11. Hukuk Dairesi 2010/12664 E. , 2012/17709 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/09/2008 tarih ve 2006/59-2008/137 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/11/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ... vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından öt…
**11. Hukuk Dairesi 2010/12664 E. , 2012/17709 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/09/2008 tarih ve 2006/59-2008/137 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/11/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ... vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili davalılardan ...'nın maliki,diğer davalının kiracısı olduğu daireden sızan suların müvekkili şirket nezdinde dahili su hasarlarını içerir biçimde ticari risk sigorta poliçesi ile sigortalı ecza deposuna zarar verdiğini ileri sürerek 19.600,00 YTL rücuen tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ... vekili müvekkilinin kiracı olup kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, dairede bulunan lavabo spiral borusunun patlaması nedeniyle meydana gelen zarardan bina sahibin sorumlu olacağını, zarara kalitesiz hortum kullanılmasının neden olduğunu, kullanım hatası bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, diğer davalının kullandığı dairede kullanım hatası sonucu davaya konu zararın oluştuğunu, zararın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre sigortalı işyerine verilen zarardan dolayı mal sahibi ...'nın kusursuz, kiracı ...'ın ise kusurlu sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davanın davalılardan müteselsilen tahsil talebiyle açılmış bulunması karşısında davalıların kusur oranlarının kendi aralarında görülecek davada değerlendirilecek bulunmasına göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Özel sigorta hukukunda yasal halefiyet ilkesi, kara sigortaları bakımından TTK'nun 1301, Deniz sigortaları bakımından ise TTK'nun 1361. maddeleri ile hükme bağlanmış bulunmaktadır. Anılan bu maddelerden de açıkça anlaşılacağı gibi, sigortacının sigorta ettirenin dava hakkına halef olabilmesi için herşeyden önce tazmin edilen ziya ve hasarın,sigorta kapsamına giren rizikonun gerçekleşmesinden ileri gelmiş olması icap eder. Başka bir deyimle sigortacının rücu hakkı, ancak sigorta akdine müsteniden yapılmış bir ödeme varsa söz konusu olabilir.Aksi halde yasal halefiyetten bahsedilemez. Her ne kadar, sigorta ettirenin 3. kişiden isteyebileceği tazminatı sigortacıya temlik etmesi mümkün ise de bu takdirde sigortacı yasal halefiyete göre değil sadece temlik hükümlerine dayanarak istemde bulunabilir. Şu halde sigortacı tarafından açılacak rücu davalarında diğer koşulların araştırılmasına geçilmeden önce, sigortacının yaptığı ödemenin kendisiyle sigorta ettiren arasındaki sigorta akdinin kapsamına girip girmediği, girmiyorsa dava hakkının temlik edilip edilmediği hususlarının incelenmesine ihtiyaç vardır. Sigortacı tarafından sigortalısına, poliçe hükümlerine ters düşen bir ödeme yapması halinde (ex gratia ödeme) sigortacının TTK'nun 1301.maddesi hükmüne göre halefiyet hakkını kazanamayacağı açıktır. Somut olayda davacının yasal halefiyet hakkının dayanağı olan Ticari Risk Kombine Poliçesi kapsamında sigortalıya sadece kasa, demirbaş ve emtia teminatları verilmiş olup, verilen teminatların kapsamında dekorasyon hasarlarına ilişkin bir teminat bulunmamaktadır. Yine sigortacı tarafından sigortalısına yapılan ödeme belgesi kapsamında bir temlik beyanına da rastlanılamamıştır. Bu durumda davacının sigortalısına yapmış olduğu dekorasyon hasarına ilişkin ödemeyi davalılara yansıtabilmesine hukuken olanak bulunmadığından davacının bu kaleme yönelik isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde dekorasyon hasarının dahi hüküm altına alınmış olması hatalı olmuş ve kararın davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 08/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.