11. Hukuk Dairesi 2012/14191 E. , 2013/12071 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/06/2012 tarih ve 2011/68-2012/156 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm be
**11. Hukuk Dairesi 2012/14191 E. , 2013/12071 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/06/2012 tarih ve 2011/68-2012/156 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirkette %15 hissesi bulunan müvekkilinin azınlık haklarına sahip olduğunu, 24.01.2011 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında müvekkili tarafından istenilen özel denetçi tayini talebinin oy çokluğu ile reddine karar verildiğini belirterek 2010 yılında şirketin iş merkezinden kira bedeli tahsil edilip edilmediği, çeşitli tarihlerde bankalardan alınan kredilerin kime verildiği, şirket ortaklarına veya başka kişilere verilip verilmediği hususlarının denetlenmesi amacıyla TTK m.348 kapsamında özel denetçi tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında davacının yönetim kurulu üyeliğinden azline karar verildiğini, genel kurul tarafından özel denetçi tayin edilebilmesi için bu yönde genel kurul gündeminde bir madde bulunması gerektiğini, davacının davalı şirkette tek başına imza yetkisini haiz, hatta şirketten para çekebilecek kadar yetkili bir yönetim kurulu üyesi olduğunu, özel denetçi tayinini istediği bir takım konuların bizzat kendisi tarafından takip edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davadan önceki son genel kurul toplantısına kadar davacının davalı şirketin yönetim kurulunda görevli olduğu, davacının denetçi atanmasını istediği kira sözleşmelerinin davacı tarafça yapıldığı, bir kısım kira bedellerinin de davacının kendi verdiği hesaba yatırıldığı, özel denetçi atanması hükümlerinin amacının azlığın hakkını korumak olduğu, 24.01.2011 tarihine kadar Yönetim Kurulunda münferit yetkili bulunan davacının çoğunluk tarafından usulsüz işlemler yapılarak zarara uğratılmasından sözedilemeyeceği, işlemleri bilen şirketi de fiilen idare eden, pek çok kira sözleşmelerini imzalayan, şahsi hesabına ödemeler alan davacının zarara uğrayan azınlık olarak kabul edilemeyeceği, şirketi yatırım aşamasında finanse eden ortağın daha sonra usulsüzlük yaptığı iddiasıyla özel denetçi atanmasına ilişkin istemin bir nevi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, somut uyuşmazlıkta şirketin borca batık bulunup bulunmadığının incelenmesine gerek bulunmadığı, davacının denetçi atanmasını istediği kredilerin şirketin kayıtlarına intikal ettirildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.