11. Hukuk Dairesi 2010/4531 E. , 2010/4744 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2007/213-2008/111 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tü
**11. Hukuk Dairesi 2010/4531 E. , 2010/4744 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Dikili Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2007/213-2008/111 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin ortağı bulunduğu davalı kooperatifin, maliki olduğu günübirlik tesis alanına, müvekkillerinin deniz manzarasını ve denizden gelecek rüzgarı engelleyecek şekilde yaklaşık 600 adet ağaç diktiğini, bu alanın imar uygulaması sonucunda kooperatife kalan ve üzerine konut inşaatı yapılamayan bir parsel olduğunu, müvekkillerinin konutlarına deniz manzaralı olduğu için büyük şerefiye veya fiyat farkları vererek sahip olduklarını, davalı kooperatif yönetim kurulunun ticari amaçla yaptığını ve 50-60 yıl süreceğini bildirdiği bu faaliyetin anasözleşmeye ve MK’nun komşuluk hukukunu düzenleyen 737. maddesine aykırı olduğu gibi 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve İmar Kanunu hükümleri uyarınca kooperatifin bu ağaçlardan faydalanamayacağını ileri sürerek, ağaçların sökülüp eski hale getirilmesi suretiyle davalı kooperatifin müdahalesinin önlenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu ağaçların 22.02.2007 tarihli yönetim kurulu kararı ile dikildiğini, müvekkilinin (780.000)m2 alanda kurulu olup 1356 ortağının bulunduğunu, kooperatifin aidatlara ilave gelir sağlamak zorunda olduğunu, başka bir taşınmaz üzerinde de (1.000) adet zeytin ağacının bulunduğunu, dava konusu yerin kıyı kenar çizgisi dışında kalan ve müvekkilinin özel mülkiyetinde bulunan bir yer olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu ağaçların kooperatifçe alınan karar ile dikildiği, bu ağaçların dikiminden beklenen menfaatin davacılarla birlikte tüm üyeleri ilgilendirdiğinden, davacıların taleplerini öncelikle genel kurula itiraz şeklinde ileri sürmeleri ve bunun sonucunda alınacak karara göre hareket etmelerinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı ortaklar ile davalı kooperatif arasında, TMK.’nun 737. maddesinde düzenlenen komşuluk hakkına dayalı eski hale getirme suretiyle müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir. Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu ağaçların dikili olduğu taşınmazın (7.117) m2 yüzölçümündeki 83 Ada 1 Parsel sayılı taşınmaz olduğu, imar planında bu taşınmazın sosyal ve kültürel tesis alanı olarak planlanıp yapılaşma oranının binde sekiz olacağının ve yapılaşma yüksekliğinin 3,5 metreyi geçemeyeceğinin öngörüldüğü, taşınmazın onaylı ağaçlandırma projesinin bulunmadığı, bu alana davalı kooperatifçe yaklaşık 500 adet ağaç dikildiği, bu ağaçların 1. yılda 6- 7 metre büyüdüğü, boyunun yaşına göre 20 metreye, genişliğinin 30 cm.’ye, yaprak çapının 60- 70 cm.’ye ulaşabileceği, 5- 15 yaş arasında kesilebilecek hale gelen bu ağaçlardan kesimden sonra 60- 70 yıl kereste amacıyla yararlanılabileceği, kereste elde etmek için dikilen dava konusu ağaçların davacıların manzarasını kapattığı, davalı kooperatifin de bu işten 60- 70 yıl gelir elde etmeyi planlandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı kooperatifin 15.07.2007 tarihli genel kurul toplantısında bu konular tartışılmışsa da herhangi bir karar alınmamıştır. Ancak, ortağın hakkını doğrudan etkileyen yönetim kurulu kararlarına karşı, genel kurulda itiraz yoluna başvurulmadan, doğrudan dava açılabileceği de tabiidir. Mülkiyet hakkı, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevler de yükleyen bir haktır. TMK.’nun 737. maddesi uyarınca bu hakkın kullanılmasının, komşuların buna katlanma ve komşular arasında hoş görülebilme sınırını aşmaması gerekir. Somut uyuşmazlık yönünden de dava konusu faaliyetten bir gelir elde edileceği ve bu gelirden tüm ortakların yanında davacıların da yararlanacağı açık ise de bu faaliyetler davacı ortakların davalı kooperatiften konut edinmekten bekledikleri menfaati çok büyük ölçüde azaltacak veya tamamen ortadan kaldıracak nispette ise mahkemece anılan faaliyete müdahale edilmesi gereklidir. Bu durum karşısında mahkemece, deniz kıyısında kurulduğu anlaşılan davalı kooperatiften davacı ortakların konut edinmekten beklentilerinin asgari ölçüde ne olduğu, bu beklentilere ağaçların budanması veya seyreltilmesi gibi başka bir önlemle cevap verme imkanının bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.