T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/299 - 2026/446 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/299 KARAR NO : 2026/446 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/10/2023 NUMARASI : 2023/92 E. - 2023/345 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/299 - 2026/446 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/299 KARAR NO : 2026/446 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/10/2023 NUMARASI : 2023/92 E. - 2023/345 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/10/2023 tarih ve 2023/92 Esas - 2023/345 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı tarafın 2021/049149 başvuru numaralı “... ...” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, bu ibarenin esasen bir marka vasfı dahi taşımadığını, “...” ibaresinin “...” kelimesinin kısaltması olduğunu, ketaminin anesteziyi başlatmak ve sürdürmek için kullanılan bir ilaç olduğunu, bu ibareyi içerir çok sayıda ilaç markası bulunduğunu, dolayısıyla kelimenin sektörde yaygın kullanıldığını, bu nedenle kelimenin tanımlayıcı kabul edilmesi gerektiğini, sektörde fiilen herkes tarafından kullanılan "..." ibaresinin genel, soyut ve harcıalem olduğu sabit olup tek bir kişi tekeline verilemeyeceğini, başvurudaki "..." kelimesinin de tali, tanımlayıcı ve ayırt edici nitelikten yoksun olduğunu, zira anestezilerin amacı tıbbi müdahalelerde bulunulan kişilerin kontrol altında tutulması bulunduğunu, davalı markasının tümden tali, tanımlayıcı ve ayırt edici nitelikten yoksun olup işbu markanın mutlak ret nedenleri çerçevesinde tescil edilemeyeceğini, ayrıca müvekkilinin de “...” şeklinde önceki markası olduğunu, bu iki marka arasında yalnızca tek bir harften kaynaklı fark bulunduğunu, markaların neredeyse aynı olduğunu, “y” harfinin markalar arasında işitsel bir fark oluşturmadığını, müvekkili markasının da “...” kelimesine atıfta bulunduğunu, markaların kavramsal algısının da bu nedenle aynı olacağını, müvekkili markasının tanınır olduğunu, markaların kapsamlarının da örtüştüğünü, 05. sınıftaki malları ortak içerdiklerini, dava konusu markanın bu haliyle müvekkili markalarından biri olarak zannedileceğini, davalı markasının tescilinin müvekkili markasının tanınırlığına da zarar vereceğini, başvurunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-17074 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2021/049149 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, mutlak tescil engelinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, "..." ibaresinin tanımlayıcı olduğu kabul edilse dahi müvekkili markasında “...” kelimesinin yer aldığını, bu ibarenin kimsenin tekeline bırakılamayacağı iddiasının dayanaksız olduğunu, aynı ibarenin birden fazla tescil edilmiş olunmasının kelimenin tanımlayıcı olduğunu göstermeyeceğini, müvekkili markasının bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin bu markayı zaten uzunca bir süredir de kullandığını, davacı “...” kelimesinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını iddia etmekte ise “...” ve “...” arasından benzerlik kıyaslamasına girmeye dahi gerek olmadığını, müvekkili markasının 2 kelimeden oluştuğunu, markaların bütün olarak benzer olmadığını, profesyonel tüketici kitlesinin markalar arasında bir benzerlik kurmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamındaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.” malları bakımından taraf markalarının aynı ya da benzer nitelikteki malları kapsadıkları, başvuruda yer alan sair emtia yönünden ise taraf markalarının benzerlik ilişkisinde olmadığı, taraf markaları arasında ilgili tüketici grubu nezdinde, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin bulunmadığı, davacının markalarının tanınırlığı hususunda ve SMK m. 6/5 koşullarının oluşma riski bulunduğu konusunda bir kanaate varılamadığı, 6769 s. Kanun'un 5/1-c ve 5/1-d maddesi koşullarının da somut olayda meydana gelmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, tüketici kitlesinin genel olarak bilinçli kabul edilmesinin mümkün olmayıp, ortalama tüketicinin esas alınması gerektiğini, zira dava konusu malların yalnızca küçük bir bölümünün doktor ve eczacılara hitap ettiğini, taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, dava konusu başvurudaki "..." ibaresinin tali ve tanımlayıcı olup, ayırt edici nitelikten yoksun bulunduğunu, dolayısıyla benzerlik değerlendirmesinin sadece "..." ve "..." ibareleri arasında yapılması gerektiğini, bu ibareler arasında ise benzerliğin açık olduğunu, söz konusu işaretler arasında yalnızca "Y" harfinden kaynaklanan bir farklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, markaların kapsamlarındaki malların bir bölümü benzer bulunsa da başvuru kapsamındaki diğer mallar yönünden de benzerliğin bulunduğunu, SMK'nın 6/3, 6/5 ve 6/9 maddeleri kapsamındaki iddialarının da yerinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka arasında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan ve emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği 5. sınıf mallar yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, özellikle 5. sınıf malların tüketicileri dikkate alındığında başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tanınmışlıktan kaynaklı bir tescil engelinin de bulunmadığı, özellikle başvuruda ayırt ediciliği düşük olsa da "..." ibaresine yer verildiği gözetildiğinde, bir mutlak tescil engelinden de söz edilemeyeceği, buna göre davacının tüm istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.