7. Hukuk Dairesi 2013/16990 E. , 2013/17723 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalılar ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen şekilde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, yerel mahkeme yönünden de zor…
**7. Hukuk Dairesi 2013/16990 E. , 2013/17723 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalılar ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen şekilde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, yerel mahkeme yönünden de zorunluluk doğar. Bozma dışında kalan yönler ise kesinleşir. Ne var ki, mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiş, taraf delilleri yöntemince toplanıp uygulama yapılmadan karar verilmiştir. Dosya içeriğinden delil olarak, davacı tarafın Şubat 1291 tarih cilt 14. sayfa 141 tarihli tapu kaydına, davalı tarafın ise T.Sani 1303 tarih ve 14 sayılı tapu kaydına ve Zara Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23.03.1965 tarih, 1964/17-1965/40 E.K. sayılı müdahalenin meni dava dosyasına dayandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece tarafların delilleri toplanmadan karar verilmesi yerinde görülmemiştir.. O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların tutunduğu tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğünden; davalı tarafın tutunduğu Zara Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23.03.1965 tarih, 1964/17-1965/40 E.K. sayılı müdahalenin meni dava dosyası mahkemesinden getirtilmeli, bundan sonra tapu kaydına dayanan tarafların kayıt maliki yada malikleri ile akdi, irsi ilişkisi sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki yada maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilmeli, yada bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ibraz ettirilmeli, bu yolla irsi ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdi ilişkiye dayanıldığı takdirde ilgiliden bu konudaki delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı yada bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri ibraz ettirilmeli, kayıtlara dayanan tarafların tapu kayıt maliki yada malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz yada taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usul kanunu hükümleri uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu olduğu anlaşılan 102 ada 126 parsel sayılı taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları ve mahkeme ilamı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kayıtlarından hangi tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı davalının dayandığı mahkeme ilamının dava konusu taşınmazlara ait olup olmadığı, taraflar arasında kesin hüküm veya güçlü delil oluşturup oluşturmadığı duraksamasız saptanmalı, her iki tarafın dayandığı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde doğru temele dayalı önceki tarihli tapu kaydına değer verileceği dikkate alınmalı, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümünün dayanılan kayıtların ve mahkeme ilamının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda dava konusu 102 ada 126 parsel sayılı taşınmaz üzerinde zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın fotoğrafları çektirilmeli, dava konusu 102 ada 126 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın zemin üzerindeki yeri de fen bilirkişisine harita üzerinde işaretlettirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek dava konusu 102 ada 126 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki muhdesatın zemin malikinden başkasına ait olduğu sonucuna varılması halinde 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 19. maddesine göre muhdesatın sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği de düşünülmeli ve sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece dava konusu 102 ada 126 parsel sayılı taşınmaz hakkında böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi 102 ada 2 ve 102 ada 125 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verildiğine göre bu taşınmazlara ait tutanak asılları ve eklerinin tespit gibi tescil işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğü'ne iadesine karar verilmesi gerekirken bu taşınmazlar hakkında tescil hükmü kurulması dahi isabetsiz olup tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacı ... ve davalılar ... ... ve arkadaşlarına iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi