11. Hukuk Dairesi 2023/738 E. , 2024/4033 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1081 Esas, 2022/1115 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/900 E., 2019/793 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi…
**11. Hukuk Dairesi 2023/738 E. , 2024/4033 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1081 Esas, 2022/1115 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/900 E., 2019/793 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı taraf ile müvekkilinin 18.01.2016 tarihinde karşılıklı olarak imzalamış oldukları protokol ile davalının dava dışı ... Mühendislik Hizmetleri Sağlık ve Medikal Tekstil San. Tic. ve Ltd. Şti.'de sahibi olduğu %20 hissesini müvekkiline devretmesi konusunda anlaştığını ve hisseler karşılığında müvekkilinin 45.000,00 USD bedelli senet keşide ederek davalıya verdiğini, söz konusu hisselerin devri yapılmadığı için senedin bedelsiz kaldığını, davalının bu bedelsiz senedi icra takibine koyarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davalının kötü niyetle davacıyı kandırarak müvekkilin bono keşide etmesini sağladığını, 18.02.2016 tarihinde noterde şirket pay devri sözleşmesi yapıldığını, ancak şirket ana sözleşmesi 14 üncü maddesi gereği genel kurul kararı olmaksızın hisse devri sözleşmesi yapılamayacağı için ve alınmış bir genel kurul kararı olmadığı için hisse devri sözleşmesinin geçersiz olduğunu, yasal tescil süresi de dolduğu için artık geçersiz sözleşme ile müvekkilin hisselere sahip olma şansı kalmadığını ileri sürerek müvekkilinin 45.000,00 USD tutarlı bedelsiz senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, davalı tarafın kötü niyetle takip yapmış olduğundan kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile menfi tespit talebine konu bononun davalının şirket hissesini davacıya devri karşılığında düzenlenerek davalıya verildiği hususu davalının isticvapta verdiği beyanı ve 18.01.2016 tarihli protokolle sabit olduğu, davalı her ne kadar Bakırköy 5. Noterliğinin 18.02.2016 tarihli devir sözleşmesi ile şirketteki hissesini davalıya 60.000,00 TL karşılığında devretmişse de, 60.000,00 TL'nin davalı hissesinin nominal değeri olduğundan sözleşmeye bu miktarın geçirildiği, asıl devir bedelinin taraflar arasındaki 18.01.2016 tarihli protokolle belirlenen dava konusu senet olduğu, şirket ana sözleşmesinin 14 üncü maddesi kapsamında ortaklar kurulu kararı olmadıkça pay devri yapılamayacağının kararlaştırılmış olması ve hisse devri işlemine 3 üncü ortağın onay vermemesi nedeniyle İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce devir işleminin yapılmadığı, şirket sicil kayıtlarında davalının hala şirket ortağı olarak geçtiği, sonuç itibariyle devir prosedürünün tamamlanamadığı, bu durumda hisse devri karşılığı davalıya verilen bononun bedelsiz kaldığı, davalı tarafça ileri sürülen dava konusu senedin davacının kendisinden aldığı paralara denk geldiği yönündeki savunmasının da yukarıda belirtilen protokol nazara alındığında ve davalının bu yönde bir delil ibraz etmediği görülmekle yerinde olmadığı, davalının icra takibinde haksız olduğu anlaşılmışsa da takipte kötü niyetli olduğu dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... Medikal ... Şirketinin üç ortağından birisi olduğunu, 18.01.2016 tarihinde protokol imzalandığını, söz konusu protokolde; müvekkiline 45.000,00 USD tutarında senet imzalanarak verildiğini, bunun dışında müvekkilinin şirketin daha önceki alacaklarından hiçbir hak talep etmeyeceğini, karşı tarafın da müvekkili ile ilgili haklarının kalmadığını kabul ettiklerini, protokolde hisse devrine ilişkin açıkça yazılan herhangi bir husus olmadığını, buna rağmen İlk Derece Mahkemesinin hukuka aykırı karar verdiğini, taraflar arasındaki whatsapp yazışmalarının dosyaya ibraz edildiğini ancak İlk Derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi kıymetli evrakın mücerretliği ilkesine aykırı karar verildiğini, zira senet keşide edenin temel borç ilişkisindeki sakatlığı ileri süremeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile limited şirket hisse devri sözleşmelerinde, bedel veya alacak bakımından ayrı bir sözleşmenin yapılabileceği ve bu sözleşmelerin resmi şekilde yapılmış olması şartı aranmadığı, davacı ile davalı arasında imzalanan 18.01.2016 tarihli protokol devir bedelinin miktarının tespitine ve ne şekilde ödeneceğine ilişkin olduğundan geçersiz olmadığı, başka bir ifadeyle, noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesindeki bedelin muvazaalı olduğu, bunun aksinin gerek davacı tarafça sunulan ve davalı tarafından da imzası inkar edilmeyen protokolle ispatlandığı, dolayısıyla limited şirket hisse devir bedeli ve bunun ödeme şekline ilişkin sözleşmenin ayrı olarak, adi yazılı şekilde düzenlenebileceği, devir bedeline ve ödeme şekline ilişkin bu sözleşmenin hisse devir şekli olan noterde imzaların onaylamasının bir geçerlilik şartı olmadığı, taraflar arasında geçen whatsap ve email yoluyla yapılan yazışmalarının içeriği 18.01.2016 tarihli "protokol" isimli belgenin hisse devrinin dışında farklı alacak ve borçluluk ilişkisine istinaden düzenlendiğini ispata yeterli olmadığı, söz konusu protokolde, sözleşmenin karar defterine işlenmesinden itibaren devredenin hiçbir hakkının kalmadığının yazıldığı, bu hususun da protokolün pay devrini sağlamak ve pay devri sonrası şirketten olan alacakların tasfiyesi amacı ile yapıldığının göstergesi olduğu şirket ana sözleşmesinin 14 üncü maddesi kapsamında ortaklar kurulu kararı olmadıkça pay devri yapılamayacağının kararlaştırılmış olması ve hisse devri işlemine 3 üncü ortağın onay vermemesi nedeniyle İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünce devir işleminin yapılmadığı, dolayısı ile takip konusu bono bedelsiz kaldığı davacı tarafından ispatlandığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının bonodan kaynaklanan takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.