T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1003 KARAR NO : 2026/81 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/02/2022 NUMARASI : 2016/1366 Esas 2022/132 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 15/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2026 Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara ka…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1003 KARAR NO : 2026/81 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/02/2022 NUMARASI : 2016/1366 Esas 2022/132 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 15/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2026 Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı-borçlu aleyhine İzmir 23.İcra Müdürlüğü’nün 2016/9678 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, dava konusu takibe ilişkin ödeme emrine davalı tarafından itiraz edildiği ve söz konusu icra takibinin durduğu, müvekkili şirket ile davalı tarafın 2007 yılından bu yana ticari ilişki içerisinde bulunduğu, dönemsel olarak yapılan sözleşmeler ile davalı tarafın müvekkilinden sözleşmede belirtilen miktarlarda pizza sosu almayı taahhüt ettiği ve periyodik olarak alacağı soslara ilişkin sipariş talebinde bulunduğu, tüm bu süreç boyunca müvekkili şirket tarafından davalının taleplerine ve standartlarına uygun olarak 5782 adet net 200 ve 356 adet de 100 kilogramlık olmak üzere toplamda 1192 ton ürünün davalıya gönderildiği, 2012-2013 döneminde 330 ton ürün alınması gerekmekte iken bunlardan yaklaşık 28 tonunun davalı yanca alınmadığı, yine 2013-2014 döneminde 90 ton ürünün tamamıyla teslim alınmadığı, buna göre davalı tarafın sözleşme kapsamında sorumluluğu 1310 ton olmasına rağmen teslim alınan ürünün 1192 ton olduğu, müvekkili şirketin sözleşme konusu sosları sadece davalı içi ürettiği, zira talep edilen soslarla ilgili formülasyon/reçetenin davalı yana ait olduğu ve söz konusu sosları davalı dışında 3.kişilere pazarlayabilme, satabilme imkanı bulunmadığı, davalı tarafça müvekkiline olan taahhütlerin yerine getirilmemiş olması sebebiyle üretimi yapılan ürünün depolarda davalı şirket için bekletiliyor oluşunun deponun işgaline sebep olduğu, davalı şirketin sözleşme ile yükümlendiği edimleri ifa etmemesi sebebiyle müvekkilinin zarar uğradığı, taraflar arasında münakit sözleşmenin özel şartlar maddesi gereğince “Alıcının taahhüt edilen miktarı almak zorunda olduğu, almadığı takdirde satıcının uğramış olduğu zararı alıcıdan tahsil edeceği” ayrıca davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişkinin başladığı ilk günden bu yana ödemelerin ve sipariş alımlarının geciktiği, müvekkili şirketin tüm bunları tolere etmeye çalıştığı, dava konusu icra takibine girişilmeden önce konuyla ilgili olarak davalı tarafa Manisa 2.Noterliği’nden keşide edilen 14.01.2016 tarih 1179 yevmiye no.lu ve 31.03.2016 tarih 9677 yevmiye no.lu ihtarnamelerin gönderildiği, ancak karşı taraftan olumlu bir cevap alınmadığı, davalı tarafın söz konusu ticari ilişkiden kaynaklanan borcunu ödemediği, açıklanan nedenlerle borçlunun İzmir 23.İcra Müdürlüğü’nün 2016/ 9678 E. sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı-borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça belirtildiği üzere taraflar arasında 2007 yılından beri süregelen bir sözleşmesel ilişkinin mevcut olduğu, bu sözleşmesel ilişkiye binaen müvekkili şirket tarafından •24.07.2007 tarihli sözleşme ile 08.2007-08.2008 tarihleri arasında 100.000 kg ürün, •14.07.2008 tarihli sözleşme ile 01.2009-04.2009 tarihleri arasında 50.000 kg ürün, •10.07.2009 tarihli sözleşme ile 01.2010-04.2010 tarihleri arasında 50.000 kg ürün, •28.07.2010 tarihli sözleşme ile 08.2010-08.2011 tarihleri arasında 300.000 kg ürün, •13.07.2011 tarihli sözleşme ile 08.2011-08.2012 tarihleri arasında 360.000 kg ürün, •25.07.2012 tarihli sözleşme ile 08.2012-08.2013 tarihleri arasında 360.000 kg ürün, •23.09.2013 tarihli sözleşme ile 01.2014-12.2014 tarihleri arasında 90.000 kg ürün almayı kabul ettiği, taraflar arasındaki ticari ilişki göz önüne alındığında söz konusu sözleşmede yer alan taahhütlerin sözleşmedeki aralıklarda zaman zaman sapmalar olsa dahi taraflarca herhangi bir itiraza uğramadan gerçekleştiği, davacı tarafın müvekkili şirkete gönderdiği Manisa 2.Noterliği 14.01.2016 tarih 1179 yevmiye numaralı ihtarnamesinde kısaca 2012 yılı için üretilen 360.000 kg üretilen ürünün 53.000 kg teslim alınmadığı yine 2013 yılında 98.000 kg ürünün üretilmesinin talep edildiği ve 97.500 kg üretildiği ve müvekkili şirketçe söz konusu ürünlerin teslim alınmadığının ileri sürüldüğü, dava dilekçesinde 2012-2013 döneminde 330 ton ürün alınması gerekmekte iken bunlardan yaklaşık 28 tonunun teslim alınmadığı yine 2013-2014 döneminde ise 90 ton ürün teslim alınmadığı belirtildiği, davacı tarafın müvekkili şirket aleyhine tebliğ edilen ihtarname ile dava dilekçesinde belirttiği rakamların arasında farklılıklar olduğu, yine taraflar arasında ilk sözleşme tarihi ile bugüne değin tüm ticari kayıtlar incelendiğinde alınmayan ürün miktarının dava dilekçesinde belirtilen miktarda değil hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere 28.000 kg civarında olduğu sonucuna varıldığı, davacı firmanın basiretli tacir gibi davranmadığı, müvekkili firma ile arasında akdedilen Ocak 2014-Aralık 2014 aylarını kapsayan 23.09.2013 tarihli alım satım sözleşmesi ile sözleşme konusu 90.000 kg ... . üretilmesi olduğu, ürünün birim fiyatının 1,80 TL/Kg olarak taraflarca kararlaştırıldığı, söz konusu birim fiyat üzerinden mal teslimi yerine müvekkili firmaya ilgili sipariş ile ilgili anlaşılan fiyattan başka bir fiyat teklifi sunulduğu ve doğal olarak bu fiyat teklifi kabul edilmediğinden mal alımının gerçekleşemediği, aradan uzun bir zaman geçtikten sonra son derece kötü niyetli olarak borçlunun aralarındaki sözleşme hükümlerine uymadığı iddiası ile afaki bir borca ilişkin söz konusu haksız takibi başlatmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği, davacı firma çalışanı pazarlama müdürü ....ın isteği ve stok bildirimi üzerine taraflar arasındaki sözleşme dönemi içinde olan 18.11.2014 tarihinde müvekkili şirketin satın alma müdürü .... tarafından eldeki stoğu eritmeye yönelik olarak ve aradaki anlaşmaya uygun olarak sipariş geçildiği, aynı gün muhatap firmanın pazarlama müdürü tarafından gönderilen mail ile 2014-2015 için sadece bir öngörü alabildiklerini ancak sözleşme yapılmadığı, ürünün sezonda yapılıyor olması ve bir yıl boyunca stoklarında taşımak zorunda kaldıkları, geçen yıldan devrin aynı uygulamada verilmesinin maliyet hesabı açısından mümkün olmadığının bildirildiği, aynı gün davacı şirketin pazarlama müdürü tarafından başka bir firmaya gönderilmesi gerekirken yanlışlıkla kendilerine gönderildiği ifade edilen mail ile bu yılki sezon fiyat teklifinin 2,25TL olarak verildiğinin bildirildiği, bunun üzerine önceki bağlantı ile ilgili yeni fiyat uygulamasının etik olmadığının taraflarınca bir mail ile bildirildiği ve aralarındaki iletişimin kesildiği, davacı şirket tarafından aradan uzun bir süre geçtikten sonra mail ile kendilerinden görüşme talebinde bulunulduğu ancak bu talebin söz konusu fiyat arttırma odaklı yaklaşımlar olması sebebi ile reddedildiği, taraflar arasındaki sözleşmeye rağmen davacının bir sonraki dönemde sözleşme yapılmayacağın dan bahisle taraflarca anlaşılan fiyat dışında bir fiyattan mal satma isteği sonucunda sözleşme süresi içinde müvekkilinin taleplerinin karşılanmadığı, müvekkili şirketin söz konusu üründen alması gereken miktar az olmasına rağmen davacı firma elindeki stok fazlası olmasını beyan etmesi üzerine taahhüdünü aşan miktarı dahi almayı kabul ettiği, buna ilişkin sipariş geçmesine rağmen bu siparişteki terminlerin sözleşmede geçen terminlere de uygun olmasına rağmen fiyat artışı talep etmesi karşısında verdiği siparişi onaylatamadığı ve dolayısıyla talep ettiği ürünü de istemesine karşın alamadığı, hal böyle iken ürünün raf ömrünün kısalığı da aşikar iken davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği hususların ne hukuki ne de niceliksel açıdan gerçeği yansıtmadığı, davacı şirkete verilen siparişlerin davacı tarafın basiretli tacir gibi davranmaması sebebiyle farklı fahiş fiyat talebinin onaylanmaması müvekkili şirketi zor duruma düşürdüğü ve müşterileri ile yaşadığı sorunları uzun yıllardır süregelen iyi ilişkileri sebebi ile aşabildiği, izah edilen tüm nedenlerle işbu itirazın iptali davasının reddine, haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "..., Dava; ticarı satımdan kaynaklı alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 24.08.2007, 14.07.2008, 10.07.2009, 28.07.2010, 13.07.2011, 25.07.2012 ve 23.09.2013 tarihlerinde akdedilen "Alım-Satım Protokolü" başlıklı sözleşmeler yapıldığı, sözleşmeler kapsamında davacı tarafından davalıya "... .." satılması ve partiler halinde teslim edilmesi, davalının da bu malları teslimi karşılığında her bir sözleşmede belirlenen birim fiyatlar üzerinden bedel ödenmesi hususlarının kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 2012-2013 ve 2013-2014 dönemleri için davalının davacıdan satın almayı taahhüt ettiği miktarda pizza sosu ürünlerini alıp almadığı, buna göre davacının alımı taahhüt edildiği halde davalının satın almamış olduğu pizza sosu ürünlerinin bedelini davalıdan talep edip edemeyeceği hususu olduğu anlaşılmıştır. Dosyada mevcut denetime ve hüküm kurmaya elverişli uzman gıda mühendisi ...., SMMM ... ve ...'den oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 17/12/2019 havale tarihli kök bilirkişi raporuna ve bu kök raporun ek raporlarına göre davalının 25.07.2012 tarihli sözleşmeye göre davacıdan satın almayı taahhüt ettiği halde 600 kg ürünü eksik aldığı, bu sözleşmeye göre fiyatın KDV dahil 1,858 TL olduğundan ürün bedelinin 1.114,56 TL olduğu, yine 23.09.2013 tarihli sözleşmeye göre davacıdan satın almayı taahhüt ettiği halde 90.000 kg ürünü eksik aldığı, bu sözleşmeye göre fiyatın KDV dahil 1,944 TL olduğundan ürün bedelinin 174.960,00 TL olduğu, böylece davalının 2012-2013 ve 2013-2014 dönemleri için davacıdan satın almayı taahhüt ettiği toplam 90.600 KG ürünü eksik satın aldığı, eksik satın alınan bu ürün bedellerinin sözleşme fiyatlarına göre bedelinin KDV dahil 176.074,56 TL olduğu, davalı tarafça satın alınmayan bu ürünlerin davalı firmaya özel karışımla üretildiğinden ürünlerin başka bir firmaya satılması, perakende ambalajla satılması ya da başka ürüne dönüştürülmesinin sözkonusu olamayacağının rapor edildiği görülmüşür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 2012-2013 ve 2013-2014 dönemleri için davalının davacıdan satın almayı taahhüt ettiği 90.600 kg ürünü satın almadığı, satın alınmayan ürün bedellerinin taraflar arasında yapılan sözleşmelere göre KDV dahil 176.074,56 TL olduğu, davacının davalıdan alımı taahhüt edildiği halde satın alınmayan pizza sosu ürünlerinin bedelini aralarındaki sözleşme kapsamında talep edebileceği, davacının eksik alım konusu malların teslimi için davalıya Manisa 2.Noterliği'nin 31.03.2016 tarihli ve 09677 yevmiye sayılı ihtarnameyi düzenlettirdiği, ihtarnamenin davalıya 05.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının usulüne uygun olarak düzenlenen ihtarname ile temerrüde düştüğü, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre ihtarnamenin tebliğ tarihi ile takip tarihi arasında %10,50 avans faiz oranına göre davacının talep edebileceği faizin 1.694,72 TL olarak hesaplandığı, böylece davalının takibe itirazında kısmen haksız olduğu anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2016/9678 Esas sayılı takip dosyasındaki 176.074,56 TL asıl alacak ve 1.694,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 177.769,28 TL alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen faiz oranını geçmemek kaydıyla avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına karar verilmiş, alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, Davalının, İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2016/9678 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile, 176.074,56 TL asıl alacak ve 1.694,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 177.769,28 TL alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen faiz oranını geçmemek kaydıyla avans faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, 2-Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın vermiş olduğu 20.02.2017 tarihli "cevaba cevap dilekçesinin 3.sayfa 2. paragrafında" 2.25 TL.+KDV/kg fiyat istediklerini ikrar ettiklerini ve bu bedelin de taraflarınca kabul edildiğini iddia ettiklerini, ancak 2,25 TL+KDV/kg fiyatını kabul ettiklerine dair hiç bir delil sunamadığını, mahkemece bu hususun usulüne uygun ifa teklifinde bulunulmadığı göz önüne alınmadığını, bu konuda bir gerekçe oluşturulmadığını, kararın bu bakımdan da usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişilerin karara dayanak olan raporda yapılan itirazlar doğrultusunda hiçbir değişikliğe gitmeden ''Heyetimiz kök ve birinci ek raporlarında yer alan sonuç ve kanaatin yerinde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmışır.'' demekle yetinildiğini, işbu durumun yargılama hakkının ihlaline açıkça bir örnek teşkil ettiğini, hal böyleyken bu şekilde hazırlanmış olan bilirkişi heyet raporunun hükme esas alınmasının hukuka ve yasaya açıkça aykırı olup taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, dosyada incelenmesini ve ortaya çıkarılmasını istedikleri ancak bilirkişilerin ısrarla irdelemediği esas hususun satın alınması taahhüt edilen 90.000 kg pizza sosu'nun teslim alınmamasına, davacının sözleşme şartlarına uygun davranmamasının neden olduğunu, müvekkili aleyhine geçilen icra takibinin kabul edilmeyen 2.25 TL+ KDV bedel üzerinden olup açıkça haksız olduğunu, zira 2014-2015 dönemine ilişkin yeni sözleşme imzalanmamış olup aradaki ticari ilişkinin sona erdiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket tarafından işbu teklifin kabul edildiğinin ispatının davacı yana aitken ve bu durum ispatlanmamışken teklif kabul edilmiş gibi haksız yere geçilmiş takibin kısmen devamına karar verilmesinin açıkça hukuksuz ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ilk alınan kök raporda davacının usulüne uygun bir ifa teklif etmediği sabit olmasına rağmen sözleşmeye aykırı olarak teklif edilen bu fiyatı haklı nedenle kabulden kaçınmaları ve bu nedenle temerrüde düşmedikleri hususunun sunulan ek raporda da hiç irdelenmediğini ve müvekkili şirket için tekraren taahhüt edilenden 90.600 Kg eksik pizza sosu aldığı sonucuna varılması hususunun taraflarınca anlaşılamadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin satış değil eser sözleşmesi olup eser sözleşmesinin hükümlerinin uygulanması gerektiğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Davacı tarafça, sözleşme kapsamında sadece davalı içi üretilen soslarla ilgili davalı şirketin sözleşmedeki edimleri ifa etmemesi sebebiyle davacının zarar uğradığı, satın alınmayan ürünlerinin bedelini aralarındaki sözleşme kapsamında talep edebileceği, eksik alım konusu malların teslimi için ihtarat yapıldığı, İzmir 23.İcra Müdürlüğünün 2016/ 9678 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, taraflar arasındaki "Alım-Satım Protokolü" başlıklı teslim yeri fabrika olan sözleşmelerin özel şartlar bölümünde “Alıcı taahhüt etiği miktarı almak zorundadır. Almadığı takdirde satıcı uğramış olduğu zararı alıcıdan tahsil eder.." düzenlemesinin bulunması, davalı 2012-2013 ve 2013-2014 dönemleri için davacıdan satın almayı sözleşmelerle taahhüt ettiği toplam 90.600 KG ürünü eksik satın almış olup haklı nedenle ürünü teslim almadığı savunmasını kanıtlayamadığından, davalının eksik ürün teslim alması nedeniyle davacının uğradığı zararı talep edebilecek olmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2022 tarih, 2016/1366 Esas ve 2022/132 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 12.143,41 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 3.085,85 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 9.057,56 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın Dairemizce re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/01/2026