11. Hukuk Dairesi 2012/7206 E. , 2013/6428 K. MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... . Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.02.2012 tarih ve 2009/39-2012/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belg…
**11. Hukuk Dairesi 2012/7206 E. , 2013/6428 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... . Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.02.2012 tarih ve 2009/39-2012/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının sorumluluk alanında bulunan ve şirketlerince sigortalı (malik) ... evine 31/01/2007 tarihinde ... kanalının tıkanması sonucunda geri tepen pis suların dolması sonucu sigortalı dairede meydana gelen 6.142 TL hasar tazminatını ödediklerini, bunun üzerine davalı aleyhine icra takibinin başlatıldığını, ancak yapılan icra takibine davalı tarafça haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve % 40 dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın konusunun eylem hizmet kusuru niteliğinde olduğundan görevli mahkemesinin idare mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davanın öncelikle görev yönünden reddedilmesini, esasa ilişkin olarak da zararın meydana gelmesindeki kusurun tamamen sigortalı daireye ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, bina maliki tarafından geri tepmeyi engelleyecek düzenleme yapılmadığı için su baskını meydana geldiği ve davalı kurumun kusurlu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacıya sigortalı konuta davalıya ait kanalizasyon şebekesinden geri teptiği iddia edilen suların verdiği zararın rücuen tazmini istemine ilişkindir. BK’nın 58. maddesi “bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur” hükmünü içermektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, BK'nın anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin, yani davalının kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Davalıya ait atık su kanalizasyon borusu da madde de açıklanan "..." kavramına dahil olup, davalı bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumludur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sigortalı dairenin bulunduğu apartmanın projesinde ... onayı olmaksızın fosseptik inşa edildiği, bilahare yine ... onayı olmaksızın fosseptiğin iptal edildiği ve parsel bacası inşa edilerek sokak altından geçen ana kanala bağlantı yapıldığı, bu projesiz ve ... onaysız parsel bacasında geri tepmeyi engelleyecek tedbir alınmadığı, ana kanalın tıkanmasıyla geri tepen pis suyun ... katta bulunan sigortalı dairesinde hasara sebebiyet verdiği bu durumda bina sahibinin sorumlu bulunduğu davalının sorumluluğunun ise bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak, mahkemece, yapılan keşifte ve alınan bilirkişi raporunda ana kanalın tıkanması sonucunda geri tepen pis suyun sigortalı konuta zarar verdiği belirlenmiştir. Bu durumda zarar, davalının kanalizasyon borusunun yetersiz kalması veya borunun tıkanması nedeniyle oluştuğu anlaşılmaktadır ki, bu halde, sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmaması, davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu itibarla mahkemece davalının ana boruda meydana gelen tıkanma nedeniyle kusurlu bulunduğu, sigortalının ise ... Atıksuların Kanalizasyona Deşarj Yönetmeliği'ne aykırı olarak geri tepmeyi engelleyecek tedbiri alınmadığı için kusurlu bulunduğunun kabulü ile bilirkişiden tarafların karşılıklı kusur durumlarına ilişkin ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.