Hukuk Genel Kurulu 2021/382 E. , 2022/1277 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından te
**Hukuk Genel Kurulu 2021/382 E. , 2022/1277 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 16.03.2011 tarihinde evlendiklerini, çocuğunun doğumunu kayınvalidesinin evinde yapan müvekkilinin doğumdan yirmi gün sonra eşi tarafından istenmeyerek ailesinin evine götürülerek aleyhine boşanma davası açıldığını, boşanma davasının mahkemece reddedilmesi üzerine davalının 25.05.2014 tarihinde amcasının kızı olarak müvekkiline tanıştırdıkları kişi ile imam nikâhı kıyıp stüdyo fotoğrafları çektirerek düğün yaptığını, davalının evlilik birliği içerisinde sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak müvekkilinin psikolojisinin bozulmasına sebep olduğunu ileri sürerek 40.000TL manevi tazminatın 25.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev ve yetki itirazında bulunduklarını, esas yönden ise birlikte yaşadıkları dönemde evlilik birliği yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının ağır kusurlu olduğundan manevi tazminat isteme hakkı bulunmadığını, ayrıca fahiş miktarda tazminat talebinde bulunduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2014/700 E., 2016/359 K. sayılı kararı ile; davada genel mahkemeler görevli olduğundan yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla yürütüldüğü, davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, dosya kapsamı itibariyle davalının davacıyı yeni doğan çocuğu ile bırakarak başka kişi ile gayri resmî birlikte yaşadığının sabit olduğu, aile birliğine zarar verip Türk Medeni Kanunu hükümlerine aykırı davrandığı, davacının da bu durumdan manevi olarak zarar gördüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 19.06.2019 tarihli ve 2017/706 E., 2019/3433 K. sayılı kararı ile; “…Dava konusu olayda davacı, 4721 sayılı TMK’nun 185/3. maddesinde belirtilen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaktan dolayı, davalı eşinden manevi tazminat talep etmektedir. Sadakat yükümlülüğü, evlilikle birlikte eşlerin tabi olması gereken bir yükümlülük olup, TMK’nun ikinci kitabının birinci kısmının üçüncü bölümünde düzenlenmiştir. Somut olayda; davacı, davalı eşinin sadakat yükümlülüğüne uymadığını ileri sürerek manevi tazminat talep etmiştir. Evlilik devam ederken, birlik yükümlülüklerine uyulup uyulmadığını belirleme görevi aile mahkemesine aittir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine ya da re’sen gözetilmesi gerekir. Şu halde; mahkemece davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru olmamış kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle bozma nedenine göre sair yönler incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Direnme Kararı: 9. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi sıfatıyla) 13.02.2020 tarihli ve 2019/712 E., 2020/159 K. sayılı kararı ile; bozma öncesi 24.04.2015 tarihli duruşmada davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verildiği, duruşma tutanağının başlık kısmına "Aile Mahkemesi Sıfatıyla" ibaresinin eklendiği, 04.09.2015 tarihli duruşmada da davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verildiğinin tekrarlandığı, devam eden duruşmalarda tutanaklara Aile Mahkemesi sıfatıyla ibaresi yazılmamış ise de bu durumun daha önce verilen ara kararları ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının evlilik birliği devam ederken eşinin sadakat yükümlülüğüne uymadığını ileri sürerek açtığı manevi tazminat istemli eldeki davaya ilk derece mahkemesince Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla mı yoksa Aile Mahkemesi sıfatıyla mı bakılarak karar verildiği noktasında toplanmaktadır. III. ÖN SORUN 12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; davalının direnme kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında kanun yoluna başvuru sırasında yapılan adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı; burada varılacak sonuca göre temyiz harçları yatırılmamış olduğundan temyiz harç ve giderlerini tamamlattırılmasına yönelik işlem yapılmak üzere dosyanın mahkemesine geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir. IV. GEREKÇE 13. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukukî yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411). 14. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir. 15. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir. 16. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir. 17. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419). 18. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir. 19. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir. 20. Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır. 21. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 434/III. maddesinde temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödeneceği, bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa kararı veren hâkim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması gerektiği, aksi hâlde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirileceği, verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. 22. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının, davalı eşinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek 40.000TL manevi tazminat isteminde bulunduğu, mahkemece manevi yönden zarara uğrayan davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu sabit görülerek davanın kısmen kabulü ile 10.000TL manevi tazminata hükmedildiği, davalının temyizi üzerine mahkeme kararının Özel Dairece bozulduğu, bozma sonrası mahkemece ilk kararda direnildiği, direnme kararının ise davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği anlaşılmaktadır. 23. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinde müvekkilinin emekli maaşı haricinde herhangi bir gelirinin bulunmadığını belirtmesi karşısında UYAP’tan yapılan sorgulama üzerine, davalının uzman çavuş iken emekli olduğu ve Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli aylığı aldığı gibi davanın kısmen kabulü ile 10.000TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasına karar verildiğinden kanun yoluna başvururken yatırması gereken temyiz yoluna başvurma ve temyiz karar harçları ile temyiz gider avansının yüklü bir miktar olmadığı, dolayısıyla davalının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. 24. Hâl böyle olunca, davalı tarafından HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşullar sağlanamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 25. Davalının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davalı tarafından temyiz yoluna başvurma ve temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve temyiz karar harcını ikmâl etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir. V. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin adli yardım talebinin REDDİNE, Temyiz harç ve giderlerinin tamamlatılması için 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK’nın 434/III. maddesi uyarınca işlem yapılmasına, Bu nedenle dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 11.10.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.