T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/577 Esas KARAR NO:2026/7 DAVA:Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:18/09/2023 KARAR TARİHİ:07/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından davacı müvekkili aleyhine 30/10/2009 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün... sayılı icra takibi başlatıldığını,…
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/577 Esas KARAR NO:2026/7 DAVA:Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:18/09/2023 KARAR TARİHİ:07/01/2026 Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından davacı müvekkili aleyhine 30/10/2009 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün... sayılı icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin kesinleştiğini ve ve haciz aşamasına geçildiğini, ancak davacı müvekkilinin takip alacaklısı dayalıya böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin icra dosyasına konu senetlerle bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin ... isimli şahısa ev kiralama amacıyla 6 adet 210 TL değerinde senet imzalayarak verdiğini, ancak evin taahüt edilen şartları sağlamadığı anlaşıldığından müvekkilinin evi kiralamaktan vazgeçip ... isimli şahıstan senetlerini iade aldığını ve bu senetleri imha ettiğini, ancak 1 yıl sonra başlatılan icra takibi neticesinde müvekkil kendi kimlik bilgileri kullanılarak ... isimli şahıs tarafından çok sayıda senet düzenlendiğini ve bu senetlerin ciro edilerek el değiştirdiğini öğrendiğini, işbu düzenlenen senetlerin müvekkilinin bilgisi dışında düzenlendiğini, söz komusu senetlerin müvekkiline ait olmadığını ve ... isimli şahıs tarafından sahte olarak düzenlendiğine ilişkin .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında inceleme yapıldığını, .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .... sayılı karar ile de bu hususun ispat edildiğini beyanla, İhtiyati tedbir talebinin kabulüyle; öncelikle teminat alınmaksızın bunun mümkün olmaması halinde uygun bir teminatla yargılama süresince takibin durdurulmasına ve hacizlerin kaldırılmasına, davacı müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedelinin %20'si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın dava şartı arabuluculuk yerine getirilmeden açıldığını, görevsizliğe ilişkin dava şartı yokluğu itirazı kapsamında, işbu davanın kambiyo senetlerine dayalı ticari bir dava olduğunu, ancak bir an için görevsizlik kararı veren Asliye Ticaret Mahkemesi kararında belirtildiği şekilde, dava konusu ihtilaf kira sözleşmesine/ilişkisine dayalı olarak değerlendirilse bile, hem ticari davalar, hem de kira ilişkisine dayalı olarak açılacak davalar zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunu, ancak taraflar arasında arabulucuk görüşmesi yapılmamış ve taraflar arasında bir arabulucuk tutanağı imzalanmadığını, bu sebeple de işbu davanın öncelikle zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmiş ise de, bu kararın hukuken yerinde olmadığını, dava konusu senetlerin ciro yolu ile müvekkili şirkete teslim edildiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ticari veya kira ilişkisi bulunmadığını, davacı aleyhine yapılan icra takibi kambiyo senetlerine dayalı olarak düzenlenen senetlere dayalı olduğunu, davacının, dava konusu senetlerden kaynaklanan borcu, kambiyo hukukundan kaynakladığını, davacı tarafından keşide edilen senetler ciro yolu ile müvekkil şirkete teslim edilmediğini, davacının müvekkil şirkete olan borcunun asıl borç ilişkinden mücerret kambiyo hukukundan kaynaklanan bir borçlu olduğunu, bu sebeple bu senetlere dayalı olarak sadece ve sadece yetkili hamil olarak müvekkil şirket aleyhine açılan menfi tespit davası yönünden görevli mahkemede Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Ticaret Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararında belirtilen kira ilişkisinin tarafı olduğu iddia edilen cirantanın, işbu davada davalı sıfatı bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasındaki hukuki ilişki de kambiyo hukukundan kaynaklanmadığını, bu sebeple de, davanın görüleceği görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu için görevsizlik kararı verilmesini, davacı iddia ve talepleri zamanaşımına uğradığını, senetlerin icraya konu edildiği .... İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasının kesinleşmesinin üzerinden 10 yıldan fazla süre geçtiğini, bu sebeple de, işbu davadaki davacı iddia ve talepleri zamanaşımına uğradığını, İşbu davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini, Müvekkil Şirket, dava konusu edilen senetlerin meşru hamili olduğunu, müvekkil şirket kesinleşen .... İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyadan kaynaklı olarak alacaklı olduğunu, müvekkili şirket ... markalı D.gaz kombi, kalorifer kazanı, radyatör vb. ürünlerin üretimi ve/veya satışını yapan sektöründe lider firmalardan biri olduğunu, satmış olduğu ürünler karşılığı sözkonusu senetleri ciro yolu ile teslim almış ve senetlerin ödenmemesi üzerine de haklı olarak icra takibi yapıldığını, davacının iddia ve talepleri müvekkil şirket yönünden haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın esas yönünden de reddine karar verilmesinini talep etmiştir. DELİLLER: .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı karar evrakının dosyamız arasında olduğu görülmüştür. GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. HMK'nun 115/1. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilir." hükmü amirdir. Yine aynı madde uyarınca eksikliğin giderilmesinin mümkün olması halinde davacıya kesin süre verileceği hüküm altına alınmıştır. TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir. 05/04/2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesinde "6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1.maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir. Arabuluculuğa ilişkin esaslar ise, 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinde “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklinde düzenlenmiştir. İşbu dosyanın 18/09/2023 tarihinde mahkememizde açıldığı, Mahkememizin ... Karar sayılı 21/09/2023 tarihli Görevsizlik kararı üzerine .... Sulh Hukuk Mahkemesine tevzi olunduğu, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Esas 2024/1159 Karar sayılı 16/10/2024 tarihli karşı görevsizlik kararı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2024/3343 esas, 2025/1969 karar ve 25/06/2025 tarihli kararı ile yargı yerinin mahkememiz olduğuna karar verilmesi üzerine dosya mahkememizin 2025/577 Esas sırasına kaydedildiği görülmüştür. Mahkememizin 15/08/2025 tarihli tensip tutanağı ile davacı vekiline arabuluculuk son tutanak örneğini sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin 06/01/2026 tarihli dilekçesi ekinde 16/12/2025 tarihinde yapılan başvuruya ilişkin Arabuluculuk Başvuru formunu sunduğu görülmüştür. Dava dosyasının yapılan incelemesinden; dava menfi tespit talebine ilişkin olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde arabuluculuk faaliyetine başvurulduğunun belirtilmediği, buna ilişkin olarak arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin de sunulmadığı, 06/01/2026 tarihli dilekçesi ekinde 16/12/2025 tarihinde yapılan başvuruya ilişkin Arabuluculuk Başvuru formunu sunduğu, dava açıldıktan sonra zorunlu arabuluculuğa başvuru yapılması tamamlanabilir bir dava şartı olmadığından bu haliyle davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı açıkça anlaşıldığından; açılan davanın Arabuluculuk Kanununun 18/A-2. maddesi ile HMK'nun 115/2. maddesi hükmü gereğince, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, ayrıca davalı vekil ile temsil edildiğinden lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/3516 Esas 2023/3830 Karar) HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-DAVANIN ARABULUCULUK DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 269,85 TL'den mahsup edilerek eksik yatırılan 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından bu dava sebebi ile yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından bu dava sebebi ile yapılan 38,40 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 10.463,59 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/01/2026 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza