11. Hukuk Dairesi 2023/2394 E. , 2024/5471 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/651 Esas, 2023/212 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2009/426 E., 2019/721 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ba…
**11. Hukuk Dairesi 2023/2394 E. , 2024/5471 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/651 Esas, 2023/212 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2009/426 E., 2019/721 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Çanakkale’de bulunan ... Çiftliği malikinin davalı ... olduğunu, adı geçenin bu çiftliği davalı ... Ticaret A.Ş.’ye organik tarım ve eko-turizm faaliyetlerinde bulunmak üzere kiraladığını, taraflar arasında , kiralanan bu çiftliğin işletme ve elde edilecek ürünlerini pazarlama/satma yetkilerinin müvekkiline devredilmesine dair 15.03.2005 tarihli işletme ve ürün satış sözleşmesinin imzalandığını, ancak sözleşmenin süresinden önce 05.12.2008 tarihli ihtarnameyle davalı şirket tarafından haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle fesih tarihinden sonra bakiye sözleşme süresi üzerinden elde edilmesi planlanan işletme karından ve yoksun kalınan kazançtan ötürü müspet zararlarının oluştuğunu, ayrıca fesih nedeni ile ödemede acze düşülen kredi borçları, SSK borçları vb. masrafları olduğunu, ayrıca kültürel ve tarımsal faaliyetler nedeni ile davalıya ait arazide değer artışı gerçekleştiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla yoksun kalınan kazanç için 5.000,00 TL, fesih sebebiyle maruz kalınan zararlar için 5.000,00 TL, davalılara intikal eden servet değer için 5.000,00 TL, davalıya ait arazi değerlendiği için 5.000,00 TL ile 20.000,00 TL manevi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; sözleşme edimlerinin davacı şirket tarafından yerine getirilmediğini, sözleşmenin hiçbir zaman yürürlüğe girmediğini, davacı şirketin, taahhüt ettiği işletme sermayesini temin etmediğini, işletme sermayesinin ... Bankası A.Ş.'den müvekkili şirket adına temin edilerek şirketin borçlandırıldığını, şirketin kar elde edemediğini, 2006 yılında 559.000,00 TL, 2007 yılında 439.000,00 TL zarar oluştuğunu, 2008 yılı itibariyle de şirket zarar etmiş olup, işçi aylıkları, SSK primleri ve başkaca borçların da ödenemediğini, taşınmaz kirası ödenmediğinden kira sözleşmesinin kiralayan ... tarafından feshedildiğini, davacı şirket yedindeki veya nezdindeki aktifinden ve gelirlerinden herhangi bir para harcanmadığını, davacı şirket yetkililerinin kötü niyetle hareket ederek müvekkili şirketi sürekli, sevk ve teslimini ispat edemedikleri hayali mal ve hizmetlere kestikleri faturalarla borçlandırdıklarını, müvekkili şirketin defter ve kayıtlarına işlenen borç kayıtlarının hayali olduğunu, davacı şirket adına faturaları düzenleyen ve müvekkil şirket adına faturaları alan kişilerin aynı kişiler olduğunu, aksine müvekkili şirketin zarara uğratılmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu sözleşmenin ne tarafı ne de kefili olarak bulunmadığından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, sözleşme taraflarının ... ... Tur.A.Ş. ile ... Peyzaj Planlama Tic. Ltd. Şti. olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi ... ... Tur.A.Ş.’yi temsilen, ...'inin de ... Peyzaj Planlama Tic. Ltd. Şti.'ni temsilen imzaladığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ile davacı arasında 15.03.2005 tarihinde davalı şirketin kiraladığı Çanakkale'de bulunan ... Çiftliğinin işletilmesi ve kârının %50 %50 paylaşılmasına ilişkin sözleşme imzalandığı, sözleşme süresinin 10 yıl olduğu, davalı şirket tarafından 05.12.2008 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, ilk üç yılı hariç olmak üzere sözleşme süresinin kalan kısmı içinde ve herhangi bir zamanda 2 yıl öncesinden yazılı ihbarda bulunularak sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilebileceği, bu maddeye göre sözleşmenin davalı şirket tarafından feshi halinde fesih tarihine ait mali yıl ve devamı 1 mali yıl için öngörülen işletme karı bazında kar paylarının toplam tutarının ve ...'ın fesih tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş ancak ödenmemiş tüm alacaklarının fesih tarihinden itibaren 90 gün içinde davalı şirket tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalı şirket tarafından sözleşmenin 2 yıllık önel verilmeden feshedildiği gözetildiğinde feshin haksız olduğu, ancak bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin iş bu sözleşmenin feshi öncesi dönemlerde kar elde edeceğinin ön görüldüğü halde söz konusu dönem içerisinde herhangi bir karının olmadığı gibi 2009 yılı ve öncesinde 1.720.792,81 TL zararının olduğu, teknik bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamalarda 2009 yılı ve sonrasındaki 7 yıl içerisinde 1.400.028,66 TL gelir elde edileceğinin hesaplandığı, yine aynı hesaplamalara göre sözleşme kapsamında sonraki 2 yılda elde edilebilecek gelirin 328,181,45 TL olduğu, iş bu tutarların davalının önceki dönem zararlarının karşılanmasına yeterli olmayacağının belirlendiği, diğer yandan şirkete yapılan yatırımlardan dolayı hesaplanan değer artışı ile davalının sözleşme kapsamında mali yıl ve sonrasında elde edeceği karların toplamının dahi davalının geçmiş yıl zararlarını karşılamaya yetmediği, davacının sözleşme kapsamında üzerine düşen edimini tam ve gereği gibi yerine getirmediği, davalı şirketi zarara uğrattığı anlaşıldığından tazminat talebinin haksız olduğu, davalı ...'nun davacı tarafından dayanılan sözleşmede taraf sıfatının bulunmadığı, sözleşmenin davalı şirket ile yapıldığı, şirketin kaşesi üzerine şirketi temsilen ... tarafından imza atıldığı, her ne kadar davalı şirket kaşesinin üst kısmında bu davalının adı yazılmış ise de atılan imzanın şirketi temsile yönelik olduğu, sözleşmenin ... tarafından şahsen imzalanmadığı, kaldı ki sözleşmede tarafların davacı ve davalı şirketler olduğunun açıkça yazılmış olduğu, bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Tasfiye halinde şirket yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin 05.12.2008 tarihinde feshedildiğini, bilirkişilerin 2009 yılı zararını da dahil ederek 2009 yılı sonu itibariyle zararlar toplamının 1.720.792,81 TL olduğunu tespit ettiklerini, 2005-2008 dönemi için yapılan zarar hesaplamasının tamamen afaki olduğunu, davalı şirketin hangi gerekçeyle zarar ettiğinin belli olmadığını, kaynağı belli olmayan “diğer borçlar” ya da “banka kredi borçları” vs. gibi başlıklar altında ortaya çıkan zararın kaynağının denetlenebilir olmadığını, ... ... Tur.Tic. A.Ş.'nin zarara uğradığı iddiası ile müvekkil şirket yetkilisi ... ve şirket müdürü Nuren Kam aleyhine tazminat davası açtığını, davalı tarafın haksız, dayanaksız ve en önemlisi zamansız bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini, tam karlılığa geçilecekken o zamana kadar verilen emek ve yatırımın karşılığı alınacakken sözleşmenin haksız bir şekilde feshiyle zarara uğratıldığını, davalı ...'nun işletme sözleşmesinin altına önce kendi adını ve soyadını bunun altına ise ......A.Ş.'nin unvanı/ kaşesini koyarak imzayı hem şahsen kendisini ve hem de ... A.Ş.'yi kavrayacak şekilde attığını, 880.654,53 TL'lik değer artışının da bu davalının şahsi malvarlığında gerçekleştiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf şirketler arasında 15.03.2006 tarihli "İşletme ve Ürün Satış Sözleşmesi" imzalandığı, ... A.Ş.'nin organik tarım ve eko-turizm faaliyetlerinde bulunmak üzere ... Çiftliğini kiraladığı ve şirketin Çanakkale şubesini oluşturduğu, ... A.Ş.'nin kiraladığı çiftliğin işletme ve elde edilecek ürünleri pazarlama/satma yetkilerini davacı ...'a devrettiği, ...'ın ise ... Çiftliği'nin tarımsal ve eko-turizm işletmesini, ürün pazarlama ve satışını üstlenmeyi kabul ettiği, sözleşmenin 2.1 maddesinde ...'ın, tüm varlıkları ile birlikle kiraladığı ... Çiftliği'ni ve elde edilen her türlü ürünü, ... markası ile pazarlanması kaydıyla ...'a devretmeyi kabul ve taahhüt ettiği, davacı şirketin ... Çiftliği'nin TR Organik Tarım Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak tarımsal ve eko-turizm işletmesini ve ürün satışını kabul ederek üstlendiği, sözleşmenin 3.1 maddesinde başlama tarihinin davacının şartlar oluştuğunda işletme faaliyetlerine başlaması için tutulacak tutanak tarihi olduğu ve sözleşme süresinin başlama tarihinden itibaren 10 yıl olduğu, sözleşmenin 5.f maddesinde yatırımların finanse edilmesi görev ve sorumluluğunun davalı şirkette bulunduğu, sözleşmenin 9.a maddesinde işletme sermayesinin davacı şirket tarafından kendi ad ve hesabına temin edileceği, 9.b maddesinde ise işletme sermayesinin kredi olarak temin edileceği, sözleşmenin 11.maddesinde işletme karının yarı yarıya paylaşılacağı, sözleşmenin feshi başlıklı 13.maddesinde ise ilk üç yılı hariç olmak üzere sözleşme süresinin kalan kısmı içinde ve herhangi bir zamanda 2 yıl öncesinden yazılı ihbarda bulunularak sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilebileceğinin düzenlendiği, bu maddeye göre sözleşmenin davalı şirket tarafından feshi halinde fesih tarihine ait mali yıl ve devamı 1 mali yıl için öngörülen işletme karı bazında kar paylarının toplam tutarının ve davacının fesih tarihi itibarıyla tahakkuk etmiş ancak ödenmemiş tüm alacaklarının fesih tarihinden itibaren 90 gün içinde davalı şirket tarafından ödeneceği hususlarının hüküm altına alındığı, davalı şirketin 05.12.2008 tarihli ihtarnameyle davacı şirketin görev ve sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeni ile derhal sözleşmeyi feshettiği, 10.03.2009 tarihli devir teslim tutanağı ile çiftliğin devralındığı, taraflar arasındaki sözleşme davalı ... Tur.A.Ş. ile davacı .....Ltd. Şti. arasında imzalandığı, şirketin kaşesi üzerine şirketi temsilen ... tarafından imza atıldığı, imzanın şirketi temsile yönelik olduğu, davalı ... ... taraf veya garantör olarak yer almadığı, bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, sözleşmenin 13 üncü maddesinde açıkça düzenlenen ilk üç yıla ilişkin fesih yasağına ve 2 yıl süreli fesih öneline uyulmadan yapılan fesih bildiriminin haksız olduğu, davacı yasa gereği müspet ve menfi zararlarını talep etme hakkının kural olarak bulunduğu, sözleşmenin 13.a maddesi gereği sözleşmenin davalı şirket tarafından feshi halinde fesih tarihine ait mali yıl ve devamı 1 mali yıl için öngörülen işletme karı bazında kar paylarının toplam tutarının talep etme hakkı bulunduğu, buna göre işletmenin 2008-2009 mali yıllarına ilişkin işletme karının belirlenmesi gerektiği, davalı şirketin 2005-2009 yılları arasında meydana gelen zararı ve şirket sermayesini kaybetmesi nedeni ile 2009 yılı sonu itibari ile iflas konumuna geldiği, davacı tarafça sözleşme başında fizibilite raporları ile elde etmesi mümkün işletme karı planlanmakta ise de davalı şirket kar etmediği gibi borca batık duruma geldiği, bu nedenle yoksun kalınan kazanç kalemi yönünden talep edilebilecek işletme karının bulunmadığı, menfi zarar kalemleri yönünden ise işletme sermayesinin sözleşmenin 9/a-b maddeleri gereği davacı şirket tarafından kendi ad ve hesabına kredi ile temin edilmesi gerektiği halde dosyaya ibraz edilen ... Bankası A.Ş.'nin kat ihtarnamesi ve çiftlik maliki tarafından çekilen ihtarnamelere göre kredinin davalı şirket tarafından çekildiği, kredi borçları ödenemeyince borcun ... tarafından ödenerek kapatıldığı, davacı tarafın sözleşme uyarınca üstlendiği borcunu yerine getirmediği, davacı tarafça kültürel ve tarımsal çalışmalar sebebi ile arazinin değerlendiği ve davalıya intikal eden varlıkların değerinin artığı iddia edilmekte ise de sözleşme ile devredilen varlıklara ek olarak yapılacak bina, tesis vb. yatırımların davalı şirket tarafından finanse edileceği hükme bağlanmış olup arazinin değerini artıran ve çiftliğin mal varlığını çoğaltan yatırımların davacı şirket tarafından karşılandığı veya finanse edildiğine ilişkin dosyada somut delil bulunmadığı gibi çiftlik maliki ile davacı şirketin doğrudan hiçbir ticari ilişkisinin de bulunmadığı, tüm bu nedenlerle menfi zarara ilişkin tazminatın da istenemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin haksız olarak davalı şirket tarafından feshedildiğinin Mahkemece de kabul edilmesine rağmen tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen edimleri ne şekilde yerine getirmediğinin açıklanmadığını ve delil sunulmadığını, bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını, işbu davanın konusunun davalının uğradığı zarar değil, davacının uğradığı zararların tazmini talebi olduğunu, davalının geçmiş yıl zararları adı altında yapılan hesaplamanın afaki olduğunu, bilirkişilerce davacının 2009 yılına ilişkin zararının hesaplanmasının da yanlış olduğunu, davalı şirketin hangi nedenlerle zarar ettiğinin belli olmadığını, böyle bir zarar varsa bile davacının bundan sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirketin zarara uğradığı iddiasıyla müvekkili şirket yetkilisine karşı açmış olduğu tazminat davasında dahi davalı ... şirketinin uğradığı zararın 159.274,10 TL olarak tespit edildiğini, sözleşmenin 10 yıllık olup ilk 3 yılının yapılanma ve yatırım dönemi olarak kabul edildiğini, yani sözleşme imzalanırken ilk yıllar kar elde edilemeyeceğinin zaten malum olduğunu, davacının tüm emek ve sermayesini bu çiftliğe hasrettiğini, markalaşma sürecinin tamamlandığını, pazarlama ve dağıtım ağının kurulduğunu, arazi üzerine yatırımlar yapıldığını, yani müvekkilince altyapı ve organizasyonun kurulduğunu, tam karlılığa geçecekken sözleşmenin davalı tarafından zamansız ve haksız olarak feshedildiğini ve müvekkilinin elde edilecek kazançtan yoksun bırakıldığını, şirketin zarar ettiği gerekçesiyle davacının talepte bulunamayacağı tespitinin hatalı olduğunu, kalan 7 yıllık sürede ciddi bir işletme karının oluşacağını, yapılan alt ve üst yapı çalışmaları sayesinde arazinin değer kazandığını, davalı ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, zira bu davalının sözleşmeyi hem kendi adına hem de şirket adına imzaladığını, şahsen taraf olmasaydı sadece şirket adı ve unvanı yazılarak imza atılacağını, garantörlük sözleşmesinin şekle bağlı olmadığını, ... çiftliğinin ve arazisinin sahibi ile ... A.Ş.'nin ortağı ve temsilcisinin aynı kişi olduğunu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması halinde davalı ...'nin sorumluluğunun olduğunun görüleceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.