T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1076 Esas KARAR NO: 2026/312 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2021/755 Esas - 2023/76 Karar TARİHİ: 02/02/2023 DAVA :İtirazın iptali KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosy…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1076 Esas KARAR NO: 2026/312 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2021/755 Esas - 2023/76 Karar TARİHİ: 02/02/2023 DAVA :İtirazın iptali KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine istinaden davalı şirkete... numaralı hesaptan kredi hesabı tesis edildiğini ve kullandırıldığını, diğer davalıların ise bu krediye müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, Beşiktaş... Noterliği'nin 02/02/2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesi ile kredi hesabının 30/01/2015 tarihinde kat edildiğini, asıl borçlu ile kefillere toplam borç miktarı olan 1.230.489,51-TL'nin ödenmesinin ihtar edildiğini, bu borcun 1.193.289,51-TL'sinin krediden kaynaklanan borç olduğunu, ayrıca müvekkili bankaya iade edilmeyen 31 adet çek yaprağı için 1.200,00-TL üzerinden 37.200,00-TL çek bedeli bulunmakta olduğunu, ayrıca 200.000,00-TL teminat mektubunun yine müvekkili bankaca borçlular lehine tazmin olduğunu ve teslim edildiğini, bu teminat mektuplarından kaynaklanan 1.289,85-TL devre komisyonu ve faizi bulunmakta olduğunu, son olarak ... numaralı kredi kartından kaynaklanan borç miktarının 30/01/2015 tarihi itibariyle 54.223,32-TL miktarına ulaştığını, ilgili kat ihtarnamesi ekinde yer alan hesap özetinde tüm borç kalemlerinin gösterildiğini, ayrıca hesap kat ihtarının sonuç kısmından hangi alacak kalemine hangi faiz miktarının uygulanacağının da detaylı olarak yazıldığını, ilgili ihtarnameye borçlular tarafından itiraz edilmediğini ve nitekim borçlular aleyhine önce ihtiyati haciz talep edildiğini, daha sonra da asıl alacak miktarı üzerine ihtiyati haciz masrafları, ihtar masrafı. ... ve faiz eklenerek İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası nezdinde esas takibe girişildiğini, ancak borçlularda takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, tüm bu nedenlerle İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'ne ait ...sayılı icra takibine borçlular tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamını ve davalılar aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen davaya konu kredi hesabının müvekkili şirkete ait olmadığını, sözleşmenin 1. sayfasında müvekkili şirket kaşesi bulunduğunu, son sayfasında ise müvekkili şirketin herhangi bir kaşesinin bulunmadığını, sözleşme tarihinin 18/12/2012 olarak belirtildiğini, bu tarihte müvekkili firmanın kurulmamış olduğunu, bu firmaya ait davacı bankada açılmış hesap olmadığını, kredi sözleşmesi imzalayan kişinin ... olduğunu, ...'in kefil olduğunu, müvekkili şirketin hiç bir şekilde kredi ile ilişkisinin olmadığını, sonradan kredi sözleşmelerine kaşesi vurulmak suretiyle kefil yapılmaya çalışıldığını, müvekkili şirketin kefaletinin geçersiz olduğunu, asıl borçlunun, sebebi ne olursa olsun tüm borçlarına kefaletinin geçersiz olduğunu, davacı bankanın müvekkillerine 30/01/2015 tarihinde hesabın kat edildiğine dair ihtar çektiğini ve müvekkillerinin Beyoğlu ... Noterliği'nin 04/03/2015 tarihli..., ..., ... ve... yevmiye numaralı 4 adet ihtarname ile itiraz ederek taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin geçersiz olduğunu ve borca ferilerine itiraz ettiklerini bildirdiklerini, davacı banka tarafından üzerinde tahrifat ve sonradan eklemeler yapılmış geçersiz kredi sözleşmesi ile usule ve yasaya aykırı müvekkilinin haberi olmadan hesaplar açıldığını, krediler kullandırıldığını ve faiz işletildiğini, 18/12/2012 tarihli 500.000,00-TL ve 700.000,00-TL bedelli 2 adet kredi sözleşmesinden bahsedilmesine rağmen, sadece 700.000,00-TL olanın delil listesinde sunulduğunu ve taraflarına tebliğ edildiğini, davacı ile imzalanan kredi sözleşmelerinden 18/12/2012 tarihinde düzenlenmiş olan 500.00,00-TL olan olduğunu, diğer 700.000,00-TL bedelli olan sözleşmenin geçersiz olduğunu, imzalandığı iddia edilen tarihte müvekkili firmanın kurulmamış olduğunu, kefaletleri olan müvekkili şirket ile müvekkili ...'in kefaletlerinin geçersiz olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 02/02/2023 tarih ve 2021/755 Esas - 2023/76 Karar sayılı kararında;".........Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; davacı banka ile davalılardan ... arasında 18/12/2012 tarihli ve 500.000,00-TL bedelli ve ayrıca aynı tarihli ve 700.000,00-TL bedelli iki ayrı Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalılardan ...'in her iki sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalılardan ... A.Ş.'nin ise bu sözleşmelerdin sadece 18/12/2012 tarihli ve 700.000,00-TL bedelli sözleşmede kaşe ve imzasının bulunduğu, davacı banka tarafından davalılar aleyhine İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların süresinde yaptıkları 17/02/2015 tarihli borca itiraz üzerine icra takibinin durduğu, eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı banka tarafından yukarıda belirtilen her iki sözleşme kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle bankanın takip hakkının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı banka tarafından da kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek Beşiktaş .... Noterliği'nin 02/02/2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilmiş ve ihtarname davalıların tümüne 04/02/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup, verilen bir günlük süre de dikkate alınarak temerrüdün 06/02/2015 tarihinde oluştuğu sonucuna varılmıştır. Yine Genel Kredi Sözleşmesinin 42.maddesinde yer alan düzenleme doğrultusunda ve temerrüt tarihinde banka tarafından ticari kredili mevzuat hesapları için uygulanan kredi faiz oranına 20 puan ilavesi ile bulunacak faiz oranı üzerinden temerrüt faizi uygulanacağına dair hüküm ve buna ilişkin tebliğ uyarınca temerrüt tarihi olan 06/02/2015 tarihindeki akdi faiz oranı %24,24 olup, temerrüt faiz oranının da %44,24 olması gerektiği, kredi kartından kaynaklanan alacaklar bakımından da anılan tarih itibariyle temerrüt faiz oranı %44,24 olup, ayrıca 5464 Sayılı Yasanın 26.maddesi uyarınca belirlenecek faiz oranlarının infazda dikkate alınması gerektiği, davacı bankanın temerrüt faiz oranı taleplerinin de bu tespitlerle uyumlu olduğu görülmüştür. Davalılardan ... A.Ş., müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla takip edilmiş olup, buna karşın yukarıda belirtildiği üzere her iki Genel Kredi Sözleşmesi taraflar arasında (ve uyuşmazlık dışı da olduğu üzere) 18/12/2012 tarihinde imzalanmış bulunmaktadır. Buna karşın İstanbul Ticaret Sicili'nin ... sırasında kayıtlı ... A.Ş.'nin 10/01/2014 tarihinde kurulduğu ve İstanbul .... Noterliği'nin 06/01/2014 tarih ve... yevmiye sayılı esas mukavele ile 10/01/2014 tarihinde tescil edilip 16/01/2014 tarih ve ... sayılı ... Gazetesi'nde ilan edildiği görülmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığı tarihte adı geçen şirket mevcut olmayıp, bu tarihten bir yılı aşkın bir süre sonra kurulmuştur. Keza Genel Kredi Sözleşmesi'nde şirket adına kaşe ve imzaya yer verilmiş olmakla birlikte bu işlemin Sözleşme tarihinde yapılması mümkün olmadığı gibi, müteselsil kefaletin daha sonraki bir tarihte gerçekleştirildiği yönünde Genel Kredi Sözleşmesi'nde bir beyan ve açıklamaya da yer verilmemiştir. Keza bu hususların davalı tarafça ve hesap kat ihtarına karşı keşide ettikleri Beyoğlu ... Noterliği'nin 04/03/2015 tarihli ve ...-...-...ve ... yevmiye sayılı cevabi ihtarnamelerinde de dile getirildiği anlaşılmaktadır. TBK'nın kefalete ilişkin düzenlemeleri dikkate alındığında, Kefalet Sözleşmesinin kurulması ve geçerliliği bakımından öngörülen şartların bir geçerlilik/sıhhat şartı olduğu ve bu hükümlere aykırılık halinde Kefalet Sözleşmesinin de geçersiz olacağı, bu itibarla Sözleşme tarihinde mevcut olmayan bir şirketin kefil olarak kabulü de mümkün değildir. Diğer müteselsil kefil ... bakımından anılan Yasa hükümlerine göre kefaletin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Davacı bankanın ayrıca 31 adet çek yaprağı için 37.200,00 TL bloke edilmesine dair gayri nakdi alacak talebi bakımından yapılan değerlendirmede; çek yaprakları sorumluluk ödemesi bankalara Yasa ile ve ceza mahiyetinde verilmiş bir sorumluluk niteliğinde olup bunların talep edilebilmesi, aynen ...'de olduğu gibi Sözleşmede bu hususun taraflarca açıkça kararlaştırılıp hüküm altına alınmasına bağlı bulunmaktadır. Genel Kredi Sözleşmelerinde çek yaprakları için bankaca yapılacak ödemelere teminat olmak üzere ve talep halinde nakit bloke verileceğine ilişkin taraflarca imzalanmış bir hükme rastlanmadığından bankanın gayrinakdi alacak/depo talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı banka tarafından ayrıca masraf kalemlerine ilişkin de alacak talebinde bulunulmuş olmakla birlikte bu hususta herhangi bir belge ve delil sunulmadığından masraf kalemlerine ilişkin taleplerinin de yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 03/09/2018 tarihli rapor ve 13/10/2022 tarihli ek rapor ile davacı bankanın alacak miktarı tespit edilmiştir. Davalılar tarafından icra takibine borçlu olmadıkları gerekçesi ile itiraz edilmişse de, bilirkişi raporu ile davacı bankanın alacaklı olduğu tespit edilmiş, davalılar tarafından ise bu borcun ödendiği veya başka bir nedenle sona erdiğine ilişkin herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. Dava tarihinden sonra İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Sayılı dosyası kapsamında 28/03/2019 tarihi itibariyle 420.000,00-TL tahsilat sağlanmış olup, yapılan bu tahsilatın infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir. ...Davacı tarafça başlatılan icra takibinin kötü niyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamında delil bulunmaması nedeniyle davalı tarafların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davacı tarafça davalı ... A. Ş. hakkında açılan davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; davalıların İstanbul 21. İcra Müdürlüğü’nün ...sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının nakit kredilerden kaynaklanan; 712.737,56-TL asıl alacak, 7.760,42-TL işlemiş faiz ve 388,02-TL faizin gider vergisi olmak üzere toplam 720.886,00-TL ve kredi kartı niteliğindeki nakit krediler için; 480.551,59-TL asıl alacak, 4.293,31-TL işlemiş faiz, 214,67-TL gider vergisi toplam 485.059,92 TL olmak üzere takibin nakit krediler toplamı 1.193.289,51-TL asıl alacak, 12.053,76-TL işlemiş faiz ve 602,68-TL %5 gider vergisi olmak üzere toplam 1.205.945,92-TL alacak miktarı üzerinden iptaline, 712.737,56-TL nakit kredi asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren %44,24 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi, 480.551,59-TL kredi kartı niteliğindeki nakit kredi asıl alacak miktarına da takip tarihinden itibaren 5464 sayılı Yasanın 26.maddesi uyarınca işletilecek faiz ve faizin %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA(dava tarihinden sonra İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün...Sayılı icra takip dosyası kapsamında 28/03/2019 tarihinde yapılan 420.000,00-TL'lik tahsilatın infaz aşamasında dikkate alınmasına), fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2/1-2004 Sayılı İİK'nun 67/2. maddesi gereğince kabul edilen alacak miktarı üzerinden % 20 oranında belirlenen 241.189,18-TL icra inkâr tazminatının davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Davacı tarafça davalılar ... ve ... hakkında gayrinakdi alacak talebiyle açılan davanın REDDİNE, 4-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ 28/04/2023 TARİHLİ EK KARARI İLE;"Mahkeme tarafından verilen 02/02/2023 tarihli karar, davalılar ..., ..., ... A.Ş Vekili Av. ... tarafından verilen 07/04/2023 tarihli istinaf başvurusu dilekçesi ile istinaf edilmiş ve 2023/96 istinaf no ile kaydı yapılmış ancak istinaf nispi karar harcının maktu olarak yatırıldığı anlaşıldığından, kendisine 20.595,00 TL istinaf nispi peşin karar harcını 1 haftalık kesin süre içersinde yatırması için çıkartılan muhtıra usulüne uygun olarak 19/04/2023 tarihinde e-tebligat ile tebliğ edilmesine rağmen, davalılar vekilinin tamamlaması gereken istinaf nispi karar harcını halen de yatırmadığı.." gerekçesi ile; ''1-Davalılar vekiline 19/04/2023 tarihinde eksik kalan 1/4 istinaf nispi karar harcının ikmali için muhtıra tebliğ edilmesine rağmen süresinde eksik istinaf harcını mahkeme veznesine yatırılmadığından İstinaf Kanun yoluna başvuru talebinden vazgeçmiş sayılmasına,'' karar verilmiş, verilen ek karar davalılar vekiline e-tebligat ile 03/05/2/23 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ek karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve ek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkemece verilen ek karar davalılar vekili tarafından istinaf edilmeyip kesinleştiğinden dairemizce davacı vekilinin istinaf sebepleri incelenmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş.'nin 10.01.2014 tarihinde kurulmuş olduğunun Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları ile sabit olduğunu, dava konusu kredi sözleşmelerinden 18.12.2012 tarih ve 700.000 TL tutarlı olan sözleşmede, davalı ... A.Ş.'nin 700.000 TL tutarla müteselsil kefaleti bulunduğunu, kefalet sözleşmesinde şirket kaşesinin de yer aldığını, anılan kaşede şirketin vergi numarası ve ticaret sicil numarasının yer aldığını, dolayısıyla müteselsil kefil olarak sözleşmenin imzalandığı tarihte şirket kurulduğunu, imzanın bu şekilde atıldığını, muhtemel olan sözleşme düzenlendikten sonra ... A.Ş.'nin daha sonra aynı sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığını, aksinin kabulünün olmayan bir şirketin sözleşmeyi imzalamış olması sonucunu doğuracağını, ancak davalı şirketin kötü niyetle hareket ederek bile bile yapılan maddi hatayı kendi lehine çevirmek istediğini, dolayısıyla maddi hata olduğu açıkça belli olduğu halde mahkemece bu husus göz ardı edilerek ... A.Ş. hakkında davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,Diğer iki davalı hakkında ise davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, nakdi alacağın hesaplanması açısından bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemece hüküm tesis edildiğini, takipte ise gayri nakdi risk tutarı henüz risk aşamasında olduğu halde deposu talep edilmesi gerekirken nakdi alacağın içine yazıldığını, takip talebinde talep edilen alacak ile bilirkişi raporunda tespit edilen alacak tutarındaki farkın buradan kaynaklandığını, kaldı ki gayri nakdi risk tutarı yargılama esnasında nakdi alacağa dönüştüğünü, bu hususun da bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, dolayısıyla kredi borçlusu davalıya kullandırılan çek karnesi nedeniyle teslim edilen çek yapraklarından dolayı müvekkil bankanın ödemekle yükümlü olduğu gayri nakdi risklerin deposunun talep edilmesinin yasal düzenlemeler ve yargı kararları karşısında yerinde olduğunu, bilirkişi tarafından çek yaprakları sorumluluk ödemelerinin bankalara ceza mahiyetinde verilmiş bir sorumluluk olması nedeniyle bunların istenilebilirliğinin sözleşmede açık bir hüküm bulunması halinde mümkün olduğu ve incelenen sözleşme maddesinde böyle bir düzenlemeye rastlanılmadığından takdirin mahkemeye bırakıldığını, mahkeme tarafından da rapor doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, mahkeme kararının bu açıdan kabulünün mümkün olmadığını,Kredi borçlusu davalıya çek karnesi kullandırıldığı ve söz konusu çeklerin 28 adedinin icra takibinden sonra tazmin olmak suretiyle nakde dönüştüğünün tespit edildiğini, dolayısıyla davalıya çek karnesi kullandırıldığının sabit olduğunu, çek karnesi kullandırıldığı, davalı tarafından müvekkili bankaya çeklerin iade edilmediği ve takipten sonra 28 adet çekin yasal yükümlülük tutarının müvekkili banka tarafından ödenmek zorunda kalındığı, dolayısıyla gayri nakdi riskin nakdi alacağa dönüştüğü bilirkişi raporu ile de sabit olması nedeniyle alacağın hesaplanmasında bu tutarların da dikkate alınarak davalı / borçluların itirazının iptaline karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, .... Kaynaklı nakdi ve gayri nakdi alacağın tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Dairemizin 04/.../2021 tarih ve 2019/2319 Esas - 2021/1566 Karar sayılı kaldırma kararı uyarınca davacı vekili 05/01/2022 tarihli dilekçe ile beyanda bulunup dava değerinin icra takibi ile talep edilen miktar olduğunu belirtip eksik harcın yatırıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda; davacı banka ile davalılardan ... arasında 18/12/2012 tarihli 500.000,00 TL. miktarlı ve 18/12/2012 tarihli 700.000,00 TL. miktarlı iki ayrı Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalılardan ...'in her iki ....'ni müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalılardan ... A.Ş.'nin ise sadece 18/12/2012 tarihli 700.000,00 TL bedelli .... müteselsil kefil olarak imzaladığı, sözleşmede davalı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu ve kefalet tarihinin 18/12/2012 olarak yazıldığı görülmektedir.Dosya kapsamında bulunan 18/12/2012 tarihli 700.000,00 TL bedelli ....'ni davalılardan ... A.Ş.'nin müteselsil kefil olarak 18/12/2012 tarihinde imzaladığı görülmüş ise de, ... A.Ş.'nin sicil kaydına göre 10/01/2014 tarihinde kurulduğu ve İstanbul .... Noterliği'nin 06/01/2014 tarih ve... yevmiye sayılı esas mukavele ile 10/01/2014 tarihinde tescil edilip 16/01/2014 tarih ve ... sayılı ... Gazetesi'nde ilan edildiği görülmektedir. Genel Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığı 18/12/2012 tarihin de adı geçen şirket mevcut olmayıp, bu tarihten sonra 10/01/2014 tarihinde kurulduğu, kefaletin şirketin kuruluş tarihinden sonra verildiğine dair davacı tarafça yazılı delil ibraz edilmediği, bu tespitlere göre kefaletin geçersiz olduğu gerekçesiyle mahkemece davalı şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin kefaletin geçerli olduğuna ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı banka tarafından kredi borcunun ödenmemesi üzerine Beşiktaş ... Noterliğinden çektiği 02/02/2015 tarih ve ... yevmiye nolu kat ihtarı ile; '' 30/01/2015 tarihi itibariyle ...'e kullandırılan kredi hesaplarının kat edildiği belirtilerek 1.193.289,51 TL. Nakit alacak ve 37.200,00 TL. Çek yaprakları nedeniyle gayrinakit alacakları bulunduğu belirtilerek tebliğden itibaren 1 gün içerisinde ödenmesi...,'' ihtaren bildirilmiştir.Davacı banka tarafından davalılar aleyhine İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı takip dosyası ile .../02/2015 tarihinde başlatılan Genel Haciz yolu ile ilamsız takipte; 1.230.489,51 TL asıl alacak, 13.882,12 TL işlemiş faiz, 495,00 TL ihtar gideri, 694,... TL %5 BSMV ve 77,40 TL ihtiyati haciz masrafı ile 300,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.245.938,14 TL. Alacak yönünden icra takibi başlatıldığı, davacı tarafın davaya konu icra takibinde ayrıca çek depo talebinde bulunmadığı, kat ihtarında belirtilen 37.200 TL. Çek depo talebini kat ihtarında talep edilen 1.193.289,51 TL. Nakit alacağa ilave edilerek (1.193.289,51 + 37.200 = ) 1.230.489,51 TL. Lik nakit alacak içerisinde talep edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere nakit alacak içerisinde talep edilen 31 adet çekten, detayları raporda verilen toplam 28 adet çek için hamillerinin davacı bankaya müracaat ederek banka sorumluluk tutarlarının ödenmesini talep etmeleri üzerine; karşılarında gösterilen tutarlarda ödeme yapılmış olmakla gayrı nakit alacağın toplam ....600.- TL. lık kısmının takip tarihinden sonra ve dava tarihinden önce nakte dönüştüğü ve bu sebeple de; nakde dönüşmeyen 3 adet çek tutarının 3.600,- TL. Olduğu anlaşılmıştır.İtirazın iptali davası takip hukukuna sıkı sıkıya bağlı olduğu, takip tarihi itibariyle nakdi alacağa dönüşmeyen çek depo talebinin nakit alacak olarak talep edilemeyecektir. Ayrıca davacı bankanın yasa gereği ödemekle yükümlü olduğu her çek yaprağı için miktarın depo edilmesini isteyebilmesi için asıl borçlu ve kefiller yönünden sözleşmede hüküm bulunması gerekir. Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere sözleşme hükümleri tartışılıp, bu konuda açık bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle depo talebinin reddine karar verilmesi yerinde olup bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemeleri de gözetildiğinde; Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında da ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince bankacı bilirkişiden alınan kök ve ek rapor ile mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği tesbit edilmekle, İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkemesince verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.