11. Hukuk Dairesi 2012/7218 E. , 2013/22330 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/02/2012 tarih ve 2011/175-2012/52 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/12/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin i
**11. Hukuk Dairesi 2012/7218 E. , 2013/22330 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/02/2012 tarih ve 2011/175-2012/52 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/12/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin %37 hissesine sahip B grubu imtiyazlı pay sahipleri olduğunu, şirketin kuruluşunda ... ve ...Ailelerinin eşit temsil yetkisine sahip olmasının amaçlandığını, A grubu payların ... Ailesi, B grubu payların ...Ailesi, C grubu payların Oğur Ailesi, D grubu payların ... Ailesi ve E grubu payların A ve B grubu payların mutabık olacağı bir kişiye ait olduğunu, şirket anasözleşmesinin 15. maddesine göre de yönetim kurulunun A ve B grubu hisseleri temsilen 2’şer, C ve D grubu hisseleri temsilen 1’er ve 1 üyenin de A ve B grubunun müştereken gösterecekleri aday arasından seçilmesinin düzenlendiğini, bu düzenleme ile temsilde eşitliğin sağlanmasının hedeflendiğini, ayrıca bu denge ile davalı şirketin ortağı olduğu dava dışı İGS AŞ’de de belli bir grubun hakimiyeti ele geçirmesinin önüne geçilmek istendiğini, ancak A grubu hissedarların bu ilkelere aykırı olacak şekilde C grubu hisseleri ... ailesinden olan Hakkı Talu’ya devralmak suretiyle şirketin hakimiyetini ele geçirdiklerini, A grubu hisseler %37 iken bu devir ile %53’e çıktığını ve şirket içindeki dengenin kötüniyetli olarak bozulduğunu, bu devirle şirketin kuruluş amacının ortadan kalktığını, bundan sonra TTK’nun 434/2 maddesi gereği şirketin maksadının husulünün imkansız hale geldiğini, ayrıca şirket anasözleşmesinin 15. maddesine göre yönetim kurulunun 7 kişiden oluştuğunu, müvekkilleri ... ve ...’ın 04.06.2010 tarihli ihtarname ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiklerini, 15. madde ile zorunlu görülen B grubu hisselerin yönetim kurulunda temsil edilmemesi sebebiyle yönetim kurulunun karar alma imkanını kaybettiğini, ayrıca A ve B grubu hisselerce müştereken seçilen Kamuran ...’e verdikleri onayı da geri çektikleri için yönetim kurulu 4 kişiye düştüğünden toplanma ve karar alma yeter sayısının sağlanmadığını, TTK’nun 435. maddesi gereği şirketin organsız kaldığını ileri sürerek, dava süresince şirketi temsil etmek için kayyım atanmasına, şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiyeyi gerçekleştirmek üzere tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, C grubu hisselerin dava dışı Hakkı Talu tarafından 2003 yılında devralındığını, devirden itibaren yaklaşık 9 yıl geçtikten sonra işbu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, hisse devri için iptal davası açılmadığını, devrin anasözleşmeye uygun olduğunu, anasözleşmede C grubu hisselerin satışı ile ilgili bir tahdit bulunmadığını, yönetim kurulu üyesi olan davacılar Nursel ve ...’ın istifasından sonra kalan 5 üyenin görevine devam edip işbölümü yaparak ticaret siciline bildirildiğini, anasözleşmenin aradığı toplantı ve karar nisabının 5 kişilik yönetim kurulunda mevcut olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu hisse devrinin dava tarihinden yaklaşık 8 yıl önce yapıldığı, davacıların hisse devrinden haberdar olduğu, davacıların söz konusu devirden sonra yapılan genel kurullara katılıp kararlara iştirak etmeleri karşısında işbu devirle ilgili iddialarının dürüstlük kuralına aykırı olduğu, şirketteki geçici yönetimsizliğe davacılar bizzat sebep olduğundan kayyım tayini yönündeki talebin de dürüstlük kuralına uygun düşmediği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.