TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/11/2022 NUMARASI : 2021/692 Esas 2022/710 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/11/2021 KARAR TARİHİ : 18/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/09/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince sü…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/150 Esas 2025/953 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/150 KARAR NO : 2025/953 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/11/2022 NUMARASI : 2021/692 Esas 2022/710 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/11/2021 KARAR TARİHİ : 18/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/09/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde aboneye ilişkin kaçak elektrik tutanağı düzenlendiğini, abone tarafından haksız tahsil edilen bedelin tazmini talebi ile açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın icra takibine konulması sonucu müvekkilinin ödeme yaptığını, yapılan ödemeden davalının sorumlu olduğunu belirterek 22.991,56 TL alacağın 22.647,56 TL'sine ödeme tarihi olan 03/11/2011, 344,00 TL'sine ödeme tarihi olan 04/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, işletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacağın müvekkiline devredilen alacaklar arasında bulunmadığını, davacının bütçesinde kalan bedelin talebinin hukuka aykırı olduğunu, dayanak davanın ihbar edilmediğini, müvekkilinin icra masraf ve giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.4 maddesinde dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun kendisine ait olacağı, 7.6 maddesinde de sözleşmenin imza tarihinden önce dağıtım tesisleri ile dağıtım tesisinin işletilmesinden kaynaklanan her türlü hukuki ve cezai sorumluluğun yine davalıya ait olacağının kararlaştırıldığı, davacının ödeme yaptığı işlemin, sözleşmenin imzalandığı tarihten önce olduğu, sonradan dava açılmış olmasının davalının sorumluluğu bakımından sonuca etkili olmadığı, uyuşmazlığa öncelikle taraflar arasındaki sözleşmenin hükümlerinin uygulanacağı, davacının ödediği tutardan davalının sorumlu olduğu, rücu hakkının bulunduğunun kabulü gerektiği, dava dışı kişinin davacı aleyhine açtığı istirdat davasının, davalıya ihbar edilmemesinin alacağın miktarı ve temerrüte bir etkisinin bulunmadığı, sözleşmede ihbar yükümlülüğünün, tesislerin mülkiyetiyle ilgili uyuşmazlıklar için öngörüldüğü, tarafların tacir olduğu, davacının ödeme yapmakla ödediği tarihten itibaren rücu hakkı elde ettiği, ödeme yaptığı tarih itibariyle temerrüt faizi istemesinde ve avans oranında temerrüt faizi talep etmesinde de bir yanlışlık olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 22.991,56 TL’nin, 22.647,56 TL’lik kısmına 03/11/2011, 344,00 TL’lik kısmına ise 04/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yaptıkları tüm itiraz ve beyanları tekrar ettiklerini, davacının müvekkilinden ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu, devre esas bilanço düzenlenmesiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, dava konusu bedelin davacı tarafından dava dışı kişiden tahsil edilen ve bu kişi tarafından açılan istirdat davası neticesinde ilgiliye iade edilen bedel olduğunu, paranın davacının kasasına girdiğini, davacı tarafından kullanıldığını, müvekkilinin tahsil ettiği bir bedelin bulunmadığını, davacının dayanak davayı ihbar yükümlülüğü bulunduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/11 Esas 2011/191 Karar sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde, dava dışı ... tarafından ... Müessese Müdürlüğü aleyhine 12/08/2003 tarihli kaçak elektrik tutanağı nedeniyle ödenen haksız bedelin tazmini talebiyle açılan tazminat davası olduğu, yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Edremit 2. İcra Müdürlüğünün 2011/1103 sayılı dosyasının incelenmesinde, takip dayanağının Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/11 Esas 2011/191 Karar sayılı ilamı olduğu, icra dosyasına davacı tarafından 04/11/2011 tarihinde 344,00 TL, 03/11/2011 tarihinde 22.647,56 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır. ... Genel Müdürlüğü ile Müessse Müdürlüklerinin ayrı tüzel kişi oldukları ve Müessese ile ilgili davalarda ...'a husumet düşmeyeceği yerleşmiş Yargı içtihadı haline gelmiştir. Bu konudaki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/03/2010 tarih 2010/13-89 Esas 2010/134 Karar sayılı ilamında; "Davalı ... A.Ş. 233 sayılı KHK.nin 3.maddesi uyarınca TEK kurumundan ayrılarak iki ayrı iktisadi devlet kuruluşu olarak 15.9.1993 tarihli 21699 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile kurulduğu, 26.1.1994 günlü 21830 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ana statüsü ile organlarının görev alanlarının belirlendiği, 01.05.1994 gününde yöntemince tescili yapılıp ilan edildiği, bilahare kendi mevzuatı ve 233 sayılı KHK.nin 15 ve devamı maddeleri uyarınca müesseseler oluşturarak faaliyetine devam ettiği, bu müesseselerin de ticaret siciline kaydı yapılarak ilan edildiği ve tüzel kişiliğinin bulunduğu, kendine ait sermayesi ve yönetim organları bulunan müesseselerin kendi faaliyet alanlarında kalan işlemlerle ilgili olarak yasal hasım olarak gösterilmeleri gerekir. Davalılardan ... Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü izah edilen şekilde kurulan ve diğer davalıdan bağımsız tüzel kişiliği bulunması, kendi faaliyet alanındaki enerji nakil hatlarının bedellerinin tahsiline ilişkin davanın da bu ilgili müesseseye yöneltilmesi gerekir. Diğer davalı müessesenin faaliyet alanı içinde kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağı tahsili hakkında açılan davada davalı ...’a husumet yöneltilmesi mümkün değildir. (HGK. 2000/21-1668- 2000/1763) Açıklanan nedenle davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." gerekçesiyle Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin bozma kararına direnilmesi kararını aynı gerekçeye atıfla bozmuştur. Müessese Müdürlükleri faaliyetlerini sürdürürken bu kez; Enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği 4628 sayılı yasa ile düzenlenmiş, 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... özelleştirme kapsam ve programına alınmış, davacı şirketinde dahil olduğu 20 şirket, Türkiyedeki dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansına sahip olarak 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayesinin tamamı ...'a ait olmakla birlikte, ...'tan ayrı birer tüzel kişiliğe sahip olarak faaliyete başlamıştır. ... tarafından 20 adet dağıtım şirketi kurulduktan sonra herbiri ile ayrı ayrı 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı şirket, tüm hisseleri davalı ...'a ait olmak üzere 28/05/2013 tarihine kadar faaliyet göstermiş, bu süreçte özelleştirme işlemleri yürütülmüş, özelleştirmenin tamamlanmasıyla birlikte davacı şirketin hisselerinin tamamı ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi'ne devredilerek 28/05/2013 tarihli hisse satış sözleşmesi akdedilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/11/2006 tarih ve 2006/10-722 Esas 2006/730 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere anlatılan hukuki sürece göre 01/05/1994 tarihinden sonraki işlemler müessese müdürlüğü, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarında da belirtildiği üzere, ayrı bir tüzel kişilik olan dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde dağıtım şirketlerinin hisselerinin tamamının ... Genel Müdürlüğüne ait olması da şirketin ayrı bir tüzel kişiliği olduğu gerçekliğini etkilememiştir. Nitekim bu kapsamda dağıtım şirketlerinin faaliyetlerinden kaynaklanan davalarda husumetin dağıtım şirketlerine düşeceği ve ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davaların husumet yokluğundan red edileceğine dair Yargıtay kararları yerleşmiş içtihat haline gelmiştir. Gerek özelleştirme öncesi dönemdeki müessse müdürlükleri gerekse özelleştirmeden sonra kurulan dağıtım şirketlerinin ayrı tüzel kişilikler olduğu ve kendi adlarına bağımsız iş ve işlemler yaptığı bunların iş ve işlemlerinden dolayı ... Genel Müdürlüğüne husumet düşmeyeceği açıktır. İHDS'nin 7.4. maddesindeki, "dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğu, ... tarafından yürütülmüş bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülebilecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu, bu talepleri konu alan icra takibi ve davaların ... tarafından yürütülüp sonuçlandırılacağı, bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülüğün ... tarafından karşılanacağı" düzenlemesi mevcut ise de, Dairemiz bu atfın ve özellikle her türlü iş ve işlemlerin sorumluluğunun ...’a ait olduğunun belirtilmesinin ayrı bütçelere sahip özelleştirme sonrasında kurulan şirketlerin kasalarına giren paraları da kapsamadığı düşüncesindedir. Sözleşme hükmü sorumluluğu kapsamakta, ancak kasadaki paranın sonuçlarını kapsamamaktadır. Dairemiz, ... Genel Müdürlüğü 7.4 ve 7.6 maddelerine göre 3. kişilerin açtığı dava ve takiplerin muhatabı ise de, ödenen para dağıtım şirketinin bütçesinde ve kasasında ise davacının bu tutarı davalıya rücu edemeyeceği görüşüne dayanmaktadır. Bu aşamada üçüncü kişiden fazla tahsil edilen iletim bedeli dağıtım şirketlerinin kurulması ve akabinde hisselerinin satılması sürecinde davalı ... Genel Müdürlüğüne aktarılmamış ise halen dağıtım şirketinin kasasında bulunmakta olup, davacı dağıtım şirketi bu parayı iade etmekle kasasına haksız girmiş paranın hak sahibine iadesini sağlamıştır. Anılan tutarın bu kez davalı ...'tan istenilmesi ise davacının bu tutar kadar sebepsiz zenginleşmesini sağlayacaktır. Davacı tarafından anılan tutarın davalı ... Genel Müdürlüğüne aktarıldığı iddia ve ispat edilmediği gibi davalı ... da bu tutarların genel müdürlüğe gönderilmediğini savunmaktadır. Hal böyle olunca, kaçak elektrik bedeli tahakkukundan ötürü dava dışı 3. kişi tarafından dayanak davaya konu ödemenin müessese müdürlüklerinin kurulmasından sonra ayrı bir tüzel kişilik olan müessese müdürlüğüne yapıldığı, ancak davacının tahsil edilen tutarı davalı ... Genel Müdürlüğüne aktarıldığını iddia ve ispat etmediği, davacının kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bu bedeli ödemesinin kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, davacının kasasında bulunan ve davalıya aktarıldığına ilişkin iddia ve belge bulunmayan haksız tahsil edilmiş parayı hak sahibine iade etmekle kendi kasasındaki haksız tahsil edilmiş paranın iadesini sağladığı, kesinleşen ilam ile üçüncü kişiden haksız olarak fazla tahsil edildiği karar altına alınan tutarın davalıya önceden aktarıldığı ispatlanamadığına göre davacının ödediği paranın davalıdan tahsiline karar verilmesinin davacı tarafı sebepsiz zenginleştireceği, iletim bedeli olarak fazla alınan paranın yerini bu kez davalıdan tahsil edilecek paranın alacağı, davacı şirketin kendi bütçesine giren ve muhasebeleştirilen bedeli daha sonra mahkeme ilamının icra takibine konulması sonucu ödemesinin kendinde bulunan (haksız tahsil edilmiş) paranın hak sahibine iadesi olduğu, haksız tahsil edilen para ve faizinin davalıya rücu imkanı bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararında isabet görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2022 tarih 2021/692 Esas 2022/710 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, B)1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 392,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 222,76 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından bakiye karar harcı olarak yatırılan 1.177,91 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydı gerekmekte ise de, davalı tarafından istinaf aşamasında yatırıldığı anlaşılan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından ilk derece mahkemesi yargılamasında yapılan gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, C)1-Davalının peşin yatırdığı 393,00 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 2-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ile 72,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 292,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.18/09/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -