11. Hukuk Dairesi 2011/2249 E. , 2011/5220 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2008/50-2008/298 sayılı kararı bozan Daire’nin 23.11.2010 gün ve 2009/763-2010/11930 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine…
**11. Hukuk Dairesi 2011/2249 E. , 2011/5220 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2008/50-2008/298 sayılı kararı bozan Daire’nin 23.11.2010 gün ve 2009/763-2010/11930 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, yüksek faiz verileceği ve istenildiğinde paranın geri çekilebileceği garantisi verilerek ve ikna edilerek müvekkilinden 26.4.2000 tarihinde 22.000 DM tahsil edilip, “Yimpaş İhtiyaç Maddeleri Paz. ve Ticaret A.Ş. Hisse Senedi Talep Formu” ibareli makbuz verildiğini, davalılara gönderilen ihtara rağmen paranın iade edilmediğini,davalı şirketin ise davacının davalı şirketin de ortağı olduğunu savunarak ve TTK 329 ve 405 maddelerini sebep göstererek parayı ödemediğini, davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu’na, SPK’na aykırı olduğunu, geçerli bir hisse devri yapılmadığını, davalıların nedensiz zenginleştiğini, ortak olmayan ve hisse senedi verilmeyen müvekkiline karşı TTK’nun 329 ncu ve 405 nci maddelerine dayanılamayacağını, müvekkillerinin dolandırıldığını, davalılardan Dursun’un TTK’nun 67 nci maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını, Yimpaş Holding A.Ş.’nin ana sözleşmesinin 4/a bendinde faiz ve temettü garantisi verildiğini, imza atan kişinin kim olduğunun ve yetkisinin belli olmadığını,şirket defterlerindeki kayıtların gerçeği yansıtmadığının belirlendiğini, bu defterde yazılı ortaklık ilişkisinin geçerli olmadığını, davalı ...’un davalı şirketleri paravan olarak kullandığını, TTK.nun 336 ncı maddesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu sözleşme ile hisse satımı yapılamayacağının tespitini,mevzuata aykırı olan sözleşmenin hükümsüzlüğünü,davacının ortaklığının kurulmadığının tespitini,tahsil edilen 22.000 DM (19.163.93 TL)'nin en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacının davalı şirketin 254 hisse ile ortağı olduğunu, Dursun'a da ortaklık payı iadesi davası açılamayacağını,husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili bulunduğu şirketin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul tarafından faaliyetleri denetlenen bir Anonim Şirket olduğunu, TTK.nun 405. maddesi gereğince Anonim Şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketin tasfiye halinde olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davalıların Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalı şirkette toplam 254 pay ile ortak olduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği,davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur. Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 29.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.