T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2335 - 2025/2608 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2335 KARAR NO : 2025/2608 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2023 NUMARASI : 2022/... Esas, 2023/... Karar DAVACI : ... - VEKİLLERİ : Av. -- Av. -- Av. --- DAVALI : 1- ... SİGORTA ANONİ…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2335 - 2025/2608 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2335 KARAR NO : 2025/2608 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/06/2023 NUMARASI : 2022/... Esas, 2023/... Karar DAVACI : ... - VEKİLLERİ : Av. -- Av. -- Av. --- DAVALI : 1- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. --- DAVALI : 2- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ Av. --- DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 25/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/12/2025 İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.06.2023 tarih 2022/... Esas 2023/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının yolcu olarak bulunduğu ve davalı ... Sigorta A.Ş.'nin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olup dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ... Sigorta A.Ş.'nin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olup dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 06.02.2019 tarihinde çarpışması sonucu davacının ağır şekilde yaralanarak malul kaldığını ve sürekli bakıma muhtaç hale geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalılara sigortalı araç sürücülerinin kusurlu olduğunu, davacıda oluşan sürekli maluliyet tazminatının tazmini için ve poliçe sakatlanma teminatı kapsamında Altınözü Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2019/... E. sayılı dosya ile maddi tazminat davası açıldığını ve davanın kabulüne karar verildiğini, anılan davada alınan bilirkişi raporlarının getirtilerek işbu davada hükme esas alınmasını, sürekli bakıcı gideri zararın tazmininden davalıların tedavi gideri teminatı kapsamında poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu bu maksatla davalılara yapılan ön başvuru ve arabuluculuk süreçlerinden olumlu netice alınamaması üzerine dava ikamesinin zorunlu hale geldiğini ileri sürerek belirsiz alacağın tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve her bir davalının poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere 50,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının zararının Altınözü Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/... E sayılı davada tesis edilen hüküm ile karşılanmasına karar verildiğini, bu nedenle derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının maluliyetinin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre hesaplanması, davacının ücretli bakıcı tuttuğunu belgeleyememesi halinde bakıcı gideri hesabında net asgari ücretin kullanılması, bakıcı olarak herhangi birisinin çalıştırılmaması halinde aile içi bakım dayanışması nedeniyle bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması, tazminatın TRH-2010 yaşam tablosu ve 961,8 teknik faizli peşin değer hesabı ile hesaplanması gerektiği savunularak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; sürekli bakıcı gideri tazminatının sağlık gideri teminatı kapsamında değil sürekli sakatlanma teminatı kapsamında olduğunu, davacının zararının Altınözü Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/... E sayılı davada tesis edilen hüküm ile karşılanmasına karar verildiğini, bu nedenle derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının maluliyetinin Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre hesaplanması, tazminat hesabında AGİ'siz net asgari ücretin kullanılması, tazminatın TRH-2010 yaşam tablosu ve 961,65 teknik faizli peşin değer hesabı ile hesaplanması gerektiği savunularak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 08.06.2023 TARİHLİ KARARI: Davanın kabulü ile, Davacı ...`in maddi tazminat talebinin kabulü ile; bakıcı gideri tazminatı için toplam 720.000,00-TL maddi tazminatının, davalı ... Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 24/04/2019 davalı ... Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 23/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı sigorta şirketleri açısından 360.000 TL poliçe limitileri ile sınırlı olmak ve Altınözü Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/... E. 2022/... K. Sayılı ilamı ile tahsilde tekerrür olmamak şartı ile) davacıya verilmesine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; Yerel mahkemece yazılan gerekçeli kararda "Altınözü Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/... E. 2022/... K. Sayılı ilamı ile tahsilde tekerrür olmamak şartı ile" ibaresinin eklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu ibarenin kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin sakatlık oranının çok daha yüksek olduğunu, alınmış rapora bu yönde itiraz yaptıkları halde görmezden gelindiğini, hesaplamada ve kararda gereğinden düşük sakatlık oranına göre hesaplama yapılıp karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin zarar süresinin gereğinden düşük hesaplandığını, hayat boyu sürecek bakıcı gideri zararının gereğinden düşük olduğunu, lehlerine gereğinden düşük vekalet ücreti ve yargılama giderinin hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin kazancına esas ücretin gereğinden düşük gösterildiğini, müvekkilinin kazancına esas ücretin gereğinden düşük gösterilmesinden dolayı düşük tazminat hesabı yapıldığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı ... Sigorta vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde sürekli bakıcı gideri ve maddi tazminat talebi şeklinde belirtilmiş olup açık ve anlaşılır olmadığını, derdestlik ve birleştirmenin bekletici mesele olduğunu, davacıya sürekli sakatlık tazminatının tüm limiti hükmedilmiş olacağını, limit bulunmadığından davanın reddine, aksi kanaatte dahi karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceğini, davayı kabul manasına getirmemekle beraber bakıcı giderinin brüt ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olacağını, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının davanın usulden reddini gerektirdiğini, aksi kanaatte ise davacının müvekkil sigorta şirketi yönünden faiz isteminin reddinin gerektiğini, alacak belirsiz değil ve davanın usulden reddi belirsiz ise temerrüt tarihlerinin zararın taraflarından talep tarihi olan davacının bedel artırım dilekçesinin tebliğ tarihi olabileceğini, davacının dava konusu taleplere ilişkin müvekkil sigorta şirketine usule uygun yapılmış başvurusunun bulunmadığını, davacının güncel sağlık durumunun bilinmediğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı ... Sigorta vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan maluliyet raporunun adli tıp kurumu 3. İhtisas dairesinden alınmadığından yasaya aykırılık teşkil ettiğini, sürekli sakatlık tazminat talebinde bulunanların sigorta şirketlerine sunacakları maluliyet raporlarında erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğine göre hazırlanmış olmasının yasal zorunluluk olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin hiçbir tedavi gideri ve geçici iş göremezlik yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, meydana gelen kaza nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatından müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, sorumluluğun SGK da olduğunu, bu nedenle bilirkişi tarafından hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatına itiraz ettiklerini, belirlenen kusur oranının hatalı olduğunu, genişletilmiş ATK trafik ihtisas dairesinden yada İTÜ trafük kürsüsünden incelenmesi gerektiğini, başvuruyu kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen tedavi gideri masraflarının SUT kasamında kalıp kalmadığının tespitinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber bakıcı giderinin brüt ücret üzerinden hesaplamasının yanlış olduğunu, bilirkişi raporunda tedavi gideri klozuna yönelik yapılmış olan tespitleri kabul etmediklerini, davacının koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığının araştırılmasının gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle sürekli bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili ve davalı ... Sigprta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekilinin teminat kapsamına ilişkin hüküm fıkrasındaki ibareye yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacı vekili Altınözü Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin ilgili dosyasında kalıcı iş göremezlikten dava açılarak karar verilmiş olduğunu, bu dosyada ise tedavi giderleri teminatı kapsamında ödeme yapılacak olup hüküm fıkrasında "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" ifadesinin bulunmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Altınözü Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin 2019/... Esas, 2022/... Karar sayılı dosyası incelendiğinde davacının 06/02/2019 tarihli trafik kazası nedeniyle davalılar aleyhine kalıcı iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talebiyle dava açılmış olduğu, yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş olup davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden 360.000,00 TL ve davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden 360.000,00 TL poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere toplam 720.000,00 TL kalıcı iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olduğu, buna göre davalıların sorumluluğunun poliçedeki sürekli sakatlık teminatından karşılanacak olduğu, iş bu davada ise davacının talebinin sürekli bakıcı giderine ilişkin olduğu ve tedavi giderleri teminatından karşılanacak olup aynı teminat limitine ilişkin olmayan dava dosyaları yönünden hükmün 1-A fıkrasında "davalı sigorta şirketleri açısından 360.000 TL poliçe limitileri ile sınırlı olmak ve Altınözü Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/... E. 2022/... K. Sayılı ilamı ile tahsilde tekerrür olmamak şartı ile" şeklinde belirtilmesinin hatalı olduğu kanaatine varılmış buna göre hüküm fıkrasında yalnızca "davalı sigorta şirketleri açısından 360.000 TL poliçe limitileri ile sınırlı olmak şartı ile" ibaresinin bulunması gerektiği anlaşılmakla davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir. Taraf vekillerinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde; Davacı vekili davacının sakatlık oranının daha yüksek olduğunu ve eksik yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu ileri sürmüş, davalı ... Sigorta vekili maluliyet raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde rapor alınması gerektiğini alınan raporda hatalı yönetmeliğin esas alınmış olduğunu ileri sürmüş, davalı ... sigorta vekili ise davacının güncel sağlık durumunun araştırılması gerektiğini, yeniden maluliyet raporu alınmamış olmasının hatalı olduğunu savunmuştur. Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/... K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 06/02/2019 olup mahkemesince hükme esas alınan Altınözü Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin 2019/... Esas, 2022/... Karar sayılı dosyasında alınan Adli Tıp kurumu 2.İhtisas Kurulu Başkanlığı'nın 29/11/2021 Tarihli ve 19158 sayılı maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının tüm tedavi evrakları incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı ve kalıcı maluliyetinin % 83 olup sürekli bakıma muhtaç bulunduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmüş, taraf vekillerinin istinaf başvurularının reddi gerekmiştir. Taraf vekillerinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde; Davacı vekili hesap raporunda davacının kazancının düşük gösterildiğini, muhtemel yaşam süresinin kısa hesaplanmış olduğunu, zararın ve bakıcı giderinin eksik hesaplandığını ileri sürmüş, davalı ... Sigorta vekili ve davalı ... sigorta vekili ise bakıcı giderinin brüt ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğunu savunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 2019/... E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/--- Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile brüt asgari ücret baz alınarak (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi 09/03/2022 Tarih ve 2021/... Karar sayılı ilamı vb. doğrultusunda) davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin bu yönlü istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. Taraf vekillerinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurularının incelenmesinde; Yargılama harç ve giderleri, kural olarak davada haksız çıkan tarafa, yani aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir (HMK m. 326/I). Davayı kazanan taraf, davayı bir vekil aracılığı ile takip etmişse, haksız çıkan taraf, yargılama gideri olarak vekalet ücreti ödemeye de mahkum edilir. (HMK m. 323/1-ğ). Mahkemece "Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 97.200,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," şeklinde hüküm kurulmuştur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin maddi tazminat davalarında avukatlık ücretini düzenleyen 13.maddesi şöyledir: "MADDE 13- (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." Mahkemece bu miktar üzerinden 97.200,00 TL olarak hesaplanan nisbi vekalet ücretinin ve dosya kapsamına göre yargılama giderleri hesabının yerinde olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekillerinin kusur oranlarına, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimine yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde; Davalı ... sigorta vekili kusur oranlarının yerinde tespit edilemediğini, ATK'dan ya da İTÜ'den rapor alınması gerektiğini, hesaplanacak tazminat miktarından hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş, davalı ... sigorta vekili ise sigortalısının kusurunun bulunmadığını ve davacının müterafik kusurunun bulunduğunu savunmuştur. Dosya kapsamı incelendiğinde 06.02.2019 günü saat 11:00 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyon ile ... Mahallesi istikametinden seyirle geldiği kavşak mahallinde, bölünmüş yolun Hatay İl Merkezi istikametine geçiş yapmak için dönüş adasına ilerlediği sırada, Reyhanlı istikametinden seyirle sol tarafından gelen sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin, kamyonun sol çekici lastik kesimine çarpması neticesi dava konusu yaralanmalı olayın meydana gelmiş olduğu, davacının ... plakalı araçta yolcu olduğu ve davacının araç sürücüsü ...'in amcası olduğu anlaşılmıştır. Trafik Kazası Tespit Tutanağında, 100 mt mesafede kavşak levhasının bulunduğu tespiti yapılarak kazanın oluşumunda, ... plakalı kamyon sürücüsü ...’ın KTK.’nın 57/1a maddesini ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu, ... plakalı otomobil sürücüsü ...’in aynı kanunun 52/1a maddesini ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/2020 soruşturma sayılı dosyasına sunulan 12.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda; sürücü ...’ın asli kusurlu olduğu, sürücü ...’in tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Altınözü Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin 2019/... Esas, 2022/... Karar sayılı dosyasında alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı`nın 27/12/2019 tarihli ve 9163 sayılı raporunda ... plaka sayılı kamyon sürücüsü ...’ın %85 oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...’in %15 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince İlgili dosyada alınan kusur raporu taraflara tebliğ edilmiş olup yapılan itirazların değerlendirildiği anlaşılmış, buna göre Adli tıp raporunun kaza tespit tutanağı ve savcılık dosyasında alınan kusur raporu ile uyumlu, olayın oluşuna uygun olduğu, mahkemece hükme esas alınmasının yerinde olduğu kanaatine varılmış, davalı vekillerinin bu yönlü istinaf başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer yandan; davacının yolcu olduğu ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'in Altınözü Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'ndeki yeminli beyanında davacının sağ ön koltukta yolcu olduğu ve emniyet kemerinin takılı olduğunu ifade ettiği anlaşılmış, kaza sırasında araçtan fırlama durumunun söz konusu olmadığı ve davacının araçta sıkışmış olduğu anlaşılmakla davacıya atfedilecek bir müterafik kusur bulunmadığı, Mahkemenin müterafik kusur indirimi yapmamasının yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'in olay tarihli kolluk ifadesinden davacının amcası olduğu anlaşılmakla yakın aile ve akraba bireyleri arasındaki ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan olayda hatır taşıması indirimi yapılmasının yasal koşulları bulunmamaktadır. Bu nedenle davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf başvuruları da yerinde görülmemiştir. Davalı ... Sigorta vekilinin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatları yönünden sorumluluklarının bulunmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı sigorta vekili her ne kadar davacı tarafından talep edilen bakıcı gideri tazminatının teminat dışı olduğunu ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/... Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının ve bakıcı gideri tazminatının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.(Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/... karar sayılı 03/12/2020 günlü kararı) Davalı ... Sigorta vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve faiz başlangıcına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; 6100 Sayılı HMK'nin Belirsiz Alacak ve Tespit davası başlığı altındaki 107/1.maddesinde “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” hükmüne, aynı maddenin 2. fıkrasında ise “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda davacının kaza nedeni ile talep edebileceği bakıcı gideri tazminatı miktarını tam ve kesin olarak tespit etmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır. Davacının davalı sigorta şirketlerine başvuru dilekçesi ile 08.04.2019'da dilekçe ekinde Kaza Tespit tutanağı, davacılara ait TC kimlik Numarası ve Kimlik fotokopisi, adli raporlar ve alkol raporları, araçlara ait ruhsat bilgisi, kaza tarihini de kapsar şekilde davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen ZMMS poliçe örneği, nüfus kayıt örnekleri, tüm hastane kayıtları, görülen tedaviye ilişkin 5 adet CD ve başvuran davacının vekiline ait vekaletname ile başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı sigorta şirketleri tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür. Buna göre başvuran davacının, dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararlarının karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı, bu başvurunun davalı sigorta şirketleri tarafında kabul edildiği, hatta davalı sigorta şirketi tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davalı sigorta vekilinin usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı tutarak dava açmış olup alacağın saklı tutulan ve ıslah ile arttırılan kısmının temerrüt tarihi de aynı tarihtir. Alacağı doğuran sebebin esasen haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, tazminatın tamamının aynı tarihte temerrüte düştüğünden ıslah ile istenilen tazminat için de, aynı tarihten (temerrüt tarihinden) itibaren faiz uygulanması gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/--- 2017/... K nolu içtihatları.) Buna göre Mahkemenin faiz başlangıcına ve türüne ilişkin kararı yerinde olup davalı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu da kabul edilmemiştir. Davalı ... Sigorta vekilinin derdestlik itirazı, birleştirme talebi ve SGK tarafında yapılan ödemenin tazminattan tenzili talebine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili davacının maddi tazminat talebiyle açılan Altınözü Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin 2019/... Esas, 2022/... Karar sayılı dosyası bulunduğundan iş bu dosyanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini aksi halde mahkemesince her iki davanın da birleştirilerek görülmesi gerekmekle birlikte birleştirme taleplerinin değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. Derdestlik yani davanın görülmekte olması, 6100 sayılı HMK'nın 114/I-ı. maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiştir. Dava şartı olan derdestlik nedeni ile davanın reddi için üç koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bunlar; 1-Davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olması, 2-Birinci davanın görülmekte olması, 3-Daha önce açılmış ve görülmekte olan dava ile ikinci davanın yani bu davanın aynı olması koşuludur. Bu dava ile görülmekte olan başka bir davanın aynı dava olduğunu söyleyebilmek için ise, maddi anlamda kesin hüküm gibi her iki davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir. Dava sebebinden maksat da (hukuki sebepler değil) davanın dayanağını teşkil eden vakıalardır. (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. IV, B. 6, İstanbul 2001, s. 4217-4244). Bir davanın açılması ile şekli anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir (Tanrıver, S.: Medeni Usul Hukukunda Derdestlik İtirazı, 2.b., Ankara 2007, s.8 vd.). Derdestlik aynı zamanda bir dava şartı olup tarafları, konusu ve hukuki sebebi aynı olan bir dava henüz kesin hükme bağlanmamışken, aynı taraflar arasında konusu ve hukuki sebebi aynı olan bir başka davanın açılıp görülmesi mümkün değildir. (HMK m.114/1-ı). Davanın derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam olarak çözümlenemediği anlamına gelir. HMK 115/2 maddesinde "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." hükmü yer almaktadır. Buna göre Altınözü Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin 2019/... Esas, 2022/... Karar sayılı dosyası incelendiğinde davacının kalıcı iş göremezlik talebiyle dava açmış olduğu, iş bu dosyada ise davacının talebinin sürekli bakıcı giderine ilişkin olduğu bu durumda dava konuları farklı olduğundan derdestlikten bahsedilemeyeceği, diğer yandan Altınözü Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin ilgili dosyasında 11/04/2022 tarihinde karar verilmiş olup iş bu davanın ise 14/04/2022 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmakla davaların birleştirilmesi talebinin de yerinde olmadığı değerlendirilmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Diğer yandan her ne kadar davalı vekili SGK tarafından yapılan ödemenin tazminattan tenzili gerektiğini ileri sürmüş ise de, SGK il Müdürlüğü'nün 20/04/2022 Tarihli cevabi yazısından davaya konu kaza nedeniyle davacıya rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmamış olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, hükmün 1-A fıkrasında "davalı sigorta şirketleri açısından 360.000 TL poliçe limitileri ile sınırlı olmak şartı ile" yazılması gerekli iken ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı ... Sigorta A.Ş. Vekilinin ve davalı ... Sigorta A.Ş. Vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.06.2023 tarih 2022/... Esas 2023/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Adı geçen karardaki hükmün 1-A. fıkrasının; "Davacı ...`in maddi tazminat talebinin kabulü ile; bakıcı gideri tazminatı için toplam 720.000,00-TL maddi tazminatının, davalı ... Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 24/04/2019 davalı ... Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 23/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı sigorta şirketleri açısından 360.000 TL poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) davacıya verilmesine," ŞEKLİNDE DÜZELTİLMESİNE, hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına, İstinaf giderleri açısından; 4-Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 49.183,20 TL istinaf karar harcından, davalılar tarafından peşin yatırılan 25.291,80 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 23.891,40 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Davacı tarafından yapılan ...,00 TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.