'in Nitelikli yağma suçundan sübuta ... eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 149/1-a-c-d-f-g ve 62. maddeleri gereğince 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına," karar verilmiş, sanık müdafiince yapılan istinaf incelemesi talebi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin 2021/2231 Esas, 2022/2081 Karar sayılı kararı ile sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunda ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine, temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Mal alım satımının şikâyetçi ve sanığın rızası ile gerçekleştiği, şikâyetçi aralarındaki ticari ilişki nedeniyle sanığa malları kendi rızasıyla verdiğini sıcağı sıcağına alınan ilk beyanında ve sonraki beyanlarında açıkça beyan ettiği, tanık beyanları ile de aralarındaki ticaretin doğrulandığı, şikâyetçi beyanı, tanık beyanı ve tüm anlatılanların sanığın savunmasıyla da uyum içerisinde olduğu ve bu dönemde sanığın malları almak için şikâyetçiye herhangi bir cebir veya tehdit uyguladığı yönünde şikâyetçinin beyanı da dahil herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı, suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi; Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin de Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.