T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/633 - Karar No:2026/500 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/633 KARAR NO : 2026/500 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/04/2025 NUMARASI : 2023/810 E-2025/365 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/633 - Karar No:2026/500 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/633 KARAR NO : 2026/500 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/04/2025 NUMARASI : 2023/810 E-2025/365 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 29/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/04/2026 Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli davada mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle; taraflar arasında 13.08.2014 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin tarih ve numaraları yazılı 8 adet fatura düzenlediğini, fatura bedellerinin ödenmediğini, tahsili için başlatılan takibin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu öne sürerek itirazın iptaline ile takibin devamına, inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle; davacının İncesu Organize Sanayi Bölgesinde bulunan 122 parselde 4650 m² kapalı alan ve 120 m² sığınakla birlikte prefabrik yapı inşasını üstlendiğini, işin 30.06.2015 tarihinde bitirilmesinin kararlaştırıldığını, iş bedelinin 1.600.000 TL+ KDV olarak belirlendiğini, ancak Ek 5.4 Ödeme Koşulları başlıklı ek sözleşmeyle toplam iş bedeli 1.600.000 TL olmakla birlikte ... 9 numaralı dairenin 750.000 TL karşılığı yükleniciye verilmesiyle kalan iş bedelinin 24 eşit taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin toplam 250.000 TL nakit ödeme yaptığını, belirtilen dairenin davalı şirket yetkilisi ...'e devredildiğini, böylece toplam ödemenin 1.000.000 TL olduğunu, 2016/9 D.İş sayılı dosyada imalat tutarının 854.792,64 TL olarak belirlendiğini, davacının OSB'ye sahte yapım sözleşmesi sunduğunu, müvekkilinin inşaatın belirlenen sürede bitirilmemesi, hatalı ve eksik imalatlar bulunması nedeniyle 17.05.2016 tarihinde ileriye etkili olarak feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemesince davanın reddine dair verilen 17/10/2022 tarih, 2021/810 E- 2022/775 K sayılı kararı davacı vekilince istinaf edilmiş olmakla, Dairemizin 13.07.2023 tarih, 2023/370 esas ve 2023/835 karar sayılı ilamıyla istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı üzerine ilk derece mahkemesince: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nce icra kılınan istinaf incelemesi neticesinde 13/07/2023 tarihli, 2023/370 Esas ve 2023/835 Karar sayılı karar ilamı çerçevesinde değerlendirme yapılmasının gerekliliği, daha önce oluşturulan bilirkişi kurulundan bu konuda alınan rapor ve ek raporların hükme elverişli olmaması, istinaf incelemesinde bu raporların eksik ve hatalı olduğunun bildirilmesi hususları dikkate alınarak mahallinde keşif icra edildiği, inşaat mühendisi bilirkişi ..., elektrik mühendisi bilirkişi ... ve makine mühendisi bilirkişi ...'ten oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor ve ek rapor alındığı, bilirkişi kurulunun 21/10/2024 tarihli raporu ve 26/03/2025 tarihli ek raporda özetle; 13/08/2014 tarihli sözleşme bedelinin 1.600.000,00-TL, sözleşmeye göre işin tamamlanma oranının (eksik ve ayıplı iş hariç) %71,85 olduğu, buna göre tamamlanan iş bedelinin 1.149.600,00-TL, sözleşme dışı fazla iş bedelinin 90.559,74-TL ve eksik ve ayıplı iş bedelinin 450.400,00-TL olduğu kanaatine varıldığı belirtildği, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporlarda hesaplamalar KDV'siz iş bedeli üzerinden yapıldığı, KDV'li hesap yapmanın basit matematiksel işlem olması nedeniyle mahkemece hesaplama yapıldığı, 13/08/2014 tarihli KDV'siz sözleşme bedeli 1.600.000,00-TL'ye %18 KDV miktarı olan 288.000,00-TL eklendiğinde KDV'li sözleşme bedelinin 1.888.000,00-TL olduğu, bilirkişi kurulunun raporlarındaki işin tamamlanma oranı olarak tespit edilen %71,85 oranı uygulandığında davacının sözleşme kapsamında yaptığı iş bedeli 1.888.000,00-TL x %71,85 = 1.356.528,00-TL olduğu, davacı tarafından sözleşme dışı yapıldığı belirtilen imalatlar ise imalatın yapıldığı 2016 tarihindeki serbest mahalli piyasa rayiçlerine göre bilirkişi kurulu tarafından 90.559,74-TL olarak tespit edildiğinden (mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanıp belirlenecek bu tutarın içinde KDV ve yüklenici karı dahil olduğundan ayrıca KDV ve yüklenici karı eklenmeksizin sözleşme dışı fazla imalat bedeli tespit edilmiştir), davacının yaptığı tüm imalatlardan doğan alacağı 1.356.528,00-TL + 90.559,74-TL = 1.447.087,00-TL olarak hesaplandığı , Takibe dayanak 9 adet faturanın hem davacının, hem de davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edildiği ,bu faturaların takip konusu imalat bedelleri için düzenlendiği taraflar arasında ihtilafsız olduğu ,hem davacının hem de davalının ticari defter kayıtlarına göre davalı iş sahibi, davacı yükleniciye yüklenicinin yaptığı imalat bedeline yani takibe konu faturaların bedeli olarak/mahsuben 250.000,00-TL nakit ödeme yaptığı ,bu miktar ödeme yapıldığı taraflar arasında çekişmesiz olduğu , TBK'nun 100. maddesine göre, ödenen miktar takibe konu faturalara mahsuben yapıldığı kabul edildiğinden davacı tarafından yapılan toplam imalat bedeli 1.447.087,00-TL'den mahsup edildiği ve sonuçta 1.447.087,00-TL - 250.000 = 1.197,74-TL bakiye alacağının kaldığı hesaplandığı ancak davalı cevaplarında takibe dayanak faturalara konu imalat bedeline mahsuben davacıya 750.0000,00-TL değer biçilen ve kabul edilen "... 5. kat, no:9 sayılı dairenin" de verildiğini iddia ettiği, bu iddiasına delil olarak davacı şirketin kaşe ve imzasını içeren bila tarihli "Ek 5.4. Ödeme Koşulları" başlıklı yazılı delilini sunmuştur. Bu belgede "toplam bedel: 1.600.0000-TL'nın ödeme şekli, 1) ... 5. kat, no:9 daire 750.000,00-TL karşılığı yükleniciye verilmiştir. 2) 30/12/2014'ten başlayıp 24 eşit taksitle her ayın 30'na gelecek şekilde şekilde #35.416# olacak 850.000,00-TL da bu şekilde ödenecektir." şeklinde tarafların anlaştıkları yazılı olduğu ,bu belgede bahsi geçen daire ... Parsel'de yapılan inşaatın 5. kat, 9 nolu daire olduğu, bu dairenin ... parsel, 5. kat, 9 nolu bağımsız bölüm olarak tapuda kayıtlı daire olduğu anlaşıldığı ,bu dairenin getirilen tapu kaydına göre ... İnşaat Mimarlık Mühendislik Ltd. Şti. tarafından ...'e tapudan 28/08/2015 tarihinde satış yoluyla devredildiği, ... tarafından da ...'e 22/06/2016 tarihinde tapudan satış yoluyla devredildiği görüldüğü, Davalının ödeme olarak ileri sürdüğü "Ek 5.4. Ödeme Koşulları" başlıklı belgedeki davacı şirketin kaşesi üzerinde atılı görünen imzanın ...'e ait olduğu bizzat duruşmaya gelen, dinlenen ...'in imzalı beyanları ile sabit olduğu, ticaret sicili kayıtlarına göre ...'in, davacı şirketin hem ortaklarından biri hem de davacı şirketi münferiden temsile yetkili müdürlerinden biri olduğu, söz konusu dairenin tapuda ...'e devredildiği resmi tapu kayıtları, satış akit tabloları ile sabit olduğu, bu nedenlerle iş bu daire bedelinin 750.000,00-TL olarak taraflarca imzalanan "Ek 5.4. Ödeme Koşulları" başlık belge yani yazılı ve kesin delil ile ispatlandığı ve yine iş bu yazılı delil ve belgeyle söz konusu dairenin davacının yüklendiği iş/imalatın bedeline mahsuben davalı tarafça davacıya verildiği, tapunun da verilmiş olması nedeniyle ifa edildiği yani ödendiği kesin olarak ispatlandığı, Dairenin bedeli olarak taraflarca 750.000,00-TL kararlaştırıldığında ödenen bedelin de 750.000,00-TL olduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla daire bedeli olarak tarafların kabul ettiği 750.000,00-TL'nin de sözleşmeye yüklenilen ve yapılan imalatın bedeline karşılık yani takibe dayanak faturalara ilişkin alacağa mahsuben davalı tarafça davacıya ödendiğinin kabul edildiği, yukarıda belirtildiği üzere davacının davalıdan bakiye 1.197,74-TL bakiye alacağından işbu 750.000,00-TL ödemenin de mahsup edilmesi durumunda davacının neticeden 44.087,74-TL bakiye alacağının kaldığı, icra takibinde ise 303.990,18-TL asıl alacak ve 12.487,85-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 316.478,03-TL üzerinden takip başlattığı, taleple bağlılık ilkesi uyarınca icra takip tarihi itibari ile davacının davalıdan takibe dayanak faturalardan dolayı 303.990,18-TL asıl alacağının olduğu , davacı davalıyı takibe dayanak faturalardan kaynaklı alacağı yönünden takip tarihinden önce usulüne uygun olarak temerrüde düşürdüğünü ispat edemediğinden, takip öncesi istenen işlemiş faiz yönünden de davacının davalıdan bir alacağı olmadığı ,bu nedenle takipte istenilen işlemiş temerrüt faizi isteminin reddinin gerektiği değerlendirildiği ,tüm sebeplerle sonuç olarak davaya konu icra takibinden, takibe konu faturalardan, faturalara konu iş ve imalat bedellerinden dolayı icra takip tarihi itibari ile davacının davalıdan bakiye 303.990,18-TL asıl alacağının olduğu, icra takibinden önce davalıyı usulünce temerrüte düşürdüğü ispatlanamadığından takip öncesi istenen işlemiş faiz alacağının sübut bulmadığı anlaşılmakla, davacının davasının kısmen kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin 2020/162281 (Kapatılan Kayseri 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/1902) Esas sayılı takip dosyasına davalının vaki itirazının kısmen iptali ile 303.990,18-TL asıl alacak üzerinden ödeme emrinde yazılı koşullarla icra takibinin devamına, tarafların tacir olduğu dikkate alındığında takip tarihinden tahsil tarihine kadar 303.990,18-TL asıl alacağa değişen oranlarla ticari avans faizi işletilmesine, sübut bulmadığından dolayı davacının fazlaya (işlemiş faiz alacağına) ilişkin itirazın iptali isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanması, icra takibinde tahsili istenilen alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatının yasal koşulları bulunmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine ve yine davacının davalı aleyhine başlattığı ilamsız icra takibini başlatırken kötüniyetle hareket ettiğinin kesin ve yeterli delillerle davalı tarafça ispat edilmemiş olması nedeniyle koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan kök rapor ve ek raporunda %71,85 oranında işin tamamlandığı rapor edildiğini, bilirkişi heyeti tarafından yapılan bu imalat oranı tespiti hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporlarda imalat oranı başlığı altında yer verilen oranların nereden temin edildiğine, hangi kıstaslar esas alınarak bu şekilde bir oranlama yapıldığına dair herhangi bir bilgi bulunmadığını, bu hususa dair kök rapora karşı sundukları, itiraz dilekçelerinde haklı olarak itiraz etmiş olmalarına rağmen bilirkişi heyeti tarafından herhangi bir somut ve hukuken geçerli bir dayanağa yer verilmeyerek genel tecrübeye dayanıldığını beyan ederek bu şekilde bir oranlama yoluna gidildiği ifade edildiğini, dosya kapsamında hazırlanan raporun hem Mahkemenin hem de tarafların denetimine açık olmamasına rağmen Mahkeme tarafından söz konusu bilirkişi raporları esas alınarak hüküm tesis edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu inşaatın tamamlanma oranı tespit edilirken hangi verilerin baz alındığına, hangi yönetmelik veya resmi bir veriye dayanıldığına dair herhangi bir emare bulunmadığını, denetimsiz bilirkişi raporuna karşı Mahkeme tarafından ilgili Bakanlığa ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası'na müzekkere yazılarak prefabrik yapı için kullanılan oran tablosunun tespiti için araştırma yapılması gerekirken bilirkişi heyetinin denetimsiz raporuna itibar edilerek hüküm tesis edilme yoluna gidildiğini, götürü bedel üzerinden hazırlanan bilirkişi kök ve ek raporlarında yer alan oranlar, betonarme prefabrik hangar yapılar yerine çok katlı betonarme konut yapılar için kullanılan oranlarla örtüştüğünü ,kullanılan katsayı seti çok katlı konut projelerine özgü tavsiye niteliğinde olup, prefabrik sanayi yapıların bu kapsamda değerlendirilmesi kabul edilemez olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından rapor tanzim edilirken İncesu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/89 Değişik İş sayılı dosyasından düzenlenen delil tespiti raporları gerekli derecede incelenmemiş olduğundan, dosya kapsamında hazırlanan raporlarda imalat oranı hatalı şekilde tespit edildiğini, nitekim delil tespiti dosyasından hazırlanan bilirkişi raporlarında dava konusu edilen inşaatın ne aşamada olduğu, inşaatın delil tespiti tarihindeki halini gösteren fotoğrafların mevcut olduğu, eksik ve ayıplı imalatların neler olduğu açıkça belirtildiğini ancak bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespitlerde müvekkilinin kendi emeği ve çabasıyla gerçekleştirmiş olduğu imalatların sanki davacı tarafından yapıldığı kanısına varılarak hatalı bir oranlama yoluna gidildiğini, davacının projeye konu inşaatı haksız şekilde bırakıp gitmesinden sonra müvekkili şirket tarafından yapılan çoğu imalatlar sanki davacı tarafından yapılmış gibi değerlendirilerek rapor tanzimi yoluna gidildiğini, dosya içeriğinde yer alan kaldırma kararı öncesindeki bilirkişi raporları ve delil tespiti dosyasından düzenlenen bilirkişi raporları dikkatli ve özenli bir şekilde incelendiğinde davacının hiçbir şekilde %71,85 oranında imalat gerçekleştirdiğinden söz edilemeyeceğini, İncesu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/9 D.İş sayılı doyasından 18.03.2016 tarihinde gerçekleştirilen keşfe dayalı olarak hazırlanan 18.04.2016 tarihli delil tespiti raporunda eksik ve ayıplı halde bulunan işlerin neler olduğu tek tek belirtildiğini ,buna göre ;Ön cephede bulunan 2 adet seksiyonel kapıların önlerinde bulunması gereken araç giriş rampaları bulunmadığı,Yangın çıkış kapıları ve merdivenleri olmadığı,İdari bina girişlerinde olması gereken 2 adet engelli rampası eksiğinin olduğu,İdari bina pencere kenar aksesuarları takılmadığı,Bodrum katta bulunan ıslak zeminlerin (WC ve duşların) su tesisatlarının henüz çekilmediği ve giderlerinin olmadığı, idari bina giriş kapılarında eksiklikler bulunduğunu, çevresinde bulunan 90 cm yüksekliğinde bahçe duvarı eksikliği bulunduğu,temel topraklaması ve paratoner tesisatı bakımından eksiklikler bulunduğu, yapı arka cephe kısmında A1-A2 arasında bulunan seksiyonel kapı kısmında cephe kaplama panel eksiklikleri olduğu, çatı kaplaması oluk izolasyonu eksikliği olduğu (bu hususun tespit raporunda eksik olarak değerlendirilmiş olmasına rağmen, bilirkişi heyet raporunda çatı imalat durumunun %100 tamamlandığı tespiti hatalıdır. salt bu hususun varlığı dahi somut olaya ilişkin olarak hazırlanan delil tespiti raporlarının dikkatli ve özenli olarak incelenmediğini göstermektedir), rüzgar kolonları hatıllarının eksikliği olduğunu, hangarların ve idari binaların tam orta kısmından yapıyı simetrik olarak bölen 20 cm'lik duvarla örülerek sıva imalatı yapılması yönünden eksiklikler olduğunu, projede bulunan yangın dolaplarının yerinde görülmediği, projede bulunan 6 adet seksiyonel kapıların yerinde imalat ve montajının yapılmadığı, su deposunun 20 cm'lik dolgu duvarla örülerek içerisinde su tankı ve hidrofor montajı yapılması gerekirken yerinde görülmediğini, 630 kWA'lık trafo tesisatı eksikliği bulunduğu, sığınak havalandırma tesisatı bulunmadığını, sahanın tesviye edilip sıkıştırılarak betona hazır hale getirilmesi bakımından eksiklikler bulunduğunu, saha betonunun atılması yönünden eksiklikler olduğu, sığınak elektrik ve su tesisatlarının henüz bulunmadığı, idari giriş kapılarındaki rüzgarlıkların yapılmadığını,fabrika içerisindeki hangarlara ait elektrik ve aydınlatma tesisatı yapılmadığını,idari bölümlerden bodrum katlarda hiçbir elektrik tesisatına başlanılmadığını, zemin ve 1. katlarda ise zayıf akım ile kuvvetli akım linyeleri ve sortileri çekildiği ancak aydınlatma armatürleri ile anahtar ve prizlerinin takılmadığı, cephe paneli parapet arkası sacın eksik olduğunu, yangın çıkış kapılarının bulunmadığını, cephe parapetlerinde eksikliklerin olduğunu, idari bina ahşap görünümlü panel kapıları, pencereler, alçı, boya, ters tavan, taban kaplaması, fayans, laminant parke, merdiven basamak ve rıhlarının doğal taş kaplamaları ve galvanizli borudan merdiven korkuluklarının imalatlarının yapılmadığını, aynı şekilde, İncesu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/9 D.İş sayılı dosyası kapsamında hazırlanan 08.02.2017 tarihli ek raporda; kurulması gereken 630 kWA'lık trafo ve tesisatına hiç başlanılmadığını ,fabrika içerisindeki hangarlara ait elektrik ve aydınlatma tesisatı yapılmadığını ,projede belirtilen temel topraklaması çekilmediğini ,idare bölümlerin bodrum katlarda hiçbir elektrik tesisatına başlanılmamış, zemin ve 1. katlarda ise zayıf akım ile kuvvetli akım linyeleri ve sortileri çekilmiş ancak aydınlatma armatürleri ile anahtar ve prizleri takılmadığını ,paratoner ve tesisatı yapılmadığı şeklinde tespitte bulunulduğunu ,delil tespiti dosyasından düzenlenen raporun sonuç kısmında ise, projeye aykırı olarak hatalı ayıp eksik imalat olarak rüzgar kolonları hatıllarının eksikliği bu durumun yapıda statik manada problemlere sebebiyet vereceğini, aynı zamanda bodrum katta bulunan ıslak zeminlere su tesisatlarının çekilmediğini ve giderlerinin (süzgeç vb) imalatların yapılması gerektiği halde yerinde görülmediği bu imalatların yapının bu seviyeye gelmeden önce tamamlanması gerektiğinin tespitine varıldığını ,hal böyleyken raporda yer alan tabloda taşıyıcı sistem imalatı adı altında yapılan hesaplamada, işin %95 oranında tamamlandığı tespiti kabul edilemez olduğunu , İncesu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/59 Talimat sayılı dosyasından düzenlenen 05.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda imalat oranının %53,42 olduğu tespit edidiğini ,bilirkişi kök raporunda olduğu gibi ek raporda da inşaatta mevcut olan eksik ve kusurlara yeteri kadar dikkat edilmeden oran tespiti yapıldığını ,bu kapsamda masrafı taraflarınca karşılanarak Mahkemenin yargı çevresinde görevli bulunan içerisinde prefabrik yapı üretimi ve montajı konusunda deneyimli inşaat mühendisinin yer alacağı bilirkişi heyeti görevlendirilerek yeniden imalat oranının tespit edilmesini talep etiklerini ,tespit raporunun sonuç kısmında müvekkili şirket tarafından yapılan 1.000.000,00-TL ödemenin %85,47'sine tekabül eden imalatın davacı yanca yapıldığını, yapılan imalatın ödemeden %14,53 eksik olduğu tespitine varıldığını ,bu haliyle davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının olmadığını, asıl alacaklının müvekkili şirket olduğu sonucuna varıldığını, bilirkişi heyeti tarafından dosya kapsamında rapor hazırlanırken inşaatın davacı tarafından yarım bırakıldığı tarih nazara alınmaksızın güncel keşif tarihi dikkate alınmış olduğundan %71,85 oranında imalat oranının mevcut olduğunun rapor edildiğini, somut uyuşmazlıkta hukuka ve hakkaniyete uygun bir yargılama süreci sürdürülmesi adına delil tespiti dosyasından hazırlanan raporlar ve icra edilen keşif işleminin dikkate alınması gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, İstinaf kaldırma kararı sonrasında dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında yapılan bir diğer hata ise hiç yapılmayan imalatlarla ayıplı imalatların bir tutulması olduğunu ,nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/342 Esas, 2015/2789 Karar ve 04.12.2015 Tarihli kararında "...“Ayıp” kavramı ile “eksik iş” kavramları birbirinden farklıdır. Ayıp; yasa yada sözleşmede öngörülen unsurlardan birinin veya birkaçının eksikliği yada olmaması gereken vasıfların olmasıdır. Eksik iş ise; sözleşme konusu işlerin yapılmamasıdır; başka bir deyişle, hiç yapılmayan iş eksik iştir. Eksik işin tanımı kanunlarımızda yapılmamıştır. Ayıp; maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir...." şeklinde ifade edildiğini , Mahkeme dosyası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında bu ayrım gözetilmeden varsayım üzerine dayalı şekilde rapor tanzim edildiğini ,dosya muhteviyatında bulunan bilirkişi raporları, delil tespiti raporu ile İstinaf Mahkemesi'nin kaldırma kararı sonrasında hazırlanan bilirkişi heyet raporlarının birbirleriyle çeliştiğini, bu çelişki giderilmeksizin hüküm tesis edilmiş olmasının kabul edilemez olduğunu, nitekim Yargıtay 15. HD., E. 2017/1494 K. 2017/3334 T. 9.10.2017 Kararında özetle "...Davanın açılmasından önce davacının mahkemede yaptırdığı tespit dosyasında bilirkişi tarafından yapılan imalâtların oranının %40 olduğu açıklanmış, mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise %60 olarak açıklanmış davacı bu rapora teknik itirazlarını sunmuştur. Raporlar arasında çelişki bulunduğundan mahkemece HMK 281/son maddesine göre yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan tespit dosyasındaki bulgu ve fotoğraflara göre sözleşme hükümleri dikkate alınarak..." şeklinde ifade edilerek delil tespiti raporu ile dosya kapsamında alınan rapor arasındaki çelişkinin özellikle tespit raporundaki bulgular dikkate alınarak giderilmesi gerektiği vurgulandığını, ayrıca 11.12.2018 tarihli mali bilirkişi raporunda, tarafların ticari defter ve bilançolarının incelenmesi sonucunda, davacı tarafça müvekkil adına kesilen faturaların toplam bedelinin KDV ile birlikte 637.571,94 TL olduğu tespit edildiğini ,bu faturaları ve içerikleri hak edişleri kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın müvekkili şirkete KDV dahil toplamda 637.571,94-TL fatura kesmişken, davacının düzenlemiş olduğu faturaların üstünde bir miktarın tespit edilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu ,huzurda görülmekte olan davanın nevi icra takibine karşı yapılan itirazın iptali davası olduğunu, fazla iş bedelinin tahsili için açılan alacak davası olmadığını ,davacı yanın aşamalarda sunmuş olduğu beyanlarında işbu husus dile getirilmişse de, söz konusu talebin huzurdaki davada incelenmesi hukuken mümkün olmadığını taraflar arasında mevcut olan İnşaat Yapım Sözleşmesinde, yüklenicinin yapmakla yükümlü olacağı eser karşılığında alacağı ücret kesin ve net olarak 1.600.000,00-TL + KDV olarak belirlendiğini ,bu nedenle, davacı yanın yapılan imalatlarla ilgili olarak, bedeli götürü ücret olarak belirlenen sözleşmede, sözleşme dışında yapılmış olan fazladan iş talebinin değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 480. Maddesi "Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez." hükmünü ihtiva ettiğini, davacının fazla iş talebinin huzurdaki dava kapsamında değerlendirilemeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, davacı yanca dosyaya sunulan cevaba cevap dilekçesinde de huzurdaki davanın genel bir alacak davası olmadığını, Kayseri 2. İcra Dairesi'nin 2016/1902 Esas sayılı takip dosyasına dayalı olarak açılan itirazın iptali davası olduğu ve bu icra takip dosyasına sunulan faturalarla sınırlı olarak talepte bulunulduğu beyan edildiği, taraflar arasında akdedilen 13.08.2014 tarihli eser sözleşmesi gereğince, işverenin maliki bulunduğu İncesu Organize Sanayi Bölgesinde yer alan 122 parsel numaralı arazi üzerine kapalı alan 4.650 m2 ve 120 m2 sığınakla birlikte prefabrik yapı inşaatı yapımı işi davacı tarafından yüklenildiği, her ne kadar bilirkişi raporunda, 5.044 m2 projelendirme yapıldığı ifade edilmiş ve bu doğrultuda 274 m2 fazla imalatın söz konusu olabileceği belirtilmişse de, sözleşmedeki alanların inşaat alanı olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığını mevcut sözleşmede açıkça "kapalı alan 4.650 m2 ve 120 m2 sığınakla birlikte" olarak belirtildiğini, sözleşmenin yorum yoluyla genişletilmesine ya da değiştirilmesine muvafakat etmediklerini gerek Türk Borçlar Kanunu'nun 480. Maddesi gerekse sözleşme maddesi bir bütün halde değerlendirildiğinde, huzurdaki davada fazla iş talebine yönelik olarak inceleme yapılamayacağının kuşkusuz olduğunu ,davacı tarafın usulüne uygun bir şekilde fazla iş yaptığı iddiasını ispatlayamadığını ,ispat yükünün de davacı üzerinde olduğu dikkate alındığında iddiasını ispat edemeyen taraf lehine olacak şekilde hüküm tesis edilmiş olmasının kabul edilemez olduğunu, davacı yanın iddia ve taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının eksik ve ayıplı ifada bulunduğu sabit olmasından dolayı dosya kapsamında yapılacak hesaplamadan nefaset kesintisinin de yapılması gerektiğini , Nitekim Ankara BAM, 27. HD., E. 2020/1320 K. 2022/663 T. 9.6.2022 Kararında özetle "...tespiti ile götürü bedelli sözleşme kapsamında kalan işler davacı tarafça tamamlanmış olsaydı, davacıya ödenecek bedelin indirimi ile davacının toplam talep edebileceği alacağı belirlemek, bu bedelden davalı tarafça ispatlanan ödemenin mahsubu ve dava dışı 3.kişi tarafından açılan 2014/1501 esas sayılı davada eldeki davanın tarafları aleyhine hüküm altına alınan alacak nedeniyle davacı Kayseri...Şirketi tarafından sözleşme kapsamındaki işler için dava dışı şirkete yapılan ödemeler varsa bunlar da dikkate alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1.a.6 madde gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun biçimde yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir..." şeklinde ifade edilerek dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda bedel indiriminde (nefaset kesintisi) bulunulmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu tespit edilerek kararın kaldırılmasına karar verildiğini beyanla dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmaması sebebiyle itirazları doğrultusunda yeniden inceleme yapılmasına ve usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle dava konusu olan ve hüküm altına alanın bedele istinaf edenin sıfatına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 20.765,56 TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.191,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.574,16 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 29.04.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır