İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firmanın ...-... uçağı ile Arjantin' den ithal ettiği 38 kolilik medikal malzemenin 13 kolisinin... Havalimanında ıslanarak hasar gördü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1365 KARAR NO:2026/270 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:04/04/2022 NUMARASI:2020/222 Esas - 2022/373 Karar DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firmanın ...-... uçağı ile Arjantin' den ithal ettiği 38 kolilik medikal malzemenin 13 kolisinin... Havalimanında ıslanarak hasar gördüğünü ve muhteviyatı kullanılamaz hale geldiğini, malla gümrükten çekilirken malzemelerdeki hasara ilişkin 09/05/2017 tarihli tutanak düzenlendiğini, tutanakta muhteviyat hasarı yok şeklinde gerçek duruma aykırı şekilde tutanak tanzim edildiğini, oysa ki davalının 32.396,00.-USD zarara uğradığını, davalı tarafından davalıya noter aracılığıyla ihtarname gönderilerek zararının tanzimi istenildiğini, bir cevap alamadıklarını, toplam 32.396,00.-USD zararın 09/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine kara verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu taşımanın 26/03/2011 tarihinde yürürlüğe giren Montreal sözleşmesi hükümlerine tabi olduğunu, sözleşmenin 33. Maddesine göre bu sözleşmenin kapsamındaki davaların taşıyıcının ikametinin ya da esas iş yerinin bulunduğu yerde açılabileceğinden işbu davanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, tazminat talebine konu zararın davalının ortaklığın sorumluluğunda olmadığını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " dosya konusu uyuşmazlık teknik bilirkişi incelemesi gerektirdiğinden bilirkişiye tevdi edilmiş; 29/09/2020 tarihli ,28/01/2021 Tarihli;25/05/2021 Tarihli;20/12/2021 Tarihli Bilirkişi Ek Raporları alınmış; Sonuç olarak davalının fiili taşıma gerçekleştirdiği ,ve tutanakta 13 koli olduğu yazılan emtianın mevcut taşıma esnasında ıslanmadan kaynaklı zarar gördüğü , ürünlerin lot numarası ve miktarının Cargo taşıma esnasında sevk çeki listesindeki ve faturasındaki ürünlerin lot numarası ile uyuştuğu,yerinde inceleme anında medikal malzemenin nemden kaynaklı hasarı artmış ise de;ilk tutanak tutulduğunda ürünlerin dış ambalajının ıslandığının belirlendiği ,dosya arasında yer alan fotoğraflardan da bu durum açıkça anlaşıldığı ,13 koli ürünün tutanak tarihinde içeriğinini zarar gördüğüne yönelik tespit yapılmamış ise de taşınan malzemenin medikal malzeme olduğu nazara alındığında; Konu ürünün üretilmesine, kullanımına ilişkin Tıbbı Cihaz Yönetmeliği aşağıdaki gibidir Resmî gazete 09.01.2007 - ... numaralı Tıbbı Cihaz Yönetmeliğine göre piyasaya bu hali ile arzının insan sağlığını tehlikeye sokabileceği ve keşif esnasında zarar miktarı artmış ise de zarar sebebiyet veren eylemin davalının kusurundan kaynaklandığı ve de 13 koli medikal malzemenin ağırlığının 101,5 kg olduğu ,101,5 kg x 19 SDR =1.928, 5 SDR davalının sınırlı sorumluluğu bulunduğu karar tarihinde 1 SDR 'nin 1.3802 USD olduğu 1.928,5 SDR x 1.3802 USD = 2.661,72 USD'nin haksız fiilin gerçekleştiği tutanak tarihi 09/05/2017 tarihinden itibaren işletilecek talep edilen avans faizini geçmemek üzere 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından sunulan 12/05/2022 tarihli tashih dilekçesi ile; davanın reddedilen kısmının 29.734,28 USD olduğu, reddedilen miktara göre 14.683,86 TL vekalet ücrteine hükmedilmesinin AAÜT'ne aykırı ve hatalı olduğu, TCMB'nin 04/04/2022 karar tarihli USD efektif satış kurunun 14,7348 ile Türk Lirası karşılığının bulunması sonucu elde edilen 438.128,67 TL üzerinden 38.956,43 TL vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken kararda hesaplama hatası yapıldığını belirterek davalı vekili vekalet ücretine dair hesaplama hatasının düzeltilmesini arz ve talep etmiştir.İlk derece mahkemesince verilen 20/05/2022 tarihli ek karar ile; "..Davalının talebi HMK 304 md. Vd.maddeelerinde düzenlen tashih düzenlenmesini aşar nitelikte olduğu kaldı ki (T.C.İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ E.2017/580 K. 2018/137 ) ücreti vekalete yönelik " Yine, yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekalet ücreti, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edilecektir "(T.C. YARGITAY 11. H.D.2015/9645 E. 2016/4426 K.) içtihat hükümleri uygulanarak karar verildiği anlaşılmakla.." Davalı ... A.Ş.'nin vekilinin tashih isteminin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı firmanın 235-... uçağı ile Arjantin' den ithal ettiği 38 kolilik medikal malzemenin 13 kolisinin ... Havalimanında ıslanarak hasar görmesi ve içindeki eşyanın kullanılamaz hale gelmesi neticesinde davacının 32.396,00.-USD zarara uğradığını, bunun üzerine davalıya noter aracılığıyla ihtarname gönderilerek zararın tazmini istendiğini ve fakat hiçbir cevap alınamadığını, defaten davaya konu olayla ilgili Montreal Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması yerine Türk hukukunun genel ilkeleri kapsamında zarar değerlendirmesi ve tazmini yapılması gerektiği söylense de hukuka aykırı biçimde bahsi geçen sözleşme hükümleri uygulama alanı bulduğunu, dosya kapsamında sunulan beyanlarda da belirtildiği üzere kargoların zarar görmesi depolama faaliyetleri esnasında davalı şirket çalışanlarının kusurlu ve ihmalkar davranışları neticesinde oluştuğunu, bu sebeple öncelikle haksız fiil hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davanın sınırlı sorumluluk limiti üzerinden kabulü halinde davalının kusurlu davranışı neticesinde davacı çok büyük zarara uğramış olacağını, davalının uğramış olduğu zarar ile kararda lehimize hükmedilen sınırlı sorumluluk dahilindeki tazminat arasında çok büyük bir fark bulunduğunu, sınırlı sorumluluk üst limiti, davalının gerçek zararının neredeyse onda biri kadar olduğunu, bu durum hakkaniyete uygun değildir. Konu hakkında haksız fiil hükümlerinin tatbiki gerektiğini, dosyaya ibraz edilen 28.09.2020 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazların hiçbir surette karşılanmamış olduğunu, ek raporda itirazların giderilmediğini, davalı tarafın Montreal Konvansiyonu m.22/3'teki sınırlı sorumluluk limitlerinden faydalanabileceği değerlendirilmiş olsa da davacının kargolarının zarar görmesi depolama faaliyeti esnasında meydana geldiğini ve zarara davalı şirket çalışanlarının, depolama/teslimat faaliyeti esnasındaki kusurlu ve ihmalkar davranışlarının neden olduğunu, bu bağlamda hesaplama ve sorumluluk tayininin, özellikle de sınırlı sorumluluk yönündeki tespitlerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi incelemesinde istinai durumlar da göz önünde tutulmadığını, somut olayda taşıyıcının, sözleşmenin ifası sırasındaki özen yükümlülüğüne riayet edip etmediği araştırılmadan varılacak bir sonuç, en başta hakkaniyete aykırı olacağını, bir an için somut olaya Montreal Konvansiyonu uygulanacağı kabul edilse bile meydana gelen zararın tazmini için SDR'nin güncel değeri üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, buna karşın hükümde SDR, 09.05.2017 tarihinindeki değeri üzerinden hesaplandığını, 5 yıl önceki SDR değeri üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekilinin nihai karara ve 20/05/2022 tarihli ek karara karşı sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu emtiaların tamamen zayi olduğu ve kullanılamaz olduğuna dair iddialar somut belge ve delillerle ortaya konulmamış olduğu gerekçeli kararda belirtilmiş olmasına karşın ispatlanmayan bu iddialara dayalı bir hüküm tesis edildiğini, uyuşmazlık konusu 07/05/2017 tarihli taşıma Buenos Aires İstanbul arasında gerçekleştirilmiş olup uluslararası bir taşıma olduğunu ve Montreal Sözleşmesi hükümlerini uygulanması gerektiğini, davacı yan tarafından dava konusu taşımaya ilişkin emtiaların ıslanması neticesinde kullanılamaz hale geldiği iddia edilerek huzurdaki dava ikame edilmişse de iddia olunan zararı ispata yarar herhangi bir delil yargılama boyunca dosyaya sunulmadığını, davacının zarar ilişkin iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için emtiaların dış kolilerinin ıslandığı kabul edilse dahi emtiaların iç muhteviyatının tamamen zayi olduğuna yönelik iddiaların somut delillerle destekleniş olması nedeniyle kabulünün mümkün olmadığını, ihtilaf konusu emtialar üzerinde herhangi bir teknik inceleme ve değerlendirme sonucu hazırlanan ekspertiz raporu dosyada bulunmadığını, davacı yan tarafından yalnızca emtiaların dış ambalajının ıslanmasıyla muhteviyatının hasarlandığı iddia edilerek zarar tazminin talep yoluna gittiğini, kargo hasar tazminat formunun iddia olunan zayi iddiasını ispata yarar nitelik taşımadığını ve davacının bu hususa ilişkin iddialarının teknik inceleme ve değerlendirme il desteklenmesi gerektiğini, emtiaların kullanılamaz olduğunu gösteren belgeler tespit edilemediğinden söz konusu tazminat talebinin karşılanmasına hukuken imkan bulunmadığını davacı yana iletildiğini, mahkemece bilirkişi raporu irdelenmeksizin hüküm kurduğunu, dava konusu tazminat talebine konu zararın davacı ortaklığın sorumluluğu dahilinde meydana geldiğini dosyada yer alan hiçbir somut delille ispat olunmadığını, dava konusu taşıma tarihinden 4 sene sonra emtialar üzerinde yapılana bilirkişi incelemesinin davacının iddialarını ispata yarar mahiyette olmadığı ve hükme esas alınmasının hukuken hatalı olduğunu, dava konusu taşıma ve dolayısıyla iddia olunan hasar tarihinden 4 sene sonra yapılan incelemenin tamamen doğru ve hakkaniyetli tespit ve kanaatleri içerebilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı aleyhine istinaf talebine konu davayı ikame ederken dahi hasarın teslim tarihinden hemen sonra varlığını ve miktarını gösterir elzem eksper incelemesini yapmaktan imtina ettiği görüldüğünü, davacı tarafından bilirkişi incelemesine esas olmak üzere emtialar İstanbul'a taşınmışsa da taşınmayan ve kargo firmasınca imha edilen emtiaların yerine başka emtialar getirilerek incelemeye tabi tutulduğunu ve anılana incelemenin hukuk ve usule aykırı olarak yapıldığını, ikinci keşif gününde hazır edilen 2 koli emtia davalı tarafından taşınmamış olup hasar hesabında değerlendirilmeye alınması ve buna göre hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, davalı dava konusu olayda kusur ve sorumluluğunun bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasarlı olduğu iddia olunan emtiaların adetinin hatalı tespit edilmiş olması sınırlı sorumluluk üst limitinin de mahkemece yanlış hesaplanmasına ve hatalı hüküm kurulmasına sebebiyet verdiğini, davacı tarafından iddia ve talep konusu kargolar sonradan 13 kap olarak değiştirilmişse de bu artırıma ilişkin hiçbir somut delil de dosya muhteviyatında yer almadığını, taşıma konusu kargoların varış yerine ulaştığı gün davacı personelleri tarafından sayılarak tutanak altına alınan ve dış muhteviyatı ıslak olduğu tespit edilen kargo 12 kap olup davacı yanın bu tutanak tarihinden sonra 13 kap kargonu zayi olduğuna yönelik iddiasının somut hiçbir belge ve delillerle desteklenmemiş olması sebebiyle hukuken kabul edilebilirliği olmadığını, yargılamada usulüne uygun keşif yapılmadığını, mahkeme hakiminin anılan keşiflere katılmayarak mahkeme mübaşirinin bulundurulduğunu, keşifler esnasında yapılan bu hukuka aykırılıkların göz ardı edilmesine yol açtığını, keşif tutanağının maktu halde keşif mahalline getirilmiş olması sebebiyle beyan ve itirazların tutanağa geçilmesi mahkeme mübaşirince engellendiğini, gerekçeli kararda davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, havayolu taşıması nedeniyle taşımaya konu emtianın hasarlanması nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu taşımanın montreal sözleşmesine tabi olup olmadığı, haksız fiil hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı, taşınan emtianın taşıma sırasında hasarlanıp hasarlanmadığı, davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti, sorumluluk sınırı ve miktarı noktasındadır.Dava konusu taşımaya ilişkin 04/05/2017 tarih ve ... numaralı ..., gönderici ... tarafından, alıcı ise davacı .... Şti.'ne gönderilen 38 kutu emtianın 08/05/2017 tarihinde Ezeia/Arjantin'den İstanbul/Türkiye'ye ... aracılığıyla taşınmasına ilişkin olarak düzenlenmiştir. Kargo görevlilerince düzenlenen 09/05/2017 tarihli formda dava konusu taşımaya ilişkin emtianın 13 kutusunda ambalaj ıslaklığı bulunduğu belirtilmiştir.Davacı tarafça, taşınan emtianın taşıma sırasında hasarlanması nedeniyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Türkiye bakımından 26/03/2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 28/05/1999 tarihli Havayolu İle Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralları Birleştirilmesine Dair Montreal Sözleşmesi'nin 1. Maddesine göre, sözleşmeye taraf devletler arasındaki taşımalarda Montreal Sözleşmesi uygulanır. Davaya konu taşımanın yapıldığı ülkeler anılan sözleşmeye taraf olup uyuşmazlığa 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi uygulanacaktır.Montreal Sözleşmesi'nin 18/2. maddesine göre, kargo taşımacılığında, taşıyıcı, kargonun tahrip olması, kaybolması, kargoya zarar gelmesi durumlarında uğranmış hasara karşı sadece olayın hava yoluyla taşıma esnasında meydana gelmiş olması durumunda sorumludur. Sözleşmenin 18/3. maddesi, bu maddenin birinci paragrafının anlamı dahilinde hava yolu ile taşıma, kargonun taşıyıcının sorumluluğu altında bulunduğu dönemini kapsamaktadır; 18/4. maddesi ise, hava yoluyla taşıma süresi, karada, deniz yoluyla ya da kara içinde su yoluyla havaalanı dışında gerçekleştirilen herhangi taşıma faaliyetini içermez. Eğer, bununla birlikte; yükleme, teslimat ya da aktarma amacıyla bir hava yoluyla taşıma anlaşmasının yerine getirilmesinde bu tür bir taşıma yer alırsa aksi ispata tabi olacak biçimde, herhangi bir hasarın hava yoluyla taşıma sırasında meydana gelen bir olayın neticesi olduğu varsayılacaktır, şeklinde düzenlenmiştir. Dava konusu taşımada yük davalının hakimiyetinde iken ve teslimden önce hasarlandığından davalının sorumluluğu davacının iddia ettiği gibi haksız fiil hükümlerine göre değil montreal sözleşmesindeki hükümlere göre belirlenmesi gerekir.Taşınan emtiadan 13 kutunun ambalajının ıslandığı kargo görevlilerinin düzenlediği belge ile sabittir. Bilirkişi raporlarında ifade edildiği gibi taşınan ürünlerin medikal malzemesi olması ve kolilerin nem aldığı, bazı paket naylon ambalajların zarar gördüğü, güvenlik koşullarının ürünün nemlenmesi ile sağlanamadığı, hijyen zincirinin bozulduğu, 3. Kişilerin sağlığı ve güvenliği açısından piyasaya arzının tehlikeli olduğu şeklindeki tespitler nedeniyle 13 adet kutuda bulunan emtianın zayi olduğunun kabulü gerekir. Bu ürünlerin taşıma sırasında zarar görmesi nedeniyle davalı taşıyıcı davacıya karşı sorumludur.Sözleşmenin 22/3. maddesine göre ise, kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcının kargonun tahrip olması, kaybolması ya da kargoya hasar gelmesi halinde her kilogram için sorumluğu 19 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır. Diğer durumda, ödenecek toplamın, gönderenin varıştaki teslimatta sağlayacağı gerçek faydadan fazla olduğunu ispatlamadığı müddetçe, taşıyıcı beyan edilen toplamı aşmayan bir miktar ödemekle sorumlu olacaktır. Sınırlı sorumluluğun geçerli olmadığı halleri düzenleyen Sözleşmenin 22/5. Maddesinde kargo taşımacılığını düzenleyen 22/3 maddeye bir atıf bulunmadığından kargo taşımacılığında taşıyıcı, sınırlı sorumluluk esaslarına göre zarardan sorumludur.Açıklandığı üzere taşıyıcının sorumluluğu sınırlı sorumluluktur. Dava konusu taşımaya ilişkin taşıma belgelerinde "özel bir fayda" beyanına rastlanılmamış olup, hasarlanan emtia nedeniyle davalının sorumluluğu sınırlı sorumluluk esaslarına göre tespit edilmelidir. Montreal sözleşmesinin 22/4 maddesine göre, kargonun bir parçasının ya da içindeki malzemelerden herhangi birinin tahrip olması, kaybolması ya da gecikmesi durumunda, taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı olduğu miktarın belirlenmesinde dikkate alınacak ağırlık, sadece ilgili paket ya da paketlerin ağırlığı olacaktır. Taşıma sırasında hasarlanan 13 kutu emtianın 101,5 kg'dir. Buna göre, davalı taşıyıcının sorumluluğu 1928,50 SDR(101,5*19) ile sınırlıdır. Montreal Sözleşmesinin 23. maddesinde, adli yargılama durumunda, ulusal para birimlerine çevirimin, yargılamanın yapıldığı tarih itibariyle ulusal para birimlerinin Özel Çekme Hakkı bakımından değerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre, SDR'nin ise karar tarihindeki Türk Lirası değeri esas alınmalıdır. İlk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle SDR/USD kuruna göre davalının sorumluluğu 2.661,72 USD 'dir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince sınırlı sorumluluk esaslarına göre ve karar tarihindeki SDR kuruna göre davanın hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı tarafça ilk derece mahkemesi kararı vekalet ücreti yönünden istinaf edilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nispi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve 2021/8284 E.- 2022/9092 K. sayılı; 19.09.2011 Tarih ve 2010/966 E. - 2011/10441 K. Sayılı kararları). İlk derece mahkemesini kararı anılan kararlara uygun olup davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin nihai karara karşı istinaf başvurusunun ve davalı vekilinin nihai ve ek karara karşı istinaf başvurularının ayrı ayrı karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin nihai karara karşı istinaf başvurusunun ve davalı vekilinin nihai ve ek karara karşı istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 173,00 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 559,00 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalı tarafından başvuru sırasında Ek karar yönünden istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026