Hukuk Genel Kurulu 2017/1491 E. , 2018/1438 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.12.2011 tarihli ve 2010/466 E. 2011/418 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.02.2013 tarihli ve 2012/4091 E., 2013/2741 K. sayılı kararı ile, (...Dava basın yoluyla kişilik…
**Hukuk Genel Kurulu 2017/1491 E. , 2018/1438 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.12.2011 tarihli ve 2010/466 E. 2011/418 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.02.2013 tarihli ve 2012/4091 E., 2013/2741 K. sayılı kararı ile, (...Dava basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı 43 yıl TSK'da görev yapmış emekli bir general olduğunu, davalının 21/09/2010 tarihinde Habertürk gazetesinde yayımlanan söyleşisinde kendisi hakkında iftira niteliğinde, gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, söz konusu söyleşide davalının, kendisinin Merhum Cumhurbaşkanı .....'a yapılan suikastın arkasındaki isimlerden biri olduğu ve suikastın soruşturmasını yapan savcıya "konunun üzerine fazla gitme" diyerek soruşturmayı engellediği suçlamasını yönelttiğini ve bu şekilde kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek 50.000 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı yapmış olduğu söyleşide babasından ve.....'ten almış olduğu duyumlarını aktardığını, kendisi ile yapılan söyleşi dışında bu konu ile ilgili birçok haber ve yazı yayınlandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davalının, dava konusu röportajda, davacıyı Cumhurbaşkanı'na yapılan suikastın arkasındaki isim olmakla ve soruşturma yapan savcıyı yönlendirmekle suçladığını, bu şekilde davacının kişilik haklarının tecavüze uğradığını belirterek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalının 20/09/2010 tarihli Habertürk gazetesinde yayımlanan söyleşisinde babası olan Merhum Cumhurbaşkanı .....'ın ölümü ve uğramış olduğu suikast ile ilgili görüşlerini açıkladığı, babasından ve o dönem soruşturmayı yürüttüğünü belirttiği Cumhuriyet Savcısı.....'ten duyduğu bazı hususları ifade ettiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından ise; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan.....'ün suikastten sonra ..... ile ve bu konuyla ilgili birkaç defa davalı ile görüştüğünü, dönemin MGK Genel Sekreteri olan davacının 3 tane adam göndererek bu soruşturmayı bırakması hususunda kendisini tehdit ettiğini ifade ettiği, davalının söyleşisinde.....'ten duyduğunu ifade ettiği hususların..... tarafından doğrulandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda söz konusu söyleşinin hukuka aykırılığından ve davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığından bahsedilemez. Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir...)