6. Ceza Dairesi 2008/26291 E. , 2010/6327 K. "" Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 53. maddeleri gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair PENDİK 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2008 tarihli ve 2006/553 esas, 2008/143 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 28/10/2008 gün ve 54114 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 26/11/200…
**6. Ceza Dairesi 2008/26291 E. , 2010/6327 K.** **"İçtihat Metni"** Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 53. maddeleri gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair PENDİK 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2008 tarihli ve 2006/553 esas, 2008/143 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 28/10/2008 gün ve 54114 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 26/11/2008 gün ve 238220 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 15/12/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; Dosya kapsamına göre, sanığın müştekinin çalıştığı işyerine gelerek müşteki ile konuştuğu sırada müştekinin masasının yanında bulunan pantolonunun cebinden cep telefonunu alarak ayrıldığı şeklinde kabul edilerek hırsızlık suçu olarak belirlenen eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1. maddesine uyduğu gözetilmeden, anılan Kanun'un 142/1-b maddesi gereğince yazılı şekilde sanığa fazla ceza tayin edilmesi suretiyle karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan istisnai bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 günlü 2008/9-7-56, 13.05.2008 günlü 2008/10-101-113 ve 16.06.2009 günlü 2009/57-168 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “Anayasanın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “adil yargılanma hakkını” düzenleyen 6. maddesinin 3. fıkrasının b ve c bentlerinde ise; “her sanığın en azından, a) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak; b) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir avukatın yardımından yararlanmak ve eğer avukat tutmak için mali olanaklardan yoksunsa ve adaletin selameti gerektiriyorsa mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek…” hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Buradan çıkarılması gereken sonuç; savunma hakkının, temel insan hakları arasında yer alan hak arama özgürlüğünün bir gereği olduğu ve avukat tutma hakkının da savunma hakkından ayrı düşünülemeyeceği gerçeğidir.