T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1341 KARAR NO : 2026/332 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 08.03.2022 NUMARASI : 2020/632 Esas - 2022/237 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 28/09/2020 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1341 KARAR NO : 2026/332 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 08.03.2022 NUMARASI : 2020/632 Esas - 2022/237 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 28/09/2020 Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen konsinye satım sözleşmesi ile ticari ilişki kurulduğunu, davalının bu sözleşme kapsamında müvekkiline ait konsiye malların satışını gerçekleştirmesine rağmen fatura düzenlemediğini, satışlardan müvekkilini haberdar etmediğini, istenmesine rağmen davalının bilgi de vermediğini, sözleşmede fiyat farkı faturası, ciro pirimi ve destek faturası kesilmesine ilişkin hükümler bulunduğunu, müvekkiline ait malların satılmasına rağmen bu durumun bildirilmediğini, buna rağmen müvekkiline vade farkı ve ciro primi faturası tebliğ edildiğini, davalının cari hesap bakiyesini ödememesi üzerine 196.432,53 TL alacağın tahsili için icra takibi yapıldığını, icra takibinden sonra tarafların 206.599,12 TL fiyat farkı faturası düzenlemesine rağmen müvekkilinin konsinye ürünlerinin satıldığına ilişkin bilgi verilmediğini, bu nedenle davalı tarafından düzenlenen faturanın kabul edilmediğini, takip tarihinden sonra alacak tutarlarının arttığını ileri sürerek, Bakırköy 10.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; ticari ilişki nedeniyle oluşan tüm borçların ödendiğini, müvekkiline tebliğ edilen 89/1 ihbarı uyarınca davacının alacaklarının icra dosyasına ödendiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede tahkim şartı bulunduğunu, esasında davacının borçlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının ve davalının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı - davalı lehine delil niteliğinin olduğu bilirkişi rapor içeriğinden anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Davacının ve davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde; Her iki tarafın defter ve kayıtları ile BS/BA kayıtlarının birbirini teyit ettiği, Davalının, davacı tarafa 197.857,58 TL borçlu olduğu, Davalının kendi defterlerindeki bu ispatı ortadan kaldıracak, aksini gösterir herhangi bir kesin (yazılı) delil sunmadığı görülmüştür. Her ne kadar davalı taraf, İstanbul 9. İcra Müdürlüğü' nün ... E. Sayılı dosyasına davacının borcu kapsamında İİK. 89/1. Maddesi kapsamında ödeme yaptığı ve bu sebeple icra takibindeki miktar yönünden borçlu olmadığını iddia etmişse de; yapılan ödemelerin fatura, takip ve dava tarihinden sonra olduğu ve ticari ilişkinin devam ettiği de görülerek, icra ve dava tarihi itibariyle icra dosyasındaki borçtan davalının sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Bilirkişilerin hazırlamış olduğu raporlar içeriğinde de, davacının alacak miktarının yukarıdaki kadar hesap edildiği görülerek, icra takibindeki miktarla (196.432,53 TL ) sınırlı olarak, davacının iddiasını ispat ettiği ve davalının bu ispatı ortadan kaldıracak herhangi bir yazıl delil sunmadığı da görülerek ..." gerekçesi ile davanın kabulüne, davalının Bakırköy 10.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptali ile takibe yönelik itirazın 196.432,53 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takip talebindeki koşullarla devamına, alacağın %20'si olan 39.286,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekilinin gerekçesiz istinaf başvurusu üzerine ilk derece mahkemesinin gönderdiği 16.05.2022 tarihli muhtıra ile istinaf harç ve giderlerinin ödenmesi istenmiştir. Davacının istinaf harç ve masraflarını ödememesi üzerine mahkemenin 10.06.2022 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararı ile davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 344/1. maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Davacı bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından, davacının hükme karşı geçerli ve incelenmesi gereken bir başvurusunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyaya ibraz edilen ticari şartlar anlaşmasında tahkim şartı bulunduğunu, davalının sunduğu sözleşme nedeniyle bu itirazın haksız şekilde reddedildiğini, mahkemenin basit yargılama usulüne tabi olduğunu, davacının, dava dilekçesinden sonra 24.11.2020 tarihli ön inceleme duruşması günü sözleşmeyi sunduğunu, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında bu sözleşmenin dikkate alınmaması gerektiğini, ancak basit yargılama usulüne göre yürütülen davada davacının dava dilekçesinde yer vermediği ve delil olarak göstermediği Çerçeve Tedarik Sözleşmesini iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra ön inceleme duruşma gününde ibraz ettiğini, bu hususun husus 24.11.2020 tarihli ön inceleme duruşma zaptında yer aldığını, dava dilekçesi ibraz edildikten sonra, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında, dava dilekçesinde delil olarak yer verilmeyen sözleşmenin, yasağın başlamasından sonra ibraz edildiğini, bu nedenle sözleşmeye itibar edilemeyeceğini, Dosyada alınan bilirkişi raporlarının eksik olduğunu, zira davacının düzenlediği fatura olduğuna dair hatalı olarak tespitte bulunulan ve uyuşmazlığın esasına teşkil eden 31.01.2020 tarihli 206.599,12 TL tutarlı faturanın müvekkilince, davacı adına tanzim edildiğini, davacının davalıdan hak ve alacağı bulunmadığını, 11.10.2021 tarihli kök bilirkişi raporunun 21. sayfasında; davacının alacağının belirlendiğini, itiraz üzerine alınan 06.12.2021 tarihli ek bilirkişi raporunun 2. sayfasında da haksız tespitlerde bulunulduğunu, bilirkişinin yalnızca fatura tarihi ve bedeline yer vererek inceleme yapılmaya çalışılmasına karşın bilirkişi incelemesi neticesinde raporlarda faturaların seri ve sıra numaralarının belirtilmesi zorunlu olduğunu, oysa bu raporlarda faturaların seri numaralarını yazmadığı için aynı tarihli ve bedelli faturalar karıştırılarak davacının alacaklı olduğuna ilişkin tespit yapıldığını, Bu kapsamda müvekkili tarafından ... fatura numaralı 31.01.2020 tarihli, 206.599,12 TL tutarlı, "Fiyat İndirim Desteği" açıklamalı faturanın davacı adına tanzim edildiğini, bu faturanın davacı tarafından iade edilmediğini ve temel fatura olarak 31.01.2020 tarihli 206.599,12 TL tutarlı ... fatura numaralı, "... no.lu faturanıza istinaden düzenlenmiştir" açıklamalı faturanın müvekkili adına düzenlendiğini, davacı şirket tarafından alacağına yönelik temel fatura kapsamlı bir fatura tanzim edilmediğini, müvekkilince düzenlenen faturaya karşı haksız fatura düzenlendiğini, alacak iddiasının tek bir fatura özelinde toplandığı göz önüne alınmaksızın, aynı tutarlı ve tarihli faturaların ayırt edici özellikleri olan fatura numaraları ve açıklamaları yer verilmeksizin safi aynı tutar ve tarihlerin tekrar edildiği raporların eksik inceleme ile düzenlendiğini, .... A.Ş tarafından İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine başlatılan takip sonucu müvekkiline gönderilen İİK'nın 89/1. ihbarları uyarınca, müvekkilinde bulunan davacı alacaklarının haczedildiğini, muaccel hale gelen alacakların ilgili icra dosyasına ödendiğini, haciz ihbarı sonrasında davacının bilgilendirildiğini ve davcının gönderdiği e-mail ile borçların haciz ihbarı kapsamında icra dosyasına ödenmesinin istendiğini, davacının da talebiyle müvekkilinin İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına 28.09.2020 tarihinde 50.000,00 TL, 12.10.2020 tarihinde 50.000,00 TL, 26.10.2020 tarihinde 50.000,00 TL, 09.11.2020 tarihinde 50.000,00 TL, 23.11.2020 tarihinde 50.000,00 TL ve 03.12.2020 tarihinde 439.130,58-TL olmak üzere toplamda 689.130,58 TL ödeme yapıldığını, İİİK'nın 89/1.maddesi uyarınca ihbarname alan kişinin artık borçlusuna ödeme yapamayacağını, bu nedenle davacıya ödenmesi gereken paraların davacının borçlu olduğu takip dosyasına yapıldığını, ödemeden önce davacının bilgilendirildiğini, takip tarihi itibariyle davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını, haciz ihbarnameleri nedeniyle artık davacıya ödeme yapılamayacağını, alacağın likit olmadığını ve icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tümüyle reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen satım sözleşmesi niteliğindeki ticari şartlar anlaşması ile çerçeve tedarik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında çerçeve tedarik sözleşmesiyle, ticari şartlar anlaşması kapsamında yürüyen ve açık hesap şeklinde devam eden bir satım sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Bu sözleşme ilişkisinden davalı, davacıya satarak teslim ettiği mal ve hizmetlere ilişkin faturalar ile sözleşme gereğince davalının vermesi gereken desteklere ilişkin faturaları düzenleyerek davalıya göndermektedir. Davalı ise ayıplı emtialara ilişkin ürünlerin faturalarını davalıya göndermektedir. Bu şekilde karşılıklı faturaların mahsuplaşması ile tarafların alacağı belirlenmektedir. Davacı, Bakırköy 10.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 04.03.2020 tarihinde, 31.12.2019 tarihi itibariyle doğan 196.432,53 TL cari hesap alacağı ile 3.730,87 TL işlemiş faizin takip tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Ödeme emri tebliği üzerine süresinde borca ve ferilerine itiraz edilmiş; itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından ibraz edilen ticari şartlar anlaşmasının 30.maddesinde bu sözleşmenin gerçekleşmesinde uygulanacak hukukun Türk hukuku olduğu ve bu sözleşmeden kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklardan İstanbul Tahkim Merkezi Kuralları uyarınca tahkim yoluyla çözüleceği belirlenmiştir. Davacı tarafından ibraz edilen... Sistemi Çerçeve Sözleşmesinde ise uyuşmazlıkların mahkeme aracılığıyla çözüleceği, uyuşmazlıkların sözleşmenin 18.10. maddesine göre Türk hukukuna göre İstanbul Mahkemeleri ve icra dairelerinde çözüleceği kabul edilmiştir. Davalının icra dairesinin yetkisine yönelik bir itirazı bulunmamaktadır. HMK'nın 318. maddesinde tarafların dilekçeleriyle birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delilleri dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar içinde bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorunda oldukları belirtilmiştir. HMK'nın 319. maddesinde ise iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının dava açılmasıyla başlayacağı kabul edilmiştir. HMK'nın 322.maddesi gereğince, basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hallerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır. Davacının ticari ilişkinin temeli olan sözleşmeyi sonradan ibraz etmesi iddianın genişletilmesi niteliğinde olmayıp sonradan delil gösterilmesi niteliğindedir. Bu durumda HMK'nın 145. maddesi gereğince bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir hükmü gereğince davacı tarafından sunulan sözleşmenin mahkemece dikkate alınması yerindedir. Mahkemece yapılan 27.04.2021 tarihli duruşmada, davacı tarafça sunulan çerçeve sözleşmesinin tahkim şartını içeren sözleşmeden sonra 18.03.2019 tarihli olduğu ve bu sözleşmede tahkimin yer almadığı, İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı tespit edilerek tahkim ilk itirazının reddine karar verilmiştir. Davalı HMK'nın 116. maddesine göre süresinde tahkim ilk itirazını ileri sürmüştür. Ancak davacının dayandığı sonraki tarihli sözleşmede tahkim şartının bulunmadığı, aksine mahkemenin yetkisinin düzenlendiği bu durumda tahkime götürülecek uyuşmazlığın belirli olması kuralının ihlal edilmesi nedeniyle tahkim sözleşmesinin bulunmadığı ve davanın devlet yargısı tarafından çözülmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Davalı, borcun bulunmadığına ilişkin savunmalarının yanı sıra davacının borçlu olduğu İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacaklı .... AŞ tarafından başlatılan takipte, gönderilen haciz ihbarının davacıya bildirildiğini, davacının e-mail ile verdiği cevapta vadesi geçen 1.226.754,54 TL bakiyenin icra dosyasına yatırılmasını talep ettiği, davacının bilgisi dahilinde İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına 28.09.2020 tarihinde 50.000,00 TL, 12.10.2020 tarihinde 50.000,00 TL, 26.10.2020 tarihinde 50.000,00 TL, 09.11.2020 tarihinde 50.000,00 TL, 23.11.2020 tarihinde 50.000,00 TL ve 03.12.2020 tarihinde 439.130,58-TL olmak üzere toplamda 689.130,58 TL ödeme yapıldığını savunmaktadır. Dosyada bulunan, dava dilekçesinin ek-2 ve ek-3 olarak ibraz edilen delillerde .... San. AŞ tarafından bu dosyadaki davacı ... AŞ hakkında İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan 33.764.780 TL takip nedeniyle davalıya birinci haciz ihbarnamesi gönderilerek 01.08.2019 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu tarih takip tarihinden öncedir. Davalı tarafından anılan icra dosyasına sunulan 02.09.2020 tarihli cevap dilekçesinde taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, ... Marketin doğmuş ve doğacak mahsup ve iadeye bağlı ödemelerinden sonra kalan miktarın ödeneceği belirtilmiştir. İİK'nın 89. maddesine göre kendisine haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişinin artık borcunu, alacaklıya ödemesi mümkün değildir. Davalının, davacıya bir borcu varsa artık bu borcunu üçüncü kişinin haciz ihbarnamesi gönderdiği takip dosyasına yatırması gerekmektedir. Bu bakımdan takip dosyasına yapılan ödemeler davacıya yapılmış ödemeler hükmündedir. Ödeme, borcu söndüren işlemlerden olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle, davalının, davacının borcu için İİK'nın 89. maddesi uyarınca gönderilen ihtarnameler kapsamında üçüncü kişiyle yaptığı ödemelerin incelenmesi ve dikkate alınması gerekmektedir. Davalının yaptığı bu ödemelerin TBK'nın 100 ve devamı maddelerine göre değerlendirilerek, ödeme tarihlerine göre davalının, dava konusu takip borcunu ödeyip ödemediğinin belirlenmesi, davalının İİK'nın 89. maddesi kapsamında üçüncü kişiye yaptığı ödemelerin eldeki davaya konu borcu kısmen veya tamamen karşılaması durumlarına göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Ödemeler yukarıdaki açıklamalara göre değerlendirilerek borcun ödenip ödenmediğinin belirlenmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, hukuka uygun olmayan gerekçelerle karar verilmesi ve ayrıca davalı vekilinin özellikle 206.599,12 TL bedelli faturaya yönelik itirazları değerlendirilmeden, eksik inceleme ve deliller tam toplanmadan karar verilmesi usule ve yasaya aykırı bulunmuş ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.02.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.