11. Hukuk Dairesi 2020/6776 E. , 2022/858 K. "" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.07.2018 tarih ve 2017/449 E- 2018/306 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.01.2020 tarih ve 2018/1929 E- 2020/130 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi d…
**11. Hukuk Dairesi 2020/6776 E. , 2022/858 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.07.2018 tarih ve 2017/449 E- 2018/306 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.01.2020 tarih ve 2018/1929 E- 2020/130 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkili şirketin "CAMEL" esas ibareli tescilli birçok markasının olduğunu ve bu ibarenin tanınmış marka olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “CML CAFE BİSTRO+şekil” ibareli, 2016/88451 kod numaralı marka başvurusuna itirazlarının davalı kurum tarafından yerinde görülmeyerek reddedildiğini, müvekkilinin tütün sektöründe faaliyet gösterdiğini, ‘’CAMEL’’ markasının tescilli ve tanınmış olduğunu, davalıya ait ‘’CML Cafe Bistro’’ ibareli markanın müvekkil markasıyla ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, “CML” ifadesinin CAMEL’i çağrıştırdığını, ayrıca davalı markasının tescili halinde tanınmış markanın itibarına zarar verebileceğini, tanınmışlığı ve ayırtediciliğinden haksız yarar elde edeceğini, davalı marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, 2017-M-8089 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Türk Patent vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle belirgin şekilde farklı olduklarını, markaların kapsam ve hizmetlerinin benzer olmadığını, kötü niyetin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının olmadığı, aynı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının bulunmadığı, kötü niyetin ispatlanamadığından YİDK kararının iptali koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.