7. Hukuk Dairesi 2012/6735 E. , 2012/8957 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılardan ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 131 ada 9 parsel sayılı 1210 hektar, 4518.70 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma dayanılarak mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... ve…
**7. Hukuk Dairesi 2012/6735 E. , 2012/8957 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılardan ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 131 ada 9 parsel sayılı 1210 hektar, 4518.70 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma dayanılarak mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... ve ... miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın ayrı bölümlerine dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına, özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacılardan ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava ve temyize konu taşınmaz bölümlerinin sınırlarını 131 ada 9 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu olmayan bölümlerinin oluşturduğu, taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği belirlenmiştir. Çekişmeli taşınmaz kesimleri ile sınırlarını oluşturan dava ve temyize konu olmayan kesimi arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay bir sınır yeri bulunmamaktadır. Kaldı ki, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunması da mümkündür. Hal böyle olunca dava ve temyize konu taşınmazların sınırlarını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilen, dava ve temyize konu olmayan kesimine el atılarak kazanıldığının ve onun bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı gibi bu nitelikteki taşınmaz üzerinde ot biçmek suretiyle sürdürülen zilyetliğin de süresi ne olursa olsun hukuksal bir değeri yoktur. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar ... ve ...'in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 06.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.