T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/612 Esas KARAR NO: 2026/613 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2024/706 Esas - 2025/497 Karar DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/612 Esas KARAR NO: 2026/613 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2024/706 Esas - 2025/497 Karar DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı...Limited Şirketi borçlu firmanın borcuna istinaden davalı ...kefaleti sebebi ile müvekkili banka arasında ticari ilişki kurulmuş kredi kullandırılmış bunun karşılığında davalı ile 5.000.000-TL'lik 24.02.2022 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafından kredi ödemeleri zamanında yapılmadığını ve ... Noterliğince ...07.2024 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiğinin tebliğ edildiğini, Noter tarafından gönderilen ihtarnameye süresinde itiraz edilmediğini ve ihtarda verilen süreye rağmen borcun tamamının ödenmediğini, temerrüte düşen borçlu / davalı aleyhine 23.07.2024 tarihinde İstanbul ......... İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyasıyla nakit alacak ve harca tabi olmayan borçlu tarafından verildiğini ancak alacaklıya iade edilmemiş çek yaprak bedeline bulunan sorumluluk tutarı gayrinakit kredi (Takip tutarı-Faiz,vekalet ve masraflar hariç) alacakları için icra takibi başlatıldığını, takip sonrası ödemelerin icra dairesine bildirildiğini, haricen tahsil harçları ikmal edildiğini, dava açılmak üzere kapak hesabının icra dairesince yapıldığını, belirterek davanın kabulüne, borçlunun itirazının iptaline, takibin İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesi ...E. Esas sayılı dosyası nakit ve gayrinakit alacak miktarı üzerinden devamına, haksız itiraz eden borçlular aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin de davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya yapılan usulüne uygun tebligata rağmen davalı taraf davaya cevap vermeyerek ve duruşmalara katılmayarak davayı reddetmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 17/09/2025 tarih 2024/706 Esas - 2025/497 Karar sayılı kararında; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile dava dışı şirket arasında 24/02/2022 tarihinde 5.000.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığı, davalının ise bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak sebebiyle davacı tarfaından dava dışı asıl borçluya ve davalıya 22/07/2024 tarihli hesap kat ihtarının gönderildiği ve ihtarla birlikte 1 gün süre verildiği, bu ihtarnamenin davalıya 25/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davaya konu takibin ise İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesinin ...E.sayılı dosyası ile 23/07/2024 tarihinde başlatıldığı yani takibin hesap kat ihtarlarıyla verilen süre dolmadan açıldığı, bu durumun TMK m.2'ye aykırı olduğu ve takip tarihi itibariyle istenebilir bir alacak bulunmadığı gözetilerek davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın icra takibine geçilebilmesi için hesabın kat edilmesi yeterli olup, ödeme süresi beklenmeden, kat ihtarnamesinde ödeme için verilen süreden önce icra takibine başlanması halinde, bu hususun sadece faiz hesabında dikkate alınması gerektiğini, davacının da icra takibinden evvel hesabı kat ettiğini, ihtarnamenin genel kredi sözleşmesi kapsamında borçluların bildirdikleri adrese tebliğe çıkartıldığını ve tebliğ edilmiş sayıldığını, ihtarname tebliği ile temerrüt faizi işlemeye başlayacağından borçluları ihtarname ile temerrüde düştüklerini, Her ne kadar alacağa ilişkin icra takibinden sonra ödeme var ise de, itirazın iptali davası açılmadan evvel icra dosyasından kapak hesabı yapılmış yapılan kapak hesabı üzerinden iş bu davanın açıldığını, verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bilirkişi raporuna karşı itirazlarının da değerlendirilmediğini, kaldı ki; kabul anlamına gelmemekle ihtarnamenin tebliğ edilmediğini tespit eden mahkemenin ancak, temerrüt faizi yönünden ihtarname tarihi değil takip tarihini baz alarak borçlunun temerrüde düştüğüne karar vermesi, bu durumun faiz hesaplamasında dikkate alması gerektiğini, İleri sürerek; açıklanan ve res’en tespit edilecek sair sebeplerle tehiri icra talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi ve kefalet sözleşmesine dayalı kredi alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davacı ile dava dışı ....... Limited Şirketi arasında 24/02/2022 tarihli 5.000.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ......'ün de sözleşmeye aynı limitle müteselsil kefil olduğu, kredi lehdarına sözleşmeye istinaden temlik alınan çekler karşılığında iskonto kredisi kullandırıldığı, kredili mevduat hesabı açıldığı, çek hesabı açılarak çek yaprağı teslim edildiği, banka tarafından hesabın 19/07/2017 tarihinde kat edildiği ve iskonto ve kredili mevduat hesabı kredilerinden doğan toplam 675.784,07-TL nakdi alacağın bir gün içerisinde ödenmesi, 92.700,00-TL gayrınakdi alacağın bir gün içerisinde depo edilmesi ihtarını içerir .... Noterliği'nin ......./07/2024 tarihli ........ yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalı ve kredi lehdarına tebliğe çıkarıldığı, ihtarnamenin asıl borçluya 23/07/2024 tarihinde, davalı kefile ise 25/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, henüz tebliğ ile verilen mehil dolmadan davalı aleyhine 23/07/2024 tarihinde 591.498,95-TL nakdi, 92.700,00-TL gayrınakdi alacağın tahsili amacıyla takibe girişildiği anlaşılmıştır. Davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalılara bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de; davacı banka gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki 1 gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal etmiştir. Bir başka anlatımla davacı banka tarafından muacceliyet atıfet süresinin sonuna kadar ertelenmiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/04/2019 tarih ve 2017/4707 Esas 2019/2247 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11 HD.'nin 11.02.2025 tarih ve 2024/2446 Esas - 2025/760 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden 05/03/2024 tarihinde icra takibine geçilmesi TMK'nun 2. maddesine aykırıdır. Hal böyle olunca takip tarihi itibariyle davalıların muaccel hale gelmiş istenilebilir bir borçları bulunmadığı, itirazın iptali davasında usulüne uygun takip başlatılmasına ilişkin dava şartının gerçekleşmediği gözetildiğinde; mahkemece, davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptaline ilişkin olup, ilk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda; davacı banka tarafından davalı ve dava dışı kredi lehdarına .....Noterliği'nden gönderilen ......./07/2024 tarihli ....... yevmiye numaralı ihtarname ile; hesabın kat edildiği ve nakdi kredilerden doğan borcun 1 gün içerisinde ödenmesi, garyrınakdi alacağın bir gün içerisinde depo edilmesi gerektiği, aksi taktirde yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir. İhtarnamenin kredi lehdarına 23/07/2024, davalı kefile 25/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği ve tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlayan bir günlük süre dolmaksızın, 23/07/2024 tarihinde davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığı sabittir. Somut olayda, kredi alacağı; kredi lehdarına kullandırılan iskonto kredi ve kredili mevduat hesabı kredisi alacağı ile gayrınakdi çek depo bedeli alacağından oluşmaktadır. İskonto kredisi karşılığında alınan çeklerin vadelerinin henüz dolmadığı, çeklerin takip tarihinden sonra ibraz edilip tahsil edildikleri görülmüştür. Kat tarihi itibariyle ödenmeyen her nakdi kredi alacakları bakımından temerrüt gerçekleşmiş ise de; henüz vadesi gelmemiş kredi kredi alacakları bakımından muacceliyet hesabın kat edilmesi ile gerçekleşmiştir. Diğer ifade ile davacı banka tarafından genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin zamanında ödenmemesi nedeniyle, genel kredi sözleşmesi feshedilerek davalıya kullandırılan tüm kredilerin bakiye alacakları bakımından hesap kesilmiştir. Kat tarihi itibariyle davacı bankanın varlığını iddia ettiği vadesi gelen ve gelmeyen tüm bakiye alacak muaccel olmuştur. Ne varki temerrüdün gerçekleşmesi için, 6098 Sayılı TBK'nun 117/1 fıkrasıda yer alan ve muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüde düşeceğini öngören düzenleme karşısında, kat tarihinde muaccel hale gelen borç bakımından temerrüt henüz gerçekleşmemiştir. Davacı banka tarafından davalı ve kredi lehdarına gönderilen ihtarname bir muacceliyet yahut erteleme ihbarnamesi değil, TBK'nun 117/1 fıkrası ile 6102 Sayılı TTK'nun 18/3 fıkrası kapsamında gönderilmiş bir temerrüt ihtarnamesidir. Temerrüt, ihtarname ile verilen bir günlük süre sonunda ve muaccel borç halen ödenmemişse gerçekleşecek, temerrüdün sonucu olarak davacı banka davalıdan, TBK'nun 120 ve TTK'nun 8, 9 ve 10 maddeleri çerçevesinde, temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edebilecektir. Buna göre; temerrüt ihtarında verilen mehlin dolmasını beklemeksizin takip başlatılmasının sonucu, bu süre dolana dek temerrüt faizi talep edememekten ibaret olup, bu durum muaccel borcu müeccel hale getirmez. Aksi kabul; temerrüt ve muacceliyet kavramları arasındaki farkın ortadan kalkmasına, muaccel bir borcun borçlusuna gönderilen ve mehil içeren, borçluya temerrüdün sonuçları ile karşılaşmaksızın son bir ifa şansı tanınması amacını güden tüm temerrüt ihtarnamelerinin, alacaklının bu yönde açık bir iradesi olmasa dahi, borcun ödenmesinin ertelenmesi, başka değişle yeni bir vade tanınması, muaccel borcun müeccel hale gelmesi sonucu doğurmasına neden olacaktır. Yukarıda açıkladığım gerekçeler ile ihtarname ile verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden icra takibine geçilmesinin TMK'nun ikinci maddesine aykırı olduğuna, takip tarihi itibariyle davalıların muaccel hale gelmiş bir borçları bulunmadığına, itirazın iptali davasında usulüne uygun takip başlatılmasına ilişkin dava şartının gerçekleşmediğine yönelik çoğunluk görüşüne katılmıyor, muhalif kalıyorum.