T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1120 KARAR NO : 2025/1670 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/03/2022 NUMARASI : 2021/115 E. - 2022/232 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın ka…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1120 KARAR NO : 2025/1670 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/03/2022 NUMARASI : 2021/115 E. - 2022/232 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı borçludan cari bakiye 1.765.702,01 TL ticari alacağı bulunduğunu, davalı borçlunun ödeme yapmaması nedeniyle alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine haksız ve kötüniyetli olarak 05.02.2021 tarihinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, mahkeme tarafından, BA/BS formaları ve tarafları ticari defterleri incelendiğinde takip ve dava konusu alacağın mevcudiyetin anlaşılacağını, takibin haklı olduğunun anlaşılacağını ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı iddialarının hiçbirini kabul etmeyeceklerini, ticari defterler, şirket kayıtları ve BA/BS formları incelendiğinde de herhangi bir borcun olmadığının açıkça görüleceğini, davacının icra inkar talebinin de haksız olduğunu, ticari ilişki bulunduğunu ve bu ticari ilişki sonucu muaccel bir alacağın bulunup bulunmadığının ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu savunarak, davanın reddine ve %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler uyarınca; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı şirketin davalıya verdiği hizmet karşılığında faturaya dayalı cari hesap bakiye alacağının ödenmemesi üzerine davacı şirketin ödenmeyen toplam 1.765.702,01 TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine giriştiği, davalı borçlunun yasal süre içerisinde takibe itiraz ettiği ve davacı vekilinin de yine yasal süresi içerisinde mahkememizde itirazın iptali talepli işbu davayı açtığı, taraflar arasındaki ihtilafın takip konusu cari hesap nedeniyle ötürü davalının davacıya borçlu bulunup bulunmadığına ilişkin olup, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için mahkememizce defter incelemesine karar verildiği, davacı ve davalı tarafın ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunulmak üzere ayrı ayrı ibraz ettikleri, SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan rapora göre, davacı tarafın incelemeye konu 2014 yılına ilişkin kebir ve envanter defteri ile 2015-2021 yılları arasına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ancak 2014 yılı yevmiye defterinin usulüne uygun olarak tutulmadığı, davacı tarafın kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 1.765.702,01 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın kayıtlarına göre ise takip tarihi itibariyle davacıya borcunun bulunmadığı, 31/03/2020 tarihi itibariyle kayıtlarında bulunan 1.765.702,01 TL tutarlı borcun "senet ile ödenen" açıklaması ile kapatıldığı, 2014 yılından 2019 yılına kadar tarafların BA ve BS formlarının birbiriyle tam uyumlu olduğu, davalının ticari defterlerde tespit edilen ödeme ile ilgili herhangi bir belge veya delil ibraz etmediği anlaşılmakla, bu durumda davada ispat yükünün cevap dilekçesinde davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını iddia eden ve ticari defterlerindeki borç kaydını senet ile ödenen ibaresi ile tek taraflı olarak kapatan davalıda olduğu sonucuna varılmış, davalı vekilinin delil listesinde yemin deliline dayandığı anlaşıldığından davalıya yemin delili hatırlatılmış, davalı vekili tarafından yemin metni sunulmuş ve davacı şirket yetkilisi tarafından davalı şirketinin İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu 1.765,702,01 TL tutarında faturalardan kaynaklı borcu bulunduğuna, davacıya bu borcun ödenmediğine ilişkin yemin edilmiştir. Yemin delili 6100 sayılı HMK'nın 225 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür.Hal böyle olunca kesin delil olan yemin dikkate alınarak ve ispat yükünü üzerine alan davalının cari hesap konusu alacağın ödendiğini ispat edememesi sebebiyle, dosya kapsamındaki usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu, tarafların ba/bs formları ve davacı asilin yemini de dikkate alınmakla, davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına dair karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26. maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/1-ç ve 326. maddeleri gözetilerek dava öncesi ödenen arabuluculuk ücreti zorunlu giderlerinin yargılama gideri olarak kabul edilmesi ve davada haksız çıkan taraftan alınarak Hazineye gelir yazılmasına karar verilmesi gerektiğinden, Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk zorunlu yargılama giderinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına ilişkin hüküm kurulması cihetine gidilmiştir." gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından usulüne uygun şekilde tutulmayan davacı taraf kayıtlarının hukuka aykırı olarak davacı lehine delil olarak değerlendirildiğini, hükme esas alınan 01.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda davalı müvekkili şirket tarafından ticari defterler usulüne uygun ve eksiksiz şekilde tutulduğunun ve müvekkil şirkete ait ticari defterlerin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığının tespit edildiğini, davacının ise 2014 yılına ait yevmiye defterinin kapanış tasdiki bulunmadığını, raporda da bu durumun tespit edildiğini, HMK md. 222/4 gereğince açılış veya kapanış onayı gerekli iken bu onayları olmayan ticari defterleirin sahibi aleyhine delil olarak değerlendirileceğinin belirtildiğini, ancak mahkeme tarafından kanuna ve bilirkişi raporunda yer alan bu değerlendirmelere açıkça aykırı şekilde usulüne uygun tutulmayan defter ve kayıtlar davacı lehine değerlendirilerek öncelike borcun varlığı kabul edildiğini, borcun bulunmadığı konusunda ispat yükünün davalı tarafa geçtiğinin belirlendiğini, usulüne uygun tutulmayan kayıtlar esas alınarak öncelike ispat yükünün yer değiştirmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkeme tarafından açıkça usulüne uygun tutulmamış olan kayıtların geçerliliği tartışılmayarak bilirkişi raporunda yer alan tespitler yok sayılmış ve itirazlarının haksız şekilde reddedilmiş olduğunu, ödeme konusunda ispat yükünün davalıya geçtiği konusunda itirazları saklı kalmak üzere üzere raporun 33.sayfasında dahi açıkça belirtildiği üzere usule uygun şekilde müvekkili şirket tarafından tutulan davalı kayıtlarına göre ''davalının davacıya borcunun olmadığı''nın tespit edildiğini, borcun açıkça ödenmiş olduğunun bilirkişi raporu ve ticari kayıtlar ile taraflarınca bu şekilde zaten ispatlandığını, ancak mahkemece borcun ödendiğine ilişkin iddialarının ispatlanamadığı gerekçesi ile haksız olarak davanın kabulüne karar verildiğini, kararın bu nedenle zaten kaldırılması gerektiğini, davalı taraf kayıtlarına incelendiğinde görüldüğü üzere, 31.03.2020 tarihi itibariyle kayıtlarında bulunan 1.765.702,01-TL’lik borcun 28.12.2020 tarihli “senet ile ödenen” açıklamalı 1.765.702,01-TL’lik borç kaydıyla kapatıldığını, bu durumda bir borcun varlığı kabul edilmiş olsa dahi borcun kapatılmış olduğunun davalı yanca ispatlandığını, ayrıca alacağın likit olduğu gerekçesi ile hükmedilen icra inkar tazminatına ilişkin kararın da hukuka aykırı olduğunu, alacağın yargılamayı gerektirdiğini, likit olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya dayalı açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle faturaya dayalı cari alacağı bulunduğunu ancak alacağın ödenmediğini ileri sürmüş; davalı vekili ise ticari ilişkinin ve borcun bulunduğunu ispat yükünün davacıda olduğunu, davalının borcu bulunmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu 20.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 1.765.702,01 TL asıl alacak yönünden 27.01.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, işlemiş faiz talebinin bulunmadığı, takip dayanağı olarak faturalardan kaynaklı cari hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 03.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 05.02.2021 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. HMK'nın 222. maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerektiği, bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesinin ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, faturaya dayalı cari hesap alacağı bulunduğunu iddia eden davacı iddiasını ispatla yükümlüdür. Davacı dava dilekçesinde tarafların ticari defter ve kayıtlarına, BS/BA formlarına, yemin ve diğer delillere dayanmış, davalı da cevap dilekçesinde ticari defterlere, yemin delili ile sair diğer delillere dayanmıştır. Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup alınan bilirkişi raporunda; davacı tarafın incelemeye konu 2014 yılına ilişkin kebir ve envanter defteri ile 2015-2021 yılları arasına ilişkin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ancak 2014 yılı yevmiye defterinin usulüne uygun olarak tutulmadığı, açılış kapanış tasdikinin yapılmadığı, davacı tarafın kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 1.765.702,01 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın kayıtlarına göre ise takip tarihi itibariyle davacıya borcunun bulunmadığı, 31/03/2020 tarihi itibariyle kayıtlarında bulunan 1.765.702,01 TL tutarlı borcun "senet ile ödenen" açıklaması ile kapatıldığı, 2014 yılından 2019 yılına kadar tarafların BA ve BS formlarının birbiriyle tam uyumlu olduğu, davalının ticari defterlerde tespit edilen ödeme ile ilgili herhangi bir belge veya delil ibraz etmediği tespit edilmiştir. Rapordan da anlaşıldığı üzere tarafların ticari defter ve kayıtları ile BA/BS formlarına göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacı defterlerinde davalıdan olan alacağın 1.765.702,01 TL olarak yer almakta olduğu, davalı tarafın defter kayıtlarında 31/03/2020 tarihi itibariyle 1.765.702,01 TL tutarlı borcun "senet ile ödenen" açıklaması ile yer aldığı, bu durumda ispat yükünün söz konusu borcun ödendiği kaydı defterlerinde yer alan davalıya geçtiği ve yaptığı ödemeyi ispat etmekle yükümlü olduğu anlaşılmaktadır. Ancak davalının bu yönde yazılı bir delil ibraz edemediği görülmektedir. Bu nedenle yemin deliline dayanan davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davacı yetkilisi de 09.03.2022 tarihli duruşmada yemini eda etmiştir. Hal böyle olunca defterlerinde dava konusu borcun ödendiği kaydı olan davalının ödemeyi ispat edemediği ve bu haliyle davacının davalıdan alacağı bulunduğunu isaptladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan, alacak faturaya dayalı açık hesap alacağı olduğundan likit olup icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerinde olmuştur. Her ne kadar davacının 2014 yılı yevmiye defterinin onayı bulunmadığından usulüne uygun düzenlenmediği belirtilmiş ise de; takip konusu olan ve davacı defterlerinde kayıtlı olan 1.765.702,01 TL bakiye cari alacak miktarının davalının usulüne uygun ticari defterlerinde borç olarak kaydedilip senetle ödendiği kaydının yer almasına rağmen ödeme belgesi ile bu ödeme ispatlanamamış olduğundan davalı vekilinin davacı taraf defterlerine yönelik ileri sürdüğü istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 90.406,63 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.