11. Hukuk Dairesi 2023/6095 E. , 2024/8841 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1451 Esas, 2023/1217 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/34 E., 2021/107 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar
**11. Hukuk Dairesi 2023/6095 E. , 2024/8841 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1451 Esas, 2023/1217 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/34 E., 2021/107 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından geliştirilen ve 04.05.2010 tarihinde “Hukuk Takip Sistemi" ve ekindeki “Teknik Şartname” ile dava dışı ... bünyesindeki tüm sözleşmeli ve kadrolu avukatlar, genel müdürlük, iş birimleri ve şubeler tarafından kontrollü olarak yönetimini sağlayan bilgisayar yazılımının müvekkili tarafından dava dışı ...'ın kullanımına sunulması amacıyla bir sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 5 yıl süreyle geçerli olacak şekilde imzalandıysa da sözleşmenin tarafı olan dava dışı ...'ın 16.03.2015 tarihinde müvekkiline gönderdiği ihtarnameyle, sözleşmeyi uzatmayacaklarının ve 04.05.2015 tarihi itibariyle sözleşmenin sona ereceğini bildirdiğini, müvekkili ile dava dışı ... arasında yazılıma ait kaynak kodunun sözleşme sona ermesine rağmen müvekkiline teslim edilmemesi ve sözleşmede yazan bedelin de son 6 aylık dönemine denk gelen kısmının ödenmemesi nedeniyle hali hazırda açılan birtakım davaların mevcut olduğunu, müvekkili tarafından dava dışı ... aleyhine açılan İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/42 E. sayılı davasında dava konusu programın müvekkiline iadesine karar verildiğini, müvekkiline gönderilen bir e postayla, müvekkiline ait programın davalı ve ... Bankası tarafından intihal edildiğinin ihbar edilmesi üzerine davalı Şirket'i gözlem altına aldıklarını, kısa bir süre sonra da davalının internet sayfasında çeşitli paylaşımlar yapıldığının görüldüğünü ve bu paylaşımların Gebze 16. Noterliği’nin 05.09.2016 tarih ve 3695 yevmiye numaralı tutanağıyla da kayıt altına aldırıldığını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/165297 soruşturma sayılı soruşturmasının devam ettiğini, davalı tarafın kapatılan İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/110 D.İş sayılı tespit dosyası ile delil tespiti yapılmasını engellediklerini, davacıya ait kaynak kodlarının ve veri tabanının davalı tarafça intihal edilerek "H.A.Y.A.T." adı altında ...'a kullandırıldığını, davacının kaynak kodlarının aynen veya değiştirilerek kopyalanması ile üretilecek yeni bir bilgisayar programının müvekkilinin çoğaltma ve yayma hakkının ihlaline neden olduğunu ileri sürerek 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 66 ncı maddesi uyarınca, davalının tecavüzün meni ve ref'ine, mali hak bedeli olarak anılan Kanun'un 68 inci maddesi kapsamında bilirkişiler tarafından hesaplanacak miktarın 3 katı tutarında olmak üzere, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 5.000,00 TL mali hak bedelinin haksız fiilin gerçekleştiği 30.10.2014 tarihinden başlayarak avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.03.2021 tarihli bedel artırım dilekçesiyle telif tazminatı talebini 9.596.848,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, ayrıca müvekkilinin 2015 yılında Türkiye ... Bankası A.Ş. ile görüşmelere başladığını, 2016 yılında imzalanan sözleşme kapsamında ...'a hizmet verme sürecine girdiğini, ... için müvekkili tarafından hazırlanan programın davacı tarafından hazırlanan programla hiçbir ilgisi bulunmadığını, programın tamamen sıfırdan müvekkili tarafından oluşturulmuş olduğunu, ...'ın davacının hazırladığı programdan memnun olmadığı için müvekkiline başvurduğunu, müvekkilinin kendisinin ...'ın ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda yeniden yazarak program oluşturduğunu, bu anlamda herhangi bir mali ya da manevi hak ihlalinin söz konusu olmadığını, davacının intihal iddiasını destekleyecek nitelikte hiçbir verinin dosyada bulunmadığını, davacının ürününün eser niteliğini haiz olmadığını, bu ürün üzerinde davacının hak sahibi olduğunu ispat edemediğini, zira eser sahibinin gerçek kişiler olabileceğini, davacının tüzel kişi olarak hak sahipliği sıfatını ispat edemediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı yanca zamanaşımı definde bulunulmuş ise de 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesine dayalı olarak açılmış telif tazminatı davalarında, söz konusu madde uyarınca hükmedilebilecek telif ücretinin niteliği itibariyle taraflar arasında mahkeme kararıyla oluşturulan farazi sözleşme ilişkisi kapsamında değerlendirildiğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesi gereğince 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olup dosya içeriği itibari ile ihlal ve dava tarihleri arasında geçen sürenin 10 yılın altında olduğu, ayrıca davaya konu yazılımın halen kullanılmaya devam ettiği iddia edildiğinden zamanaşımı definin reddine karar verildiği, davacı tarafa ait ve ihbar olunan ... tarafından sözleşme kapsamında kullanıldığı tespit edilen "AYS" isimli hukuk takip sistemine ilişkin yazılımın 5846 sayılı Kanun'un 1 inci ve 2 nci maddeleri uyarınca eser mahiyetinde olduğu, davacı tarafın, ihbar olunan Halkban'ın kendileriyle yaptığı sözleşmeyi feshettikten sonra davalı ile yaptığı sözleşme kapsamında kullanmaya başladığı "HAYAT" isimli yazılımın kendilerine ait "AYS" yazılımının kaynak kodlarının intihali suretiyle oluşturulduğunu ve FSEK'ten kaynaklanan haklarına tecavüz edildiğini iddia ettiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 219 uncu maddesi uyarınca, tarafların kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda oldukları, aynı Kanun'un 220 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkemece ibrazı istenen belgenin ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilmesi halinde ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmi bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkemenin bu belgenin ibrazı için kesin süre vereceği, belgeyi ibraz etmesine karar verilen tarafın, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesini hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkar eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkemenin duruma göre belgenin içeriğine göre diğer tarafın beyanını kabul edebileceği, davacı tarafça "AYS" yazılımına ait kaynak kodlarının dosyaya sunulduğu, Kültür Bakanlığı'ndan davacının hak sahibi olduğuna dair kayıtların ve programa ilişkin CD'nin gönderildiği ve dosyaya alındığı, her iki tarafa ait yazılımın karşılaştırılması davanın çözümü için zorunlu olduğundan, davalıya kesin süre verilmesine rağmen davacının delil olarak dayandığı kaynak kodlarını sunmadığı, yazılımı kullanan ... tarafından da kendilerine ait serverler üzerinde bilirkişilerin yeterli incelemeleri yapabilmeleri için güvenlik gerekçesiyle kaynak kodlarının incelenmesine izin verilmediği, ilk incelemeden sonra programda değişiklik yapıldığı tespit edilmiş olduğundan, her iki tarafın kaynak kodlarının tam olarak karşılaştırılamadığı, hukuk takip sistemi "HAYAT" isimli programı Halkank'ın kullanımına sunan davalının kendi geliştirdiği programın kaynak kodlarına sahip olmadığına dair beyanının inandırıcı bulunmadığı, kaynak kodlarının ellerinde olmadığına dair bir delil de sunmadıkları, kaynak kodları tam olarak karşılaştırılamamış olsa da, bilirkişilerin yaptıkları sınırlı incelemeleri sonucunda, yazılımların birbiri ile benzer oldukları, hatta ...'ta kullanılan yazılımda halen "AYS" başlığının dahi mevcut olduğunun tespit edildiği, bu tespitler de dikkate alınarak, 6100 sayılı Kanun'un 220 inci maddesi uyarınca davalının "HAYAT" isimli yazılımının davacıya ait "AYS" isimli yazılımın kaynak kodları intihal edilerek oluşturulduğunun kabul edildiği, davacıya ait "AYS" isimli hukuk takip sistemi programının ... ile yapılan sözleşme uyarınca 5 yıl banka tarafından kullanıldığı, ...'ın sözleşmede yer alan tek taraflı fesih hakkını kullanarak sözleşmeyi feshetmesinden sonra davalı şirket ile sözleşme yaptığı, bu sözleşme örneği dosyaya sunulmadığından sözleşmenin ayrıntılarının tespit edilemediği, davalı ile yapılan sözleşme uyarınca banka tarafından kullanılmaya başlanan "HAYAT" isimli programın davacıya ait "AYS" isimli program ile aynı olduğu, bu nedenle programın davalı tarafça ...'a satılmasının ve ... tarafından kullanılmasının davacının çoğaltma ve yayma haklarını ihlal ettiği, bu nedenle davacının 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca programın rayiç bedelinin üç katının kendisine ödenmesini talep edebileceği, rayiç bedelin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da, kesin olarak bir bedel tespit edilemediğinden, davacı ile ... arasında yapılan sözleşmedeki bedelin dikkate alınması gerektiği, sözleşmede 5 yıllık bedelin 720.000,00 euro olacağı, ayrıca müşteri başına 0,20 euro, aylık 60000 müşteri garantisi verildiği, bu hesaplama ile elde edilen 5 yıllık tutarın da 720.000,00 euro olduğu, her ne kadar sözleşme bakım ve destek hizmetlerini de kapsıyorsa da, bilgisayar mühendisi bilirkişi tarafından yazılımların rayiç bedelinden bu hizmetlerin ayrıştırılmasının mümkün olmadığını beyan ettiğinden 5 yıllık 720.000,00 euronun rayiç bedel olarak kabul edildiği, dava açıldığı tarihte bankanın programda yer alan müşteri sayısı kesin olarak tespit edilmemiş olduğundan, bankanın her ay ödeme yapmayı garanti ettiği 60000 müşteri bulunduğu kabul edildiği ve buna göre hesaplama yapıldığı, davaya konu olan "HAYAT" isimli programın davalı tarafça dava dışı Halkank'a verildiği, tüm haklarının dava dışı ...'a devredildiği, Kültür ve Turizm Bakanlığı kayıtlarında eser sahibinin ... olduğunun tespit edildiği, davacının, dava dışı ... ile yargılama devam ederken İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde devam eden 2016/42 E. sayılı davada 28.03.2018 tarihinde sulh oldukları, sulh sözleşmesinin 3.F maddesi uyarınca davacı şirketin Bankaya karşı bankanın şu an kullandığı (HAYAT yazılım programı) yazılımının izinsiz kopyalandığı, kullanıldığı ve taklit edildiğini ileri sürmeyeceğinin 1.000.000,00 euro bedel karşılığında kabul edilerek, "HAYAT" isimli yazılımın banka tarafından kullanılmasına muvafakat ettiği, bu sulh sözleşmesinden sonra da davacının banka aleyhine açtığı tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasından feragat ettiği, dava dışı ... kendisi için davalı tarafça hazırlanıp teslim edilen dava konusu yazılımı kullanmakla, davacının oluşan zararından 6098 sayılı Kanun'un 162 inci maddesi uyarınca davalı ile birlikte müteselsil olarak sorumlu olduğu, davacının, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebileceği, borçluların sorumluluğunun, borcun tamamı ödeninceye kadar devam edeceği, aynı Kanun'un 166 ncı maddesi uyrınca, borçlulardan birinin, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçlularun da borçtan kurtulmuş olacağı, ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmelerinin, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusu olduğu, her ne kadar sulh sözleşmesinde, sözleşmenin davacının davalı şirkete karşı açtığı veya açacağı davaları etkilemeyeceği kabul edilmişse de, davalının, ...'ın "HAYAT" isimli yazılıma karşılık davacıya yaptığı ödeme kadar borçtan kurtulduğu, davacının davaya konu olan "HAYAT" isimli yazılım programının mali haklarına karşılık müteselsil sorumlu dava dışı ...'tan almış olduğu 1.000.000,00 euro bedelin, davada talep edilen rayiç bedelin üç katından mahsup edilmesi gerektiği, davacı ile ... arasındaki sözleşmesinin fesh edildiği ve davalının davaya konu yazılımının ... tarafından kullanılmaya başlandığı tarih olan 04.05.2015 tarihinden, davacının "HAYAT" isimli yazılımın haklarını ...'a devrettiği 28.03.2018 tarihli sulh sözleşmesine kadar geçen sürenin 2 yıl, 10 ay, 24 gün, yani 34 ay 24 gün olduğu, 34 ay için 60000 müşteri karşılığında ödenecek 0,20 euro bedele göre 408.000,00 euro, 24 gün içinse 9.600,00 euro ödenmesi gerektiği, buna göre toplam rayiç bedelin 417.600,00 euro olduğu, 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca üç katının 1.252.800,00 euro olduğu, bu rayiç bedelden ...'ın ödediği 1.000.000,00 euro mahsup edildiğinde, davacıya ödenmesi gereken bedelin 252.800,00 euro olduğu, dava tarihindeki 1,00 euro karşılığının 3,85 TL olması nedeniyle davacıya rayiç bedelden ödenmeyen kısmın 973.280,00 TL olduğu, taraflar arasında farazi sözleşme ilişkisi kurulmuş olmakla, dava tarihinden önceki kullanımlarıyla ilgili tecavüzün önlenmesine karar verilemeyeceği, "HAYAT" isimli yazılımın halen ...'a ait olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca rayiç bedelinin üç katından ödenmeyen kısım olan 973.280,00 TL'nin 04.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı tecavüzün meni ve refi ile telif tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 219 uncu ve 220 maddeleri. 2. 5846 sayılı Kanun'un 1/B, 2 inci, 22 inci, 23 üncü, 66 ıncı ve 68 inci maddeleri. 3. 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı, 162 inci ve 166 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme Davacı vekili, "AYS" isimli bilgisayar programının müvekkili tarafından oluşturulduğunu, müvekkilinin bu programı 2009 yılında Kültür Bakanlığı nezdinde adına tescil ettirdiğini, akabinde 2010 yılında akdedilen sözleşmeyle programı ihbar olunan Banka'nın kullanımına sunduğunu, ihbar olunan Banka'nın 2015 yılında sözleşmeyi feshettiğini ancak programın kaynak kodlarını müvekkiline iade etmediğini, sonraki süreçte iade etmediği kaynak kodlarını davalıya verdiğini ve davalının da aldığı kaynak kodlarını kullanarak "HAYAT" isimli bilgisayar programını oluşturduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece, Kültür Bakanlığına müzekkere yazılıp 2009 yılında davacı adına tescil edilen bilgisayar programı bir CD içerisinde dosyaya kazandırıldıktan sonra ihbar olunan Banka nezdinde keşif icra edilmiş, keşif esnasında davacı vekili, "AYS" isimli bilgisayar programının kaynak kodlarını içerdiğini beyan ettiği bir hard diski ibraz etmiş, keşfe katılan davalı vekili, bilirkişi heyetinden, keşif esnasında sunulan programla Kültür Bakanlığı nezdinde tescilli olan programla aynı olup olmadığının tespit edilmesini talep etmiştir. Bilirkişi heyeti 20.03.2019 tarihli kök raporda; keşif esnasında sunulan programla, 2009 yılında tescil ettirilen programın benzer olduğunu, her iki program arasında bir takım farklıklar bulunsa da bilgisayar programları günün şartlarına ve ihtiyaçlarına göre sürekli değişip geliştiğinden bu farklıların yazılım geliştirme mantığına uygun olduğunu mütala etmiş, davalı vekili rapora itirazında, davacının iş bu davadan önce ... Bank'a dava açtığını, bu dava kapsamında defalarca kez müvekkiline ait programı inceleme fırsatı bulduğunu, intihal iddiasını haklı çıkarmak için keşif esnasında sunduğu programı müvekkili programına benzeştirecek şekilde değiştirmiş olabileceğini ileri sürmüş, 02.06.2020 tarihli ek raporda, sözü edilen programların benzer olduğu yönündeki görüşte sebat edilmekle birlikte davalının anılan itirazına bu husustaki tereddüdü giderecek ve Yargıtay denetime elverişli bir cevap verilmemiştir. Davacının sözleşme kapsamında teslim edilen kaynak kodlarının iade edilmediği iddiasıyla huzurdaki davadan önce ...'a dava açtığı, davadan önce İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/453 D. İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yaptırdığı, delil tespitine esas olmak üzere "AYS" isimli bilgisayar programının kaynak kodlarını anılan Mahkemeye ibraz ettiği, kaynak kodlarının mahkeme kasasında saklandığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, anılan Mahkemeye müzekkere yazılarak kasada bulunan kaynak kodlarının gönderilmesi istenilmiş, delil tespitini yapan Mahkeme 25.10.2018 tarihli cevabi yazısıyla, kaynak kodlarının İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/87 E. sayılı dosyasına gönderildiğini belirtmiş, İlk Derece Mahkemesince bu aşamadan sonra İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak kaynak kodları dosyaya kazandırılmamış ve intihal iddiası, keşif esnasında sunulan kaynak kodları esas alınarak incelenmiştir. Ancak davalı, yukarıda da ifade edildiği üzere keşif esnasında sunulan kaynak kodlarının, 2009 yılında tescil edilen programla aynı program olmadığını, davacının keşif esnasında sunduğu kaynak kodlarında değişiklik yapmış olabileceğini iddia etmiş olup bu iddianın doğru olup olmadığının tespiti için bahsedilen üç kaynak kodunun ve özelikle delil tespiti dosyasına sunulan kaynak kodlarıyla keşif esnasında sunulan kaynak kodlarının karşılaştırılıp aynı olup olmadıklarının ve keşif esnasında sunulan kaynak kodlarında davalının iddia ettiği şekilde bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespiti gerekmektedir. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, yukarıdaki bentte belirtildiği şekilde inceleme yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) ila (5) numaralı benttlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (6) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.