11. Hukuk Dairesi 2010/2634 E. , 2012/2099 K. MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/12/2009 tarih ve 2007/130-2009/286 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/02/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu v…
**11. Hukuk Dairesi 2010/2634 E. , 2012/2099 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/12/2009 tarih ve 2007/130-2009/286 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/02/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili , müvekkilinin İtalyan menşeli bir şirket olduğunu “DUPLO” markalı ambalaj üzerinde yeşil yapraklı kabuklu fındık figürünün özel bir kompozisyonla bir araya getirerek yeni ambalaj kompozisyonu yarattığını, anılan şeklin marka olarak tescil ettirmek için 2006/02344 sayılı tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun 556 sayılı KHK’nın 7/1- (a) maddesi gerekçe gösterilerek YİDK’nun 2007-M-2997 sayılı kararıyla reddedildiğini, oysa tescili istenen şeklin son derece özgün ve ayırt ediciliği bulunan bir şekil olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı TPE vekili , tescili istenen şeklin piyasada çok sık rastlanılan bir çikolata veya gofret görüntüsü olduğunu, bu resimde gösterilen fındık şeklinin ayırt ediciliği sağlamaktan yoksun olduğunu, iptali istenen YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin başvuru tarihi olan 27.01.2006 tarihinde geçerli TPE emtia listesine göre; 30. sınıfta yer alan ürünler (pastalar, şekerlemeler, çikolatalar ve çikolata ürünleri ile dondurmalar) yönünden tescili için TPE’ne yaptığı 2006/02344 sayılı başvuruya konu ince bir dikdörtgen prizma şeklindeki bir dilim üzerine yerleştirilmiş üç adet yarım küre biçimindeki parçanın üzerine taban diliminin enine doğru olacak şekilde yan yana düzensiz şeritlerin yer aldığı, üçüncü yarım kürenin yanında bir yaprak üzerine oturtulmuş biri kabuklu biri kabuksuz fındıktan” oluşan “fotoğrafik şekil” unsurundan ibaret olduğu, başvurunun aynı zamanda üç boyutlu marka başvurusu niteliğinde olduğu, tescil olunmak istenen işaret, tescil olunmak istenen ürünlerin somut olarak başka işletmelere ait ürünlerden ayırt edilmesini sağlamayacağı için KHK’nın 7/1 (a) ve 5 m., tanımlayıcı nitelikte olduğu için 7/1 (c) ve ticari hayatta meslek gruplarına mensup herkesin kullanımına açık bir ibare olması nedeniyle 7/1 (d) ve malın özgün yapısından ortaya çıkan şeklini içermesi nedeniyle de 7/1 (e) maddesine aykırılık teşkil edeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tescili istenen şekil markasının 556 sayılı KHK 7/1-a,c,d ve e bentleri uyarınca tescil edilebilir olup olmadığı hususundan kaynaklanmaktadır. 556 Sayılı KHK’nın 5/1. maddesi hükmü uyarınca ''marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir.'' Bir işaretin marka olabilmesini sağlayacak en temel ölçü, tescil edildiği mal ve hizmetler açısından “ayırt ediciliği” sağlamasıdır. Markanın ayırt edici niteliği belirlenirken markayı oluşturan işaretteki baskın nitelikte olan unsurlar gözardı edilmeksizin markanın bir bütün olarak dikkate alınması gereklidir. Bu açıklamalardan sonra dava konusu marka başvurusunu oluşturan işaretteki unsurlardan hiç biri şekil markasının tek başına esas unsuru olarak kullanılmayıp, özgün bir tasarım ve kompozisyonla bir araya getirilerek tescili istenen emtiadan uzaklaşıp ayırtedici niteliği bulunan bir işaret haline getirildiği açıktır. Bu itibarla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.