7. Hukuk Dairesi 2024/1028 E. , 2024/5483 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1235 E., 2023/1516 K. BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVACILAR : ... vd. vekili Av. ... ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVA TARİHİ : 15.05.2015 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/154 E., 2020/699 K. Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın re
**7. Hukuk Dairesi 2024/1028 E. , 2024/5483 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1235 E., 2023/1516 K. BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVACILAR : ... vd. vekili Av. ... ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVA TARİHİ : 15.05.2015 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/154 E., 2020/699 K. Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi, ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili dava dilekçelerinde; Muş ili, ...ilçesi,...Köyünde kain 44, 45, 90, 173, 186, 198, 199, 207, 210, 319, 321, 322, 325, 326, 328 parsel sayılı taşınmazlarda davacılar ile davalının hissedar olduklarını, davalının haksız olarak davacılara ait hisseleri de kullandığını, davacıların taşınmazlardaki hisselerine müdahalenin önlenmesine, ayrıca ecrimisil taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde belirtilen parsellerin tümünü aynı kişinin kullanmadığını, tapuların kendi adına olduğunu, fakat her parselin farklı kişiler tarafından kullanıldığını, 207 nolu parseli kendisinin kullandığını, herhangi bir müdahalesinin söz konusu olmadığını, haksız bir kullanımı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 31.05.2019 tarihli celsede davacı vekilinin müdahalenin men'i talebinden feragat ettiği, davalının davanın tüm aşamalarındaki beyanları ile isticvapla alınan beyanının aynı yönde olduğu, yalnızca 207 ve 210 No.lu parselleri kullandığı, kalan parsellerde kendisine ait olan kısmı başkalarına kiraya verdiği, davacılarla herhangi bir husumeti olmadığı gibi taşınmazları kullanmalarına engel olmadığı, davacıların 2009-2013 yılları arasında kendi aralarında anlaşamamaları nedeniyle kullanamadıkları, bu tarih öncesi ve sonrasında tarım desteğinden faydalandıkları, ilçe tarım müdürlüğü müzekkere cevaplarından anlaşılacağı üzere davacıların belli bir süre sonra tarım desteği de almaya başladıkları, tarafsız tanık beyanları ile de bu hususların doğrulandığı, davalıya sunulan yemin teklifinin de davalı tarafından kabul edildiği ve yeminli beyanında, önceki beyanlarını doğruladığı anlaşılmakla, ispatlanamayan asıl ve birleştirilen 2015/674 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalının 207 ve 210 No.lu iki parseli kullandığını açıkça kabul ve beyan etmesine karşın, mahkemece bu gerçeğin görmezden gelindiğini, davalının ...İlçe Tarım Müdürlüğüne verdiği kira sözleşmeleri ile muvafakatnameler incelendiğinde; duruşmalardaki beyanlarının aksine parsellerin tamamını başkalarına kiraya vermek suretiyle kullandığının görüleceğini, davalının kira sözleşmelerini kendi hissesi ölçüsünde düzenlemek zorunda olduğunu, aksi takdirde suç işlemiş olacağını, ancak bu durumun fiiliyatta parsellerin tamamının ekilip biçmesine engel olmadığını, 257,77 dönümlük bir bölümün ekilip biçilmediğini iddia etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tanık ...'nun 06.01.2016 tarihli duruşmada ve 26.04.2016 tarihli keşifteki beyanı ile 27.09.2018 tarihli keşifteki beyanları arasında çelişki bulunduğunu, davalının 02.10.2020 tarihli 29 nolu celseye gelmeyerek yemini eda etmekten kaçınmış olmasına rağmen mahkemece yeniden yemin için davetiye çıkartılarak davalının yemin eda etmesine müsaade edildiğini, mahkemenin karşı vekâlet ücretinin takdirinde de yanılgıya düştüğünü ve davalı lehine yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 15 adet taşınmazda davacılar ve davalı yanı sıra başkaca paydaşların da bulunduğu, tanık beyanları ve dosya kapsamından davalının tüm taşınmazları kullandığının belirlenemediği gibi kullanmalarına engel olunduğunun da belirlenemediği, ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davalının kullandığı belirtilen 2 adet parselde de belli alanın boş bırakıldığının bazı tanık beyanlarında zikredildiği, davacı ...'in davalıya yönelik 10.07.2014 tarihli ihtar çekmesine karşın diğer davacıların davalı tarafa karşı ihtarına da rastlanılmadığı, ...İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün 02.11.2015 tarihli (davacı ... tarafından sunulu) yazısında davacı ...'in ÇKS kayıt tarihinin 29.05.2014 olduğu ve dava konusu taşınmazların da içinde olduğu parsellerin bildirildiği hususları da nazara alındığında, davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya uymayan bir yön bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemiyle temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri, 2. Bilindiği üzere ecrimisil; malikin, kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir nevi haksız işgal tazminatıdır. 3. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. 4. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın, davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. 5. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. 6. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı) 7. 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle Bölge Adliye Mahkemesinin kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.