10. Ceza Dairesi 2016/402 E. , 2016/246 K. İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Ağır Ceza Mahkemesi'nin 03/06/2015 tarihli 2015/137 esas ve 2015/200 sayılı kararı Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER: Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanıklar ... ve ... hakkında .....Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu 03/06/2015 tarihinde 2015/137 esas ve 2015/200 karar sayı il…
**10. Ceza Dairesi 2016/402 E. , 2016/246 K.** **"İçtihat Metni"** İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Ağır Ceza Mahkemesi'nin 03/06/2015 tarihli 2015/137 esas ve 2015/200 sayılı kararı Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER: Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanıklar ... ve ... hakkında .....Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu 03/06/2015 tarihinde 2015/137 esas ve 2015/200 karar sayı ile verilen mahkûmiyet hükmü sanıkların müdafileri ile sanık ... tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizce 08/12/2015 tarihinde 2015/4828 esas ve 2015/200 karar sayı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Dairemizin bozma kararına itiraz edilmiştir. B) İTİRAZ NEDENLERİ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itiraz yazısında özetle; “kolluk yaptığı aramada dosya içerisinde bulunan önleme arama kararına dayanmıştır. Önleme arama kararını veren Sulh Ceza Hakimliği olduğu gibi adli arama kararını verecek olan da Sulh Ceza Hakimliğidir. Bu gerçekten hareketle arama kararının başlığında yer alan "adli" ya da "önleme" şeklindeki ayrımın bu boyutta önemsenmesi ve sanıkların dahi tevil yollu kabullendiği mutlak gerçeğin görmezden gelinmesini savunmak kanaatimizce mümkün görünmemektedir. Diğer yandan Sulh Ceza Hakimliğince verilen "adli" ya da "önleme" arama kararının somut olaydaki sonuçları açısından ne gibi fark doğuracağı izaha muhtaçtır. Nitekim arama işlemi kamuya açık olan karayolunda seyreden araçlarda yapılmıştır. Söz konusu yer önleme arama kararı ile aranabilecek yerlerdendir. Bu açıdan da ellerinde önleme arama kararı bulunan kolluğun, bu karara dayanarak arama yapması ve delil elde etmesinde hukuka aykırı bir yön olmadığı düşünülmektedir, denilerek, Dairemizin bozma kararının kaldırılması ve Yerel Mahkeme hükmünün onanması istenmiştir. C)CUMHURİYET BAŞSAVCISININ İTİRAZIYLA İLGİLİ YASA HÜKÜMLERİ : 1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi: (1) Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kurulu'na itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. (2) (05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6352 sayılı Kanun'la eklenen fıkra) itiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. (3) (05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6352 sayılı Kanunla eklenen fıkra) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderir. D) İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ: Dairemizin itiraza konu olan kararının, itiraz yazısında ileri sürülen tüm nedenler tartışılıp değerlendirilerek verildiği ve kararda bir yanlışlık bulunmadığı anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı yerinde görülmemiştir. İtirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilmesine karar vermek gerekmektedir. E) KARAR: Açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının yerinde görülmediğine, 2-5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, itirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE, 26.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.