T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1524 KARAR NO:2025/2043 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:11.04.2022 NUMARASI:2021/643 Esas - 2022/269 Karar DAVA:Menfi Tespit (Yargılamanın İadesi) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının kabulüne ilişkin verilen kararın kesinleşmesi üzerine davalı vekilinin yargılamanın iadesi talebinin ilamda yazılı nedenle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1524 KARAR NO:2025/2043 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:11.04.2022 NUMARASI:2021/643 Esas - 2022/269 Karar DAVA:Menfi Tespit (Yargılamanın İadesi) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının kabulüne ilişkin verilen kararın kesinleşmesi üzerine davalı vekilinin yargılamanın iadesi talebinin ilamda yazılı nedenlerle reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davalı asıl 28.09.2021 tarihli yargılamanın iadesi talepli dilekçesinde özetle; yeni deliler elde edildiğini, davalının davacıya devrettiği işletmede davalıya ait malzemelerle davacı tarafından 2009 yılına kadar tekrar işletmenin davacı tarafından açılarak haksız kazanç ve gelir elde edildiğini, davalı tarafından 75.000,00 TL bedelli malzemelerle davacıya devrettiği plajın davacının verdiği senetlerle belli olduğunu, protokol iptali için verilen evrakın altını sonradan eklenen yazılarla ve sahte tanıklarla doldurarak mahkemenin yanıltıldığını, yıkıldığı halde yeniden gelir elde edildiğinin belgelerle ispat edildiğini, belediye ve kurumların 2021 yılı ve sonrasına kadar halen işletmenin çalışmasına izin veriyorsa davalının sözleşmesinin de geçerliliğinin koruması gerektiğini, davalının malzeme parası için davacıdan 75.000,00-TL'lik senet aldığını, belediye yıkımını öne süren davacının ödeme yapmadığını sonrasında başka birine sözleşme ile devir yaptığını, ... ile yapılan sözleşme, elektrik aboneliklerini yeni bulduğunu, davalının malzemeleriyle devrettiği cafeye davacının el koymasını mahkemenin görmezden geldiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.Davacı vekili, yargılamanın yenilinmesi talebine karşı savunmasında özetle; avacı vekilinin 17/12/2021 tarihli dilekçesi ile taraflar arasında akdedilen anlaşma gereği yer tahsisi yapılmadığı ve ya sorun çıkarıldığı takdirde ödemelerin durdurulacağının kayıt altına alındığını, borç ilişkisi sona ermiş olmasına rağmen davalının toplam 57.790,00-TL üzerinden icra takibi yaptığını ancak mahkememizin 2008/202 esas sayılı dosyası ile borçlu olunmadığının tespitine karar verildiğini, yargılama konusunu içeren senetlerin dava dosyasında mevcutken, dava dışı kişilere ait işletmelerin var olması, davacının mezkun mahalde silah kullanmasına yönelik soruşturmanın menfi tespit davasına delil teşkil edemeyeceğini belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinin reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Yargılamanın iadesi davası, ilk davadan ayrı yeni bir dava olup, dava değeri üzerinden, tıpkı yeni açılan davalar gibi yargılama harçlarına tabidir. Nitekim, Harçlar Kanunu'nun 10. maddesi gereğince yargılamanın iadesi davalarında, yeni davalar gibi harç alınacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un harcı ödenmeyen işlemler başlıklı 32. madde gereğince ise Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse, işleme devam olunmakla beraber, bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır şeklindedir.Somut olay da mahkememizce eksik harç ikmal edilerek yargılamaya devam olunmuştur.Davalı vekilinin yargılamanın yenilenmesi istemini özellikle; HMK. 375.maddesinin '1-ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen/ tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmesi' ve HMK. 375.maddesinin '1-h)Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması' nedenlerine dayandırdığı anlaşılmaktadır.Yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenden dolayı ele geçirilemeyen yeni bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olmasının yargılamanın iadesi sebebi teşkil edebilmesi için; bu belgenin davaya bakıldığı sırada mevcut olması, ele geçirilen belgenin hükmü etkileyecek nitelikte bulunması, bu belgenin hükmün verilmesinden sonra ele geçirilmesi, bu belgenin yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilememiş olması gerekir (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, s.713). Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli davranışta bulunması (HMK m. 375/1-h) davacının dayandığı diğer bir yargılamanın yenilenmesi sebebidir. HMK'nun 375/1-h maddesine göre, lehine karar verilen tarafın veya vekilinin, hükme etkisi olan diğer bir hile (ve hud'a) kullanmış olması yargılamanın iadesi sebebidir. Hile; gerçekte var olan olayların bilerek gizlenmesi veya gerçek dışı olaylara (vakıalara) mal etmek suretiyle diğer tarafın aldatılması (iğfal edilmesi)’dır. Hükmü etkileyen hile ve hud’anın (hud’anın sözlük anlamı: Aldatma, oyun, hile, desise, dalavere, tertip, düzen) her olayın gelişim biçimine göre takdiri tamamen hakime aittir. Olayların gösterdiği gelişmelere göre hükme etkili olan ve yargıyı yanılgıya götüren tüm olayların hile sayıldığı kabul edilmektedir. Maddedeki hilenin diğer Kanunlardaki hileden ayrı olarak daha geniş bir anlamda hükme etki eden pek çok fiil ve hareketlerin hile şeklinde nitelendirilmesi ve olayların gelişimine göre ne gibi hallerin hile teşkil edebileceğinin hakim tarafından takdiri gerekmektedir. Hakim bir taraftan bu inceleme ve araştırmayı yaparken, öte yandan özellikle Türk Borçlar Kanununda düzenlenen hilenin unsurlarına bağlı kalmaksızın ne gibi ifade ve eylemlerin yargılamanın yenilenmesini gerekli kılacağını değerlendirmesi gerekecektir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada kabul edilen görüşlere göre, HUMK'nun 445/7. bendinde öngörülen hileli davranış olumlu (aktif) bir eylem biçiminde olabileceği gibi, kaçınma ve susma gibi pasif (hareketsizlik) bir şekilde de ortaya çıkabilir. HUMK 445/7. bendinde ifadesini bulan hile ve hud'a sayıldıkları için yargılamanın idesi sebebi teşkil eden haller arasında; hüküm verilen tarafın karşı taraf vekili ile gizlice anlaşma yoluna gitmesi, karşı tarafın açık adresi bilindiği halde, dava dilekçesinde ilgisi olmayan başka bir adresin gösterilmesi gibi davranışları saymak mümkündür. Bütün sorun bu hilenin hükmü etkilemiş olup olmadığını tespite, gerek olumlu ve gerekse olumsuz davranışın bilerek yapılıp yapılmadığını belirlemekte toplanmaktadır. (KURU, Baki; Hukuk Muhakameleri Usulü, Altıncı Baskı, Cilt V, İstanbul 2001, s. 5208- 5218) Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan davalı yukarıda açıklanan evrak asılları ile birlikte evrak asıllarının eline yeni geçtiğini, davacının mahkemeyi aldattığını iddia ederek, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Davalı vekili tarafından sunulan evrakların incelenmesinde yargılamanın esasına etki edecek nitelikte bulunmadığı anlaşılmıştır. Zira mahkememizce verilen ve Yargıtay denetiminden geçerek onanan ilk kararın incelenmesinde dava konusu bonolar nedeniyle davacının borçlu olmadığına, Side belediyesinin 15/05/2005 tarihli encümen kararı ile davaya konu taşınmaz üzerindeki ...'a ait ...'ın yıkılmasına karar verdiği, sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle ...'ın işletme hakkının davacıya geçirilebilmesinin mümkün olmadığı, bu sebeple icra takibine konu edilen senetlerin hükümsüz kaldığı, gerekçesi ile karar verildiği anlaşılmıştır. Davacının yeni elde ettiğini iddia ettiği evrak asılları ise taraflar arasında protokol imzalandığı, satım sözleşmesi adı altında dava konusu bonolarla ödeme yapılacağı ve ne zaman düzenlendiği anlaşılmayan her zaman düzenlenebilen ve ispat kabiliyeti olmayan davalı tarafından imzalı belgenin bulunduğu anlaşılmıştır..." gerekçesiyle, yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, yargılamanın iadesini isteyen davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Hileli özel evrak üzerinden hüküm kurularak, ...ın sözleşme ile sabit olan 03.10.2005 madde 3 yok sayarak vicdanların yaralandığını, sahte belgenin içeriğinin inceletmemesinin hukuk hatası olduğunu, özel evrak üzerindeki 07.06.2006 tarihli tahrifatları, tarihteki oynamaları, yazıların sıkıştırılarak yazılması, yazıların imza üzerinden geçmesi, 2 Milyarlık ...bank çekinin özel sahte evrakta neden yazıldığının sorgulanmaması, ...'ın sözleşme ile sabit olan 03.10.2005 tarihinde tek alacağı olan 75. 000 TL'nin çok üstünde 2 milyarlık ...bank çekinin ...'ın almış gibi gösterilmesinin hukuk hatası olduğunu, sahte belge ve sıkıştırılmış yazılarla ve ...'a karşı hak gasbı yapıldığını, ...'ın sözleşme ile sabit olan 75.000 TL alacağına karşılık 2 milyarlık... bank çekinin neden özel evrak üzerine yazıldığının davacıya sorulması gerektiğini, mahkemenin özel belgenin içeriğini incelemekte direnmesinin anlaşılamadığını, 03.10.2005 tarihli sözleşmede imza altına alınan sözleşmenin 3.maddesinde ...'a ait olan malzemelerin iadesinin yapılmayarak davacıya haksız gelir sağlandığını, mahkeme kararıyla üz adet bononun hükümsüz kaldığını, bu durumda ...'ın sözleşmenin 3.maddesi ile devir ettiği malzemelerin iadesinin gerektiğini, ...'zın cafe ve plaj malzemeleriyle 75.000 TL değerindeki sözleşme ile sabit olan, 2006 ile 2010 arasında işletme yapan ...'ün aynı anda sözleşmede sabit olan malzemelerle 3 şahıslarla devir yaparak işletme yaptığını, davacının aynı anda menfi tesbit davasını kazanarak gelirini artırmasının kabul edilemeyeceğini,Oysa davalının sözleşmede belirlenen malzemelerinin akıbetinin belli olmadığını, davacının 03.10.2005 tarihli sözleşmeyle uymamasına rağmen bundan gelir elde ettiğini, mahkemenin sahte özel belgeden yola çıkılarak senetlerin hükümsüz kaldığına karar verdiğini, davalının 03.10.2005 tarihili sözleşmeyle sabit olan 75.000 TL degeri olan ...ve plaj malzemelerinin ise nerede olduğunun açıklanamadığını, davacının bu malzemeleri ele geçirerek işlettiğini ve davalıya haciz uygulayarak büyük miktarda maddi ve manevi zararına neden olduğunu, mahkemenin kabulünün aksine davacının kafeyi işlettiğini, hatta bir kişinin bu kafede elektrik çarpması sonucu öldüğünü, buna rağmen davacının hukuka aykırı şekilde kazançlı çıkarak gelirine gelir kattığını, sahte olan 07.06.2006 tarihli özel belgenin içeriğinin acilen incelenmesi gerektiğini, ...ün 3 şahıslara devir sözleşmesi yapması elektrik aboneliği, işletilen .. cafede 2009 yılında elektrik çarpmasından bir kişinin ölmesi, 07.06.2026 tarihli sahte belge ve 2 milyarlık... bank çekinin hileli evrakının mahkeme gerekçesinde yer almadığını, mahkemeyle sunulan video ve uydu görüntülerinde işletmenin görüntülerinin bulunduğunu, mahkemenin hatalı şekilde bononun verilme nedeninin ortadan kalktığını kabul ettiğini, ancak kafe malzemelerinin davalıya iade edilmediğini, oysa sözleşmeye göre alınan kafenin davalı adına kayıtlı olduğunu, davalıdan alacağı olmadığına ilişkin yazının davalıya ait olmadığını, bu belgenin sahteliğinin usulüne uygun şekilde araştırılması gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve yargılamanın iadesi isteminin kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca menfi tespit istemine; istinaf, menfi tespit davasında verilen kesin hükme yönelik yargılamanın iadesi talebinin reddi kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yargılamanın iadesi için aranan HMK'nın 379/1-ç maddesindeki yasal koşullar gerçekleşmediğinden talebin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, mülkiyeti davalıya ait olduğunu beyan edilen Antalya ... adresindeki beach-cafe bar işletmesinin işletme hakkının devri konusunda 03.10.2005 tarihinde satım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre işletme hakkını devralan müvekkilinin 10.000 TL’yi nakit olarak, kalanı ise her biri 25.000 TL bedelli olan 15.06.2006, 15.06.2007, 15.06.2008 vade tarihli üç ayrı bono verildiğini, ancak işletme hakkı devralınan tesisin Side beldesi sınırları içerisinde 284 parselde Hazineye ait taşınmaz üzerinde olduğunu, Side Belediyesi encümeninin 17.05.2005 tarihli kararı ile izinsiz ve kaçak olarak yapıldığını, mevcut imar planı ve plan hükümlerine göre korunması mümkün olmadığından yıktırılmasına karar verildiğini ve tahliye edilmesinin idarece emredildiği hususlarının müvekkilinden gizlendiğini, yıkımın gerçekleştirilmesi ile davalının kötü niyetle hareket ettiği ve haksız menfaat temin ettiğini ileri sürerek, karşılıksız bonolar nedeniyle menfi tespit istemiştir.Davalı ise davanın ispat için sunulan 07.08.2008 havale tarihli delil listesinin 3. maddesinde sunulan 03.10.2005 tarihli satış sözleşmesinin fotokopisini sunduğu, fotokopinin delil niteliği bulunmadığını, davanın ispat edemediğini, davada tanık dinlenmesinin mümkün olmadığını, davanın yazılı delille ispatı gerektiğini belirtmiştir. Mahkemece dava konusu üç adet bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 92.000 TL'nin 10.02.2009 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline dair 2008/202 Esas 2010/640 Karar sayılı karar verilmiştir. Davalının temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/3423 Esas 2012/11082 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi kararı onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 2012/18451 Esas 2013/5609 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiş ve böylece kararın kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.Davalının 09.05.2015 tarihli yargılamanın iadesi istemi üzerine ilk derece mahkemesinin 2015/309 Esas 2015/618 Karar sayılı dosyasında yargılama yapılmıştır. Mahkemece dava değeri olan 75.000 TL üzerinden harcın ikmali için HMK'nın 119/son maddesi uyarınca verilen sürede harcın tamamlanmaması nedeniyle HMK'nın 150.maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, üç aylık sürede davanın yenilenmemesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemenin 04.11.2016 tarihli ek kararı ile de mahkemeye gönderilen 16.08.2016 tarihli dilekçede; "......'ün Manavgat Mahkeme ve İstanbul Adli Tıptaki Fetö Terör Örgüt bağlantılı doktor, savcı ve hakimlerin göz altına alınmasından dolayı, mahkemenin 2015/309 esas, 618 karar sayılı dosyasına etkisi olabileceğini, davanın tekrar açılmasını..." talep etmiş ise de talebin HMK'nun 375. maddesinde yazılı yargılamanın iadesi sebeplerinden hiç birine girmemesi nedeniyle talebin reddine karar verildiği görülmüştür. Yargılamanın iadesi talebi, ayrı bir dava olarak açılır ve incelenir. Başka bir deyişle, diğer davalarda olduğu gibi harçlandırılmış bir dava dilekçesi ile açılır. Hakkında yargılamanın yenilenmesi istenilen davanın devamı niteliğinde olmayıp bilâkis yeni bir davadır. Yargılamanın iadesi davası, yargılamanın iadesi nedenleri ve bu davalarda izlenecek usul HMK'nın 374. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebepleri tahdidi olarak sayılmıştır.Anılan madde uyarınca yargılamanın iadesi sebepleri;a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,b)Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması,c)Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş olması ve karara bağlanmış olması,ç)Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,d)Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmi makam önünde ikrar edilmiş olması,e)İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması,f)Bilirkişi veya tercümanın , hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması,g)Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yeminini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması,ğ)Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması,h)Lehine karar verilen tarafın ,karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması,ı)Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları,konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmünde kesinleşmiş olması,i)Kararın , İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'nin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi hâllerinden ibarettirBu sebepler tahdidi olup genişletilemez. Davalının 27.09.2021 tarihli dilekçesinde ise genel olarak ilk davaya konu edilen ve bonoların verildiği 03.2005 tarihli sözleşmeye göre teslim alınan emtialarla sebepsiz zenginleşme oluşturduğu, protokole sonradan ilaveler yapıldığı, davacının sözleşme ile devir aldığı yeri 2021 yılında dahi kullanarak sebepsiz zenginleştiği ve buna ilişkin yeni kanıtların incelenerek hükmün düzeltilmesi isteminin ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Davalı bu iddiaları temyiz ve karar düzeltme aşamasında ileri sürdüğü gibi, gerekçeli kararda incelenen ve UYAP ortamında bulunan 09.05.2015 tarihli dilekçe ve bu dilekçeyle göre açılan mahkemenin 2015/309 Esas sayılı yargılamanın iadesi dosyasında da ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Bu dosyada harcın yatırılmaması üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bunun üzerine aynı taleplerle eldeki yargılamanın yenilenmesi talebinin ileri sürüldüğü anlaşılmıştır.Eldeki yargılamanın yenilenmesi talebinde de önceki talepte olduğu gibi, satım sözleşmesine ilave yapıldığı, bonoların iptal edilmesine rağmen bu bonoların dayanağı olan satım sözleşmesi kapsamında devir edilen emtiaların davacı tarafından kullanıldığı, bu şekilde davacının sebepsiz zenginleştiği ileri sürülmüştür. Tüm bu hususlar ilk yargılama sırasında mevcut olup o aşamada ileri sürülmüştür. Sahtelik iddiası mahkemenin ilk kararında incelenmiş ve itibar edilmemiştir. Yargılamanın iadesi, yasada düzenlenen şartların gerçekleşmesi hâlinde kesinleşmiş bir hükmün düzeltilmesini amaçlar. Yasada belirlenen hâller dışında sürekli şekilde kesinleşmiş bir mahkeme hükmünün değiştirilmeye çalışılması, her şeyden önce hukuki güvenlik ilkesine zarar verecektir. Bu durumda, sürekli şekilde yeni olduğu iddia edilen deliller ortaya sürülerek veya daha önce tartışılan veya var olan deliller farklı bir bakış açısı ile ortaya konarak kesinleşmiş hükümlerin ortadan kaldırılmasını hukuk düzeni korumaz. Bu nedenle yasada şekli olarak sınırlanan sebeplerle ve bu sebeplerin gerçekleşmesi hâlinde 377. maddede gösterilen sürede yargılamanın iadesi istenmelidir. Yargılamanın iadesini talep eden davalı tarafından ileri sürülen yargılamanın iadesi sebepleri, kanunda sayılan yargılamanın iadesi sebepleri olmadığı gibi, bu sebepler daha önce ortaya çıkmıştır. Yargılama sırasında bu hususlar bilinmektedir. Bunların büyük kısmı ilk karar ve temyiz ile karar düzeltme aşamasında ileri sürülmüştür. Sonradan ortaya çıkmış bir durum bulunmamaktadır. Kaçak bina olması nedeniyle hakkında yıkım kararı bulunan bir işletmenin sonradan ve hâlen kullanılıyor olması yargılamanın yenilenmesi sebebi değildir. Satım sözleşmesinin feshi ile verilen bonolar nedeniyle menfi tespit istenmesi hâlinde satıcının da başvurabileceği hukuki yollar kullanılmalıdır. Kaldı ki 377/1.c maddesine göre yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı tarihten itibaren üç ay içerisinde ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl içinde yargılamanın yenilenmesi istenmelidir. Somut olayda belirtilen sebepler 2015 yılında yargılamanın iadesi sebebi yapılmış olup, bu talebe ilişkin harcın yatırılmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, aynı sebeplerin daha sonra yeniden yargılamanın yenilenmesi sebebi yapıldığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi yerinde olduğundan, davalının tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, yargılamanın iadesini talep eden davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM:Açıklanan bu gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, yargılamanın iadesini talep eden davalının istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.12.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.