T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1658 KARAR NO : 2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/04/2022 NUMARASI : 2018/957 Esas 2022/333 Karar ASIL DAVA : İtirazın İptali KARŞI DAVA : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/02/2026 Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf y…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1658 KARAR NO : 2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/04/2022 NUMARASI : 2018/957 Esas 2022/333 Karar ASIL DAVA : İtirazın İptali KARŞI DAVA : Alacak BAM KARAR TARİHİ : 10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/02/2026 Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı borçlu şirketten olan faturaya dayalı cari hesap alacağının tahsili amacıyla İzmir 9. İcra müdürlüğünün 2018/4334 E. Sayılı dosyasıyla icra takibine başlanıldığını, ancak davalı tarafın borca ve tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalının bu itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında 17/01/2011 tarihli taşıma sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili tarafından davalı/borçlu şirket mail adresine 15.532,91 TL cari hesap borcunun 1 iş günü içerisinde ödenmesi için 27/02/2018 tarihli ihtar mektubu gönderildiğini ancak davalı/borçlu şirketin bu ihtara rağmen borcunu ödemediğini, davacı tarafça davalıya gönderilen faturaların davalıya tebliğ edildiğini, müvekkili ile davalının tacir olduğu, işin ticari nitelikte olması nedeniyle TIK 8. Maddesi ve 3095 sayılı kanunun gereği tarafların aralarında sözleşme ile serbestçe kararlaştırdığı aylık %3 faiz oranının uygulanmasında ve faizde yasaya aykırılık olmadığını, davalı şirketin faize, faizin oranına ve miktarına ilişkin itirazının usul ve yasaya aykırı olup reddini ve müvekkilinin dava konusu takibe itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, likit bir alacağa itiraz eden davalının bu itirazında, haksız ve kötü niyetli olduğunu ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, davanın kabulüne, davalı/borçlunun İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2018/4334 E. Sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın asıl alacak yönünden iptaline ve icra takibinin devamına, haksız ve kötü niyetli itirazları sebebiyle davalı/borçlu yana %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı yüklenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı/borçlu yana yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP-KARŞI DAVA: Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; Taraflar arasında ticari ilişkinin olduğunu, ticari ilişki kapsamında davacı .... A.Ş.'nin müvekkili şirketin hem tedarikçisi hem de müşterisi olduğunu, bu sebeple taraflar arasında iki ayrı cari hesap ile çalıştıklarını ancak davacı tarafın bu hususu dikkate almadan talepte bulunduğunu, diğer yandan iki ayrı carinin birbiri ile virmanlanması sonucunda müvekkilinin davacıdan 9.286,43 TL alacaklı olduğunu, dolayısıyla taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının değil müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2018/4334 E. Sayılı takip dosyasından düzenlenen ödeme emrinde asıl alacak için 1.011,04 TL işlemiş faiz talep edildiğini, ancak davacının alacaklı olduğu düşünülse bile usulüne ve sözleşmeye uygun bir hesap kati veya temerrüt ihtarı söz konusu olmadığını, faiz tahakkuk edilemeyeceğini, ayrıca usul ve yasaya aykırı olarak işletilmiş faiz oran ve miktarı ile takip tarihinden sonra işletilmesi talep edilen %36 faiz oranında hukuki mesnedi olmadığını beyan ederek esas davanın reddine, taraflar arasındaki taşıma ilişkisi sebebiyle iki ayrı cari hesap tutulduğundan uyuşmazlığın çözülebilmesi için iki ayrı hesabın virmanlanması gerekeceğinden söz konusu taraflar arasındaki cari hesabın birbirine takas mahsubuna, taraflar arasındaki cari hesabın takas mahsubundan sonra müvekkilinin karşı taraftan alacaklı olduğundan, fazlaya dair talep ve dava hakları mahfuz kalmak kaydıyla karşı davanın kabulüne ve şimdilik 9.286,43 TL'nin karşı davalı ... şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı taraftan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "... Dava; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı üzerine davacının açtığı itirazın iptali ve davalı karşı davacı tarafından aynı ticari ilişkiye dayanarak taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle cari hesabın birbiri ile takas mahsubu ve sonrasında davacı-karşı davalıdan 9.286,43-TL'nin tahsili istemli alacak davasıdır. Asıl davanın, davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlu aleyhine İzmir 9. İcra Dairesinin 2018/4334 Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine davalı-borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı borçlunun alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi istemine ilişkin olduğu; davalı karşı davacı süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile karşı dava açtığı ve karşı davanın harcının ikmal edildiği, karşı dava dilekçesi ile taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap ilişkisi dolasıyla alacak ve borçların birbirlerini takas ve mahsubu ile sonrasında 9.286,43-TL'nin davacı karşı davalıdan tahsili istemine ilişkin alacak davası olduğu anlaşılmış, tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere dosya bilirkişilere tevdi edilmiş, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişiler tarafından ayrı ayrı incelemeler yapılmıştır. Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu yeminli mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 22/02/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; takibe konu 07/09/2016 tarihli cari hesap ekstresi dikkate alınarak değerlendirme ve inceleme yapılmış, bu tarih itibariyle devreden ve sonrasındaki tarafların alacak borç durumlarına ilişkin davacının 2016-2017-2018 yılı ticari defterleri incelenmiş ve 07/09/2016 tarihinde devreden cari hesap ekstresi sonrasında takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 28.441,28-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde SMMM bilirkişi tarafından düzenlenen 11/02/2019 tarihli bilirkişi raporundaki 2015 yılından devreden bakiye dikkate alınarak sonrasında icra takip tarihi itibariyle tarafların alacak ve borç durumlarına yönelik inceleme yapılmış ve davalının ticari defterlerine göre; dava tarihi itibariyle 9.286,43-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporlarına taraf vekillerince itiraz edilmiş akabinde davalı taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapan SMMM bilirkişiden taraf vekillerinin itirazları ve faize ilişkin talepler hususunda davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu da dikkate alınarak ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda; taraflar arasındaki bakiye farklılığın belirtilen faturaların kayıt altına alınmaması ve 07/09/2016 tarihinden önce yapılmayan kayıtlardan kaynaklandığı belirtilmiştir. Tarafların BA ve BS formlarının temini için ilgili vergi dairelerine müzekkere yazılmış ve BA BS formlarının gönderilmesine müteakip mahkememizin 12/12/2019 tarihli ara kararında belirtildiği şekilde davacı karşı davalının ticari defter ve kayıtlarında 120 alıcılar hesabında yer alan kayıtlarının hangisinin davalı karşı davacının 320 satıcılar kayıtlarında yer aldığının tek tek tespit edilmesi hususunda ve BA BS formları da değerlendirilmek suretiyle tarafların alacak ve borç durumuna ilişkin bilirkişi .... tan ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporlarda; 2016 yılından önceki ticari defterlerin incelenmemiş olduğundan dolayı bakiye farklılığın neden kaynaklandığının tespit edilemediği, ödemelerden kaynaklanan farklılığın davacı şirket tarafından fatura bazında kayıt yapıldığı, davalı şirket ticari defterlerinde toplu olarak yapıldığından dolayı birebir hangi tarihte yapılan ödemeden kaynaklandığının tespitinin yapılmadığı belirtilmiştir. Mahkememizin 30/09/2021 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı uyarınca her iki tarafın ticari defter ve belgelerinde kayıtlı bulunan faturalar ve taraflarca birbirine yapılan ödemeler dikkate alınmak ve bu fatura ve belgeler tek tek gösterilmek suretiyle tarafların alacak, borç miktarının belirlenmesi, akabinde davalı karşı davacının takas-mahsup talebi de dikkate alınarak buna göre hesaplama yapılması için bilirkişi ....'tan ek rapor düzenlenmesi istenilmiş bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan ve olmayan fatura ve ödemeler tek tek gösterilmek suretiyle raporlar arasındaki farklılığında tek tek fatura bazlı yapılan inceleme olduğu belirtilerek davacı şirket tarafından yapılan kayıtlarda açıklamalar kısımda net ve açık olarak bilgi bulunmadığı, yapılan inceleme neticesinde bazı faturaların defalarca kaydının ve ters kayıtlarının yapıldığı, aşağıda listelenen ve açıklamalar kısmında iptal edildiği belirtilmesine rağmen davalı şirketin ilgilendiği cari hesapta davalı şirketin borcu olarak gösterilmesinden kaynaklandığı, davacı şirketin ticari defterlerine göre 2014 yılı sonunda davalı şirketin 105.971,58-TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerine göre ise davacı şirketin 68.630,77-TL borçlu olduğu, tarafların defterlerinde 2014 yılından gelen bakiye farklılığın bulunduğu, bu farklılığın ise davacı şirket tarafından yapılan mükerrer kayıtlarından ve ters kayıtlardan kaynaklandığı tespit edilmiş ve bu tespit sonucunda davacı karşı davalının, davalı karşı davacıya 117,39-TL borçlu olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Bilirkişi ek raporunda faturalar ve ödemeler karşılaştırılmak suretiyle ayrıntılı inceleme yapılmış, tarafların ticari defterlerindeki kayıtlar arasındaki farklılığın davacı tarafın yapmış olduğu mükerrer kayıtlardan ve açıklamalar kısmında iptal edildiği belirtilmiş olmasına rağmen davalı şirketin izlendiği cari hesapta davalı şirketin borçlandırılmasından kaynaklandığı, yapılan mükerrer kayıtlar dikkate alınmadığında ve iptal edilen faturalarda dikkate alındığında davacının davalıdan alacaklı olmadığı, karşı davacının davalıdan 117,39-TL alacaklı olduğu, davalı karşı dava ile taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini mahsup edilmesini talep ettiğinden her iki tarafın alacak ve borçlarının birbirlerine mahsup edilmesi gerektiği, bilirkişi tarafından mahsuplaşmanın yapıldığı, bilirkişi tarafından düzenlenen 23/03/2022 tarihli ek raporun ayrıntılı açıklamaları içerir ve denetime elverişli, diğer raporlardaki eksiklikleri ve çelişkileri giderir nitelikte olduğu kanaatine varılmış ve asıl davanın reddi ile karşı davanın kısmen kabulüne, bilirkişi ek raporunda yapılan tespite göre belirlenen 117,39-TL'nin davacı karşı davalıdan alınarak, davalı karşı davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Asıl davanın REDDİNE, 2-Karşı davanın KISMEN KABULÜNE; Taraflar arasındaki iki ayrı cari hesabın birbirlerine takas mahsubu ile 117,39-TL'nin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı/karşı davalı borçlu şirketten olan faturaya dayalı 15.532,91-TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla İzmir 9.İcra Müdürlüğü’nün 2018/4334 E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı- borçlu tarafça verilen borca ve tüm ferilerine yönelik itiraz dilekçesi ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, davalı- Müvekkili firmayla olan ticari ilişkinin varlığına herhangi bir itirazda bulunmayan davalı, borcunu ödemediği gibi bu borcu ödediğine dair bir belge de sunmadığını, Mahkemece son derece hatalı belirleme yapan ve birbiri ile çelişkili 4 farklı rapor tanzim eden bilirkişi ....’ın 23.03.2022 tarihli bilirkişi ek raporu hükme esas alındığını, aşamaların tamamında izah etmeye çalışıldığı üzere müvekkili şirketin cari hesaplarında mükerrer kayıt tutulmuş olmasının söz konusu olmadığı, Mahkemece hükme esas alınan 23.03.2022 tarihli Bilirkişi 4. Ek Raporun 17.sayfasında “iptal edildiği halde davacı defterlerinde kayıtlı olan faturalar” listesinde gösterilen faturaların hiçbiri davalı-karşı davacının cari kaydına borç olarak eklenmediğini, davacı müvekkili şirket tarafından yapılan çalışma neticesinde davalının 2015-2018 yılı cari hesap ekstresi çıkarılmış ve işbu cari hesap çalışması 05.04.2022 tarihli Bilirkişi Ek Rapora itiraz dilekçesi ekinde EK-1 olarak Mahkemeye sunulduğunu, sunulan ekstrede de görüldüğü üzere, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile hükümde gerekçe gösterilen “iptal edildiği halde davacı defterlerinde kayıtlı olan faturalar” listesinde gösterilen 29 adet toplam 28.471,00-TL bedelli faturaların hiçbiri davalı yanın cari hesabına borç olarak kaydedilmediğini, anılan faturaların davacı müvekkilin ticari defterlerinde kayıtlı olmasının son derece doğal olduğunu ve muhasebesel olarak da doğru ve zorunlu olduğunu, davacı müvekkili tarafından tanzim edilen fatura elbette ki davacı müvekkili tarafından ticari defterlere kaydedildiğini, davalının cari hesabına borç kaydı olarak eklendiğini ancak faturaların iptal edilmesiyle cariden düşüldüğünü, Bilirkişi .... tarafından düzenlenen 22.03.2022 T.li son raporda bazı faturaların defalarca kaydının ve ters kayıtların yapıldığı yönündeki değerlendirme hükme esas alınmışsa da söz konusu belirleme oldukça yanlış olduğu, 05.04.2022 tarihli Bilirkişi Ek Rapora itiraz dilekçemiz ekinde EK-1 olarak sunulan cari hesap ekstresinde de görüldüğü üzere davacı müvekkil tarafından davalı yana fatura düzenlendiğini, düzenlenen bir kısım faturalar davalı tarafından davacı müvekkile iade talebiyle gönderildiğini, davacı müvekkili, hem düzenlediği faturaları olması gerektiği gibi- ticari defterlerine kaydettiğini hem de davalı yandan iade talebiyle gönderilen faturaları davalının cari hesabına alacak olarak kaydettiğini, davalının kabul gören iade taleplerini, iptal olarak kaydedilmiş ve davalının cari hesabına alacak olarak kaydettiğini, davacı müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları usule, yasaya ve muhasebesel ilkelere uygun olduğunu, huzurdaki dosyada bilirkişi ... tarafından çelişkili 4 rapor bulunmakta olup bu anlamda 23.03.2022 tarihli raporun çelişkileri giderir nitelikte olmadığı açıkça ortada olup hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, tarafların bilirkişi raporuna itirazları ve İstanbul’dan talimat yoluyla alınan bilirkişi raporu gözetilerek bilirkişi ... tarafından düzenlenen 19.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda " Davalı şirketin ticari defterlerinde görülen 9.286,42 TL (B) bakiyesine eksik olan faturaların ilave edilmesi haline 6.148,90 TL (B), davalı şirketin, davacı şirketten 15.435,32 TL alacaklı olduğu 31.08.2016 tarihinde devreden bakiye arasındaki farkın 36.121,38 olduğu tespit edilmiş olup, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/4 talimat sayılı, bilirkişi raporunda 07.09.2016 tarihinden itibaren incelendiği için aradaki fark net olarak tespit edilemediği, Davacı şirket ticari defterlerinde kayıt altına alınmayan 2 adet fatura olduğu bu faturaların ilave edilmesi halinde, davacı şirketin 28.441,28 TL alacaklı olduğu..." beyanda bulunduğunu, Mahkemenin ”taraflara ait BA ve BS formlarının değerlendirilmesi suretiyle davacı karşı davalının ticari defter ve kayıtlarında 120 ALICILAR hesabında yer alan kayıtların hangilerinin davalı karşı davacının 320 SATICILAR kayıtlarında yer aldığını tek tek tespit edilmesinin, ayrıca davalı karşı davacının ticari defter ve kayıtlarında 120 ALICILAR hesabında yer alan kayıtların hangilerinin davacı karşı davalının 320 SATICILAR kayıtlarında yer aldığını tek tek tespit edilmesinin istenilmesine,” içerikli görevlendirmesi uyarınca Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 12.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise " Taraflar arasındaki bakiye farklılığının, davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı defterlerinde kayıtlı olmayan 9 adet 4.902,50 tl bedelli 2016 yılı faturaları, davalı tarafından düzenlenen davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 3 adet 2.790,76 tl bedelli 2016 yılı faturaları ve 2016 yılından önce gelen yıllardan kaynaklandığı, taraf defterlerindeki 2016-2017 ve 2018 yıllarında yapılan ödemelerin birebir uyumlu olduğu tespit edilmiş olup, 2016 yılından önceki ticari defterler incelenmemiş olduğundan dolayı bakiye farklılığı nedenleri tespit edilemediği..." beyanda bulunduğunu, Mahkemenin her iki tarafın ticari defter ve belgelerinde kayıtlı bulunan faturalar ve taraflarca birbirlerine yapılan ödemeler dikkate alınmak ve bu fatura ve ödemeler tek tek gösterilmek sureti ile tarafların alacak, borç miktarının belirlenmesini, akabinde davalı karşı davacının takas mahsup talebi dikkate alınarak hesaplama yapılmasını, davacı- karşı davalının, mahsuplaşma sonucunda alacaklı olması durumunda icra dosyasına faiz yönünden de itiraz edildiğinden sözleşme ve temerrüt durumunda dikkate alınarak bu hususta değerlendirme ve takip tarihine kadar işleyen faizin hesaplanmasını, mahsuplaşma sonucunda davalı karşı davacının alacaklı olması durumunda miktarının belirtilmesi hususlarında dosyadaki tüm belgeler, raporlar tarafların ticari defter ve kayıtları da dikkate alınarak ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine, içerikli görevlendirmesi uyarınca bilirkişi ... tarafından düzenlenen 22.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda " taraf defterlerinde eksik ve hatalı yapılan kayıtlar tek tek tespit edilmiş olup, yapılan incelemeler neticesinde davacı tarafın davalı şirkete 117,39 TL borçlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır." her bir raporda farklı bir kanaatin sunulduğunu, anılan raporların tamamı arasında çelişki olduğu hiçbirinin hükme esas alınamayacağı açıkça ortadayken ve Bilirkişi ... tarafından sunulan 4. bilirkişi ek raporu bu çelişkilerin hiçbirini giderir nitelikte değilken verilen mahkeme hükmü gerek usul gerekse esas yönünden oldukça hatalı olduğunu, Diğer yandan müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtları üzerinde İstanbul Talimat Mahkemesi aracılığıyla inceleme yapan bilirkişi ... tarafından düzenlenen 22.02.2019 tarihli kök raporda ise davacı-karşı davalı müvekkilin davalı-karşı davacıdan 28.411,28tl alacaklı olduğu tespit edildiğini, bilirkişi ... tarafından düzenlenen 08.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı - karşı davalı müvekkilin davalı-karşı davacıdan 28.411,28tl alacaklı olduğu bir kez daha tespit edildiğini, dosyada mevcut bilirkişi ... tarafından düzenlenen iki raporun birbiriyle hiçbir çelişkisi bulunmamakta, maddi gerçeğe uygun düzenlenmiş olduğu kısa bir incelemeyle anlaşıldığını, İşbu raporlar ile davacı- karşı davalı müvekkilin alacaklı olduğu tespit edildiğini, hükme esas alınan Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 4 rapor çelişkili, maddi gerçekten ve müvekkili şirketin kayıt tutma usulünü anlamaktan uzak ve eksik incelemeye dayalı bir bilirkişi raporu iken Bilirkişi ...’ın raporlarının dikkate alınmaması, raporlar arası giderilemeyen çelişkilere rağmen aleyhe olan son raporun Mahkemece kabul edilerek hatalı hüküm tesis edilmiş olması nedeniyle Mahkeme kararının kaldırılması gerekliliği açıkça ortada olduğunu, mahkemece gerekçeli kararında 6 (altı) farklı bilirkişi raporundan neden Bilirkişi ...’a ait raporun hükme esas alındığı –bunca çelişkiye rağmen- yeterli olarak açıklanmadığını, Sayın Bilirkişi ... tarafından tanzim edilen raporların neden hükme esas teşkil etmediği de belirtilmediğini, hükme esas alınan Bilirkişi ... ‘ın verdiği dört (4 ) ayrı raporun da kendi içinde çelişkili olduğunu, HMK uyarınca aynı doğrultuda, Yargıtay içtihatlarında, mahkemelerin kararlarını verirlerken bağımsız ve serbest olsalar da, kararlarının hangi temel ya da temellere dayandığını yeterli açıklıkta belirtme yükümlülüğü altında olduklarının altı çizildiğini, Yargıtay kararlarına göre, gerekçe hükümle sebep sonuç ilişkisinin kurulmasını sağlayacak yeterlilikte, açık, anlaşılabilir ve tatmin edici olmalı ve ayrıca hüküm kurulurken neden, nasıl, hangi yasal gerekçeleri ve hangi kanıtların değerlendirildiğini, çelişkili bilirkişi raporlarının varlığı halinde hükme esas alınan raporun neden hükme esas alındığı detaylıca izah edilmeli, salt son alınan rapor olması, Mahkemece salt yeterli ve çelişkiyi giderir mahiyette görüldüğüne ilişkin gerekçe ile hüküm tesisinin de hukuka uygun olmadığını, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 19.04.2022 tarih 2018/957 E- 2022/333 K. sayılı kararının kaldırılarak asıl davanın kabülüne, karşı davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Asıl davanın reddi yönünden İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun olmakla, karara bu yönden herhangi bir itirazının bulunmadığını, mahkemenin red gerekçesinde açıklandığının üzere her iki tarafın alacak ve borçlarının birbirinden mahsup edilmesine karar verildiğini ve bilirkişi tarafından yapılan mahsuplaşmaya göre 23/03/2022 tarihli ek rapora göre hüküm kurulduğunu, davalı/karşı davacı müvekkili şirketin davacı/karşı davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, bu sebeple müvekkil şirketin "sözde" borcu ile alacağının masup edilmesine itiraz ettiklerini, gerçekten de bilirkişi incelemeleri sırasında tarafların ticari defterleri arasında fark bulunduğu ortaya çıkmış olup davacı tarafın mükerrer kayıt yapmış olduğu, "açıklamalar" kısmında iptal edildiği belirtilmiş olmasına rağmen müvekkil şirketin izlendiği cari hesapta borçlandırılmasından kaynaklandığı, yapılan mükerrer kayıtlar dikkate alınmadığında ve iptal edilen faturalar da dikkate alındığında davacının davalıdan alacaklı olmadığı tespit edildiğini, bu nedenle yapılan mahsuplaşma işleminin doğru olmadığını, davalı şirketin lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, mahkeme kararının 4 numaralı bendinde AAÜT'nin 7/2.maddesi uyarınca davalı/karşı davacı lehine vekalet ücretine hükmettiğini, ancak AAÜT'nin 7.maddesi, "görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli veya açılmamış sayılmasında ücret" başlığını taşıdığını ve bu sayılan sebeplerle davanın reddedilmesi halinde hükmedilecek vekalet ücretini ön gördüğünü, istinafa konu davada ise yerel mahkeme işin esasına girmiş olup AAÜT 7.maddede sayılan gerekçelerle davanın reddine karar vermediğinden nispi değil, maktu vekalet ücretine hükmetmesi gerektiğini, hükmedilen vekalet ücretinin nispi değil maktu olması nedeniyle kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, Mahkemenin müvekkili şirket alacağından davacı şirket alacağını mahsup ederek karşı davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, müvekkili şirketi alacağının sadece 117,38-TL olduğuna dair hüküm kurulmasını kabul etmediğini beyan ettiklerini, müvekkili şirketin ticari kayıtlarına göre müvekkil karşı davacı, karşı davalıdan 9.286,43-TL alacaklı olduğunu, Davacı/karşı davalı şirket kayıtlarının düzgün tutulmadığını, mükerrer alacak kayıtlarının yapıldığı ve iptal edilmesi gereken faturaların iptal edilmeyip müvekkili şirketin izlendiği hesapta "alacak" olarak kaydedildiğini, dosyada alınan en son bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, müvekkilin alacağı hükümde sadece 117,39-TL değil, talepteki gibi 9.286,43-TL olduğunu, diğer yandan bir an için müvekkilin 117,39-TL'lik alacaklı olduğu kabul edilse bile, vekalet ücretinin kabul edilen bu tutar üzerinden hesaplanması hukuka uygun olmadığını, müvekkilin, karşı davalı şirketten alacaklı olduğu hususu sabit olduğuna göre mahsuplaşma işlemine dahil edilen alacak kesimi de dikkate alınarak vekalet ücreti tüm alacak tutarı üzerinden hesaplanması gerektiğini belirterek İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/957 E, 2022/333 K sayılı, 19/04/2022 tarihli kararının ortadan kaldırılarak asıl davada nispi vekalet ücretine, karşı davada ise mahsuplaşmaya sokulan müvekkil şirket alacağı üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl Dava: itirazın iptali, karşı dava; alacak istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf; davalıyla aralarında taşıma sözleşmesi olduğunu cari hesaptan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir . Davalı taraf ise; davacıyla aralarında ticari ilişki olduğunu ancak 2 ayrı cari hesapta ticari ilişkinin yürütüldüğünü kendisinin de diğer cari hesaptan kaynaklı davacıdan alacaklı olduğunu bu nedenle alacağın takas mahsubunu fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 9.286,43 TL alacağının davacıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, bilirkişi rapor ve ek raporları dosyaya ibraz edilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve açık olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı taraf bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu, sonuçlarının birbirini tutmadığı belirtilmiş ise de bilirkişi asıl ve ek raporunda farklı dönemlerin incelendiği bu nedenle sonuçların farklı çıktığı herhangi bir çelişki olmadığı kanaatine varılmıştır. Mahkemece asıl ve birleşen dosyada hükmedilen vekalet ücretinin de davanın kabul red durumuna göre AAÜT ne uygun olduğu, bu nedenle verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; dosyaya sunulan bilirkişi rapor ve ek raporlarının denetime elverişli ve açık olmasına, Mahkemece hükme esas alınan 23/02/2022 tarihli bilirkişi 4.ek raporunun dosya kapsamına uygun olmasına, hükmolunan vekalet ücretlerinin de yerinde olmasına göre taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/04/2022 tarih, 2018/957 Esas ve 2022/333 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada istinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin asıl dava davacısından alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Asıl davada istinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin asıl dava davalısından alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Karşı davada istinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin karşı dava davacısından alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Karşı davada istinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin karşı dava davalısından alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, 8-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 9-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 10-Kararın resen Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; asıl dava yönünden HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin, karşı dava yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/02/2026